Güzel Şeyler Konulu Yazılar

Cheers:)

Bir kutlamadan, aslinda oldukca gec kalmis bir kutlamadan, dondum bu aksam: JCI tarafindan akredite edilen TR’deki ilk universite hastanesi olma haberimizi kutladik yaklasik 250-300 kisi kadar 2.5 ay sonra:) Hos, bizden once daha denetimleri biter bitmez gazetelere ertesi gun “ilk biz olduk” gibi haberlerle demecler veren hastanelerde varmis, olsun varsin! Gercegi ben, bizim ekip ve kosedeki bakkal bildikten sonra gerisi hikaye diyoruz:)

Ikinci haberide eve gelince aldim: Sonunda rektorumuz belli oldu:)) Gonlumuzun diledigi, kendisine guvendigimiz, beni ise alan, bu pozisyona koyan ve bana guvenini her firsatta dile getiren; basardigimizda kutlayan, zora-cikmaza girdigimizde destek olup alternatif yollar sunan, liderligin ve vizyon sahibi bir yonetici olmanin, bir ekip olarak calismanin ne kadar onemli oldugunu bize bizzat gostemis, marifetli, basarili, ornek aldigimiz bir kimse kendisi:) Kutluyorum can-i gonulden. Ve bir defa daha goruyorum ki “Herkes hak ettigini alir, hak ettigi yerde olurmus hakkaten”.

~

Sabirli, azimli, her seyden onemlisi iyi niyetli, iyi yurekli olmak lazim bu hayatta! Sizi baskalarinin bir yerlere koymasi, baskalarinin ovmesi, takdir etmesi lazim. 10 yillik is hayatinda benim ogrendigim bu oldu. Sizin icin biri eger bir baskasina iyi ve anlamli birkac kelime ediyorsa bundan gurur duymaniz lazim. Beni patronumum, yoneticimin takdir etmedigi, yapilan calismalarda adimin hic gecmedigi zamanlar da oldu; onlarca emegim, gercekten o ise verdigim, harcadigim binlerce zihinsel ve fiziki katkim olmasina ragmen.. Ama tutup da calisma arkadaslarimdan birinin elimi sikip, nasil da bir suru seyler degistirdigimizi, nasil guzel ve uyumlu calistigimizi soyledigi anlar yok mu? Dunylara bedel oldu benim icin. Tepedeki birkac kisinin olmasa da ortalarda veya asagilarda onlarca insanin sizin yaptiginiz isin, o ise kattiginiz degerin farkinda olmasi ve bunu hic bir karsilik gozetmeksizin gelip size soylemesi.. Buna icilir iste! Aynen boyle yaptim:) Bu kurumdaki 6. yilima, bu yillara sigdirilan bir suru ise, basariya, kurulan sistemlere kadeh kaldirdim:)

2 gun once Saglik Idaresi Y.O master ogrencilerinin ricasi uzerine derslerine katilip, yaklasik 35 kadar hevesli ve merakli ogrenciye 1 saatlik bir sunum yaptim. Konumuz, kurumumuzda 2002 yilindan beri yaptigimiz bu yolculugun hikayesi idi. Iste 1 saate sigdirmaya calistigim, ardindan bir suru guzel soru ve katilimla mutlu ve gururlu oldugum yolculugumuzun ozeti:

Hacettepe Universitesi Hastaneleri olarak, Kalite Koordinatorlugunun 2002 yilinda kurulmasi ile birlikte, daha once mevcut olmayan, Mayis 2002’den Aralik 2007 tarihine kadar kurdugu, basariyla yuruttugu sistemler:

~ Tum hastane personeline (yaklasik 3500 kisi), 2 gun sure ile verilen Temel Kalite Kavramlari ve Kurum Kulturu Egitimleri,

~ Surec Yonetim Sistemi,

~ Iyilestirme Takimlari Sistematigi,

~ Stratejik Yonetim Sistemi,

~ Ozdegerlendirme Sistemleri (Calisan ve Musteri Memnuniyet Anketleri ile)

~ Egiticilerin Egitimi (Kendi bunyemizde egitici olarak kullandigimiz yaklasik 30 personel icin),

