Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Güzel Bir Söz..

“Yesterday is a history, Tomorrow is a mystery, Today is a gift. That’s why we call it present“…

Kime ait olduğunu bilmiyorum, ama dün akşam bir yerde tesadüfen rastladım ve bilmeyen varsa paylaşmak istedim..

Bugün Cuma. Haftanın en sevilen günü:)) Hafta sonu için güzel şeyler yapılacak yine… Belki bunaltıcı sıcaklara rağmen güneşlenilecek, sonra havuzda serinlenilecek.. Belki sinemaya gidilecek, ya da pikniğe.. Brunch için arkadaşlarla buluşulacak, belki de Adalar’a bir vapur gezisi yapılacak.. (İstanbul’da olsam kaçırmazdım!) Ya bir arkadaşımızın doğum günü partisine, ya da bir yemeğe gidilecek.. Belki evde pijama partisi düzenlenecek. Ne yapılırsa yapılsın, hafta sonunuz güzel ve keyifli geçsin!

** Sevgili Zeynep.. Beni “ebelediğinde”, haklısın ben uzaklardaydım.. Hafta sonu, yukarıdakilerden birini ya da birkaçını yapmaya başlamadan önce mutlaka Cook-Next-Door ile ilgili yazıya cevap vereceğim:)) Bu arada Şeftali-Ye etkinliğine de tarifimi hazırladım, çok heyecanlıyım:))

İd.i.o.syn.cra.sy

…which means “a structural or behavioral characteristic peculiar to an individual or group” Türkçe meali; başkalarına tuhaf gelebilecek, ama sizin tarafınızdan benimsenmiş davranış özellikleriniz. Dün Stef‘in sayfasını okurken gördüm.. Bir arkadaşı onu “ebelemiş” bunun için.. O da başka arkadaşlarını “ebelemiş” kendisininkilerini yazdıktan sonra.. Okuyunca şöyle bir düşündüm benim var mıdır acaba diye… Sanırım birkaç tane var:))

1. Kitap satın almadan önce, mutlaka kapak sayfasını okurum.. Ama daha sonra rastgele çevirdiğim bir sayfayı sonuna kadar okur ve okuduklarımın o anki  hissettirdiklerine göre kitabı alırım..

2. Tatlı sosları çok severim. Et ve tavukla yemeğe bayılırım.

3. Hapşırığımı tutarım. Her ne kadar bunun sağlığıma oldukça zararlı olduğu söylense de, bu alışkanlığımdan bir türlü vaz geçemedim.!

4. Banyodayken şarkı söylemem:)) Ama İngilizce diyaloglar yaratarak kendi kendime konuşurum!

5. Takıntı yaptığım müzik CD’lerimi yerinden hiç çıkarmadan 1 ay dinleyebilirim.

6. Çok sevsem bile bir filmi 2. defa seyretmem! (Fight Clup ve Pretty Woman bu kategorinin dışındalar:))

7. Tanıştığım insanların burcunu sorma alışkanlığım var. Eve gider gitmez burçları hakkındaki karakter özelliklerini okurum. (%85 tutar!)

…..

Sanırtım ilk aklıma gelenler bunlardı! Eminin bu sayıyı arttırabilirim biraz daha düşünsem:)) Sizin var mı acaba id.i.o.syn.cra.sy’leriniz?? Bir düşünün bakalım.. Ben de bu konuda zeynep‘i sobeleyeceğim, ama zaten yoruma birşeyler yazar diye düşünüyorum:))) Bir de severek takip ettiğim blogların başında gelen Portakal Ağacı‘ndan Hatice var!

Güzel Bir Gün…

Sabahları uyanmakta, geceleri ise zamanında yatakta olmakta zorlanıyorum… Bu süreç biraz daha uzamaz inşallah, zira gün yetmiyor!

İşimin başındayım. Özlemişim çalışmayı. Çok yoğun olmamakla beraber yapacak bir şey her zaman vardır bildiğiniz üzere:) Yazın gelmesiyle beraber işlerim biraz durgunlaşır, ama aynı zamanda etrafta katılacak etkinlik sayısı da artar. Zaten özlemişim arkadaşlarımla olmayı, bildiğim yerlerde bir şeyler yapmayı.. Etkinlikler sayfalarına bir göz atayım dedim ne var ne yok diye.. Neler yok ki? Ama tabi İstanbul’da yaşamadığımız için çok severek takip ettiğimiz bazı etkinliklere katılmamız zor olacak gibi gözüküyor..

