Güzel Şeyler Konulu Yazılar

…..Mutluluk Bu Mudur?…..

** Gülen gözleri, şen şakrak kahkahaları ile anneşimi, canım babişkomu; aslanlar gibi, yakışıklı mı yakışıklı -yeni damat- 1 numara ufaklığımı, tekne kazıntısı küçük kız kardeşimi ve 2 numara ufaklığımı görmek, onlarla kısa sürede olsa bir arada olmak mıdır?

*** Dedeman Otel’in hemen yanıbaşındaki kayalıklarda, akvaryum görüntüsü ve balık sürüleri içerisinde sabahın köründe denize girmek ve 2,5 saat hiç çıkmamak mıdır?

** Bu zaman zarfında enteresan yöntemlerle hayatının ilk 2 balığını yakalamak, uzun zamandır hiç yemediğin kadar kızarmış balık yemek midir?

*** Hala “Ufaklığım” dediğin canının bir parçasını damat kıyafeti içersinde gördüğünde göz yaşlarına hakim olamamak mıdır?

** Nikah sonrası ufaklığın ve eşinin parlayan gözlerle birbirlerine öylece bakıp, dalıp gittiklerini görmek midir?

*** Nikah öncesi bir şeyler kötü gidecekmiş gibi hissettmenize ve sn.de 1500 defa atan kalp çarpıntınıza rağmen, tamı tamına 18 yıl sonra annişimi ve babaişkomu aynı ortamda birarada görmek midir?

** Yıllardır almak istediğim saate sonunda kavuşabilmek midir? :)) YESSSS!

*** Antalya Yat Limanına inip, tek başınıza buzz bir bira içip sigara tüttrürken, engin maviye dalıp dalıp gitmek ve yaşadığınız o an için Tanrıya şükretmek midir?

** Sizi -bazen gösteremeseler bile- çok seven, takdir eden ve saygı duyan insanların olduğu gerçeği ile karşı karşıya gelmek ve kendinizle -içten içe- gurur duymak mıdır?

*** Ailenizle “bir kuş sütü eksik” kahvaltıları yapıp, annişinizle sımsıkı sarılıp Enrico Macias eşliğinde anılara, o GÜZEL ve HİÇ UNUTULMAYACAK güzel günlere yolculuğa çıkmak ve beraberce kafa çekebilmek midir?

……

Benim için hepsidir.. Hepiniz için daha iyisi olsun. HOŞ GELDİM:)

Bomba Gibiyim..

Her sabah kahvaltısını yukarıdaki şekilde yapsanız.. Hele de bu taze biber, salatalık ve domatesleri tarlasından ellerinizle toplasanız.. Bir de kahvaltı üzeri Ayşegül Sultan’ın ellerinden orta Türk kahvenizi içseniz.. Siz de bomba gibi hissederdiniz eminim:)

Sabahları lacivert-mavi ile buluşsanız.. Dalsanız, dalsanız doyamasanız.. Şımarık çocuklar gibi oyunlar oynasanız.. Komik fotoğraflarla bu anları belgeleseniz..

Akşamları yaş üzüm rakısının dibini görseniz, hem de taze ızgara balıklarınızla.. Güzel ve keyifli sohbetler etseniz arkadaşlarınızla, kahkahalarınızla kaldığınız yeri çın çın çınlatsanız.. Gece terasta mumlar-tütsüler ve en derin Sezen şarkılarıyla mest olsanız.. Siz de bomba gibi hissederdiniz, hiç şüphem yok benim:)

Gömeç-Ayvalık-Cunda-İstanbul. Şeytan Sofrası, Cunda’da Ortunç..

İstanbul’da bir hafta sonu klasiği BüyükAda..

Sanem, Uğur, Arzu, Kaan, Ceyda, Naz, Akın… Eski dostlar, yeni arkadaşlar..

BüyükAda’da midye tava-bira, akşamsa Kuzguncuk’ta İsmet Baba.. Sabahları Fenerbahçe sahili, Romantika ve kahvaltı… Beyaz Fırın, Bostancı Sahili’nde çıplak ayaklarla yürüyüş.. Kalamış Marina’da Divan keyfi.. Bol Miller..

