Güzel Şeyler Konulu Yazılar

I am Relieved, Hem de Ne Relieved:)

Günlerin gerginliğinden sonunda kurtuldum çok şükür!! Saat sabah 09:40’da başlayan sunumum 10:05 itibariyle bitti. Yorumlar ve soru-cevaplar bölümünü de atlatıp toplantı odasından çıktığımız vakit, saatlerimiz 11:00’i gösteriyordu. Ne mi yaptım? Sizce?

Ben elimden geleni yaptım vallaha. (Zaten sunumlarım sırasında oldukça rahatımdır) Benim günlerdir süregelen genel rahatsızlığım, kesinlikle iyi hazırlanamayacağım ve vaktimi iyi kullanamayacağım endişesindendi. Neyseki herşey yolunda gitti. 12 kişilik bir dinleyici grubum vardı: Mary Jane ve Vernon dışında, Hastanelerin büyük patronu ve benim “patronum”, ayrıca 2 danışmanım.. (Preceptor diyorlar onlara) Departmanımda birlikte çalıştığım ve daha önce beraber çalışmış olduğum iş arkadaşlarım.. Her dinleyiciden bir kritik formu doldurmaları istendi. Formlarda presentasyonumun içeriğini, genel organizasyonunu ve benim sunum performansımı değerlendirebilecekleri sorular vardı. Formlardan 10 adeti bana geri döndü. Buradaki sorulardan ve yorumlardan birkaçını paylaşayım sizinle:

“Clearly described position & organization & clearly analyzed peresent role”

-Very clear, excellent!

-Good, well done!

“Clearly demonstrated current sytle, Differentiated between role & function”

-You did this very well!

-Excellent!

-Satisfactory!

“Critically analyzed own strengths & limitations”

-Excellent!

-Very well! Your action plan also will be useful:)

Veee son olarak presentasyonumun sunumunu nasıl yaptığıma ilişkin birkaç yorum:

-Outstanding presentation in English!

-Some grammer mistakes in couple of slides..

-You should be careful about using of “ah” and “you know”..

-Spoke so all could hear you, excellent!

-Used eye contact appropriately, excellent!

-She used eye contact with others, I tried many times but not with me!

…İşte böyle. Bu gece herhalde rahat uyurum! Ama fazla gevşemesem iyi olacak. Bu ay sonunda teslim etmem gereken Financial Management I konulu -zevkli olduğunu tahmin ettiğim!!!- ödevimi sona bırakmayayım.. Mesela ayın 20’si gibi bitsin ki ben bir daha bu karın ağrılarını yaşamayayım. Ayrıca şu her sıkılıp, heyecanlandığımda, ya da üzüldüğümde dudağımda çıkan uçuklardan da nefret geldi, almayayım mümkünse. (Kasım’ın başından beri bu iki etti! İyileşmeleri zaten 15 gün alıyor!!)

Yarın nispeten yoğun bir gün olacak, sanırım akşamına da Isparta-Eğirdir’e yola çıkacağım. Kardeşim nişanlanıyor ertesi gün..Hadi bakalım hayırlısı..

** Sevgili Umut Lale, desteğine teşekkür ederim:)

Hafta Sonu, Gecikmiş Kutlama ve Haberler…

Vallaha bayağıdır uzak kaldım buradan.. Nedeni malum: Bu ay sonunda teslim etmem gereken ödevim!!! Cuma günü izinliydim bu sebepten.. Ne mi yaptım? Büyükçe bir bölümünü hallettim. Bugün de ilgili kişilerle konuştuktan sonra, kalan kısmını da halledip, akşam da oturup yazdım mıydı.. Benden mutlusu olmayacak herhalde.. Şu yumurta kapı meselesini hayatımın bu kadar içinde hissedeceğim böyle bir yıl daha olmayacak herhalde!! Genel olarak randevularıma sadık, zaman konusunda dikkatli biri olmama rağmen; iş bu ödev yazma olayına gelince bana bir haller oluyor. Sanırım 30 yaşından sonra, 7 yıl ara verdikten sonra hem de, full time çalışırken okumaya çalışmak beni böyle yaptı??

