Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Merhaba Dostlar

Merhaba dostlar:)

Nasildi hafta sonunuz? Benimki ki? Fena degildi. Bol bol yagmur vardi Ankara’da, hatta dolu bile yagdi iri iri taneleriyle.. Iyi spor yaptim yine. 1 ay ara verdigimiz squash’ta toparlanma evrelerindeyiz. Cumartesi-Pazar sabah joggingleri tamam ama.. Onlari aksatmadim hic.. Evde yemek yaptim kendime sonra. Bir aksam da bizimkilerle beraber muhtesem bir sofra esliginde guzel saraplar icip Milli mac heyecani yasadik, veeee kazandik:)

Bu haftaya baslarken Istanbul’da sokaklardan cektigim birkac fotografi paylasmak istedim, pek renkli, pek ic acici geldiler bana.. Size de oyle gelirler umarim..

Bahar ayindayiz, Mart’in sonlarindayiz.. Zamanin farkinda misiniz? Nasil oldugunu anlamadan kisi bitirdik, ve baharin 2. ayina dogru dolu dizgin kouyoruz. Tanri yardimcimiz olsun. Guzel bir hafta gecirelim hep beraber, hadi bakalim dostlar…

* Bu butik cok hostu, ona kendimce “little sunshine’s boutique” dedim:) Tam Galata Kulesi’nin yanibasindaki sokakta..

GörDüm, OkuDum, DinleDim…

Geçen gün bir adam GörDüm ben. Uzun yıllardan sonra bir anda çıkıverdi karşıma, ansızın geliverdi, “Öylesine uğradım” dedi. Kahve içtik, konuştuk birbirimizin hayatında olmadığımız onca yıl neler oldu bitti diye. O adamın bana bakışını özlemişim ben, konuşurken gözlerimin ta içine bakışını. Sigarayı tutuşunu, söndürüşünü, muzip gülümsemesini, meraklı-ama meraksız görünen suallerini, ağır tavırlarını tam da adam gibi.. Susup öylece kaldığımız zamanlarda aslında ne çok konuştuğumuzu anımsadım sonra, aynı oldu yine. Söylediklerini dinledim, söylediklerimi dinledi, öptüm yanaklarından “Kendine iyi bak” dedim, gitti..

Bir şiir OkuDum o çok sevgili şair-düşünür Pablo Neruda’dan, yeni keşfettiğim bir blogda. 30’larıma gelirken hayat felsefeme katmaya başladığım bir sürü baharata ithaf ettim şiiri. “Ne kadar da doğru diyorsun Neruda” dedim kendi kendime.. “Demek ki çok geç olmadan ben farkına varmışım da, o yüzden değiştirmeye çalışmışım hayata bakışımı, geleceğimi” dedim sonra da.. Ne diyor Neruda biliyor musunuz?

“Seyahat etmeyenler, yavaş yavaş ölürler” diyor.. “Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmamayanlar, yavaş yavaş ölürler..”

“Alışkanlıklarına esir olup, hep aynı yolda yürüyenler…”

“Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler..”

“Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar..

“Elbiselerinin rengini değiştirme cesaretini kendinde bulamayanlar.. Yavaş yavaş ölürler” diyor..

Bir müzik parçası DinleDim ben yeni keşfim flamenko gitaristi Vicente Amigo‘dan. Bir dinledim, bir daha dinledim, bir daha, bir daha… Yanına bir şişe şarap ve birkaç mum eşliğinde biraz gözyaşı, biraz hüzün, biraz dalgınlık, biraz düşünceyle.. “Üç notayla seni istiyorum” diyordu şarkı: “Tres Notas Para Decir Te Quiero” 24 Nisan’da Ankara’da olacakmış, kaçırmamak lazım diye not düştüm ajandama..

İşte böyle geçirdim, böyle bitirdim bu haftayı ben.. Ders çalışmaya tekrar başladım bunlara ek olarak. Squash’a devam, bir o kaldı elimde zira adam gibi rutine oturtabildiğim.. Hafta sonu için henüz seyredemediğim “The Departed” DVD’si kiraladım, 1 şişe Gürcistan Şarabı hazırladım, bir sürü makale bastım okumak için, alış-veriş yaptım ev için. Malum hafta sonu havalar bozuk, evde geçireceğiz besbelli ki 2 günümüzü de. Bir de sinemada 300 Spartalı’yı seyretmek istiyorum. Bakalım, göreceğiz. Hepsi ve daha fazlası Pazartesi burada:) Süperr bir hafta sonu geçirin, her zamankinden keyifli ve farklı olsun..

Ruhumu Bekledim..

O kadar hizli gitmekteydim ki son zamanlarda.. Bu son aylarda, son haftalarda.. Kosusturma, heyecan, bir telas bir telas, uykusuz geceler.. Aslinda tam da hepimizin zaman zaman hayatinda basina geldigi gibi.. Hayat, akip giden bir nehir; elimizde tek kurek rafting yapar gibiyiz dalgalarla bogusarak! Iste boyleyken hersey, tam da Kizilderili reisin soyledigi gibi “Bulundugumuz yere cokup, sakin sakin oturup, arkada kalan ruhumuzun bize katilmasini beklemek gerekiyor” 🙂 Oyle yaptim: Istanbul’da ben, ruhumun bana katilmasini bekledim.

