Güzel Şeyler Konulu Yazılar

Geçmiş Hafta Sonundan Gelecek Haftaya Bakış!

Me With Helmet

Harika bir hafta sonu geçirdim, sizinkinden iyi olmasın:)

~ Cuma akşamı Ankara’da yeni açılan Siddhartha adlı mekanda (Büklüm Sokak’ta, Gordion Otel’in yanında) Mayıs ayında tamamlanmış bir expedisyonun video sunumunu izledikten sonra, Eylül sonunda gerçekleştirmeyi planladığımız –Hiçbir suretle bu expedisyonla bir alakası olmayan– bir yolculuğun üyeleri olacak, daha önce tanışmadığımız bir çift ile tanış olduk. (Herşey ayarlandı gibi, heyecanla o tarihi bekliyorum. “Hayallerim Listesi”nde yer alan bir maddenin yanına daha tik atacağım:) Süpriz:)

~ Cuma akşamı uygun bir saatte yattıktan sonra sabah 06:30’da kalkarak Spor Okulu’na, saat 07:00-09:00 arası rezerve ettirdiğimiz tenis kortuna uzadık. Bizim evden Spor Okulu’na, o saatte motorumuzla varış süremiz tam olarak 3 dakika:))

Oldukça iyi performans gösterdiğimiz oyunumuz sonrası klasikleşen çift kaşarlı tost ve ayran muhabbetinden sonra soluğu evde aldık ve birkaç saat dinlence yaptık:) Benim et-dürüm-kebap ile arası çok nadir düzgün olan Sevgili ile tantunicide ufak çaplı bir ziyafet çektikten sonra da alış-veriş turumuza startı vermiş olduk! Ben şimdiye kadar hiçbir suretle bulunmadığım bir mağazadan, muhtemelen –Sevgili ile tanışamasaydım– yüz yıl geçse de aklıma kolay kolay gelmeyecek bir alış-veriş yaptım! Evet, yukarıdaki fotoğrafta görülen ekipmanlar benim! (Neredeyse kaskımla beraber yatacaktım gece:) Ne yapayım çok güzel 🙂

Cumartesi akşamı alış-veriş sonrası artık diğer adreslerimizden biri haline gelen James Cook‘da yemek ve alkol sonrası, yine hayret verici bir şekilde uygun bir zamanda eve ulaşıp bir DVD eksiltmeyi başardık yaptığımız 10 küsürlük DVD alış-veriş sepetinden:)

~ Pazar sabahı aynı saatte kalkıp, aynı saatteki kort rezervasyonumuza yetiştik. Eve dönüp bu defa süper bir hafta sonu kahvaltısı yaptık: Menemenli, su börekli, ballı, bostan bitkileri tabaklı.. DVD sepetinden ikinci bir DVD daha seyredip, alış-verişin bu defa Sevgili‘yi ilgilendiren kısmı için tekrar dışarı attık kendimizi. Alış-veriş sonrası guruldayan midelere bayram ettirmek amacıyla benim kampüsteki Park Restourant’a uğradık. Güzel ve keyifli, bol sohbetli bir yemek sonrası eve -Şaşırtıcı bir biçimde– yine makul bir saatte ulaşarak mis gibi yatıp uyuduk.

Bu haftaya baktığımda ise gördüğüm manzara şu şekilde haftalık ajandamda:)

~ Pazartesi akşamı, saat 20:00-21:00 arası Spor Okulunda tenis!

~ Salı akşamı, saat 19:15’de YoGaShala’da yoga!

~ Çarşamba akşamı, saat 20:00-21:00 arası Spor Okulunda yine tenis!

~ Perşembe akşamı, iş çıkışı kuaföre uğranıp saçların hakkından gelinecek!

~ Cuma akşamı, iş çıkışı Fatoş Abla’ya uğranıp mani&pedi olayı halledilecek!

~ Cumartesi sabaha karşı 04:00’da İzmir-Seferihisar-Alaçatı-İzmir rotası için motora atlanıp yola çıkılacak:)))

Hayatımın ilk motorla uzun yol seyahati olacak bu. Bu sebeple kalbimin gümbürtüsünün çevreye vereceği rahatsızlıktan dolayı şimdiden özür dilerim:)

**”Olasılıksız” bitti sonunda. Şimdi darısı “Ye, Sev, Dua Et”in başına:)**

Geri Dönüş!

