Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Yine Yolculuk..!

Yine Antalya… Ama bu defa gitme sebebim iş.! Antalya’da -artık bizim iş toplantılarımızın gelenekselleşen otelinde- 2,5 günlük bir programımız var.  Pazar akşam saatlerinde evimde olacağım inşallah.

Yol uzun, bu defa otobüs ile gidiyoruz ekipçe. Bu sebeple Aralık 8 tarihinde burada, Amerika’dan (Minnesota Üniversitesi’nden) gelecek olan Vernon ve Mary Jane‘a yapmam gereken “Regional Presentation”a hazırlanmam için bayağı bir vaktim olacak. Yolda çalışmayı seviyorum. Yapacağım sunumun konusu “The Role of the Executive”. Hastanedeki sorumluluk alanlarım, görevim, benim kendimi ve beraber çalıştığım kişilerin beni yöneticiliğim konusunda nasıl gördüklerini, bunların kıyaslamasını ve ileride yapmak istediklerimle olmak istediğim yer hakkında 20 dakikalık bir sunum olacak bu. İçerik olarak herşey kafamda hazır. Zaten görev tanımlarımız, sorumluluk alanlarımız falan belli bir şekilde çalışıyoruz burada. (Bundan 4 yıl önce bunların hiç biri yoktu. Hastanelerimizde başlattığımız “Sürekli Kurumsal Gelişim Projesi” ile beraber tüm görev tanımlarımız yazılı ve belirgin hale getirildi.) Beraber çalıştığım kişilerin beni nasıl değerlendirdiklerine ilişkin olarak da, geçtiğimiz ay gönderdiğim ödevimin içerisinde bir takım tekniklerden ve testlerden faydalanarak hazırlamış olduğum bir değerlendirme vardı. Ondan alıntılar kullanmayı düşünüyorum. Güzel bir sunum olması benim için çok önemli, zira Genel Direktörümüz, Koordinatörüm ve bir çok çalışma arkadaşım da dinleyici olarak bu sunumda bulunacaklar.

İşte böyle.. Ben yarın yola çıkıyorum. Güzel bir hafta sonu  geçirin. Ankara’lılar için Jazz Festivali’ni takip etmelerini önerebilirim. Bir de sevdiğiniz insanların yakınlarında olmaya gayret edin. Sarılın, öpün, arayın onları.. Yarın Sevgili çalışma arkadaşım Kemal’in doğum günü. Yolda beraber olacağız, ama şimdiden “Mutlu Yıllar Kemal” diyorum buradan kendisine..

10 Kasım 2005

10 Kasım 1938’den bu tarafa tam 67 yıl geçti. Türkiye’nin kurucusu Ulu Önder ATATÜRK’ü 67 yıl önce bugün kaybettik. Bize, o çok güvendiği Türk Gençliğine kazandırdıklarını unutmadan yaşamayı başarabildik mi acaba? Çocuklarımıza, bilmeyen herkese, hatta aynı ülke sınırları içerisinde yaşadığımız ama halen bir çok şeyin farkında olmadan yaşamına devam edenlere anlattık mı, paylaştık mı? Neleri mi?

Onun Siyasal Devrimleri‘ni: Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922), Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923), Halifeliğin Kaldırılması

Toplumsal Devrimleri‘ni: Kadın-Erkek Eşitliği, Şapka ve Kıyafet Devrimi (25 Kasım 1925), Tekke Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925), Soyadı Kanunu (24 Kasım 1934), Uluslararası Ölçülerin Kabulü

Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimleri‘ni: Öğretimin Birleştirilmesi, Yeni Türk Harflerinin Kabulü (9 Ağustos 1928), Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması, Üniversite Öğreniminin Düzenlenmesi, Güzel Sanatlarda Yenilikler (Konservatuarların, Devlet Resim ve Heykel Müzesinin Kurulması)

Ekonomik Devrimleri’ni:Aşarın Kaldırılması, Çiftçinin Özendirilmesi, Örnek Çiftliklerin Kurulması, Sanayi Teşvik Kanunu, 1. ve 2. Kalkınma Planları

Hukuk Devrimleri‘ni: Medeni Kanunun Kabulü

Başka mı? Onun İlkelerini: Devrimcilik, Cumhuriyetçilik, Laiklik, Halkçılık,Devletçilik ve Milliyetçilik.