Neyse, genel olarak son dakikaya sıkıştırmama rağmen iyi gidiyorum şimdilik:)) Efendim, Cumartesi günü gündüz bir sürü iş hallettim dışarıda. Tunalı’nın gözünü seveyim. Alış-veriş mi yapacaksın, kahve mi içeceksin, pasta mı yaptıracaksın, bakım mı yaptıracaksın, sinemaya mı gideceksin… Hepsini yapabiliyor, herşeyi bulabiliyorsun… Bayağı bir saatimi dışarıda geçirdikten, ama bununla beraber bu güzel havada bir çok işimi de hallettiğimden mutlu ve mesut bir halde eve döndükten sonra da, evde yemek yaptım. Torsten bende kaldığından beri, ki yaklaşık 1 ay olacak, akşamları evde düzenli yemek yiyoruz. Bu sebeple günlük yemek siteleri ile daha bir haşır neşirim… (Öğlen yemeği için tavuklu nohut yemeği ve pirinç pilavı yaptım mesela.. Yanına da salata.. Annemin gözleri yaşarıyordur şimdi:)) Cumartesi akşamı saat 20:30’da ise akşam yemeği muhabbetine giriştik.. Nedeni: Benim ve Umut Lale’nin gecikmiş doğum günleri kutlaması.. Yer: Geçen gün bir dergide görüp gidilecekler listeme aldığım, Ayşegül Sultan’la bir ön değerlendirme yaptıktan sonra bayıldığımız bir mekan olan MİDAS.(Büklüm Sokak’ta Gordion Otel’in alt katında..) Yemekler, bistro’nun ortamı, Midas Öküzgözü Şarabı, sohbetimiz, hediye alıp-verme faslı, Torsten ve Selam arasındaki İngilizce-Türkçe karışık diyaloglar, tercüme geyikleri… Hepsi pek bir keyifliydi. Burada yemeğe katılan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.. Sıkı sıkı sarılıp, beni güldürdüğünüz, güzel dileklerde bulunduğunuz, gözlerimin içine sevgiyle baktığınız için.. Hem de uzunca bir süredir hepinizi bir miktar ihmal etmiş olmama rağmen. İyi ki varsınız.

Midas’tan sonra Dosteli Sokak’ta bulunan Le Chemine’ye geçmek için kalktık saat 23:00 civarlarında. Bu arada poker partisini hoplayıp zıplamaya tercih eden Selam ve Altay gruptan kopuverdiler eve doğru:)) Le Chemine’de de eğlendik bayağı. Müzik yapan grup ve solistleri çok başarılıydı. Burada Umut Lale’nin ekibi ile birleştik.. Sevgili Toprak Sergen’de hafta sonu için Ankara’ya yolu düşünce, beni kırmayarak doğum günü kutlamamıza katıldı geç bir saatte de olsa.. (Kendisi ile arkadaşlığımız 1,5 yıl önce Kaş tatilimz sırasında onun otelini tercih etmemiz ile başlamıştı..) Lale’ye getirilen çikolataları mideye indirip, bayağı bir kurtlarımız döktükten sonra oradan da başka bir mekana geçtik. Sanırım eve döndüğümde Pazar sabahına merhaba diyorduk!!

Pazar günümüzü evde ders çalışarak, film seyrederek, gazete-kitap okuyarak (Az kaldı Şu Çılgın Türkler’i bitirmeme..), Türkçe çalışarak (Torsten bayağı ilerletti…) gayet ev kedisi modunda geçirdik. Akşama yine yemek yaptım:)) Çupra almıştık alış-veriş yaparken. Çupraları sarımsak-tereyağı-tuz-karabiber ve limon suyu karışımı ile ovduktan sonra folyoya sarark fırınlıyorum. Hem lezzetli ve hafif oluyor, hem de daha az kokuyor ortalık. Yanına da birer duble rakı tabi.. Torsten’da merak yaptı, içti bir kadeh. Ama ikinciyi içiremedim:))

Böyle hareketli ve yoğun bir hafta sonunun ardından, aynı şekilde bir haftaya başladığımı söyleyebilirim: Bu hafta İç Denetimlerimiz ve Oryantasyon Eğitimlerimiz var. Bu eğitimlerde “Hasta Güvenliği ve Kalite İyileştirme” anlatacağım.. Denetimleri artık güzelce yürüten bir ekibim olduğu için, bizzat katılmıyorum hepsine. Sadece bana İç Denetçi olarak Tesis Bakımı ve Kalibrasyon denetimlerini vermişler. Gidip onları yapacağım o kadar!