Mesela benim için önemli bir spor aktivitesi olan Formula 1 yarışları bu yıl ilk defa Türkiye’de de gerçekleşecek! (19-21 Ağustos tarihleri arasında) Bunun için yepyeni bir mekan yaratıldı İstanbul’da; yaklaşık 12.700 metrekarelik bir alana oturan ana tribün, 75.000 kişilik kapasiteye sahip portatif tribünler, 50.000 kişilik açık alan ve 5.000 kişilik VIP locaları ile 130.000 kişi aynı anda bu muhteşem yarışları seyredebilecek yerinde.! Yarışılacak pist ise 5.378 m uzunluğunda. Biletlere göz atmıştım aylar önce.. Biraz pahalı geldi bana haliyle.. Mutlaka izleyeceğim televizyondan, ama canlı canlı yerinde izlemek de fena olmazdı hani.

Rumeli Hisarı Konserleri de başlamış.. Bir defa bir konser izlemek kısmet olmadı bana orada.. Daha sonra televizyonda gösterilen tekrarları ile yetiniyorum:( Bu yıl da durum pek farklı olmayacak ne yazık ki!

Geçen yıl katıldığım Rock’n Coke Festivali’nde de bu yıl iyi gruplar var gibi gözüküyor. 3-4 Eylül 2005 tarihlerinde düzenlenecek konsere, üniversite yıllarında bayıla bayıla dinlediğim The Cure ve The Offspring grupları da katılıyormuş.. Ben o tarihlerde -artık gelenekselleşen- Kaş’ta yaz tatilimde olacağım için bu yıl kaçıracağım sanırım.

Bir de yine yazılı ve görsel basından takip edebildiğim Uluslararası İstanbul Bienali’nin bu yılki gerçekleşme tarihi yaklaşmış.. (16 Eylül-30 Ekim 2005) Dünyanın en önemli sanat etkinliklerinden biri olarak kabul edilen bienalin bu yıl 9. yapılacak. İstanbul’da olanlar kaçırmaz umarım!

Sinemalara da göz attım. Yeni birkaç film var, ama yorumlardan okuduklarıma göre pek de özellikli filmler yok! Ama Tout Pour Plaire (Eyvah, Yaş 35) filmini göreceğim sanırım:)) 2005 Fransız  yapımı filmde 35’lerinde 2’si evli 1’i bekar 3 arkadaşın hayatları anlatılıyormuş.. Eğlenceli gibi gözüktü bana.. Bir de çizgi film seyretmeyi seviyorum: Madagaskar‘ı da seyredeceğim.

Hafta sonu evimi temizlemekle ve sinemaya gitmekle geçecek gibi.. Tabi çok özlediğim arkadaşlarımla sabah kahvaltılarına da dahil olmayı umut ediyorum:) Pazar kahvaltısı keyfinin yerini hiç birşey tutmuyor. Bir de benim gibi haftanın diğer günleri kahvaltı etme alışkanlığınız yoksa!

Home Sweet Home..

..Dün döndüm, uzun bir yolculuk oldu: JFK’den 2 saat, İstanbul’dan 2,5 saat rötarla kalktık.! Ama evime, “mavi kutu”ma ulaştım pek bir mutlu oldum:) Evin her köşesini dolaştım, koltuklarımın her birinde keyif yaptım:) Biliyorum abartı geliyor ama.. Yok, yok vallaha değil.! Home Sweet Home diye boşuna dememişler..

Sabah aynı seremoni ofisime ulaştığımda da gerçekleşti. İş arkadaşlarımı, sevgilimi, Ayşegül Sultan’ı… Yakınımdaki herkesi pek bir özlemişim..

Bezen&Adil’e; bana 9 gün süresince cok iyi ev sahipliği yaptıkları, tüm barbekülerde kendilerine eşlik etmemi ve orada bulunan arkadaşları ile birarada keyifli ortamlarda olmamı sağladıkları için çok çok teşekkür ediyorum.

**Dün Rıza, çok hoşuma giden ve benim de dostlarıma (zor ve umutsuz gibi görünen zamanlarında) sıkça tekrarladığım bir sözü maille göndermiş bana, onu paylaşmak istiyorum haftanın -benim için- bu ilk gününde:

Mağlubiyet son derece motive edicidir. Dibe vuduğunuzda en tepeden başka gidecek yeriniz kalmaz.” Sang H. Kim

Uzun ve Dopdolu Bir Hafta Sonunun Ardindan..

Hava guzel olunca… Keyfe duskun, uzun zamandir gorulmeyen arkadaslarla bir arada olununca… E ben de uzaktan gelip, misafir modunda takilinca… El mahkum hep beraber hizli ve zevkli, bir o kadar da dolu dolu bir hafta sonu gecirilir.

