
Şehirlerle arasında bağ kurabilenlerdenim: Biri yaşam enerjimi yükseltirken, bir diğeri beni romantizmin doruklarına çıkarabilir. Birinde kendimi her anında nefes alıyor, aldığım her nefes için şükrediyor bulurken, diğerinde sükunetin, sakinliğin, yavaşlığın doruklarında dolaştığımı hissederim. Prag’la yıllar içerisinde defalarca gide gele kurduğum bağ sonucunda karar verdim ki bu şehir bana kendimi bir orta çağ masalının içerisinde sıkışmış kalmış bir kadın gibi hissettiriyor! Her gidişim, her sokaklarında gezintim beni hep yeni bir yerlere çıkartıyor şaşkınlık içinde hayran kalıyorum. Hem de sürekli sanki aynı masalsı, tarihi film karesinde dönüp duruyorum gibi hissettiriyor. Öyle ki elinde kılıcı ile bir şövalye şimdi şu kapının ardından çıkıverecek diyerekten hep gözüm kapıların ardında, sokakların ucunda tetikte bekliyor buluyorum kendimi.
Devamını oku →