Sunset in My Finger

Hava serin mi serin bu aralar Ankara’da. Geceleri uyurken hafif bir ürperti yaşıyor, kendimi pikeme biraz daha sarıyor; sabahları işe giderken ise diken diken olmuş tüylerime bakıp inanamıyorum Temmuz ayının ilk haftasını devirdiğimize!

…….

Ankara’da geçirilen bu hafta sonunda çok özlediğim şeylerden birini yapma imkanı yarattım kendime: Kitap okudum:)

Eskiden her gece yatmadan önce kitap okumassa içi rahat etmeyen, sabahları bir saat erken kalkıp kitap okuyup sonra işe giden ben, neredeyse aylardır elimi kitaplarıma sürmüyordum! Bu konuda kendimi çok ayıplıyordum gerçi, ama ben kendimi ayıpladığım birçok konuda ara ara basiretsiz davranışlar sergileyen biri olduğumdan sebep nasıl olsa düzelir bir gün diyerek çok da kasmamıştım kendimi! Cumartesi günü ne oldu bilemiyorum, ama o boynuzlu, kuyruklu, eli çatallı varlığın* bacağını kırarak aylardır kütüphanemde beni bekleyen kitabımla özlem giderme seansına bıraktım kendimi. Seansın gerçekleştiği yer, balkon-bahçemdi takdir edersiniz. Seans koltuğu her ne kadar deri kaplı ve kleopatra tipinde olmasa da idare ederdi. Elimde buzz ötesi hafif alkollü bir cooler** ile yaklaşık birkaç saatimi kitabımla başbaşa geçirdiğim için çok, ama çok mutlu oldum. Şimdi hedefim;

~ Hafta sonuna kadar bu kitaptan her akşam bir parça okuyarak bitirmek,

~ Daha sonra, neredeyse 2 ay önce getirttiğim anda okumaya başladığım ve yarısına geldiğim şu kitabı bitirebilmek ve,

~ Bu adamın makalelerini okurken yaşadığım hazza istinaden edindiğim kendisinin bu meşhur kitabını da Temmuz sonuna kadar okuyup bitirebilmek hayırlısıyla!!

Yukarıdaki hedeflerimi gerçekleştirirken başka bir hedefime doğru gayet azimli koşmakta olduğumu da bildirmek isterim. Dikkat! Emin adımlarla yürüyorum demiyorum, yekten koşuyorum! Emin adımlarla yürüdüğüm yaklaşık bir 4-5 sene öncesiydi. 6 ay kadar oldukça düzenli bir şekilde haşır-neşir olduğum bu spordan neden sonra ortamından mı, beraber pratik yapmak zorunda olduğum kişilerden mi sebep bilemiyorum tam olarak, kopmuştum. Evde 1 DVD, 2 kitabım mevcut, ama dokunamamıştım onlara da hiç. İşte geçtiğimiz hafta tekrardan başladım, bence şimdilik düzgün imajıyla sempatimi kazanmış şu mekanda. O dönemde Hatha Yoga yapıyordum, şimdi ise Hatha’yı hatırlayıp Ashtanga Yoga’ya ilerlemek niyetindeyim. Bilmeyenler için, bu yoganın binbir türlü çeşidi mevcut: Kundalini Yoga, Bikram Yoga, Jivamutki Yoga, vs.. Merak edeniniz için buyrun buradan okuyun:) Bir de İstanbul’a falan yerleşirsem bir gün, Yoga Merkezim burası olsun. (İki takdir ettiğim hatunun ortaklığıyla kurulmuş.

Serinleyen havaya rağmen, eski heyecanlarla tekrar tanış olmaya başladığım şu günlerde özlediğim başka bir şeyin ne olduğunu tahmin etmek ister misiniz? Ona ulaşmama bir miktar var gerçi. Hani o bir renk aynı zamanda… Hani benim kaçışlarım genelde onda son buluyor bir şekilde.. Hani içinde de dışında da ben kendimi bir başka güzel hissederim hep.. Hani benim göbek adım olan:)

* Şeytan.

** Bkz: Şu post.

TanDem Tecrübesi (1. Bölüm)

Sky Diving

Ne hafta sonuydu ama..

