Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Be On The Water….

It Makes Your Soul Feel Good!!!

Aradan tam 1 yil gectikten sonra tekrar Lake Calhoun‘da olmak ve kano yapmak, ve piknik yapmak, ve kurek cekmek, ve gole girmek cok ama cok guzeldi… (*Bu arada biz bunlari yaparken, Minneapolis Downtown’da hava sicakligi mevsimin en yuksek hava sicakligini gosteriyordu: 102 fahrenheit. Metrik sistemde saniyorum ki 39-40  derece gibi bir seye tekabul ediyor.) Fonda ve ben mini piknik sepetimiz, ici icecek dolu cantamiz ve havlularimizla oglen saatlerinde yukarida fotografini gordugunuz baslangic noktasina vardik. Yarim gunu -ki bu 5 saat olarak soylendi bize- 40 $ odeyerek 2 kisilik bir kano kiraladik. Gecen seneden farkli olarak bu sene bu kadar hava sicakligina ragmen deli gibi de ruzgar vardi.. Bu sebeple kol kaslarim yine bir hayli calistilar kurek cekmekten:) Bu yil piknik sepetimizi Fonda hazirladi. Gecen yil bir suru leziz seyler almistik bir Lubnan lokantasindan. Ama bu yil o lokanta kapanmis ne yazik ki…

Gecen yil 3 ayri golden gectigimizi anlatmis; isimlerini vermemisim: Lake Calhoun, Lake Isle ve Lake Cedar. Sonuncusunda ufak bir plaj var ve diger ikisine oranla daha temiz. Bu nedenle genelde kanolarda kurekler buraya cekiliyor ve burada gole girp, guneslenebiliyorsunuz.. Biz de aynen boyle yaptik..

 

Ogrendigim enteresan bir sey oldu: Ben, ‘topless’ diye tabir ettigimiz ustsuz guneslenme seklinin bizim disimizdaki tum Avrupa ve Amerikalilara ozgu oldugunu sanirdim, yanilmisim.. Amerikanlar ilginc bir sekilde ‘conservative’ ler.. Tutucu olmalarindan sebep oyle ustsuz falan guneslenmiyorlarmis! Zira biz guneslenirken Cek oldugunu sandigimiz bir hatun ve 2 kizida plaja havlularini serdiler ve ustlerini cikararak guneslenmeye basladilar! Fonda da dahil olmak uzere sagdan soldan bir suru kisi ‘cik cik.. ne ayip.. hic olmadi..’ gibisinden soylendi bir muddet! Bu guneslenme sekli sadece “Avrupali”lara ozguymus:) Tabi siz  bu aciklamanin uzerine bu hatunlarin fotografini bekliyorsunuz:))) Yok oyle, edebinizle oturun iste.. Hayal edin, yaraticiliginizi kullanin. Arada zihinlere jimnastik yaptirmakta fayda var:)))

Guzel ve keyifli bir gunun neredeyse yarisini daimi bir seyler yiyerek gecirdik. Yetmedi, kanolari saat 18:30 gibi teslim ettikten sonra Fonda’nin en yakin arkadasi olan Lisa&Chuck cifti ile aksam yemeginde bulusmak uzere Sawatdee Thai Restoranti’na dogru yola ciktik.. Chuck ile ben yaklasik 1 yildir Flickr’dan da birbirimizi takip ediyorduk zaten..Fonda benim Flickr’daki fotograflarimdan ona soz etmis ve o da beni iletisim listesine eklemisti.. Yuz yuze tanismak cok hos oldu:) Ikimizinde elinde fotograf makinalari bir muddet fotograftan konustuk, as usual.. Chuck’in fotograflarina buradan ulasabilirsiniz.

Bu harika gunun sonunda odama dondugumde saatim 22:30’u gosteriyordu. Bugun Course 1 icin basvuran yeni ogrencileri karsilama gunumuz. (Ben Course 2 oldum bu yil. Allah kismet ederse Course 3 sonrasi mezun olacagiz!) Onlara kampusteki oryantasyonlarinda yardim ediyoruz biz tecrubeli oldugumuz icin.. Gecen sene ben de katilmistim, simdi ben birilerine oryantasyon gezisi yaptiracagim:)) Dunun cehennem sicaginin ardindan tum gece sabaha kadar yagmur yagdi. Biraz once kahve almak icin disari ciktim, hava igrenc tek kelime ile: Nemli, sikintili, bir garip! Birkac yeni fotografi sag taraftaki ‘Minnesota’ basliginin altina ekledim.