Bir haber geldi Hafta Sonu bana ODTÜ Mezunlar Derneğinden.. Mutfak&Pasta&Kurabiye kursu açılacakmış. Mutfak kursu Hafta Sonları 5’er saat, toplamda 6 gün. Pasta&Kurabiye kursu ise Salı akşamları 19:00-22:30 arası toplam 3 gün. Ücreti mezunlar için 125, misafirler için 150 YTL. İlgilenen mutfak dostlarına duyurulur..

Somethings That I like Nowadays…

Birkaç gün buralarda olmayacağım.. Başımı alıp gidiyorum.. Ben yokken, son zamanlarda severek dinlediğim müzik parçalarını dinleyin, bayıla bayıla defalarca bakmaktan kendimi alamadığım fotoğraflara siz de bakın, okuduğum yazılardan siz de keyif alın diye bunları paylaşmak istedim..

Severek dinlediğim müzik parçalarını genelde Radyo ODTÜ 103.1‘den takip ediyorum. Hem ODTÜ’lü olmamın, hem de ODTÜ Radyo’nun yayın politikasını ve çaldığı parçaları beğenmemin bunda katkısı var tabi:)) Bu aralar Santana feat. Michelle Branch’dan “I’am feeling You”, Cardigans‘dan ” I need some wine and you, you need to be nicer”, Andreas Johnson‘dan “Show me love”, 3 Doors Down feat. Bob Seger‘dan “Landing in London” bıkmadan dinlediklerim…

Gelelim tutkularımdan bir diğeri olan fotoğrafa.. Hemen hemen her gün, iş yerinde olmasa bile akşam eve döndüğümde mutlaka bir süre fotoğraf sitelerini ve fotoğrafçılık tekniklerine ilişkin yazıları, makaleleri takip etmeye vakit ayırıyorum. Son dönemdeki gözdelerim;

John Perkinson’dan…

Masum yüzlü güzel kız çocuğu, siyah-beyaz.

Aynı güzelliğin, sarıp sarmalandığı bu fotoğrafı, siyah-beyaz.

Marck Tucker’dan..

Kedimi kimselere vermem, siyah-beyaz.

Akvaryum, renkli.

Chiaroscuro’dan..

Basamaklar, siyah-beyaz.

Benim de bu yaz içerisinde bir sunum yaptığım Weisman Art Müzesi, renkli.

Mark My Shots’dan..

Sonbahar ve ağaçlar, renkli. (Photoshop’da oynanmış)

Irmak, renkli.  (Photoshop’da oynanmış)

Never Happen’dan..

Byron Bay Sunset, renkli.

Fountain Go Slow, renkli.

Ve okuduğum makalelerden bazıları: “How To Photograph Autumn Color”

“Moda Fotoğrafçılığı Heyecan Verici”

Uzun Antalya Günlerinin Ardından..

Evime ulaştım Pazar günü nihayet.! Her seferinde “Evim evim güzel evim” şeklinde kapıdan içeri girince yerleri öpesim geliyor!Benim için oldukça yoğun ve koşuşturmalı geçen bir bayram oldu bu bayram. Neler mi yaptım?

*Kardeşime kız istemek için gittiğimiz Eğirdir Gölü’nün ve çevresinin muhteşem manzarasına bayıldım, ama ne yazık ki makinamı yanıma almayı unuttuğum için bu güzel görüntüleri sizinle paylaşamadım:((

*Babam ve kız kardeşimle daha çok vakit geçirdim. İnsanın abla olmasının ne güzel bir duygu olduğunu yeniden keşfettim. (İnanamıyorum, küçük kız kardeşim tam 15 yaşında!!)

*Kız kardeşimle tam bir abla ve kardeşin yapacağı şeyleri yaptık, alış-veriş yaptık, kucağımda uyuttum onu..

*Erkek kardeşim Tunacan’ın boyumu geçtiğini görüp gözlerime inanamadım! Hatta büyük olan’ın boyuna gelmesine 1-2 santimetre kalmış!!

*Hava tüm Antalya’da olduğum süre zarfında oldukça güzeldi, bir tek gün dışında. Bol bol Antalya’nın havasını kokladım, denize daldım daldım gittim..

*Güzeller güzeli annemle vakit geçirdim bolca. Onu mutlu ve heyecanlı görmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu bir kez daha hatırladım.

*Güzel balıklar, lezzetli tatlılar yedim; buna rağmen 3 kilogram verdim!

