Güzel Şeyler Konulu Yazılar

Ruha İyi Gelir.. (II)

Antalya

~ Sabah kahvaltısını böyle içinden şırıl şırıl akan bir derenin geçtiği parkta yapabilme şansına sahip olmak. Bu derede yüzen kırmızı renkli balıklara bakabilmek, dere kenarındaki çiçekleri koklayabilmek..

~ Yesil kalmis alanlarda vakit gecirebilmek ve bu alanlarin azalmasi yerine artmasi icin caba gosterenler oldugunu bilebilmek.. Biraz daha umutlanmak gelecek guzel gunler adina..

~ Isil isil engin denize seyre dalabilmek; hayal kurabilmek ve tam da yanibasinizdaki sokak kuruyemiscisinden sekerli leblebi almak koca bir paket dolusu, nostalji yapabilmek. Yanina da bir sise buzz bira:)

~ Havalarin guzellesmesi ile birlikte denize acilan teknelerin bolluguna sasirip kalmak ve onlardan birinde olmak bir gun, bir aksamustu gunes batarken..

~ Sabahin kor kokunde sakiyan bir serce ailesine konuk olmak ve onlari fotograflamak.. Tabi sessizce yaklasmamissaniz anca boyle biriyle karsi karsiya kalmak:)) Kim bilir birbirlerine ne diyorlardi diye dusunmek..

~ Sevdiginiz sehrin sokaklarinda dolasmak oylesine ve bir kapi araligindan gorduklerinizi dikizlemek biraz korku ile:)

~ Gordugunuz seylerden hoslanmak ve orada olmayi hayal etmek:) Ya da orada kimlerin olacagini belki de birkac saat sonra:)

~ Gezileriniz sirasinda sizi eslik eden israrli, ufak ve sevimli yaratiklarla kacamak anlar paylasmak, size poz verdikleri zaman -el mahkum- onlari olumsuzlestirmek:)

~ Sokak aralarinda kaybolup boyle ilginc evlere denk gelmek, dami olmayan tepesinde ve kendi evinizi dusundugunuzde sukretmek tanriya..

~ Ama bardagin dolu tarafindan baktiginizda da gulumsemek bu sirinlige.. Ne ikilem ama:))

Velhasil guzel dostlarim guzel seyler de var cevremizde, guzel seyler de olup bitiyor ve guzel insanlar da var aslinda. Sadece birazcik umut, birazcik bireysel gayret ve yasama tutunmusluk, inanc bizi bu guzellikleri hep gormeye ve yarinlarimiz icin devam ettirmeye motive edecek..

Eva Cassidy dinleyin; Everytime we say goodbye.. Yazdiklarimla alakasiz, ama bana cok iyi geldi su an:) (Saat 23:15)

Hep ne diyorum ben: SUPERR  bir hafta sonu gecirin:)))

Ruha Iyi Gelir… (I)

~ Eskilerden kalan kucuk bir parkta yuruyuse cikmak ve o kucucuk parktaki kucucuk yapay havuzda kendine has ve dingin duruslariyla yuzen ordek ailesini izlemek.. Onlara bakakalmak, dalmak gitmek.. Eskiyi hatirlamak, kendi aileni ve dingin hayatini dusunmek; ozlemek belki..

~ Serin ama usutmeyen ruzgarin saclarinizi dagitmasina aldirmadan, ellerinizle saclarinizi duzeltmeden oyle darmadagan kalmasina hayatinizda ilk defa belki de hic mi hic aldirmadan gulumsemek..

~ Yaninizda olan en degerli varliklarinizdan birinin gozunun izine bakarak ona onun sizin icin ne kadar degerli oldugunu soylemek.. O’nun gozlerinin dolu dolu olmasina aldirmadan sikica sarilmak.. Biraz daha doldurmak goz pinarlarini..