Hepinize harika bir hafta diliyorum.. Eeee. sizin hafta sonunuz iyi gecti mi bari??

Bu Kadar Mi Uyunur?

Uyunmaz tabi.. De.. 22 saat suren yol, uzerine yorgunluk, sicak ve nemli hava, e bir de saat farki olunca uyunurmus uzerinize afiyet: Tam 14 saat!!! Rekor falan demeyin, utanc verici bir durum.. Ben ki fazla uykunun hayatimizi mahvettigi savinin en iyi temsilcilerinden biri bilirken kendimi hem de:)) Derin bir uyku olmasa da yat-kalk, yat-kalklarla olmus bu kadar.. Haliyle Sali gunune cabuk bir gecis yapiverdim. Sali da bitiyor, Carsambaya geliyoruz. Bu Carsamba onemli.. Zira 20 dk.lik bir sunumumuz olacak hepimizin. Acilisi boyle yapacagiz. Simdi ona calisiyorum odamda. Yillar sonra ‘calisiyorum’ yazinca durup bir daha okuyorum.. Saka gibi geliyor, ben ve ders calismak. Buyuk konusmayin derim!

*Fotoğraf bir önceki yıl ilk Minnesota günündeki sabah kahvaltımdan:)*

Minnesota Macerası II. Sene Başlıyor!!

Olacak mı acaba, sanki oluyor gibi, yoksa yoksa, işte sonunda oldu! söylemleri ardından hatırlayanlar bilir, ben -bence- hayatımın en etkili ve yön verici macerasına atılmıştım 1 yıl önce bu zamanlarda… Şimdi o tarihteki post’a bakınca pek değişiklik yokmuş gibi geldi hislerimde: Zihnim hala karışık -nedendir bilinmez??, halen hazır ve nazır bir valiz yok elde -as usual!!, vs.. Ancak, bu yıl kenarda köşede ütülenmiş valize girmeyi bekleyen eşyalar da yok! Bir de geçen yıldan farklı olarak bu yıl giderken geride bıraktığım bir sevgilim yok:)) (Dönüşte ayrılmıştık zaten, bu durumda Torsten’ı saymazsak kimse girmemiş hayatıma 1 yıldır..ciyakk:))

Bu yıl geçen yıldan farklı olacak benim için bir sürü sebepten. Hem kalacağımız yer, hem dersleri göreceğimiz bina, hem de katılımcı sayısı olarak değişiklik gösterdi herşey zira tam da son dakikada! Örneğin geçen yıl Kampüste West Bank tarafındaydık, bu yıl East Bank’de olacağız. Dolayısıyla kalacağımız yer burası oldu, dersleri de artık Carlson School of Management içinde değil, School of Public Health bünyesindeki Mayo Building’de alacağız. Geçen yıl toplamda 17 kişiydik, bu yıl anca 10’umuz devam ediyoruz! Ne olursa olsun Minnesota Üniversiteli olmak bu yıl da hoşuma gidecek, onu biliyorum:)

Evet, yarın sabah saat 04:00’de Esenboğa Havaalanı’nda kocaman bir valiz çekeleyerek bu seneki maceramızın II. bölümüne resmen başlıyor olacağım. Önce İstanbul, sonra Chicago.. Oradan Minneapolis, Minnesota. 22 Temmuz tarihinde programımı bitirip, ta 29 Temmuz tarihine kadar yanlarında kalacağım dostlarımın yanına uçacağım yeniden.. Sağolsunlar 3 yıldır her dönüş öncesi mutlaka yanlarında misafir ediyorlar beni.. (İlk Amerika seyahatimi 3 yıl önce Chicago’daki bir kongre için yapmış; dönüşte yine dostlarımda konaklamıştım:) Bu defa sadece misafirlik etmeyeceğim, aynı zamanda International öğrencilerin ilk 2 yıl boyunca yapmaları zorunlu tutulan mini-residency işini gerçekleştirmek üzere New York Presbyterian Hastanesi‘nde fikir alış-verişinde bulunacağım:) Yine hatırlayanlar olabilir, geçtiğimiz yıl mini-residency işini Minnesota’da Abbott Northwestern Hospital‘da yapmıştım. (Bu arada mini-residency yapma sebebimiz, Amerikan hastane ve sağlık sistemleri hakkında bilgi sahibi olmak, Amerikan hastanelerindeki uygulamaları yerinde görmek, vs..) Kısmet olur da gelecek ve -inşallah- son yılı görebilirsem, sadece derslere girip döneceğim.

