Güzel Şeyler Konulu Yazılar

3 Günlük Prag Seyahatim..

Yukarıdaki başlık, Kahve Molası Dergisi’nde, 3. sayıda çıkan gezi yazımın başlığı oluyor. Dün, rahatsızlığım sebebiyle ofise gelememiştim; ama dergim gelmiş.! Bugün sabah sabah masamın üzerinde görünce çok heyecanlandım, hemen çevirdim sayfaları ve bayıldım:)) İnsanın eserini eline alması ne güzel tanrım!

Aslen Kasım ayında yazılmış bir yazı, yani sonbaharın en soğuk ayının sonunda. Ben bu yazının Kahve Molası’nın online dergisinde yayınlanmasını umarak yollamıştım o dönemde. Derginin editörü sayın Cem BATUR, basılı bir dergi için hazırlandıklarını, bu detaylı gezi yazısının da arzu edersem geç bir tarihte de olsa, basılan dergide yayınlanmasının hoş olacağını söyledi. Ben de balıklama daldım tabi böyle bir habere. İyi ki de dalmışım. Bekledim bir miktar, ama değdi.

bu linkten sipariş vererek dergiyi edinmeniz gerekiyor.

Bu ilk gezi yazım yayınlanan, ama sonuncusu değil kesinlikle bunu biliyorum:))

Teras Party

Ve Hafta Sonunun Ardından ofislerimize dönmüş bulunmaktayız.

Güzel ve keyifli bir hafta sonu geçirdik bizim ekip ile beraber. Hemen hemen aklımdaki her şeyi gerçekleştirebildim. Yalnız, hava muhalefet etti bir miktar; üzdü bizi. C.tesi akşamı Lostar’ın teras partisinden sonra hepimiz şiş boğazlarımız ve kalınlaşan sesimiz, akan burunlarımız ile karşıladık Pazar gününü.. Halbuki o kadar da giyinmiştik üst üste..!

C.tesi akşamüstü saatlerinde bir oturduk mangal başına, pasta kesilene kadar da kalkmadık.. (ki bu da saat 22:00 civarlarına denk geliyor.) Özellikle bendeniz, mangal başında konuçlanmış olduğumdan etlerdi, butlardı, közlenmiş patlıcan-sarımsaktı derken rahat birkaç kilo almış olarak döndüm eve:))

Oldukça uzun zamandır yapmıyorduk, çok iyi geldi. Sevgili Lostar’ın böyle bir terasa sahip olduğunu bizden neden sakladığı anlaşıldı: Bundan sonra hafta sonları adres belli oldu!

Baş Ağrısı İle Geçen Bir Hafta Sonunun Ardından..

Yaz mevsiminin ilk ayı ve 6. gününden “günaydın”.. Hava güzel, güneş pırıl pırıl tepemizde.. Masada beni bekleyen sıkı bir iş listesi.. Şiş bir boğaz.. (Ne yazık ki boğazımın neden şiş olduğu ve beni rahatsız ettiğini biliyor ve bundan kurtulmam gerekliliğinin sinyallerini bu son 1-2 aydır şiddetle hissetmeme rağmen bir şekilde kaçıyordum.. Artık yeter sanırım: Bu sigara içme işine bir son vermeliyim.!)

Güzel bir hafta sonu geçirdim, ama dünkü aktivitelerimiz sırasında biraz rüzgar yedim herhalde. Bundan sebep, akşamüstü saatlerinde başlayan şiddetli baş ağrılarım beni geceyarısına kadar terketmemekte direndiler.. Aldığım ilacın etkisini göstermesi ise biraz uzun sürdü. Halen bir miktar sersemlik var üstümde!