… Nedendir bilinmez ama, Cumhuriyeti kurup emanet ettiği o gençlerin arasından 66 yılda onun yarısı kadar bile biri çıkmadı.. Sanırım geleceği değil, bugünü kurtarmaya çalıştığımız için.. Bunun için kendi adıma üzgünüm!

Rastgele 20 Şey

Sevgili Zeynep beni de sonunda ebelemiş hayatımdaki rastgele 20 şey hakkında bir şeyler yazmam için.. Hiç düşünmeden sıralıyorum:

1- Sabahları güne genel olarak gülen bir yüz, ama darmadağın saçlarla başlarım.

2- 31 yıllık hayatım boyunca değer verdiğim tüm dostlarımı, adlarını, gözlerinin rengini, bana en çok hatırlattıkları şeyleri, nerede nasıl tanıştığımızı çok iyi hatırlarım.

3- Jean pantolon ve beyaz t-shirt hayatımın vazgeçilmezleri arasındadır. (Antalya valizime 3 jean,6 beyaz t-shirt koymuşum mesela..)

4- En çok spor ayakkabı ve altı kalın lastikli bot tarzı şeyler giyerim. Yazın ise parmak arası terliklerim vazgeçilmezlerimdir.

5- Anahtarlık ve magnet koleksiyonu yapıyorum. Gittiğim her yerden ikisini de mutlaka alır, gidemediğim yerler için de sevgili arkadaşlarımdan yardım isterim.

6- Hayal kurmayı çok severim. Bazen kendimi konsantre olmuş halde bulduğumda ise hemen pc başına geçip onları ölümsüzleştirirm. Bir gün kitap yazmak en vazgeçilmez arzum.

7- Ailemi -herşeye rağmen- çok, ama çok seviyorum.

8- Gözüm karadır. Bir tek yurt dışında yaşama konusunda hayatımda olmadığım kadar kararsız ve basiretsiz bir durumda olduğumu hissediyorum.

9- Müzik benim vazgeçilmezimdir. Özellikle Jazz albümleri, Sting ve Fransızca albümlermin delisiyim.

10- Hayatıma giren insanlardan bir şekilde kopmayı hiç, ama hiç istemem. Hepsinin bana kattığı güzel şeyler oldu. Bu sebeple birlikteliklerim sonlandığında onlarla dostça görüşemeyecek olduğumu bilmek beni en çok üzen şeylerin başında gelir.

11- Arkadaşlarıma aldığım hediyelerin paketlerini kendim yaparım. Bunun için boncuklar, renkli tüller ve rengarenk bantlarım var:))

12- Kitaplarıma çok düşkünüm. Eskisi kadar okuyamamak beni biraz üzse de, genelde kitaplarımı yatmadan önce ve hafta sonları okurum.

13- Fotoğrafçılık konusu ile ciddi olarak ilgilenmek istiyorum. Bir sergi açmak ve çektiğim fotoğraflarımla insanlara bir şeyler düşündürmek istiyorum. Şu anda sadece manzara fotoğrafları çekiyorum, ama yine de makinam benim için vazgeçilmezlerimden.

14- Hafta sonları, sadece Pazar günleri eve kilo (!) ile gazete alır, tümünü okumadan başka bir şey yapmam. Bu sebeple, özellikle kışın tüm Pazarlarımı evimde koltuğumla bütünleşmiş olarak geçiririm.

15- Acıma duygum çok gelişkin değildir. Daha çok kızmayı beceririm.

16- Genç ölmekten hep korkmuşumdur. Bu kadar yapmak istediğim şey varken… Bu sebeple beni en çok genç insanların ve çocukların ölüm haberleri üzer.

17- Hayatım boyunca anneaneme, eski sevgilime (2 numara) ve iş yerimdeki büyük patronuma çok şey borçlu olacağım..

18- 2003 yılından beridir her gün “Bugün pozitif olacağım, çabuk sinirlenmeyeceğim, insanları kırmayacağım, sabırlı olacağım, ne olursa olsun önce düşünüp; sonra uygulayacağım” diyerek güne başlıyorum. Zararını görmedim, faydası mı? ÇOOKKKK.

19- Gözlerimin kenarlarında oluşan kırışıklıklarımı çok seviyorum. Gülümsemekten dolayı olanları yani.. Bana ne kadar mutlu olduğumu hatırlatıyorlar. Beyaz saçlarımı hiç sevmiyorum. Bana ne kadar sıkıntı çektiğimi hatırlatıyorlar..