İşte böyle sevgili dostlarım. Elimden geldiğince JTB’den sizinle olmaya devam edeceğim. Hatta Cuma Hikayesi, LeZZet/Keyif Durağı post’u bile yollayacağım:)) Görüşmek üzere, hepinize güzel bir Temmuz ayı diliyorum şimdiden. Kendinize dikkat edin, üşütmeyin, güneşte fazla kalıp yanmayın, denizde açılıp boğulayım demeyin:) Birbirinize kızıp küsmeyin; annenizi, sevdiğinizi üzmeyin:) Geldiğimde hepinizi tam bulmak istiyorum, fire verenin bir de ben canına okurum..

Haydi Diyorum…

Renklere Yolculuk Yapalım Diyorum… Bugün 5 Temmuz, Look&Relax resmen doğdu diyorum… Merak ediyorsanız da buyrun hemen sağ üst köşedeki logoya tıklayın diyorum:))

Konular ortaya çıktıkça takip edin bizleri, belki bir gün siz de fotoğraflarınızdan birini Look&Relax’de paylaşma olanağı bulursunuz, kim bilir??

:))

Aslan Sütü, Kahve Falı!

 

Rakınızı nasıl alırdınız acaba? Bir duble, 3 duble? Vallaha bir dubleden de keyif alınabilir pek tabi.. Ama benim gibi “ihtiyacım var” modundaysanız sizi bir 20’lik anca paklar! Hele de tüm Cumartesinizi evde sunum hazırlayarak geçirmişseniz, hala yapacak 1 ton şeyiniz, hazırlığınız olduğunu düşünüyorsanız, biletinizi bile gidip almamışsanız, panik panik üstüne bir durumdaysanız yani; kesinlikle 2. dubleden sonra sinirleriniz gevşemeye, kan damarlarınızda daha sakin dolaşmaya, kalbiniz daha az hızlı atmaya başlar.. Yüzünüze stresiniz ve gerginliğinizin yerleştirdiği sert ifade kaybolmaya başlar; rahatlamış ve daha az umursar bir ifade ile, oturmak yerine yerinizde hafif kaykılmış, ayaklarınızı ileri doğru uzatmış bir vaziyette yancağızınızdan yayılan mangal kokuları ile dans eder halde bulursunuz kendiniz..

Bu aralar hafta sonu deyince aklımıza mangal, mangal ve et ikilisi düşünüldüğünde ise kesinlikle rakı geliyor! Ayşegül Sultan’la beraber Pazar günümüzün büyük bir kısmını 2 hatun göl başında mangal yapıp, rakı içerek, hayata kadeh kaldırarak ve kahve falları bakarak geçirdik:) Ayşegül falımda Amerika kıtasını gördü, sonra kocaman bir kalp ve bol bol kısmet gördü:)

 

Akrep burcu olmamdan sebep öngörülerim yüksekmiş benim, diyenlerin yalancısıyım. Dolayısıyla son zamanlarda kendimi elimde kahve fincanı içini okumaya çalışarak geçiririken buluyorum sık sık. İnsanlar benden bekliyorlar vallaha fal bakmamaı ciddi ciddi.. “Cık, cık.. Sen bakamazsan biz artık toplayıp eşyaları gidelim şekerim” diyen bile var!! Bu sebeple kendimi sorumlu hissediyorum kahve içilip, fincanlar ters kapanınca:)) Ben de Ayşegül Sultan’a baktım tabi haliyle.. Bir 20’lik rakı üzerine, 2 köfte-3 pirzola, yoğurt-kavun-peynir şenliği sonrası bayağı da iyi baktım bence:)) Ocak ayında hayatında patlama olacak bak söylemedi demeyin:)

Güzel bir hafta diliyorum dostlar size.. Hava güzel olur umarım, işlerimiz yolunda gider.. Sevdiğimiz insanlarla güzel ve eğlenceli sohbetler edebiliriz bu hafta umuyorum ki… Çok güler, göz kenarlarımızdaki -benim o en sevdiğim- kırışıklıklarımıza yenilerini katarız.! Ben elimden geldiğince bu hafta burayı boş bırakmamaya çalışacağım.

Bu arada “Countdown just started” diyebiliriz. Pazar sabahı yolcuyum!Geçen yıl da aynı hislerle bunları yazmışım! Flasback yapalım:)