*İsveçli arkadaşım Torsten geldi 1 Kasım’da. Onunla vakit geçirdim, Antalya Kaleiçi, Konyaaltı, Düden Şelalesi, Aspendos Tiyatrosu gibi mekanları gezdik beraber..

*Büyük erkek kardeşim Cihan’a kız istedik, neyseki çok uğraştırmadan verdiler. Tüm gün heyecanlı, eli ayağı buz kesen kardeşim akşam eve dönerken hala “Aldık mı şimdi kızı? Evlenecek miyim ben yani” dedi durdu:))

*Yaklaşık 10 yıldan sonra babaennemi, amcamı ve en sevdiğim halamı gördüm ziyarete gittiğimizde babamın köyüne.. Zaman ne kadar acımasız, insanlar ne kadar yaşlanmış geldi bana..

*Antalya’dan mutlu döndüğüm ender zamanlardan biriydi bu Pazar günü.. Allah bozmasın!

Güzel Şeyler mi?

Vallaha 2 gündür sayfama girebilmek pek mümkün değildi. Typepad güncelleniyormuş.. Bu sebeple hafta başından beridir biriken “güzel şeyler”imi ancak bugün paylaşabiliyorum. Aslında birkaç gündür nükseden şiddetli baş ağrılarım ve sinüzitim ile mücadele içindeyim, ama bu arada da hayattan yakaladığım ufak tefek şeyler olmuyor değil:))

Güzel Şeyler 1: Geçen ay sonu gönderdiğim ödevimden A- almışım.. Bu, sonucu belli olan ilk notum. Hem de Mary Jane‘in dersinden. Gramerime biraz daha özen göstermem gerekiyormuş, ama overall’da çok başarılı diye yazmış:))

Güzel Şeyler 2: Dün akşam Ayşegül Sultan ile iftar yemeğine gittik Gar Lokantası‘na. Burası Ankara, Filistin Caddesinde bulunan ve bayağı eski bir mekan. Canım ev yemekleri istiyordu. İyi ki de gitmişiz. Çok keyifli bir sohbet ve eşliğinde güzel bir yemek yedim..

Güzel Şeyler 3: Duygu’cum telefon açıp doğum günü kutlaması için, hediyem için (Duygu süslüdür bizim:)) Takı takmayı sever diye ona incili-gümüşlü  zarif bir kolye almıştım.) ve bu günü Journey To Blue’ya taşıdığım için teşekkür etti. Yalnız, en kısa zamanda fotoğrafları da istedi!

Güzel Şeyler 4: Evren’le buluşup geçtiğimiz günlerde önce bir yemek yedik, sonra da Armada’da bulunan Remzi Kitabevi ve Uzelli Müzik Market’i ziyaret ettik. Güzel tarafı, Evren ile yaklaşık 4-5 aydır görüşememiştik; zira kendisi İstanbul’da bir iş teklifi almış ve apar topar oraya göç etmişti. Yine apar topar şekilde geçtiğimiz ay Ankara’ya geri dönmüş!! (Çünkü buradan daha sıkı bir teklif almış:)) Nişanlanmış!! Çok şaşırdım, hikayesini dinledim.. Özlemişim arkadaşımı, iyi ki geldi!

Güzel Şeyler 5: Evren gelince hayatım aktif hale ister istemez geçiveriyor.. (Daha aktif hale yani:)) Yarın squash oynamak üzere sözleştik. Uzun zamandır düzenli spor olayını rafa kaldırdığımdan dolayı bu squash işi bir “kickoff” olacak diye umuyor ve mutlu oluyorum..

Güzel Şeyler 6: Arkadaşlarımı iftar yemeğine davet ettim Cumartesi günü için.. Bu sebeple dün, yaklaşık yarım saatimi internette bir menü oluşturmak için harcadım. Yemek yapmaya hevesli olduğumdan, ama tek başıma yemek yemek çok da keyif vermediğinden bu işi hep ertelememden dolayı kalabalık bir gruba menülü-konseptli bir yemek olayına giriyor olmam beni çok heyecanlandırıyor.

Güzel Şeyler 7: Bayram tatili için yerimi ayırttım annemi, kardeşimi ve babamı görmeye Antalya’ya gideceğim. Çok özledimmmm. Bir de hayırlı bir olay için aile meclisini toparlamam gerekiyor.. (Kendim için değil:)) Bu gidişle benim ufaklık-ki bu kardeşim Cihan oluyor- benden önce yuva kuracak:))