~ Tibbi Cihaz ve Kalibrasyon Sistemi,

~ ISO 9001:2000 Kalite Yonetim Sistemi, HACCP Gida Guvenligi Sistemi ve ISO 22000 Kalite Yonetim Sistemleri,

~ Insan Kaynaklari ve Performans Yonetimi,

~ Ilac ve Malzeme Yonetim Sistemi (PYXIS),

~ Yangin ve Tesis Guvenligi Sistemleri,

~ Hasta Guvenligi ve Kalite/Performans Gelistirme Sistemleri,

~ Dokumantasyon Sistemi (Halihazirda personelin eli ayagi konumunda olan 1300 yazili dokuman, intranet sisteminde takip edilen),

~ VE JCI Akreditasyon Sistemi…

Bayagi birsey yapmisiz be, helali hos olsun:) Artik pek rahat uyuyabilirim herhalde bu gece.. Ne dersiniz?

6+5+8+3+~ Kahkaha, Sohbet = CumaRtesi!

Karışık bir denklem gibi durmasın başlığımız, hemen açıklayacağım:

Hafta sonu evimde ofis arkadaşlarıma bir parti verdim. Erken “Yeni Yıl Yemeği” de diyebiliriz. Yılbaşı ağacımı kurdum, evimi toparladım, oturup üzerime düşen yemekleri yaptım, açık büfeyi hazırladım, ve bizimkiler yavaş yavaş düşmeye başladıktan sonraki full 36 saatimi hiç yalnız, ve hep yiyerek geçirdim:)

6= Kişi sayımız! Cumartesi günü bu sayıdayken, Pazar günü 5 kişi civarında devam ettik hafta sonuna:)

5= Tüketilen şarap şişesi sayısı. Cumartesi günü tam 5 şişe sarap içmişiz, 4 Öküzgözü, 1 Kalecik Karası olmak üzere. Tüketmeyi tercih ettiğimiz şaraplar, aslında biraz zorunluluktan içti arkadaşlarım:), HATTİ Şaraplarından seçildi. Bu şaraplar henüz piyasaya çıkmaya hazırlanıyor, ve benim tanış olduğum bir ekip tarafından üretiliyorlar. (Denemek için almış olduğum 12 şişeden en çok Syrah ve Kalecik Karasını beğendim.)

8= Açık büfedeki yemek sayısı:)

3= Tatlı büfesindekiler:)

~ (sonsuz) Kahkaha ve Sohbet içinse, belli bir mide doluluğuna ve alkol seviyesine ulaştıktan sonra ota  b…ka gülerek; güncel siyaset, astroloji, gelecek planları, Türkiye, tatil, iş, film, müzik gibi bilimum konuda konuşarak sabah karşı 01:00 civarına kadar evimdeki enerjinin hissedilebilir varlığı toplamı diyebilirim herhalde:)

Evimde parti-yemek-eğlence ortamı yaratmayı seviyorum. Hatta bana kalsa, tüm özel günler, bayram, yeni yıl gecesi, doğum günleri vs.. aktivitelerinde herkesler hep bende olsun isterim. Fakat ufak bir sorunumuz var: Efendim benim evim 62 metrekare:) Evet, kendisi açık mutfak+kütüphane, salon ve benim yatak odamdan oluşmakta! Hal böyleyken de eve davet edebildiğim misafir sayımda ister istemez bir kısıta gitmek durumda kalıyorum. İlk defa evimde bir parti ortamı yarattığımda (7 sene önceydi sanırım) tam 13 kişiydik evde!! İnanılmazdı hakkaten. Nasıl sığdık hatırlamıyorum, ama bayağı da eğlenmiştik:) Şimdilerde hayatımda olmayan bir çok insan vardı o zamanlar, ya da şimdilerde farklı partnerlerle, eşlerle yaşayan arkadaşlarım.. Sonra bir 11 kişi ile yine denemiş, fakat havanın güzelliğinden sebep parti ortamını bahçeye taşımıştık:) Hatırlar mısınız bilmem, ama bir zamanlar bir bahçem vardı benim! Salonumda 2 kanape ve bir sürü minderim var. Misafirlerim genelde minderlere yayılmayı seviyorlar, özellikle de hatun takımı:) Erkek arkadaşlarım genelde kanape-koltuk tepelerinde olurlar zira! Bense çoğunlukla ayakta, ortalarda koşuşturmayı severim, milletin içki bardaklarını takip eder, boşalınca hemen fullerim:)