20- El yazımı benden başka kimse okuyamaz, ama ben çok beğenirim.

İşte.. Bunlar rastgele 20 şey hayatımdaki. Yazmam tam olarak 18 dakika aldı!!! Ben kimi ebelesem? Hadi bakalım Bezen ve Duygu. Klavyenin başına:))

Uzun Antalya Günlerinin Ardından..

Evime ulaştım Pazar günü nihayet.! Her seferinde “Evim evim güzel evim” şeklinde kapıdan içeri girince yerleri öpesim geliyor!Benim için oldukça yoğun ve koşuşturmalı geçen bir bayram oldu bu bayram. Neler mi yaptım?

*Kardeşime kız istemek için gittiğimiz Eğirdir Gölü’nün ve çevresinin muhteşem manzarasına bayıldım, ama ne yazık ki makinamı yanıma almayı unuttuğum için bu güzel görüntüleri sizinle paylaşamadım:((

*Babam ve kız kardeşimle daha çok vakit geçirdim. İnsanın abla olmasının ne güzel bir duygu olduğunu yeniden keşfettim. (İnanamıyorum, küçük kız kardeşim tam 15 yaşında!!)

*Kız kardeşimle tam bir abla ve kardeşin yapacağı şeyleri yaptık, alış-veriş yaptık, kucağımda uyuttum onu..

*Erkek kardeşim Tunacan’ın boyumu geçtiğini görüp gözlerime inanamadım! Hatta büyük olan’ın boyuna gelmesine 1-2 santimetre kalmış!!

*Hava tüm Antalya’da olduğum süre zarfında oldukça güzeldi, bir tek gün dışında. Bol bol Antalya’nın havasını kokladım, denize daldım daldım gittim..

*Güzeller güzeli annemle vakit geçirdim bolca. Onu mutlu ve heyecanlı görmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu bir kez daha hatırladım.

*Güzel balıklar, lezzetli tatlılar yedim; buna rağmen 3 kilogram verdim!

*İsveçli arkadaşım Torsten geldi 1 Kasım’da. Onunla vakit geçirdim, Antalya Kaleiçi, Konyaaltı, Düden Şelalesi, Aspendos Tiyatrosu gibi mekanları gezdik beraber..

*Büyük erkek kardeşim Cihan’a kız istedik, neyseki çok uğraştırmadan verdiler. Tüm gün heyecanlı, eli ayağı buz kesen kardeşim akşam eve dönerken hala “Aldık mı şimdi kızı? Evlenecek miyim ben yani” dedi durdu:))

*Yaklaşık 10 yıldan sonra babaennemi, amcamı ve en sevdiğim halamı gördüm ziyarete gittiğimizde babamın köyüne.. Zaman ne kadar acımasız, insanlar ne kadar yaşlanmış geldi bana..

*Antalya’dan mutlu döndüğüm ender zamanlardan biriydi bu Pazar günü.. Allah bozmasın!

Antalya..

İşte buradayım.. Antalya’da..

Annem ve kardeşlerimleyim 2 gündür. Bugün akşam üstü babamı da gördüm, tam oldu. Yarın da bir arkadaşım gelecek yurt dışından. Bugün onun kalması için bir yer aradık annemle. Ne yazık ki bizim ev biraz ufak misafir ağırlamak için. Dolayısıyla uygun fiyatlı, temiz bir yerler ararken bulduk neyseki. Tam da Kaleiçi’nde, Antalya’nın benim en sevdiğim yerinde.! Eski Antalya evlerinin bir çoğu restore edilerek pansiyon, otel veya restorant olarak hizmet vermekte şu anda. Antalya’nın gece en güzel manzarasını görebileceğiniz Karaalioğlu Parkı’nın balkonları da yine Kaleiçi’ne bir adım mesafede..

Hava, tahminimden soğuk ama genel olarak fena sayılmaz. Henüz bir fırtına ya da sağnak yağmurla karşılaşmış değilim. Bayram sonuna kadar da böyle olacakmış. Aman soğumasın.. Sabah koşarken bir miktar rüzgar yedim, hapşurup duruyorum. Hasta olmaya hiç niyetim yok gider ayak..