~ Aksamustu sahil kenarinda elinizde bir kadeh, bulundugunuz mekanin korkuluklarina dayanmak ve gokten bulutlari yararak altindaki denize suzulmeye calisan isik demetlerine icebilmek.. Ve o anda nefes alabildiginiz icin, hayatinizda size deger veren sizin deger verdiginiz insanlar oldugu icin, hepiniz saglikli oldugunuz, bu guzel isik oyunlarini gorebileceginiz bir cift goze sahip oldugunuz icin sukredebilmek..

~ Ertesi gun uyandiginizda misler gibi kokan manolya ve portakal cicekleri ardindan, gune sahil boyunca denize paralel bir kosu yolunda baslayabilecek oldugunuzu bilmek.. Kulaginizda en sevdiginiz muzik esliginde, ve binlerce guzel dusunce ile zihninizde..

~Ellerinizle balik tuttugunuz mekana boyle yukaridan bakabilmek ve bilmek birkac saat sonra o akvaryumda olacaginizi..

~ Altinizda balik suruleri ile buzz gibi denizle ozlem gidermek, yuzmek, yuzmek, dalmak, oyunlar oynamak cevrenizdekilerle, gecen teknelere el sallamak.. Sonra vucudunuz islakken denizden ciktiginizda uzerinizden sizi yalayip gecen ve tuylerinizi diken diken eden ruzgara karsi havlunuzla savunmak kendinizi..

~ O hep denemek istediginiz, bir turlu firsat bulamadiginiz “sey”i denemek icin sonunda firsat yaratabilmek ve “keske” dememek..

~ Guzel havalara, Orhan Veli’ye ve eski sevgililerinize dair icinizde kalanlari paylasmak yuksek sesle, sadece kendinizle..

……….. Devam edecek…………

Guzel Seyler..

~ Kacisim:))

~ Ailem; Annem, babam ve kardeslerim.. Guzel gelinimiz:)

~ Aile ile yenilen yemekler, anneyle yapilan sabah kahvaltilari, sabah kahveleri..

~ Uzun yuruyusler, huzur..

~ BeGonVillerim:) Benim guzel GONUL ciceklerim..

~ Misler gibi kokan manolyalar, portakal cicekleri ile gune uyanis:)

~Masmavi; cogu zaman kopuren dalgali DENIZ’im:) Engin, alabildigine bana ait..

~ Bombos bir beyin.. Kotuluk, aci, sikinti ve huzursuzluktan uzak mi uzak..

~ Biberli votka, buzlusundan..

~ Sesimizi duyan ve bize 23 Nisan logosu yapan GooGLE:) Inancla, istikrarla, birarada davranisin en guzel sonucu:)

~ Ozlenilmek:)

~ NY’da bir hastanenin cocuk servisinde sana ait bir fotografin hep kalacagini bilmek:)

~ Bir baska fotografinin bir seyahat acentasinin bu yilki katalogunun kapagi oldugunu gormek:)

~ :))))) MUtluYum.. MutLUsun.. MUTLU olun!!

GoogleBizeLogoYapsana!! *UPDATED*

Harika bir fikir, çok sevdim; hatta bayıldım:)) Sevgili Berceste‘nin bloğundan ulaştım.

Projeyi buradan okuyun, buradan da fikir sahibi arkadaşımız ile yapılan bir röportajı okuyun.. Destek verin, verelim. Sesimizi Googla’a duyuralım ve bizim özel günlerimizde de bize logo yapmalarını sağlayalım:)) “Google Google Duy Sesimizi Bu Gelen Biz Genius Türk’lerin Ayak Sesleri:)))”

** Logolar fikir sahibinin bloğundan alınmıştır.**

 

BASARDIKKKKKK:))))))))))

23 Nisan 2007 tarihinde GOOGLE aşağıdaki gibiydi:)

Eski Zamanlar..

