Kişisel Notlar Konulu Yazılar

Kasım

Gerswin

2008 yılının Kasım ayına da girdik, hayırlı uğurlu olsun. Kasım ay benim için önemli biliyorsunuz: Bu ay doğmuşum ben. Ayrıca Kasım ayına ilişkin bir dolu enteresanlıklar, bana kendini hiç unutturmayan bazı an’lar var hayatımda, şöyleki;

İlk erkek arkadaşımla bu ay ayrıldık, bir sonrakiyle bu ay çıkmaya başladık. Beni en acıtan adam da yine Kasım doğumlu. Hem en güzel, hem de en sıkıntı verici herşeyi hayatımda ağırlıklı bu ayda yaşadım!

Tek başıma ilk Prag seyahatimi yine bir Kasım ayında gerçekleştirmiştim. Nevşehir’e ilk defa Kasım ayında gittim, balona binemeden döndüm:( İlk Amasra seyahatim de yine bu aydı. Canlı Balık’da yemek yiyip, Torsten’a fal baktırmıştım:)

En çok para kazandığım işimden bu ay istifa etmiştim. Tam 7 yıl olmuş! En büyük projemin tamamlandığına ilişkin resmi maili de Kasım ayında aldık geçen yıl. Ofisimdeki herkes Kasım doğumlu!

JTB’nin kafamda oluşma zamanı Kasım ayında bu kadını keşfetmeme denk gelir.

“November Rain”in anlamı çoktur bende, severim. Her doğum günümde kar yağar Kasım ayında. Benim için yeni yıl bu ay başlar, Susan Miller’in Kasım raporlarına fena tav olur, bütün yılın önemli tarihlerini işaretlerim bir yerlere:)

Bir sürü dilek dileyeceğim bu defa Kasım ayından tüm içtenliğimle, lütfen kusuruma bakmasın. Bir dahaki yıl kendisi ile karşılaşıncaya dek, hayatımda olmasını istediğim bir sürü şey var zira. Kolay değil, seneye bu zaman yolun yarısında, Dante gibi ortasında olacağım ömrümün. Hakkım olsun o kadarıda değil mi ama?

Sabah Andrea’nın yeni tasarımını gördüm, çoook beğendim. Biri bana alabilir mi acaba?

Cuma sabahı işte 1, akşamı derste 2 olmak üzere toplamda 3 sunum yaptım, gönül rahatlığıyla eve döndüm! Daha sabahtan aklımdaydı Lazanya yapmak. Birkaç Cumadır böyle sabahtan Lazanya-Şarap diye meliyorum zira. Önceki hafta kıymalı yapmıştım. Bu hafta aklımda tavuklu-mantarlı yapmak vardı. Sevgili‘ye sipariş etmiştim tavuk, mantar, süt diye.. Eve gelir gelmez soluğu mutfakta aldım, yarım saat içinde lazanyayı fırına verdim. 15 dakika sonra da yiyorduk gecenin bir körü:) Lazanya-Şarap-Salata üçlüsüne masamızda birbirinden güzel konser DVD’lerimizi eşlikçimiz yaptık: Norah Jones, Diana Krall, Frank Sinatra, Sting, Henry Connick, Jr. Harika kafa yaptı müzikler, yoksa bir şişe şarapla sarhoş olunduğu nerede görülmüş benim tarihimde:)

Hafta sonu Ankara’da İncek Motodrom’daki Türkiye Motokros Şampiyonası finalini izlemeye gittik. Neredeyse boyları sadece dizime gelen bebelerin, robocop kıyafetleri ve korunaklı ekipmanlarıyla minyatür motorsikletlerle yarışmasına inanamadım! Ne ana-babalar var dedim kendi kendime. Ellerinde ufaklıkların kupaları pek memnun görünüyorlardı.

Hava çok güzeldi Cumartesi-Pazar Ankara’da. Bir dolu şey yaptık yine: Hiç gazete okuyamadım! Aynen hiç televizyon seyredemediğim gibi.. (Nefret ediyorum artık her türlü gazete ve TV haberinden, oralarda gördüğüm her türlü iğrenç, yılışık, ahlaksız, yalancı, üçkağıtçı, aciz surattan!) Başak’cımla buluşup 365’deki Kahve Keyfi’nde kahve içtik. Uzun aradan sonra Sevgili ile Pizza yedik dışarıda, yanında bira ile. Motorsikletle dolaştık, mis gibi havayı içimize çeke çeke. Akşam Zodiac yaptık yine, Manhattan’ı sevmedik Cumartesi gecesi. November’ın ve Marilyn Monreo Bar’ın kalabalıklığına hayret ettik. Kendime söz verdiğim üzere çok az içtim:)

Pazar sabahı Brunch yaptık, sonra Park Caddesinde bir yerde kahve içip, tatlı yedik. Dönüşte yarışı seyrettik. Akşam ödev hazırladım:) Evde bir sürü yemek yaptık arada yine taze taze aldığımız sebzelerle: Taze fasulye, mis gibi ıspanak, diri kabak ve nohutlu pırasa bu haftaki menümüzde yer alan yemekler dostlarım:) Anne kuşun kargo ile gönderdiği avakadoları da sırasıyla olgunlaştırıp, domatesin yanına yatırıp üzerlerine sızma zeytinyağı gezdiriyoruz. Eski sevdiğimiz filmleri bir bir yeniden seyrediyoruz: Devil’s Advocate, V For Vendetta, Pearl Harbour, Leon..