Dün, Gölbaşı mevkiinde yer alan “Bizim Çatı” adlı bir yerdeydik.. Hoş, yeşil bir mekan, göle sıfır:) Bir arkadaşımızın doğum günü kutlaması için yaklaşık 15 kişi oradaydık saat 15:00’den itibaren. Upuzun bir masa, üzerine sırasıyla gelen salatalar, sigara börekleri, patatesler.. Ve de gelmekte geciken etlerimiz, etlerden 1 saat önce gelen mangallarımız! Ortam yemyeşil, ama bir miktar(!) polenli olduğu için ve de aramızda polen alerjisi olanlar bulunduğundan dolayı önce biraz stresli olsakta, sonra karnımız doymaya başlayınca sakinleştik toptan:) Yemek üstüne Tim’le beraber biraz basketbol oynama girişiminde bulunduk. Herhalde basketbol topunu elime almayalı birkaç yıl olmuştur. (Ortaokul ve lisede voleybol takımındaydım; ama basketbolu da çok severdim) Yıllar sonra tekrar topu elimize alınca kendimizi kaptırdık biraz; az kalsın eriyip gidecektik! (Azıcık terledik de! Çok az! Baş ağrımda bununda etkisi var, biliyorum..)

Havalar ısınmaya başlayınca hep beraber en severek yaptığımız şey piknik, mangal; olmaktan en hoşlandığımız yerler ise Göl kenarı (Ah İstanbul, ah Antalya…) ve yeşil alanlar oluyor. Salkım söğütlerin altı olması şartıyla ama:)

Hafta sonu vaziyetleri böyle olunca, aldığım filmlerde elimde kalıyor tabi ki.. Sadece cuma gecesi, aldıklarımız arasından “Bad Boys II”yi seyrettik ve ben bu filme 10 üzerinden 8 verdim.. Bunun çoğu da güzel ve özenli çekilmiş bol aksiyon sahneleri içindi.!

*Tüm fotoğraflar, dünkü organizasyona aittir.! Grubun fotoğrafçılığı görevini dün başkalarına devrettim, bu sebeple beni sevdiğim insanlarla beraberken göreceksiniz.

Cüneyt, doğum günün tekrar kutlu olsun!

Music Madness..

Today, I went my music store to buy some CD’s.. It’s been a long time not to go there and I had a long list.

I bought 7 new CD and 5 of them I already wanted to have: Seal, Maroon 5 (Songs About Jane), Joss Stone (Mind, Body&Soul), West Life (Allow Us To Be Frank) and Jay Jay Johanson (Prologue:Best of the Early Years 1996-2004)

Others were discovered by me with accidentially:

Renee Olstead; I love jazz performances very much. When I think of the jazz vocals, I tend to think of Diana Krall, Norah Jones  from present and Billie Holiday, Ella Fitzgerald from the past. If you listen to Renee Olstead’s album, you can not believe your ears.. Besides she is just 16,  I think she will be my favourite female voice in jazz. I loved it..

Jane Monheit(Come Dream With Me): She is also very young, at the age of 23. She is also has a beautiful voice. I listened only 3 songs, but I loved it, too.

Sunday night when I was at my friend’s place, I listened incrediable 2 -new to me-performance from his archive. I asked today my music store these two, but unfortunaltely he couldn’t have.

Then, I attached them to my wish list..! Well, now maybe you think that I ‘am trying to point out something:))But, no…! I’am not that kind of shameless person…

I would like to share their names with u in case just keep it in your mind.  I bet you’ll enjoy Lagrimas Negras by Bebo Valdés and Barouge Favourites by Jacques Loussier Trio as I do.

The Sweetest Things..

Yesterday morning I was at the park.. I was walking to be aware of everything around me: Trees with new green clothes, flowers with different and beatutiful colours, little creatures on leaves and soil and the branches started to sprout out…

While I was walking, I wondered that if anybody at the park interested with the enviroment or looked at the nature like me!

Sometimes we miss something small or big, important or not.. It’s enough to stop just a minute and look at and think about your surrondings. People you loved, things that you enjoyed to do, your favourite songs, favourite places to be in..

Maybe we have to think and live like no tomorrow.

Maybe we have to steal just 10 minutes from the daytime. It looks nothing if we think the whole day.! If you do that you can not believe what its effect of your life afterwards.