Ben sabirsiz bir kadinim, ruhumun bana katilmasini beklerken yine de biraz hareket yaptim; ama sinirlar dahilinde:) Brumendiuss‘umla bir yemek yedim mesela:) Cok memnun oldum onu tanidigima. Siz de tanisaniz ayni seyi dusunurdunuz inanin bana.. Sonra Zeynep‘cigimle dertlestim House Cafe’de; bir sise sarap ve peynir tabagi esliginde:) Sokaklarda fazla telas etmeden yuruduk, guzel fotograflar cektik beraber..

Hava da misler gibiydi Istanbul’da. Ruhum Pazar aksamustu saatlerinde kavusturdu kendisini ben’le:) Biz de beraberce bindik ucagimiza, vardik evimize. Dedi ki bana ruhum “Cok yoruyorsun kendini, benligini: bir tane hayatin ve bir tane ruhun var! Hayat, sen kostursan da nefes nefese, ayni.. O yuzden kendin icin, beni cok sik kaybetmemeye calis olur mu?”

Giderken..

Dün kar yağdı Ankara’ya lapa lapa.. Ofis penceresinden seyretmesi çok güzeldi, bir de buzz gibi soğuk olmasa! Soğuk havadan hoşlanmadığımı söylemiş miydim ben? Çok üşürüm.. Çocukluğumdan beri bu böyle. Tabi çocukluğumdan beri “kansızlık” şikayetim olması ile doğru orantılı bu his sanıyorum ki:) Ölçeriz, biçeriz her yıl benim değerler 9-10 civarında seyrederler..

Pazartesi gününden sonra bir anda fırtınadan kurtularak, sakin bir deniz üzerinde kala kalan tekneye döndüm ben. Hafta boyunca aldığım kişisel notlarımı temize geçirip arşive kaydettim. Biraz patronumla fikir teatisinde bulundum:) Bol bol makale okudum. Kaçış planları yaptım. (Coming Soon:)) Akşamları ayaklarım geri geri gitti evime giremedim; bir akşam meyhane, bir akşam meksika lokantası, bir akşam da kuaför salonundaydım:) Erken yattım, mışıl mışıl uyudum. Canımın içi aradı Houston’lardan pek bir sevindim. Güzel bir teklif aldım, 2 kat daha sevindim. (Beklediğimiz teklif değil, heyecan yapmayalım:)). Cildime yeni maskemle nefes aldırma çalışmasında başarılı oldum. Bağıra bağıra “Dragonfly” söyledim. Tam 2 şişe California şarabının dibini buldum.. Bu liste böyle uzadı şu son 3 günde..

Yarın sabah ufak kaçışlarımdan birini gerçekleştirmek üzere İstanbul’a uçuyorum; kanatsız olarak:) Planlarım arasında İstanbul Modern‘deki Magnum Fotoğraf Ajansı’nın fotoğraflarından oluşan sergiyi gezmek var. Sonra bir aksilik çıkmazsa Burumendiuss‘umla tanışacağım:)) İFSAK‘da beni bekleyen bir sergim daha var, ve İstanbul Boğaz’ım, ve allahın emri Ortaköy’üm, İsmet Baba’m var.. Zeynep‘cim var:)

Burada bir cevher var arkadaşlar. Geçenlerde tesadüfen buldum, aman kıymetini bilin:) MR.TD‘ye kıyağım olsun bu da:)) Ben yokken kendinize, şehrinize, birbirinize iyi bakın. Süperr bir hafta sonu geçirin.

………

I will never let you down
I will always be around / In the time we are here / We’ll see love disappear / Don’t ask how, Don’t ask why
Just fly, dragonfly
Just fly, dragonfly

I will never bring you down
I will always stick around / I will heat you when you’re cold / In the time we have left / We’ll raise eyes to the sky / Don’t ask how, Don’t ask why
Just fly, dragonfly
Just fly, dragonfly

~ by A-HA

Başardık

Uzun, upuzun bir calisma donemi..
       Kararli bir ekip…
                   Yapilan degisiklikler, yeni uygulamalar..
                              Homurtular, direncler..
Katilanlar, calisanlar, anlayanlar, anlamayanlar…
3 yil sonra..
    Zor bir hafta..
           Heyecanli bekleyis..
                    Kaybettigim 4 kilo, temizinden:)) 27 beden kota sigmanin verdigi dayanilmaz mutluluk..
           Fisiltilar, kulaktan kulagalar, sorular, sorular…
                      “Hadi ama, sonuc ne oldu?” diye sikistiranlar..
Raporumuzun onayini bekliyoruz Chicago’dan:)) Herkesin ellerine saglik:))