Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Dilara, NYC 2 IST’da:)

Evet, bir başlangıcıma daha şahit olmak üzeresiniz arkadaşlar.. NYC 2 IST bünyesinde 15 günde bir “Şehir Günlüğü” köşesinde yazılarım yayınlanacak:) Şehirli bir kadın olarak yaşadıklarım, güldüren veya beni ağlatan şeyler, olaylar ve insanlar, keyif ve lezzet duraklarım ve daha niceleri ile Sevgili Rana Solaker‘in editörlüğünde köşe yazıları yazmaya gayret edeceğim. Daha çok çalışmam, emek harcamam gerektiğini biliyorum. Lütfen bu konudaki her türlü olumlu ve olumsuz eleştrinizi benimle paylaşın. Her zaman “İyileştirmeye Açık Alanlar” vardır, unutmayın:)

*** Sevgili müzisyen arkadaşım Ceyda Pirali ve ortağı Hande Okçu’nun stüdyoları güzel bir vesile ile buraya konuk olmuş:) Vallaha sevgilim olsaydı, böyle bir hediye çok orjinal olabilirdi.. Değişiklik isteyenlere duyurulur:)) ***

Sobelendim ve 2. Yılımı Doldurdum!

Ezop’cum, Parizyen’cim, tatlimiz kiymetlimiz sobelemis beni bu konuda: Hakkimda Bilinmeyenler!! En son sobeden sonra bayagi zaman gecmis bu arada… Boyle ha deyince insanin aklina gelmez bu tur seyler bilirsiniz. Kaldi ki hayatimi neredeyse gunbe gun paylastigim icin hala bilinmeyen ne kaldi diye de dusunmekteyim.. Ilk aklimiza gelenleri siralayalim fazla kasmadan:

~ Evet, ben de evin icinde ayakkabi ile dolasanlardanim. Kendi evimde ayakkabi ile yataga girmisligim bile vardir. Evde terlik giymekten nefret ederim.. Bir yere gittigimde onume terlik koyacaklar diye odum kopar. Eger bir evde ayakkabimin onune bir bez koyar ve ” Aaa sekerim, cikarma lutfen. Sil gec” diyen bir ev sahibi varsa +1 puani kapar benden:)

~ My Best Friend’s Wedding ve Must Love Dogs filmlerini canim her eglenceli ve keyifli bir seyler izlemek istediginde tekrar tekrar izlerim. Hala ayni yerlerde guler, replikleri icimden soylerim.. Tabi ki bir suru klasik filmim var evde, ama bu ikisine takintiliyim nedendir bilinmez:)

~ Hemen hemen herkesin basina gelmistir gerci, ama ben nerede “asla” desem yanibasimda bitivermistir: Misal, ” Hayatta devlet sektorunde calismam ayol, ne oyle memur mu olacagim ben” Hacettepe Universitesi Hastanelerinde 22 Subat’ta doldurulacak 5. yil!

“Hayatta bu evde-simdi oturdugum ev oluyor- uzun uzadiya oturmam. Ust kata mumkunse teras katina tasinacagim” 1993 yilinda girdigim kapidan, yil 2007 olmus hala cikamadim:) Tabi burada beni yanlis anlamayin. Evim oldugu icin her zaman sukretmisimdir, ama artik ben de balkonda terasta kahvalti keyfi istiyorum ama.vs.. vs.. bu liste uzun bosverin!

~ Evde bulundugum ilk dakikadan itibaren ses yapacak bir seyleri acarim; televizyon, radyo, CD farketmez.. Ofiste de ayni sekilde sessizlige hic tahammulum yoktur. Biri sorsa ne dinledigimi soyleyemem, cunku dikkat etmem. Benim icin onemli olan evde ya da ofiste sessizligi bastiran bir seyler olmasidir. Bunun saniyorum uzuunn yillardir yanliz yasamamla bir alakasi var:) Hayir korkak da degilimdir ama..

~ Sporu kucuk yaslardan beridir sevmeme, hemen hemen her turlusunu (voleybol, basketbol, tenis, yuzme, kayak, squash, scuba diving, trekking) degisik yaslarda severek yapmama ragmen dayanamadigim ve anlayamadigim tek spor hentboldur! Boks maci, futbol maci, halter musabakasi bile seyretmisligim olmasina ragmen, hentbol maci falan varsa TV’de 1 dk. bile seyretmem! Nedendir bilmem hentbola bir gicikligim var. Ama ilginctir son 5 yilda tanidigim 3 arkadasim da hentbolcu!!