Balat

Eskiden…

Semtimizde kurulan pazardan alis-veris yapardik. Hem meyve-sebzeleri taze taze birarada bulabilme, hem pazarlik edebilme, pazarcilarla ahbap olma, hem de daha ucuza alis-veris yapma sansina sahip olurduk cunku.. Biz Bakirkoy’de otururken bir sene pazar bizim sitenin onunde kurulmaya baslamisti.. O gun geldiginde semtimiz sabahtan itibaren aksama kadar civil civil, biraz gurultulu ve kalabalik olurdu.. Sadece 2 defa o semt pazarinda annem alis-veris yaparken, biz de kardesimle beraber ‘cay bardagi’ sattik! Evet evet, pazarda cay bardagi sattik! Babam kucukken koyden kasaba pazarina gidip yumurta sattigi gunleri anlatmisti bize. “Hersey hayatta ayaginiza gelmez, bazen sizin birseyler yapmaniz ve firsati ayagina getirmeniz gerek” demisti.. Sanirim girisimci ve tutugunu koparan cocuklar yetistirmek istemisti:) O firsati sadece 2 pazar boyunca ayagimiza getirmek icin cabalamis ve zorlugundan dolayi da aglamistik aksamlari.. Hem pazarda bardak satmanin umdugumuzdan kolay birsey olmamasindan sebep; hem de utandigimiz icin! Sonra babama “Ben utaniyorum pazarda bardak satmaktan’ demistim. Cunku butun arkadaslarim ve komsularimiz da o pazardan alis-veris yapiyordu! Simdiki aklim olsaydi eger, kesinlikle o bardaklari cok daha farkli sekillerde satmaya calisir, ertesi hafta yanina ilginc birkac urun daha ekler, gerekirse o bardaklarla cambazlik yapmayi denerdim! Utanmistim!!! Ne aptallik, tam da cocuk akli iste. Hayatimdaki ilk ve son utancim o oldu. Ne bir bahar senliginde uzerimdeki beyaz t-shirt’le Idari Bilimler Fakultesinin onundaki pis havuza atildigim zaman, ne ilk defa opustugum zaman, ne kalabalikta ilk defa sarki soyledigim zaman, ne havuzda suya baliklama atladigimda bikinimin ipleri cozuldugunde, ne de sevdigim adama ‘seni seviyorum’ derken utanmadim bir daha… Bir daha hic utanmadim.. Dusunuyorum da, o zaman utanmasaydim simdi cok farkli bir yerde olabilirdim…

Eskiden..

Pazar gunleri annemin grev’de oldugu gunler olarak anilirdi bizde:) O gun yemek yapilmazdi. Pazar gunleri “kisir” gunumuzdu.. Babam ve biz 2 bebe, annemin sadece islatarak katkida bulundugu olayda ince bulguru bilimum yesillikle, salcayla ve nar eksisi ile karistirarak kisir hazirlar; yanina da tuzlu ayran yapardik.. Pazarlari babam evde oldugundan ve genelde biz yaramazlik yaptigimizda buna annemle beraber kendisinin de sahit olabildigi tek gun pazar oldugundan biz bol bol azar isitirdik kendisinden:) Cihan ve ben en cok pazar gunlerini sevmezdik! Yani hem severdik; cunku ailecek birarada olurduk, hem de sevmezdik; cunku papara yerdik:) Sanirim eski zamanlar sebebiyle ben simdi pazar gunlerimi mumkun oldugunca sakin ve sessiz geciriyorum:)

Balat

Eski zamanlar..

Insanlarin daha cok birbirleriyle “komsuculuk” oynadiklari, cocuklarin birbirlerinin oyuncaklarini daha cok paylasabildikleri, sokaklarda daha cok yakan top, lastik, dokuztas oynandigi, futursuzca agac tepelerinde cocuklugun tadina varildigi, sadece radyonun varliginda sebep Cuma aksamlari “Radyo Tiyatrosu”nun heyecanla dinlendigi, sanki insanlarin daha cok gulumsedigi, daha az kizdigi ve mutsuz oldugu zamanlardi. Sanki?

Eski zamanlarin hatirina.. Hadi bakalim, bana bu hafta sonuna girerken eski zamanlardan hatirladiginiz bir seyleri yazin, paylasin.. Buraya birakalim onlari, onlar da bir gun baska birinin “Eski Zamanlar” post’una konu olsun:)

*Cok duygusal gordum kendimi:))*

Superr bir hafta sonu diliyorum..