Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Canımın İçi Doğdu Bugün..

İyi ki doğmuşsun Aydın’cım.. İyi ki ODTÜ hazırlıkta tanışmışız seninle.. İyi ki birbirimizi kaybettikten bir süre sonra Koru North’da tekrar karşılaşmışız; iyi ki e-mailini vermişsin bana.. İyi ki bu kadar zamandır yanımdasın, beni kararlarımda destekliyorsun her ne kadar uzakta da olsan.. İyi ki beni anlıyorsun, beni her şeye rağmen bu halimle kabul ediyorsun, iyi ki beni güldürüyorsun, “kime diyorum alooo” dediğinde, sana “hadi len” dememe kızmıyorsun.. İyi ki messenger var, e-mail var.. İyi ki geçen yıl Hoston’a da uğramışım.. İyi ki birbirimize bu kadar yakınlaşmışız..Seni çok özlüyorum; ama iyi ki yılda 1-2 defa da olsa görebiliyorum seni..

Bu hayatta, gerçekten bir insanın sahip olmak için her şeyini verebileceği bir tek dostu olsa, bu ancak sen olurdun diye düşünüyorum..

Seni çok seviyorum..

IQ’nun 9. Yıl Dönümü..

Şeker Mücella Hanım, Ayşegül Sultan, Burcu, Serap, Cüneyt ve Murat ile beraber “IQ Uluslararası Kalite Danışmanlık ve Organizsayon A.Ş.” bugün 9. kuruluş yılını kutlayacak…

Benim kendileri ile tanışmam tam 3,5 yıl öncesine uzanır: O zaman bizim hastanenin birlikte çalışacak bir danışman kuruma ihtiyacı vardı. Önce Ayşegül Sultan ile tanıştım, sonra diğer ekiple.. O zamanlar ekipte Tunç ve Umut’da vardı:(( Yaklaşık 3 yıldır beraber çalışıyoruz; iş dışında ekibin bir çoğu ile beraber eğleniyoruz.. (Ayşegül Sultan’ı zaten bilmeyen kalmadı!)

Ne diyebilirim ki? “Uluslar arası platformda kabul gören bir danışmanlık ve belgelendirme kuruluşu olmak” şeklinde belirledikleri vizyonları ile çalışmalarını sürdüren ve bu vizyonu gerçekleştirmeye çok çok yaklaşmış olan bu ekibe nice mutlu, başarılı ve hep birarada uzun bir çalışma hayatı diliyorum. Bu zaman zarfında ben de kapıdan kovsalar, bacadan girmeye devam edeceğim.. Beni tanıdığınıza pişman olacaksınız:))))

Akşam ofisinizdeki kokteylde görüşmek üzere…

Dünya Müzik Günü

Bugün öğlen yemeği için Tunalı Hilmi Caddesi’ndeydim..

Kuğulu Park’tan hoş ve yüksek volumlü müzik sesleri gelmekteydi.. Meğer bugün 21 Haziran Dünya Müzik Günü imiş! Ankara’da ilk kez bu gün adına etkinlikler düzenlenecekmiş.

Franszı Kültür Merkezi, Kavaklıderem Derneği ve Sevda Cenap And Müzik Vakfı’nca düzenlenen etkinlikler için seçilen mekanlar Karum ve Kuğulu Park önü ile Yüksel Caddesi’ymiş.

Ayrıca bu akşam İstanbul’da, saat 20:00’de Aya İrini’de bir ilk gerçekleşiyor: Ünlü Türk besteci Kamran İnce’nin İstanbul Müzik Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği Requiem Without Words adlı yapıtının dünyadaki ilk seslendirilişi gerçekleşecek. Bu yapıt, 2003 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen bombalama eylemlerine karşı yazılmış, adı üstünde bir ağıt! Ben olsam kaçırmazdım..

Ayrıca bugün, en uzun gün!

Ayrıca bugün 2003 yılında, benim de sevdiğim ünlü jazz şarkıcısı Johnny Lee Hooker öldü!

İlgilenenlerin bilgisine….

Şarap Üzerine Mitolojik Bir Hikaye..