Pazar Moda Teras.. Çok hoş bir düğün: Ece&Bülent. Mutluluklar.. Şarap, hem de en kırmızısından.. Dans, uçuşan eteklerim, siyah ince topuklu ayakkabılarım ve salsa.. Müzik, müzik, müzik..

İşte şimdi Ankara’mdayım.. Ama iyiyim.. Evimi de , kedimi de, sizleri de özledim.. Derslere konsantre, işe konsantre bir Eylül beni bekler.. Hadi şimdilik bu kadar olsun, ben de hikaye çok, anı çok, fotoğraf çok.. Haftayı geçirmeye elimizde malzememiz olsun:))

Hepinizi öperim yanaklarınızdan, süper bir hafta dilerim..

 

Hafta Sonu Hediyem…

Hediyem mi?

Kime mi?

Tabi ki benim gibi güzel ve kaliteli fotoğraflara bayılan tüm JTB okuyucularına.. Bir baktım da uzun zamandır beğendiğim fotoğrafları paylaşmıyorum sizlerle..

Onları daha çok insanın görmesi gerek bence; bir de benim Photoshop kullanmayı acilen öğrenmem lazım:)) Yanaklarınızdan öpüldünüz, keyifli bir hafta sonuna uğurlandınız..

Favori fotoğrafçım DJN’den “Into The Light” ve “Take My Hand”

2006 yılının “Best Western European” Photoblog’u seçilen Deceptive Media‘dan “yeşil

Gosu‘dan “Time Erase”

Philip Anthonie Reyes Cruz (PARC)’dan  “Horizon”

Staring At the Sun (SAS)’dan “Catching the Rain”

Ve yeni keşfim Kiki‘den “Çiğ Damlalı Çiçek”

Bir Dargın Bir Barışık…

Kuzumla benim bu günlerdeki halimiz: Bir dargın bir barışık!

Sabah erkenden çıkıyorum bazen, acelem oluyor mesela.. Cumartesi sabahı olduğu gibi.. Akşam eve bir geliyorum her yer darmadağan.. Sabahtan ilgilenmeyince, akşam “Ben sana gününü gösteririm” misali evde savaşıyor kendi kendine.. Olan bana oluyor tabi.. Şimdiye kadar 1 vazo, 1 bardak ve 1 mumluk feda ettim kendisi ile olan bu soğuk savaşlarımız esnasında..! Bunlar kırılanlar; bir de diğer kategori var ki onları buruşanlar, yırtılanlar, dökülenler ve dağılanlar olarak adlandırabiliriz..

Bu dargınlıkların ardından bir barışma seansı başlıyor: Hanımefendi önce koltuğa yanıma sıçrıyor. Sonra yavaş yavaş kucağıma patilerinden birini uzatıyor. Geriniyor, şımarıyor.. Eğer ben kötü tepki verirsem atlayıp kaçıyor, bir müddet daha uğramıyor yanıma. Ama eğer ben de yelkenleri suya indirmişsem kucağıma zıplayıp yapmadığı şaklabanlıkları yapıyor; patileriyle masaj yapmalar mı dersiniz, çenemi okşamalar mı, yoksa kolumu yalamalar mı:))

Sonra barıştığımıza kanaat getirince kendini en sevdiği yastıkların üzerine atıp, mayışıyorda mayışıyor.. Ama düşünüyorm da iyiki almışım onu.. Ne yaparsa yapsın bayağı alıştım ben ona..  Bu arada bugün kızımın doğum günü. O tam 5 aylık:)) İyi ki doğdun kuzum, iyi ki geldin yanıma…

Şimdi Aldığımız Bir Haberi Bildiriyoruz…

Journey To Blue Cafe Net Programı’nda…!

Programın yapımcısı ve sunucusu Sn. Ayşe Yazıcıoğlu’ndan bir mail aldım.. Programının bu haftaki bölümlerinde benim “Mavi Dünyam”dan da bahsedecekmiş..

Yayın saatleri:

Cuma 22:40 / Cumartesi 09:40 – 20:40 ve Pazar 08:40 – 15:40

Çok mutlu oldum çok. Teşekkürler Ayşe Yazıcıoğlu.. Teşekkürler tebrik maili atan, arayan dostlar..