İşte minik evimden artık ayrılmayı istememde bu evde kısıtlı sayıda misafir ağırlamamın da etkisi var diyebilirm. Biraz daha geniş bir ev, farklı bir yaşam alanı fena olmaz herhalde diye düşünüyorum. Bir de yerler kesinlikle parke olmalı! Benim halıfleksli evim ve alerjik astımım hiç anlaşamayan bir ikiliyiz son 1 yıldır! Hayırlısı bakalım. 2008’de cin planlarım var. Mutlaka yeni adresimden de bir parti haberi vereceğim, hem de daha kalabalık bir ekiple:)

Pazar günü film izleyelim deyip, Yaşamın Kıyısında‘yı izledik! Filmin çoğu Almanca olduğu ve ne Türkçe ne İngilizce altyazı seçeneği bizim kopya DVD’de mevcut olmadığı için biraz “ortak akıl” yürüterek, biraz “spontan dublajlar” yaparak seyretmeyi başarıp filmi bitirdiiğimizde hepimiz kalakaldık öylece. Güzel bir kesişen hayatlar ağı yaratılmış filmde, ama bir Duvara Karşı kadar beğendim diyemeyeceğim. Ödül almaması konusunda eleştirilmesini ise haksız bulduk, zira -henüz ben izlemedim ama- MUTLULUK filmini izleyen arkadaşlarım, onun bu filmden kat be kat daha vurucu olduğunu söylediler!

Evde halen tümüyle el yapımı rus-italyan-amerikan salatası karışımından yaklaşık 1 tencere bulunmakta! Anlaşılan o ki tüm bayram boyunca evde yiyeceğim şey belli oldu! Evet, bayram tatilinde Ankara’dayım:) İlk defa! İlk defa 2 bayram üst üste Ankara’dayım! Elbetteki telafisi konusunda çalışmalarım var, hep birlikte göreceğiz. Yola çıkmazsam içimde bir şeyler eksiliyor benim. Siz ne yapacaksınız? Ne yaparsanız yapın, nerede veya kiminle olursanız olun hep içiniz gülsün dilerim:) İçiniz gülünce gözleriniz de güler. Bu hayatta içten gülen gözlerle size bakan bir insandan daha güzel ne var ki??

Hayaller, Kapilar..

Hayal kurmayi cocukluktan beridir sevdigimi artik bilmeyen yok! Hayal gucu hep genis bir cocuk oldum ben, sonra da yasamin degisik donem ve anlarinda bu hayalperestligim devam etti. En sevdigim seylerden biriydi hayal etmek, halen de oyle. Kendimi istedigim yerde ve istedigim durumda hayal edebiliyor, icinde bulundugum ortamlardan kimse farkina varmadan siyrilip, ufak capli yolculuklara cikip donebiliyorum. Hayal kurmak icin yumusak bir yatakta uzanmama, gozlerimi kapamaya hic ihtiyacim yok artik. Hatta en son gecen aksam bir arkadasimla konusurken onun anlattigi guzel bir hikayeden yola ciktim ve kendimi elimde martini kadehim tropik sahillerden birinde bikini ile guneslenir pozisyonda buldum! Topu topu 5 dk.dan az bir sureydi, ama nasil ilac gibi geldi anlatmam mumkun degil:)

~

Aksamlari mutemadiyen disarida yemek-sohbet seanslarina devam etmekteyim. Bu aksam da guzel bir arkadasimla beraber LINS Cafe’de peynir tabagi ve FRONTERA Merlot esliginde keyifli, verimli, coskulu, sicak bir dort saat gecirdik. Bu markanin – ki kendisi Sili sarabidir – daha once Cabernet Sauvignon’unu denemistim, begenmistim. Merlot’yu da fena bulmadik, en azindan meraklilarina denemelerini tavsiye edebilirim.

