Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Anne Kusla Gunler Gecerken..

 

London Bridge

Beraber alis-veris yapilir, ki uzun zamandir yapilmasi lazim gelmekteydi! Bol bol tabak canak magazasi gezilir. Malum bu yasinda sifir ceyizli bir kadindim ben! Hala sonsuz eksik olmasina ragmen kaydedilen ilerleme ile gurur duyuyoruz an itibariyle ana-kiz:)

Beraber eski bir arkadas ile bulusulur, en favori mekanda, Cafe Lins‘de. Anne kusumun da tanidigi, bildigi, neredeyse evlatlari kadar sevdigi biri ile. Oglen vakti koca bir Frontera Merlo’nun dibi bulunur o ayilip bayildigim Lins Peynir Tabagi esliginde:)

Beraberce evde aksam yemekleri hazirlanir, afiyetle yenir. Aysegulum Sultanim da eslik eder bize. Yeni alinan guzeller guzeli karafimda kirmizilarin biri gelir biri gider. Tamamen spontan bir bicimde elimden cikiveren sebzeli lazanyaya bayilir annekus. Karsilik olarak yaptigi bademli-visneli pastadan ikinci gun sonunda eser kalmaz. (Verilen kilolar bu gidisle cabucak alinacak gibi:)

Sevgilimin anne-babasina yemege gidilir beraberce. Cok keyifli, bol sohbetli, sicak ve samimi bir yemek yenir. Raki icilir, baliklar, mezeler mideye indirilir; yasanilan o anlar icin sukredilir:)

Ve her guzel sey cabuk bitiyor gelir insana iste, ister 1 hafta ister 1 yil sursun! Annekus geldi gidiyor.. Ama soz verdi daha sik gelecek ve ben de ona soz verdim bu yil bitmeden onu hep gormek istedigi bir Avrupa ulkesine tatile goturecegim. Tek dilegim saglikli olmamiz, oyle kalmamiz. Gerisini halledecegim her zaman yaptigim gibi:)

Pazar gunumuzu Sevgilimle birlikte Segmenler Parkinda yayilip kitap okuyarak, sohbet edip insanlari seyrederek gecirdik cimenlere serdigimiz uyku tulumumuz uzerinde.

Bir kisa tatilim daha bitti iste. Annekus gidecek. Okul ve is stresi tekrar baslayacak. Havalar bir iyi bir kotu. Ama hicbir sey umurumda degil. Cunku COK MUTLUYUM, COK IYI HISSEDIYORUM ve bunun bu sekilde surmesi icinde gereken herseyi yapmaya niyetliyim.

~

Annekusa sordum, “Benim icin birseyler yazmak ister misin?” diye.. Dedi ki;

“Guzeller guzeli yavrum.

Seni cok seviyorum, yaptigin her seyde seninle gurur duyuyorum. Her seyin en iyisini, en guzelini hakediyorsun. Hakettigini bulacagina da eminim.

Sen benim dayanagim, arkadasim, herseyimsin. Iyi ki seni dunyaya getirmisim. Iyi ki senin annen olmam icin beni secmissin.”

~

Iyi ki anne olarak seni secmisim kusum benim. Daha guzel gunler gorebilmen dilegimle:)

Kısa Kısa..

Annekuşla günler geçmekte. Ne kadar özlüyor yavru kuşlar annelerini böyle değil mi? Yaş oldu 34, ama kim takar? Kendimi hala 5 yaşında sanıp koynuna sığmaya çalışıyorum mesela:)

Hafta sonu yemeğe götürdük Ayşegül Sultan’la annemi: “Fevzi Hoca” diye bir yere. Orman Bakanlığı’nın lojmanlarının içerisinde, ya balık ya köfte yiyebiliyorsunuz. Garsonlar zaten tercihinizi ve içeceğinizi soruyor. Gerisi kendi insiyatifleri doğrultusunda önünüze koydukları “ikramlar”dan ibaret:) İkram konusunda başarılılar. Biz köftesinden tattık, başarılı bulduk. Açıkhavada, bahçede güzel bir yerdi. Aklınızda olsun derim değişiklik isteyenlere.