~ Karsi cinste beni hayran birakan seylerin en basinda bicimli, uzun parmaklar gelir! Bir erkekle tanistigimda once ellerine bakarim, aliskanlik bu oyle boyle degil. Hatta bir defasinda disaridan ilk baktiginizda “Aman yarabbim” dedirtecek kadar hos bir adamla tanismistim, ama parmaklari kisaydi. Ikinci sans bile veremedim:( Sanirim annem bana ” Dusur artik su standartlarini, baslayacagim senin seciciligine” demekte hakli:) Ne yapayim, can cikiyor huy cikmiyor malumunuz!

~ Cocuklugumda cok hayal kurardim, hala da severim hayal kurmayi. Benim cocukluk hayallerimde hep 2 cocuk ve “hic” es olurdu!! O zamanlar cok cok mutlu bir aile hayatim ve bizimle ilgilenen, sevecen annem-babam olmasina ragmen neden boyle hayaller kurdugumu hic bir zaman anlayamadim! Isin ilginci simdi de cocuk istemedigime karar verdigim bir donem… Bu ne ironidir allahim!

Aklima gelenler bunlar.. Cok bilinmeyen ya da merak edilenler miydi bilemem.. Ama bu maddeler tamamiyle ben.. Sobeleme sirasi bana gectigine gore Hikayeler Zynep‘i, artik bir ses versin lutfen diyeyerek Prenses Chido‘cumu ve Hindistan Cevizleri’den hatun kisi Bezen hanimi sobeliyorum.. Cevap vermek isterlerse tabi:)

Bu arada… Yil 2005, aylardan Subat, gunlerden 02 iken.. Bu satirlarla baslamisim yolculuguma burada.. Nasil da atlamisim bu tarihi ben, kacirdik blogun 2. dogum gununu iyi mi??

“Every journey in our life, sometimes is the expression of beginning or end.

Or both of them..

“Journey to BLUE” is the name of my beginning journey which is going to show my little happiness, thoughts and beauties of my life.

Welcome to my world.! “

Hep “Umut” Var, Hep Var Olacak…

Yeni bir yila yeni umutlarla girdik.. Dilekler diledik, dualar ettik, heyecanlandik.. Sevgi istedik, ask istedik.. Ve huzur, ve gulumseyen gunler, ve gulumseten olaylar, ve baris..

Ve saglik istedik en cok da.. Ailemiz icin, kendimiz icin, dostlarimiz, arkadaslarimiz, yanimizdakiler icin..

Ve benim yuregim hop oturdu hop kalkti.. Annecim hastalandi, ben hastalandim.. Ilaclar, dinlenceler, hastaneler, ameliyathane.. Hastanede geceleme, uykusuz kalma, bolca dua etme, bolca hayat muhakemesi.. Gunesi dogurduk beraberce, once kavunici sonra kizil.. Ruzgar, lodos, yagmur, simsek..

Ve bir sabah oldu, hersey eskisi gibi. Lodos durdu, yerlerde caddelerde agaclardan dokulen, savrulan portakallar. Dingin, sakin bir deniz: Akdeniz! Annecim evde, herkesler yaninda, ben de orada.. Yuzu guluyor, biraz halsiz ama iyi..

Ne olursa olsun “Umut” vardi hep yuregimde. Yine yuzumu kara cikarmadi.

Uzun lafin kisasi hersey yolunda. Yuzum guluyor artik. Annem iyi, ben iyiyim.. O guluyor, ben de guluyorum. Ruzgar ve yagmuru biraktim, kar karsiladi beni. Denizi, Akdeniz’i, teknelerimi biraktim geldim.. Kalbimin bir parcasi orada yani.. Ailem orada.. Deniz’im orada.. Teknelerim orada.. Ben burada. Ben yine burada..

Üzgünüm Gidenler İçin..