Bir kere müthiş eğlendik. Güzel şaraplar içip bol bol ve lezzetli yemekler yedik. İnanılmaz kahkaha doluydu bu hafta sonumuz, acayip güldük:) Havuza girip, şopardık. Nargile fokurdattık. Yedi Uyuyanlar ve Şirince istikametlerini es geçmedik yine. Havalanındaydık ekipcek bu defa. Ve bu defa sadece Sevgili atlamadı. “Sizden korkulur CaDıLar” dediği üçlüden benim dışımda kalan diğer ikisi de atlayış tecrübe ettiler 28 Haziran 2008 Cumartesi öğleden sonra saatlerinde:) Natalie ve Tuba.

*Kendi tecrübelerimi bilhare 2. Bölüm’de anlatmayı düşünüyorum. Pek yakında:)*

Tandem

Natalie’nin zaten içinde varmış kendini bildi bileli paraşütle atlamak.Tuba’da son dönem gaza geldi. Tabi benim CaDıLarın bu kadar motive olmalarındaki en büyük etken Sevgili ile tanışmaları ve onun evde bize seyrettirdiği profesyonel ya da amatör bilimum atlayış görüntüleri içeren DVD’ler oldu. Sonunda 3’ümüzün de boş olduğu bir hafta sonu yakaladık, ve yakalar yakalamaz da otobüsümüze atlayıp Selçuk’un yolunu tuttuk. Kızların biraz ortamı tanımaları, havayı koklamaları adına yapılan ilk iş de sabah erkenden Havaalanına gitmek oldu. Orada hem TanDem hakkında bilgi aldılar, hem pilotlarla-hocalarla tanıştılar, hem de atlayan diğer serbest paraşütçüleri seyrettiler. Öğleden sonra kararlarını vermişlerdi: TanDem yapıyoruz:)

E peki nedir bu TanDem diyenleriniz olmuştur mutlaka. Bir bakalım: TanDem, tecrübeli pilotlarla (Ki bunlar bildiğiniz uçak kullanan pilotlar değil, deneyimli tandem yaptıran paraşütçüler. Ama TanDem pilotu olabilmek için deneyimli bir paraşütçü olmanız yetmiyor tabi.) 10.000 feet’den (Yaklaşık 3.000 m. yani) atlayarak, paraşütünüz açılana kadar yaklaşık 30 sn. serbest düşüş deneyimini bizzat yaşayabileceğiniz bir aksiyonun adı.

Tandem pilotuna özel ve güvenli bir şekilde bağlı oluyorsunuz ve uçaktan onun kontrolünde, ve kendisine  yapışık bir vaziyette iken -eğer isterseniz de -karşınızda bir hava kameramanı ile beraber atlıyorsunuz. Serbest düşüşünüz sırasında kameramana yaklaşıyorsunuz ve o sizi görüntülüyor. Daha sonra paraşütü açma irtifası geldiğinde pilotunuzun paraşütü açmasıyla birlikte bir 10 dakika kadar süzüle süzüle altınızda Efes Antik Harabeleri, Kuşadası sahilleri vs.. eşliğinde yere iniyorsunuz:)

Tuba ve Natalie’nin hazırlık aşamalarından uçağa gidiş anlarına dek yanlarında olup, onları görüntüledim. Başlarda oldukça heyecanlı olmalarına rağmen arkadaşlarım çok harika bir deneyim yaşadılar bence. Aşağıya indiklerinde yüzlerindeki ve gözlerindeki ifadeyi anlatmam mümkün değil zira:) Ben yine inatla bu haftayı da es geçtim. Kim bilir belki bir dahaki gidişimizde kendi yaşadıklarımı yazma şansım olur.

Tandem 1

Balkon-Bahcemiz:)

Breakfast

*

Balconny

*

Flowers

*

Flowers 1

Balkonda bahce keyfi surmekteyiz.. Havalar musade etmese de ruzgari ve serinligiyle, bu aralar sabah-aksam burada oturup hos bes ediyor, yiyip iciyoruz:)

ODTÜ Farkı: “ODTÜ Öğrencilerini Kazanma Projesi”

Geçen akşam Başak ve Sevgili evde yemek yiyorduk şarap-rakı-balık eşliğinde. Alkolun de getirdiği bir rahatlama ile gece yarısına yakın bir saatte sohbetimiz siyaset-politika-eğitim gibi -benim burada-ulu orta yerde çok fazla konuşmaktan haz etmediğim; ama Aslıcin‘in yazdıklarını öle bite bayıla okuduğum- konulara geldi.