Bu guzel arkadasimla sohbetimiz bir yerden basladi, dallandi budaklandi ve konu bir sekilde – ikimizin de olmazsa olmazimiz – Kas’a geldi:) Hayallerden konusuyorduk once, sonra baktik muzik zevkimizden bahsediyoruz. Ikimizin de Kas tatilleri ya da Kas yolunda dinledigimiz ve bize o gunleri hatirlatan sarkilar, albumler varmis.. Ilginc olani ikimizin de ayri donemlerde, ama benzer parcalara takilmisligimiz varmis: Ornegin ikimizin de Kas tatili bir yerlerde Candan Ercetin’le kesisiyor:) Bizim Kas tatillerimizde Isin Karaca ve cok oncesinde bir Duman albumu ile gunler gecirmisligimiz de vardir ki, konustukca hatirladim; hatirladikca o anlari ozledim. Kendime not dustum sonra; en kisa zamanda guzel bir Kas hayali dile getir ve mumkunse yaziver bir parca kagida.. Ne kadar zaman oldu adam gibi ufak hikaye, deneme, vs.. yazmayali?

~

Dun Siyah Sut romanina basladim Elif Safak’in. Henuz 40 sayfa civarinda okudum, ama her zamanki gibi sectigi kelimeleri, onlari dile getirisi, durust ve icten kendiligince yazdigi her seyi cok sevdim.

~

Eskilerden bir album buldum evde, orada da bunu. Bakalim sizin de dinlemisliginiz varmiymis:) Yumusak, cok hos bir parcadir. Bunun da anisi vardir, ama anlatamam:)

Bir de bunu buldum. Bu grubun diger parcalari felakettir de -bence tabi- bir tek bunu dinleyebiliyorum. Begenmeniz dilegimle:)

Kapilarin hayatimda ilginc bir yeri var. Gittigim, gezdigim yerlerde kapilara dikkate eder, yuksek mi alcak mi, dar mi genis mi, eski ya da yeni mi, suslu ya da sade mi incelerim mutemadiyen. O kapidan gireni cikani takip eder, kapinin ardinda olanlari, yasananlari ya da biraz sonra yasanacaklari merak eder, niye o kapinin bir solundaki ya da sagindakinden farkli yapildigini sorarim kendime. Son yillarda – ozellikle yurt disina ciktigimda- fotograflamaya da basladim bu gordugum kapilari. Benim hayallerim de hep acilan ya da kapanan kapilarla baslar. O acilan ya da kapanan kapilarin ardindan daldigim hayal aleminde kah guzel bir muzik kah bir kadeh icki olur. Acilir dar ve alcak, gayet bes para etmez ama agir celikten yapilmis bir kapi, ben ilerlerim bir muddet ve sonra ardimda kapattigim, ya da onumde duran actigim kapi goz alici yukseklikte, uzeri isli-oymali, genis, acik renkte bir ahsap kapi oluverir. Efendim ne dediniz? Zugurt tesellisi mi:)

~

Guzel bir hafta sonu diliyorum size, kendime de tabi. Gayet dolu -zaten bos gecen hafta sonuna hafta sonu demiyoruz – aktif, eglencelikli bir programimiz var: Yarin aksam sevgili CMYLMZ’i izleyecegiz, oncesinde Tolu’larda bir yemek. Cumartesi gunu de geleneksel yilbasi oncesi yemegi etkinligimiz var. Tum ofis bende olacak. Menu muhtesem, bar muhtesem. DJ muhtesem:)

Kara Kis Misafirlige Geliyor?

Sevgili K.I.S.D‘in sobesine cevap vereyim once:

Ve sen gidiyorsun ….
Hayal kutun acildi, Pandora’ninki gibi aynen. Ortaliga sacilan hayallerinin pesinden ciktin yola iste. Cok fazla esyan yok yaninda; bir sen, bir guzel anilarin ve de goren gozlerin, seven kalbin, inancin.. Gidiyorsun Dilara.. Donmemek uzere..

Söylenmesi en zor sözcükler?
“Başınız sağolsun” sozcukleri gercekten benim icin de kullanmasi en zor olanlari. Caresiz kaldigimda karsimdakine soyleyemeyecegim hersey!

