
Yeni bir yıla keyifle, güzel bir sofrayla, dostlarımız eşliğinde merhaba derken tüm gecenin en güzel anı sanırım CNBC-E’deki Victoria’s Secret Defilesiydi:)
Kırmızı don giymedim! Saatler 00:00’ı gösterdiğinde ilk olarak sevgilimi öpmedim! Yine de ben bu yılı hayatımın en güzel yılı yapmaya kararlıyım:)
~
Modum iyi gibi, hani böyle iç güveysinden hallice gibi. Final sınavlarım başlıyor haftaya, bir dersim için çaba sarfetmem gerekecek bir miktar. Yine de 1. dönem bitti bile diyorum kendi kendime, nasıl oldu anlayabilmiş değilim!
Evimizde herşey yolunda. Ne zaman “anne” olacağıma bile karar verdik, bu iyi bir gelişme sanırım. İlişkimiz tam 10. ayı geride bıraktı ve ben hala mutlu ve keyifli hissediyorum kendimi. Yalnız ben de değil, Sevgili de öyle sanki. Tek derdimiz günlük rutinde karşılaşılan, can sıkan, çaresiz bırakan bazı noktalar, olaylar, kişiler.. O da eminim herkesin yaşadığı bir parçadır hayatında. Bunlar hep varolacak, önemli olan nasıl karşıladığın, nasıl üstesinden gelebildiğin!
~
Bu hafta sonu için Cuma sabahtan itibaren Bartın’da olacağım yine. Geçen yılki toplantılarımızdan biri daha gerçekleşecek. Ayrıca 10 gün sonra da annekuşu ve diğer aile efradını görmeye Antalya’ya gideceğim 2 gün için! Anne kuşum gelecekti, tarihini öteledi biraz. Durum böyle olunca benim gitmem farz oldu.
Pazar akşamı hiç hayatımda denemediğim bir yemek yaptım ben: Balık Çorbası. Bir güzel oldu anlatamam! Gerçi elimdeki balık levrekti, yani suya öylece bıraksam da güzel bir tat verirdi eminim. Derin dondurucudan çıkartmış akşama pişirmek için bekletmekte olduğumuz balığımızı, anca akşam dışarıdan eve gelince farkettik! Gayet tok bir halde olduğumuzdan ne yapsak da bu balığı değerlendirsek fikrinden yola çıkıp çorbalaştırmaya karar verdim. Biraz havuç, patates, soğan ve sarımsak; kekik, tane karabiber ilavesi ile lezzetli bir hale geldi bizim levrek. (Tek eksiği kereviz yaprağıydı, o da evde yoktu vallaha.) Bundan sonra sık yapma kararı aldırdı ilk defa denediğim balık çorbası bana. Her Perşembe balık günümüzdü zaten, 2-3 haftada bir çorbası da eşlik edebilir, değil mi ama?
~
2009 yılı için ajanda almam lazım:( Ben haftalık ajandalarla çalışan bir insanım. Bütün bir hafta mutlaka önümde yer almalı. Ödemeler, toplantılar, aranıp-sorulacaklar, o gün dinlediğim bir parça, görüştüğüm eski bir dostun adı vs.. Herşey yazmazsa rahat edemiyorum ben. Bir tane de kişisel notlarım için çantama lazım. Onun için Arwey’lerde gözüm var gerçi. Ankara’da satan yer bulursam, bir boş vaktimde bakacağım! Ama hiç olmadı şu modelde çok şeker, adı ondan şeker: Zamansız Ajanda:) Ocak bitmeden karar verip alsam fena olmayabilir!
Geçtiğimiz C.tesi gecesi dışarıdaydık. Ankara’daki en eğlenceli mekan seçtim Amarillo‘yu. Ya da benim kafam çok iyiydi, bana öyle geldi:) Night Life sahnede şarkılarıyla coşturdukça, ben hemen önlerinde dans etmekten helak oldum. Sonrasında eve dönerken tam bizim sokakla Çevre Sokağın kesiştiği noktada yıllardır konuçlanmış olan köfteciden köfte yemek aklımıza geldi! Ben yıllar yıllar önce, sanırım üniversite civarlarında en son oradan birşeyler yemiş olabilirim! Sabaha karşı yenen yarım! köfte ekmek bu kadar mı güzel gelir be dostlar.. Net hatırladığım acayip tuzlu olmasıydı. Gerçi 10 aydır tuz yemediğim için de bu şekilde hissetmiş olabilirm ama, Sevgili alkol sonrası iyi gelsin diye bilinçli olarak bu kadar tuzlu yapıldığını söyledi köftelerin. Onun yalancısıyım artık.
~
Kafamda o kadar çok şey aynı anda ikamet ediyor ki yine! Bazen seslerini susturmak için kafamı duvara vursam işe yarar mı diye düşünmeden edemiyorum. RollerCoaster Dilara yine huzura çıkmaya karar verdi anlayacağınız. Çakılsa mı acaba tamamen, yoksa yükselip hızlıca aşağı indikten sonra bir müddet yine sakin ve rutin bir şekilde yoluna devam mı etse, taki bir sonraki yüksekliği bulana kadar!! Bilmiyorum işte, bil-mi-yo-rum!