Cumartesi gunu ogleden sonra Bezen&Adil’in arkadaslari Elif&Simon’in bahcelerindeki “1. Geleneksel Barbeku”lerine davetliydik. Elif’in elleriyle hazirladigi Turk usulu mezeler, Simon’in mangal basinda harikalar yaratmasi sonucunda ortaya cikan etlerle birlesince; bize de sadece Turkish Raki ve biralarla bu ziyafete eslik etmek kaliverdi. Biz dedigim yaklasik 20 kisilik bir ekipti. Bu guzel mangal ziyafetine biraz hizli bir giris yaptigim icin, ilerleyen saatlerde (19:30 civarlariydi sanirsam) ben 5dk. mesafede bulunan Bezen&Adil’in evinde uyurken, grup gece 22:00’ye kadar bu eglenceye devam etmis:))

 

Benden sonra Adil’i de evde uyumaya birakan Balkir ve Bezen dondurmaya yemeye bile gitmisler.

Cumartesi gecesi saat 19:30’da yataga girince, Pazar gunu de erkenden ayaga dikildik haliyle. Bizimkilerin her Pazar klasiklesen parkta kahvalti etkinligine dogru yola cikmadan once evde bagel’ler ve termosta caylar hazirlandi. Sibel&Ilkay’da arandiktan sonra hep beraber Riversade Park‘a gidildi ve kahvalti edildi. Kahvalti isini biraz uzun tuttuk, biraz keyif yaptik. Her zaman soyledigim uzere bu memleketin en ve belki de tek sevdigim yani; yemyesil alanlar, parklar ve bahcelerle dolu olmasi. Bunu korumaya ne kadar ozen gosterdikleri ise ayrica takdire sayan bir konu tabi!

Uzun kahvalti etkinligi sonrasi bizimkiler, bir baska cift olan arkadaslari ile (Eda&Murat) bulusmak ve bisiklete binmek icin sozlesti. Hep beraber Ringwood Park’a gittik. 3 bisiklet olunca ortada Murat, Eda ve Adil bisiklet turuna cikti, biz de Bezen ve Balkir’la beraber hiking yaptik. Park, oldukca genis bir arazi uzerine kurulmus, kucuk goller ve cesitli parkurlarla bezenmis yemyesil bir cennetti sanki!

*

 

Arazi icerisinde 1700’lu yillardan kalma bir cok mezar tasi da gorduk.. Ayrica minik bir caglayan, bir mini-malikanenin bahcesindeki guzel bir havuz icerisindeki masmavi Nilufer Cicekleri, savas zamanina ait bir kac top, bir cicek serasi, hemen yanindaki balkabagi bahcesi vs.. de hiking yaparken kesfettiklerimiz.. Pazar aksamimiz ufak bir bisiklet kazasi sonrasi biraz endiseli sona erdi, ama hersey yolunda allahtan simdi:))

Pazartesi gunu Bezen’cim izin alinca isten, bu gunu beraber aylaklik ederek gecirmeye karar verdik. Biraz alis-veris yaptik.. Manhattan’a indik.. Oglen yemegimizi Bryant Park‘ta, agaclarin golgesi altinda yedik.. Bryant Park benim gecen yil geldigimde de ziyaret ettigim ve cok sevdigim bir park. New York City’nin tam ortasinda, kocaman binalarin arasinda yemyesil ve eglenceli, huzurlu bir yer. Yaz aylarinda bu parkta aksamlari HBO’nunda katkilariyla eski filmlerin acik hava sinemasi seklinde gosterimleri yapiliyor. Gecen yil Bezen ile beraber Gary Grant’in bir filmine denk gelmistik tesadufen.. Bugun de aksam 21:00’de baslayacak olan filmi seyredebilmek icin insanlar, saat 17:00’de halka acilacak olan parkta yer kapmak uzere ellerinde battaniyeler, sandalyeler ve termoslarla bekliyorlardi. Saat tam 17:00 olunca yapilan anons esliginde ve ‘hurra’ nidalariyla parka yayildilar:)) Cok eglenceli bir goruntuydu dogrusu..

*

 

Sonra Bezen’le beraber Time Square yakinlarindaki Port Authority Otobus Istasyonu’ndan evimize donmek uzere yola ciktik.. Bu New York City insani yoruyor gercekten. Hep kalabalik, hep karmasik.. Yarin The New York Botanical Garden‘a gitme planlari yapiyorum. Basarabilirsem harika resimler cekecegimi dusunmekteyim..