Cumartesi sabah Eymir Gölüne yürüyüşe gittik. Arabayı arka kapıda parkettik. Yanımıza poğaça, sandviç ve termosta çay almıştık. Önce uzun bir yürüyüş, sonra Yelken büfe civarlarındaki minderlerde piknik:) Annekuş ilk defa bulunduğu Eymir’i çok sevdi. Zaten durup durup “Memleketimin havası da bir başka canım” diyor:) Özlemiş, e en son 2 yıl önce bu zamanlarda gelmişti ve sonra biz Prag’a gitmiştik beraber:) Geçen yıl benim bir Sevgilim olması ve onunla birbirimizi tanıma-anlama-kaynaşma çalışmalarımız içerisinde beraber bolca vakit geçirmemizden sebep annekuşuma söz verdiğim “Her yıl bir ülke” hayalimizi gerçekleştirememiştik:( Bu yıl biraz yaz sonuna denk getirip acısını çıkarmayı planlıyoruz.

Annekuş yeme-içmesine gayet dikkat eder bir halde, pek mutluyum haliyle. Eskiden elinden ekmekleri alırdım, şimdi bakıyorum da ekmek sepetiyle hiç yakın istişarelerde bulunmamayı öğrenmiş: “Aferin annecim” diyorum, “kızının anası oldun şimdi:)”

İzin alıyorum bu hafta. Bir öğrendim meğer benim daha kullanmadığım 30 güne yakın bir iznim varmış işe girdiğim tarihten beridir! Dedim hemen kullanalım o zaman, bundan iyi zaman mı olur? Bu haftanın planları arasında Kale’de Pirinç Han ağırlıklı bir öğleden sonra, mani&pedi seansı, Panora’da annekuşla dolanmaca, Kebap 49 ya da Uludağ Kebapçısında kısa bir mola, belki Beypazarı günübirlik (başarabilirsem..) ve azıcık da alış-veriş var.

~

1.78 boyundayken 56 kg.dayım an itibariyle. Hemde sıfır rejim gailesiyle! Son 2 haftada verdiğim 4 kg.’nun ne siz sorun nasıl kaybolduğunu, ne de ben anlatayım olmaz mı? İlk defa anlatmak istemediğim birşey var JTB’de. Bir daha da asla anlatmayı arzu etmediğim cinsten hemde. Kabuslarımı kovabildiğimi sanıyorum demek istiyorum, ama aslında hiç uyumuyorum ki günlerdir kabus göreyim. Gözü açık görülen kabustan beteri yoktur zaten!

Kovaladım, benden çook uzaklara gittiğini düşünmek istiyorum şimdi. Bir daha benim yakınlarıma asla yaklaşmasın. Sevdiceğimle mutlu olmak, normal bir kg.’da normal bir kadın gibi yaşamak istiyorum! Birde.. Birde ben burayı çok seviyorum:)

Annekuşa bahsettim “konuk yazar” olma hadisesini. Çok heyecanlandı. Gitmeden yazısı burada olabilir mi acaba dersiniz:)

 

Güzel Haber!

 

Donmedolap

~Fotoğraf Jessica Claire’in bloğundan alınmıştır.~

Sabahları ilk işim sevdiğim blogları dolaşmak oluyor. Bugün de saat 08:10 itibariyle işimin başında olduğum için bolca vaktim oldu dolaşmak için sanal dostlarımın evlerinde.. Zira 2 gündür bloglara değil, bilgisayara bile dokunamadım!

Güzel bir haber gördüm, mutlu oldum:)

Onu bulduğumdan beridir her çektiği fotoğraf karesi beni büyülemiştir. Gerçi fotoğraflarının üzerinde çok fazla oynuyor, ama artık tüm profesyonel fotoğrafçılar da bu şekilde çalışmıyor mu ki?

Neyse, yıllar önce çok sevdiğim ve takip ettiğim Stephanie’Nin bebeği olduğunda, yine bir sabah onun bu dünyaya merhaba dediği fotoğrafı ile mutlu olmuştum..

Sonra ilham perim JenGray’in o kadar kötü olaydan sonra bulduğu aşkını anlattığı bir yazı beni çok mutlu etmiş, duygulandırmıştı.

Şimdi de Jessica Claire! Harika bir yer şu NewPort ayrıca, görmek lazım gelir:)

Harika bir hafta diliyorum. Ben mutlu olmaya odaklandım, zira ANNEKUŞUM geliyor Cuma sabahı:)) Bu hayatta bana iyi gelen, beni anlayan, yargılamayan tek arkadaşım, dostum, sırdaşım, dayanağım, canım, GÜZELLER GÜZELİ ANNEM geliyor:)

Nisan’a…

 

Toys

~ Prag’da Bir Galeri Vitrininden. 2008 Aralık ~

Hos geldin demek istiyorum sana.