Başlangıç noktamıza istinaden konuştuklarımızın, yaklaşık 1 hafta sonra gelen bu maille aslında başkalarının da derdi olduğunu, bu konuda “birileri keşke bir şeyler yapsa” derken biz, çoktan bir grup insanın kafa yorup bu konuya ilişkin proje ürettiğini bilmek beni çok mutlu etti. Türkiye’de daha önce -bu şekliyle- gerçekleştirilmediğini düşündüğüm bir projeyi buradan duyurmak istiyorum gururla. Mezunlar Derneğimizden geldi duyuru. ODTÜ’lü, dernek üyesi olmadığı için bu bilgiye ulaşamayan herkese duyurulur:

………….

“Bilindiği gibi üniversitemize her yıl ülkemizin çeşitli illerinden okumaya yaklaşık 3000 öğrencimiz gelmektedir. Bu öğrencilerimizin bir bölümü öğrenim süreleri boyunca maddi sıkıntıların yanı sıra bir büyük kente ve üniversiteye uyum sorunu yaşamakta ve bu süreçte burs, yurt ve benzeri vaatlerle cemaat ve benzeri oluşumların etkisine girmektedir.

Bu sorunu gören, fark eden ve çözmek isteyen ODTÜ Burs Ofisi, ODTÜ Mezunları Derneği ve Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği ile gönüllü öğretim üyeleri bir araya gelip çeşitli toplantılar yapmış ve bu yıldan itibaren hayata geçirmeyi planladıkları bir proje üzerinde çalışmışlardır.

Projenin hedefi, ODTÜ’yü, Anadolu’nun çeşitli illerinden kazanıp gelen ve genellikle maddi durumu yetersiz öğrencilerimizin Ankara’ya gelişlerinden itibaren sahip çıkılması ve desteklenmesidir.

Proje, ana hatları ile ODTÜ’yü kazanan öğrencilerin yönder kişi olarak tanımlayacağımız ODTÜ’lü öğretim görevlileri ve mezunları tarafından sahiplenilerek, üniversiteye kayıt zamanı otogar (AŞTİ) ya da tren garından karşılanması; üniversite yurtlarına yerleştirilmesi, Ankara’nın ve üniversitenin gezdirilmesi, tanıtılması, çeşitli kültürel/sanatsal etkinliklere katılımlarına destek verilmesi gibi etkinlikleri içermektedir.

Bu görevi üstlenebilecek olan Yönder kişilerin öğrenci kayıtlarının yapıldığı 28 Ağustos -3 Eylül 2008 tarihleri arasında öğrencileri karşılamak ve kalacakları yerlere yerleştirmek üzere Ankara’da olmaları gerekmektedir.

ODTÜ Burs Ofisi, ODTÜ Mezunları Derneği ve Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği, bu süreç boyunca bölümlerden ve mezunlarımız arasından Yönder kişileri ve bu desteği isteyen öğrencileri tespit edecek, mümkün olduğu kadar öğrencinin kazandığı bölüm ile yönder kişinin ilgili olduğu bolüme dikkat edilerek bu kişiler ile öğrencileri esleştirecek; karşılanacak öğrenci sayısına göre paylaştıracak; öğrencinin Ankara’ya gelişi ile ilgili bilgileri yönder kişilere iletecek ve öğrenciler ile iletişim kuracaktır. Ayrıca, ASTİ ve tren garında kayıt zamanı stantlar kurulması planlanmaktadır.

Başlangıç aşaması olarak kurulması hedeflenen öğrenci – öğretmen ya da öğrenci – mezun ilişkisi daha sonra da bölüm karşılama partileri ve zaman zaman organize edilebilecek bölüm piknikleri ile devam ettirilecek ve ilişkiler sürekli sıcak tutulacaktır.

Maddi yetersizlikten dolayı sosyal ve kültürel faaliyetlere katılamayan ve hatta hiçbir bilgisi olmayan öğrenciler için ücretsiz olarak tiyatro, bale, opera, sinema gibi kültürel etkinlikler için organizasyonlara toplu bilet ve ulaşım olanağı sağlanması projenin diğer bir hedefidir.

Proje ile ilgilenen değerli mezunlarımızın ODTÜ Mezunları Derneği’ne en geç 16 Haziran 2008 tarihine kadar e-posta (odtumd@odtumd.org.tr) ile başvurarak ad, soyad, bölüm ve iletişim bilgilerini ulaştırmalarını bekliyoruz.

Saygılarımızla,
ODTÜ Mezunları Derneği”

……………….