Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Denetim Arasi…

Yaklasik 3,5 yildir surdurdugumuz calismalarin karsiligini gormeye haziriz artik..

Inanilmaz bir ekip calismasi ile koklu sayilabilecek degisikliklere gidildi, cok calisildi, emek verildi, en onemlisi tum bunlar “daha iyiye” olan inancla yapildi. Yapilan her calismanin altinda yatan nedenler ve sonrasindaki kazanimlar tum ekiple paylasildi, egitimler verildi, degisik disiplinlerden calisanlar biraraya geldi ve ortak akil yuruterek, hep iletisim icinde kalarak icide bulunduklari komitelerle ozverili calismalara imza attilar.

Sonuc ne olursa olsun, bu projenin yurutucusu ve koordinasyonundan sorumlu kisilerden biri olarak ben kendi adima hepsine ictenlikle tesekkur ediyorum.

Hafta sonunu da iste gecirdik ve artik haziriz sanirim. Her ne kadar yorgun ve altlarinda siyah halkalar olusmus gozlere sahip de olsam heyecanimi paylasmadan ayrilmak istemedim. Tam 6 gun boyunca Joint Commission International‘dan gelen 4 denetci ile beraber mesai yapacagiz hastanede. 12 Mart gunu guzel haberler almak ve yine burada paylasmak kismet olur umuyorum ki.. Basardigimiz takdirde Uluslararasi platformdaki akredite olmus 80 kusur hastaneden akredite olan ILK UNIVERSITE HASTANESI olacagiz!

Sans dileyin:) Ne kadar cok calismis olsak da sans faktorune inanirim ben bu hayatta:) Hepinize keyifli, verimli ve bol gulumseten hikayelerle dolu bir hafta diliyorum..

“Its Never Too Late To Start The Day Over”..

Bahar mi geliyor yine?? Ne cabuk yarabbim, ne cabuk!

Yillar, sanki yokus asagiya freni bosalmis bir halde giden arac misali.. Yetismek ne mumkun? Yakalamak ne mumkun?

Kosuyoruz,

Ter dokuyoruz, agliyoruz, ihanete ugruyor, ter ter tepiniyoruz..

Arada gulumsuyor,

Seviniyor, kavga ediyor, barisiyoruz.

Basariyoruz,

Kazaniyoruz, kaybediyoruz, kizip sinirlenip, ofke duyuyoruz..

Kadeh tokusturuyor,

Alay ediyor, asik oluyor, nefret ediyoruz..

Sevmeye cabaliyor,

Sevilmeyi arzuluyor, gunah cikartiyor, yas tutuyoruz..

Biz ne mi yapiyoruz?

Yasamaya calisiyoruz.. Ogrenmeye calisiyoruz.. Uretmeye, faydali olmaya; Ya da yan gelip yatarak kisa yoldan kose donmeye calisiyoruz..

Ne olursa olsun diyecegim “Gec kaldigimiz bir sey yok! Telas etmeyin. Sindire sindire, her lokmasindan tad almaya bakin bu hayatin, bu baharin, bu MART’in”

21 Şubat 2007

Bugün… Tam 5 yıl önce bugün… Kalemimi kariyerimin başladığı noktaya koydum; çizgiyi çekiyorum da çekiyorum… Bakalım bu çizginin bir de son noktası olacak mı?

Yoksa daha nice çizgiler çekmeye devam mı edeceğiz, göreceğiz 🙂

Fotografi Ile Alakasiz, Ama..

“Sometimes I wonder if God ever forgive us for what we’ve done to each other…

Than I look around and I realize… God left this place a long time ago..”

~

Bu alinti.. Beynime kazinan ve film boyunca beni dusunduren bu alinti.. Kanli Elmaslar filminden..

Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya ve Sierra Leone gibi ülkelerdeki kanlı elmas ticaretinin maliyeti ülkelerin harap olmasına ve milyonlarca kişinin hayatına mal olmus.

Ihtilaf elmasları ya da daha vurucu ismiyle kanlı elmaslar, hükümet karşıtı güçlerin denetimindeki bölgelerden çıkartılan ve çeşitli yollardan yasal mücevher piyasasına dahil edilen ham elmaslar. Ve bu pazara giren kanlı elmasların izini bulmak, özellikle işlendikten sonra neredeyse imkansız bir hal aliyor. Kanlı elmaslara ismini veren ise, bu elmaslardan edinilen gelirin silah alımında kullanılması ve iç savaşın böylece sürmesi. Sierra Leone örneğinde iç savaşın bedelinin onbinlerce ölü, eli-kolu kesilmiş 20 bin insan olması, durumun vehametini gösteriyor. Filmde de hikayesini izledigimiz Sierra Leone iç savaşını başlatan Revolutionary United Front/Birleşik Devrim Cephesi’nin hükümete isyan yöntemleri ise dudak uçuklatıcı. On-on iki yasindaki yaşlarındaki çocukları, kollarında açtıkları kesiklere/savaş yaralarına kokain basarak ve farklı uyarıcılar enjekte ederek birer ölüm makinesine dönüştüruyorlar. Siyah insanlar, birbirlerini acimasizca olduruyorlar. Ve filmin acilis sahnesinde de goruldugu uzere, olen insanlarin hic biri hayatlarinda elmas gormemis kisiler..

Sevgililer gunu oncesi cuk oturan ve 23 ay boyunca ulkemizin guzide mucevher firmalarindan birinde calismis olmamdan sebep bu konuya istinaden sunu soylemek istiyorum: “Eger elmas satın alacaksaniz, dükkanların sattıkları elmasların savaş bölgelerinden olmadığını, yani insan hakları ihlallerine destek olmadığını gösteren yazılı garanti talep edin!” Once filme gidin, sonra yazdiklarimi dusunun derim!

** Bu hafta sonu hic fotograf makinama gitmedi elim, fotografsiz bir haftaya da baslamak istedim. Idare edin diyecegim, yine de siz bilirsiniz..**

Masum Degiliz Hicbirimiz!

~ Kalbini bir mektup gibi burusturulmus firlatilmis….

~ Kendini kimsesiz ve erken unutulmus hissediyorsan..

~ Icindeki cocuga saril sana insani anlatir…

Hafta sonu geldi iste.. Ben bunaldim bu ara biraz.. Bunaldigini bildigim baskalari da var.. O yuzden dedim ki kendime ve onlara ” Hadi, bu hafta sonu icimizdeki cocuklari ortaya cikaralim teker teker. Onlara sarilalim, onlari dinleyelim bir defa olsun.. Kocaman kadinlar ve adamlar olsak da, arada hepimizin bir kacisa ihtiyaci oluyor. En guzel kacis yollarini da hep cocuklar bulurlar, onlar bilirler. Rengarenk lolipoplar elimizde kosturup duralim bakalim, cocuklarimiz bizi nereye goturecekler”?