Kalbimin en icten ve derininden, koskocaman acarak yuregimin gozunu mutlulukla, tum pozitifligimle ve umutlarimla sana Hos geldin diyorum Sevgili Nisan:)

Mis gibi kokan, tomurcuklu-cicekli sabahlara uyanmak istiyorum seninle.. Sarhos olmak istiyorum kokladikca seni derin derin..

Bana guzel baska Nisan’larimi hatirlat istiyorum, o keyifli ve bol gulucuklu gecirdigim donemleri mesela..

Renkli, cicekli, desenli, civil civil elbiseler giymek istiyorum seninle gecirecegim ilik aksamustlerinde yemege giderken.. Sevgilimin elinden tutmus, onun o bayildigim yemyesil gozlerine bakarken..

Biraz o ozledigim ‘mavi’ye kavusmak kiyisindan kosesinden, birkac gun miskinlik etmek istiyorum..

Bize guzel kapilar, olmadi pencereler arala istiyorum.. Umutlanmak, heyecanlanmak, suprizler yasamak istiyorum, cilginca seyler duymak istiyorum senden..

Bana iyi gel istiyorum..

Sevdigim; tanidik-tanimadik yuregi iyi seylerle dopdolu herkese de iyi gel istiyorum..

..

Cok mu sey istiyorum dersin Sevgili Nisan?

Mart Biterken..

 

Toys 1

~ Prag’da Bir Galeri Vitrininden. Aralık 2008 ~

Yilin 3. ayinida geride birakiyoruz, inanilmaz bir suratle gecmekte yine zaman. Ne olursa olsun hafta sonlari sanki daha bir hizli geciyor gibi gelmeye devam ediyor bana! O en sevdigim filmlerden biri olan Groundhog Day‘deki karakter gibi, her gun ayni gune; ama hep Cumartesiye uyanmak istiyorum:)

Cumartesi ve Pazar mukellef sabah kahvaltilarimiz disinda cok da kayda deger birsey yapamadik bu hafta sonu. Ben evle ugrastim, Sevgili kendi isleriyle. Cumartesi aksami Tolu’lara yemege davetliydik. Somonlu krep hazirladim, biraz bira ve 1 sise sarabimizi da alip evin yolunu tuttuk. Yeni insanlarla tanistik, bolca sohbet, alkol ve kahkaha esliginde Milli Maci bitirip eve donduk. Uzunca zamandir geceleri disarida gec saaate kadar kalmadigimiz icin eve donup kulce gibi yigildik resmen yatagimiza.

Bugun de oyumuzu kullandik iki farkli yerde. Once benim son 15 yildir oy kullandigim yer olan Mimar Kemal Lisesine gittik. (Hala ikamet isleriyle ugrasmayi reddettigim icin eski evimde kayitli bir secmen olarak gozukmekteyim.) Sevgili de ayni tembellikte bir adam oldugu icin o da yillar once kayitli oldugu bolgede, Anittepe Ilkogretim Okulunda kullandi oyunu. Boylece siralarda bekledigimiz ve birbirimizi bekledigimiz zamanlarla beraber 3 saati disarida bu sekilde gecirmis olduk. (Bu arada, kullandigim oyun en azindan Cankaya’da ise yaradigini gormek memnun edici.)

Yeni haftaya gayet miskin ve mizirdanarak baslayacagim. Bu hafta derslere agirlik vermem gereken bir hafta. Bir seminer odevim, bir de Turkiye’nin saglik sistemini diger ulkelerle karsilastirmali olarak hazirlamam gereken bir sunumum var. Ayrica 10 Nisan’da Saglik Hukuku dersinden sinavim var, ki ayni gun annekusum il sinirlarimiz icine giriverecek 1 haftaligina:) Onunla keyifli vakit gecirmek gibi bir planim oldugu icin dersleri, sunumlari vs.. herseyi temizlemem gerek o tarihe dek.

Yeni bir haftaya daha benden daha keyifli baslamanizi diliyorum. Bende elimden geleni yapacagim artik:)