
Ben hep
“çok seyahat edebileceğim bir işim olsun tanrım, amin” derdim eskiden. Ne zamanki Ayşegül Sultanı gördüm, dedim
“yok kalsın, bu kadarda değil!”
Hayır, seyahat etmeyi sevmediğimden değil. Benim dayanamadığım valiz hazırlamak, valiz boşaltmak, çamaşır yıkamak kısımları. Ne giyeceğim, ne götüreceğim? Otel odaları da birkaç günden sonra bana dar gelir. Dar alanda kısa paslaşmalardan haz etmem hiç zira.
Otelde kalmayacaksam uzun uzun mesela, bir de böyle aman aman bir valiz yoksa yanımda işte o zaman seyahat etmekten haz alıyorum çokça!
2 seyahat önce İstanbul dönüşü Bolu yakınlarında uçan bir leylek gösterdi yanımdaki, dedim harika! Bu yaz böyle oradan oraya gezip duracağım. Yani işte bütün bunlar o leyleğin suçu!
Cuma akşamı Bodrum yolculuğuna başlıyorum. Uzun yıllardan sonra ilk defa dalmak için gidiyorum:) 2 gün dalış, 2 gün yan gelip-yatış! Biraz da ben deniz-kumsal-tekne falan göreyim değil mi ama?
Dönüp birkaç gün işleri toparlıyorum, sonra hoooop yine cuma günü İstanbul.
Hooop cumartesi Bursa.
Hoop pazar İstanbul. E gücüm kalırsa bir hop, Ankara:)
Sonrası mı? Emin olun duymak istemezsiniz! Bu bölümü bir yayınlayayım, diğer bölüm yolda:)

Ofis arkadaşım Canan’ın kız kardeşi Ahu’yu sonunda evlendirdik damadımız Serdar ile. Bana rica etmişlerdi gelinin hazırlık fotoğraflarını çeker misin kuaförde, otelde giyinirken falan diye. Çekim için bir fotoğrafçı ile anlaşılmış, ama sadece 1 saat. Dedim olur. Hem bana da iyi oluyor, bu sayede bir köşede yan yana popolarını büyüten iki objektifim ve Nikon D200 body’ime de biraz hareket gelir.
Çok hoş oldu bence bu defa çekimler. Zira nişan fotoları ışık ayarını yapamadığım için karanlık çıkmıştı çoğu zaman. Neyse yaptım yapmasına da, bu defa da 18-200’lik Nikkor lensimin içinden sesler gelmeye başladığını fark ettim:( Zoom yaparken de zorladı beni, dedim bu iyi değil:( Bir defa daha kendisine servis yolları gözükecek sanırım. Hayır kullanmıyorum, bir köşede çantasında duruyor. Hangi ara içinde parça oynayacak kadar hasar görüyor orası bir muamma!! Çekimlerin çoğu 50 mm’lik f:1.4’lük olan ikinci poposu büyükle yapıldı haliyle.

Hayat güzel hala.
1 haftalık bunalım sonrası kendimdeyim. Yine yapacak tonla şey buluyorum, pek hareket içindeyim maşallah. Ben hiç yaşlanmayacağım sanırım bu şekilde:) Ya da küt diye gideceğim bir yerde!
~ Jean Christophé Grange’nin son romanını aldım. Okumaya başlıyorum.
~ Temmuz dergilerimde enteresan konular var yine. Ben yaklaşık 6-7 aydır düzenli olarak Women’s Health okuyorum. Hatta not aldığım bir ton bilgiyi burada paylaşayım diyorum, unutuyorum. Bir araya sıkıştırmalı bunu da, kendime not!
Diğer bir hareket ise mutfakta meydana geliyor:)
~ 2 defa kek yaptım arka arkaya. Biri Natali’nin Gürcistan dönüşü şerefine benim balkonda bir cumartesi kahvaltısı için pişirdiğim “Romlu-Elmalı Kek” oldu. Dr. Otker’in aromalarından almıştım bir sürü. Dedim rom elmaya yakışır. Yakışmaktan öte bile oldu. Yanına vanilyalı dondurma ile nefis oldu nefis. Hemencecik tükendi.
İkinci kek ise biraz komik bir hikayesi olan “Havuçsuz-Cevizli Kek” idi:) Aslen havuçla yapacaktım, ama malzemelerin tümünü karıştırıp fırına verdikten sonra rendelenmeyi bekleyen havuçlarla göz göze gelince gerçek taş gibi oturu yazdı böğrüme! Olsun varsın dedik, içine şeker yerine harnup pekmezi koyarak kepekli un ile pişirdiğim bu kek Dilara’nın en iyileri arasına girdi bile. Ben zaten şeker kullanmam normalde. Kekler ve misafirler için bulunur evde toz şeker. Şimdi pekmezli tariflerdeydi gözüm uzundur, denedim başarılı buldum. Hatta tavsiye bile ediyorum. Sırada kurabiye var kepekli un ve pekmez kullanarak yapmayı planladığım. Bir de ben Zeytinyağı kullanırım hep evde, o sebeple kekler de bundan nasibini alıyor. Bence de böyle hem sağlıklı, hem besleyici, hem hafif oluyor.
~ Zeytinyağlı barbunya, semizotu bolca pişiriyorum bu ara. Rengarenk sebzelerin hepsi ve tavuk kullanarak yaptığım noodle ise son 2 haftada 3 defa pişti mesela. Özlemişim mutfakta zaman geçirmeyi, çok iyi geldi anlayacağınız “boom” sonrası bu mutfaktaki hareket bana.

Bayağı yazmışım yine bakınca şimdi. Burası uzunca aynı yazıyla göz göze geldiğiniz bir yer olsun inanın hiç istemiyorum. Elimden geldiğince güncellemeye gayret ediyorum. Tek sıkıntım Fotoğrafları ekleyecek, editleyecek zamanı bulamıyorum! Akşam eve gelince de hiç pc başında olmak istemiyorum.
Hepinize harika bir hafta, hafta sonu, Temmuz, tatil, ya da her ne yapacaksanız onda keyifte olmanızı diliyorum:)
*Kızıl-kahve oldum bir de yine ben. Bu ışıldayan rengi çok seviyorum yahu:) Saçlarım mı? Çok uzadılar yine. Ama bu yazı Rapunzel geçireceğim, niyetliyim*
Artık yeter der, yanaklarınızdan öperim:)