Dün akşam, 3 kadeh kırmızı şarabı afiyetle içiverdim. Uzun zaman ara verince bu şarap içme olayına, içtiğimde vur deyince öldürüveriyormuşum gibi geliyor:) Geçen gün bir mail grubundan geldi paylaşacağım hikaye. Benim gibi şarap meraklısı birine göndermişler, ilginç geldi. Zira şarap hakkında yazılan çizilen şeylerden, hikaye-öykülerden haberim olur diye dolanırken ortalarda, bununla ilk defa karşılaştığımı itiraf etmeliyim..  İşte, neden şarap içince kendimizi cesur hissederiz, çenemiz düşer, saldırgan oluruza cevap!

Mitolojide tanrıların içkisi olarak kabul edilen şarap, bir çok kutsal kitapta da ‘kutsal içecek’ olarak anılır. Anadolu’da yaygın olan efsaneye göre; Nuh Peygamber bir gün Ağrı Dağı’nın eteklerinde dolaşırken son derece neşeli, hoplayan, zıplayan bir keçi görür. Merak içinde keçiyi takip eder ve keçinin iri taneli bir meyve yediğini keşfeder. Bu meyveyi tadan ve çok beğenen Nuh Peygamber, üzümün  ve üzüm suyunun tiryakisi olur.

Nuh’un keyfini fark eden şeytan, onu kıskanarak yakıcı nefesi ile asmaları kurutur. Ancak Nuh, bu duruma çok üzülüp kederlenince şeytan, merhamete gelerek asmayı kurtarmak için 7 hayvanın kanıyla sulaması gerektiğini söyler. Nuh onun dediği gibi aslan, kaplan, ayı, köpek, horoz, tilki ve saksağandan oluşan 7 hayvanın kanı ile asmayı sular ve asma yeniden canlanır.

İşte bu yüzden, o günden beri üzümün suyundan ya da bu meyveden üretilen içkiyi içenler (yani benim gibiler:)

ya aslan gibi cesur, (bu sebepten ‘heyttt ‘naraları atarak her şeye gözü kapalı, balıklama atlarız..)

ya kaplan gibi yırtıcı, (bu sebepten sevgilimizin, ya da yakınımızdakilerin gömleklerini çekiştirirken yırtarız..)

ya ayı gibi kuvvetli, (bu sebepten vurdu mu deviririz..)

ya köpek kadar kavgacı, (bu sebepten her daim bodyguardlarla kapıda birbirimize gireriz..)

ya horoz gibi gürültücü, (bu sebepten tüm mahalleliyi ayağa dikeriz..)

ya tilki gibi kurnaz, (bu sebepten cep telefonlarımız ile sevgililerimizi akla hayale gelmeyecek yöntemler kullanarak takip ederiz..)

ya da saksağan kadar geveze olurlar:)))” (bu sebepten kahkaha atıp, habire konuşarak insanların bizden uzaklaşmasına neden oluruz..)

Teras Party

Ve Hafta Sonunun Ardından ofislerimize dönmüş bulunmaktayız.

Güzel ve keyifli bir hafta sonu geçirdik bizim ekip ile beraber. Hemen hemen aklımdaki her şeyi gerçekleştirebildim. Yalnız, hava muhalefet etti bir miktar; üzdü bizi. C.tesi akşamı Lostar’ın teras partisinden sonra hepimiz şiş boğazlarımız ve kalınlaşan sesimiz, akan burunlarımız ile karşıladık Pazar gününü.. Halbuki o kadar da giyinmiştik üst üste..!

C.tesi akşamüstü saatlerinde bir oturduk mangal başına, pasta kesilene kadar da kalkmadık.. (ki bu da saat 22:00 civarlarına denk geliyor.) Özellikle bendeniz, mangal başında konuçlanmış olduğumdan etlerdi, butlardı, közlenmiş patlıcan-sarımsaktı derken rahat birkaç kilo almış olarak döndüm eve:))

Oldukça uzun zamandır yapmıyorduk, çok iyi geldi. Sevgili Lostar’ın böyle bir terasa sahip olduğunu bizden neden sakladığı anlaşıldı: Bundan sonra hafta sonları adres belli oldu!