Yazmıştım buraya bir veda mektubundan alıntılar.. Rakel Dink’in “öldürülen” eşi Hrant Dink‘e yazdığı ve ardından simsiyah kuşanmış yüzbinlere titreyen sesiyle okuduğu.. Duyunca üzülmüştüm kaybı; ODTU-MD Listesinde yapılan Türklük-Kürtlük-Ermeni meselesi gibi siyasi dozu orta üstü tartışmalardan tanımıştım ilk.. Merak edip linklerden okumuştum söylediklerini, kağıda döktüklerini.. Ve be anlamıştım aslında demek istediklerini.. Anlayamayan, anlamayan, anlamanın anlamından birhaber biri tarafından öldürüldü, üzüldüm.. Sonra eşi “Sevgili”sine yazdıklarını okudu, gözlerim doldu, üzülmekten beter oldum! ~ Bugün oldu, sabahtan hatırladık tarihi: Sevgili Uğur Mumcu‘nun ölüm yıldönümü. O da aynı kaderi paylaşmıştı Dink ile.. O da haklıydı, ben onun da ne demek istediğini anlamıştım.. Yıllar geçti yalnız, onun failleri hala dışarıda! ~ Sonra.. Biraz önce bir haber daha.. Ben üzülmekten beter olmuştum ya, işte ondan da kötü oldum.. İsmail Cem‘in de kaybının haberi geldi az önce.. Ben nasıl severdim o adamı, nasıl beğenirdim.. Duruşunu, saygın ve asil halini, söylediklerini, yaptıklarını, katkılarını… Allah Rahmet Eylesin.. Hepsi için.. Ben, üzgünden beterim.. Kayıplara ağlamak da bir işe yaramıyor. Değerli insanlar böyle bir bir çıkacaklar hayatımızdan. Ne acı!

~ Kisa Kisa ~

* Hastaligim durmuyor, aksine ilerliyor!! 500’luk antibiyotigim, bugun 750’ye cikarildi! Kaldi ki ben hayatimda ilac kullanmam..

* Sinuzitimin siddeti ve tahribati anlasilsin diye, burnumdan endoskopi oldum:) Tecrube ile sabit olmustur ki, burnunuza 10-12 cm uzunlugunda bir nesne gayet rahatlikla giriyor:)

* Hastaligimin bana kazandirdigi en guzel sey, uzun zamandir basucumda bekleyen Elif Safak’in “Baba ve Pic”i ile sicak kavusmamiz oldu.. Hasret kalmisim kitap okumaya; kendi dilimde, makale disinda…

* Geceleri nefes alamadigim icin, doktorumun onerdigi Soguk Buhar Makinasi satin alindi tarafimdan.. Gayet faydali bir alet, ESSENSO HAVA NEMLENDİRİCİm sayesinde 3 gecedir rahatim..

* Guzel CD’ler buldum yine.. Cok keyifliler, coookkk..

* JCI Akreditasyon Denetimimizin tarihi belli oldu nihayet! 2.5 yillik calismanin sonucunu Mart basinda almayi umud ediyoruz.. Dolayisiyla calismalarimiz artik son toparlanmalar uzerine yogunlasmis durumda.

* Ilk kitap-cigimi hazirlamis ve baskiya vermis durumdayim:))) Hastane personeli icin hazirladigim “Faydali bir eser” olarak adlandirabilecegim ilk kitap-cigim yakinda elimizde olacak:)) Insallah ise yarar..

* Turk Telekom Fenerbahce’yi devirdi, hop oturdum hop kalktim:) Panionios’u da deplasmanda yendi biraz once.. Aferin size:)) Inanilmaz desarj oldugum, istedigim gibi bagirip cagirabildigim, hatta kufur bile edebildigim (kibarca canim, azicik:) tek sey basketbol maclari seyretmek son donem..

* Guzel bir isbirligi icine girdim; fotografcilik ve dergicilik isiyle alakali olarak. Cok amatorce belki, ama beni cok heyecanlandiriyor ve guzel seyler yapmak icin beni motive ediyor:)

* Oyle cok cikolata yiyorum ki bu aralar, kasinmaktan her yanim kipkirmizi oldu!! Ama birakamiyorum da bir turlu.. Imdatttt cikolata kadin olmak istemiyorum!!

* Ay soylemeyi unutuyordum az kalsin.. Nuray‘in 3 silahsorlerinden birisi artik benim yatagimin bir parcasi oldu:)) Hafta sonu Migros’tan kuzucuk seklinde termofor aldim, beraber yatiyoruz artik bu soguk kis gecelerinde:))

* Annecimin gecirecegi operasyon icin haftaya Antalya’ya ucuyorum.. Sans dileyin, hersey guzel sonuclansin.. Annelere birseycikler olmasin..

*ps* banner konusunda kusura bakmain, hala deniyorum, ogrenmeye calisiyorum:((