Sizin için yağmurdan sonrası, ne ifade ediyor?
Mis gibi toprak kokusu. Temizlik, arinmislik, hafif bir serinlik. Keyifli bir kahve icme ortami:)

Burçak Çerezcioğlu?
Mavi saçlı kız kitabi.

Seni sobeleyeni nasıl bilirsin ?
Durusu olan, icten. Kucuk bir kiz cocugu gibi ayni zamanda.. Ilkin bana yazdigi uzun e-mailleriyle tanidim onu. Bana guc verdi, beni kolladi kendince. Bence o bir sui generis🙂 Sahsina munasir yani:) Arkadasim.

Oldu mu?

:))

 

Ankara’ya buzz gibi soguguyla geldi sonunda sonbahar. Bunu da ozlemistik, pek iyi oldu tabi. O kadar uzun bir zaman yagmurdan ve serinlikten uzak kalmisiz ki, unutuvermisiz sadece uzerimizdeki, iliklerimizdeki etkisini. Usumekten nefret eden ben, icimden “Usumuyorsun, usumuyoruz, usumuyorlar” diyerek avutur oldum son 1 haftadir kendimi. Atkilar-bereler cikti meydana. Her iki paltomu da cikardim dolaptaki koselerinden. Duruma ve kiyafetlerime gore bir onu, bir oburunu giyiyorum. Eldivenler her daim elde, semsiyemiz ‘bavul’ tabir ettigimiz cantamizin icinde, her daim bize yakin! Sinuzitimiz kendini her sabah ve aksam hatirlatmakta, ilaclar icilmekte, fazladan -bana ait olmayan bir davranisdir bu- cikolatalar yenmekte aksamustu kahvesinin yaninda. Sicacik corba askina her oglen yemekhaneye kosturmakta, kah ‘Hasta Corbasi’, kah ‘Sebze ya da Mantar Corbasi’ icmekteyiz.

Sabahlari vaktinde uyanmakta, ve fakat sicacik yataktan cikmakta bir hayli zorlanmaktayiz. Haliyle ise gec kalmakta, sabah sabah Ankara’da nasil bu kadar trafik ve korna calmaya bu kadar duskun sofor oldugunu anlamakta zorluk cekmeye devam etmekteyiz! Is yerimiz sicak oldugu icin sukretmekte, disarida buzz tutmus su birikintilerini gordugumuzde sokakta kalan evsizlere dua etmekteyiz..

Sonbahar anca geldi boylece, ama gidiverecek 2 gun sonra. Tum bunlara bakarak misafirlik sirasi gelen Kis’in gayet kara olacagini tahmin etmekteyiz:)

Hafta sonuna bol plan yaptim tum bu soguga ragmen: Cuma aksami favori mekan Balikcikoy’deyiz yine. Uzun soluklu muhabbete kah kahkaha, kah kalamar tava, kah raki eslik edecek. Bugu yapan camlardan disariya bakarken bir ara kar taneleriyle goz goze gelmeyi bekliyorum artik.

Cumartesi yine spor, ardindan basketbol macina konsantrasyon olacak. Telekom bu hafta Pinar Karsiyaka’yi agirliyor evinde. Sonbaharin gelisini birde bu yuzden seviyorum: Sanirim ben iflah olmaz bir basketbol fanatigiyim!

Cumartesi aksami ise ilginc bir konseptli partiye davetliyim: Sosyal Hayati Guclendirme ve Gelistirme Dernegi’nin geleneksel Yilbasi Yemegi:) Iki sartimiz var: Bir, sapkasiz gelmeyeceksiniz ve eger mumkunse tasarladiginiz, emek verdiginiz bir sapka olacak bu. Iki, kirmizi-beyaz giyineceksiniz. Bakalim, bu benim ilk olacak bu yil 7. duzenlenen bu partideki arz-i endamim. Bendeniz merak icindeyim, fotograf makinamiz ise sonunda tekrar ise yarayacagi icin mutlu mutlu oturuyor kosesinde cantasinin icerisinde:)

Pazar gunumu ise yine spora, guzel ve bol cesitli bir kahvaltiya, bir suru gazeteye, bir DVD’ye ve bir tanisilacak blog arkadasina ayirdim:) Hafta sonu dinlenmek mi? O da ne??