Doğum günüm için ne yapacağıma karar veremedim henüz! Her yıl, bir dahaki yıl kutlama falan yapmam artık diyorum ama.. Bize eğlence olsun da:))

Zayıflıyorum.. Bütün pantolonlar bol gelmeye, streç diye aldığım kotlar tabir yerindeyse kıçımdan düşmeye başladı. Halbuki hafta sonu sıkı tenis seanlarına bir müddettir ara vermiştik, benim sağlık problemlerimi aşıncaya kadar! (Koşturmak, hoplamak, zıplamak bir müddettir yasak da bana.) Evet sağlıklı besleniyorum, sebze-salata bol bol yiyorum. Günde 3 öğün dışında ağzıma bir parça bisküvi bile atmıyorum. Hafta sonları da nasıl oluyor anlamıyorum, ama 2 öğünle noktalıyoruz günlerimizi. Benim adam her gün 45 dakika evden işe, sonra da okuldan eve yürümeme bağlıyor bu durumu. Sanırsam bir müddet daha araba falan alamayacağız:) Bu yaştan sonra bu kiloyu bir daha zor görürüm ben zira!

Ozlenenler…

My Friend Basak

Özledim teknemizi ben, hem de çok:(

*

Nasıl geçti bu hafta hiçbir fikrim yok, haftanın son gününe geldik bile. Yorulmaya, yorgun hissetmeye devam. Ama babamın da dediği gibi “Önemli olan zoru başarmaktır”dan sebep, zor bir şeyleri başarabiliyorum ben avuntusuna dönmeyi tercih etmeliyim sanırım bundan sonra. Hep sızlanmak olmuyor zira:) Ama insanız tabi keyifsiz, huysuz, huzursuz da oluyorum yorgunluğumun üzerine.Bu dönemde bana ilgi-alaka gösterip destek veren adama da çok teşekkür ediyorum. Belki yeterince söyleyemiyorum bunu ona.. Söz uçar yazı kalır değil mi ama:)

Our Yatch

İşte bu Yasemin Sultanımız. Teknemizdi. Öyle bir bağ kurmuşum ki 5 günde, sanırsınız benim teknem. Böyle çok daraldığımda canım hemen ona koşmak istiyor. Bir yıl bekleyecek olmak ne kötü! Olsun, hayal kurmama kim engel. Kendimi teknede Amalfi sahillerinde hayal ediyorum böyle zamanlarda. Positano’ya gidiyorum sonra.. Cinque Terre’e sonra.. Bunlar hep Brumendiuss yüzünden:)

Details From Yatch

Daha önce de bahsettiğim gibi çok ölçülü harcama yaptım bu ay ve kredi kartlarıma da hiç dokunmadım. Elde avuçta kalan bir miktar parayla da kartların mevcutlarını kapatmaya çalıştık. Ay başı gelsin diye dua ediyorum:) Şimdilik görünen bir iki ay içinde sadece nakit parayla yaşayan bir kadın haline gelebileceğim şeklinde. Bu defa kararlıyım çok. Kartlara güvenip güvenip derin sulara dalmak yok! Dışarı çıkma potansiyelimizi azalttık biraz. Hafta sonları çıkıyoruz sadece. Alış-verişe de çıkmadım hiç, sadece mutfak için.. Kıyafet, ayakkabı, çanta, çorap vs.. yok:) Bu tabi birkaç ay için böyle. Sonra yine kontrollü olmak kaydıyla istediğim vitrin önünde vakit geçirip içeri dalabilirim. Sanırım:)

Another Boat

İşte böyle. Anca vakit buldum da iki satır yazıyorum. Fotoğrafları yüklemiştim önceden, ama bir şeyler yazmak için hiç vaktim olmamıştı. Görünen o ki hafta sonu ders çalışmaya devam.. Belki TED’in maçına gideriz TOBB’da olacakmış.. Biraz yemek yaparız, biraz DVD seyrederiz. Arkadaşlarala kahve içeriz belki Köroğlu’ndaki o çok sevdiğimiz kahveci de: Kahve Keyfi. Kesinlikle tavsiye ederim, harika tatlıları ve çikolatalı föndüsü var:)

Bu aralar bir çikolata yiyorum, öyle böyle değil:) Tadı enfes, leziz, verdiği haz inanılmaz:) Hepinize çikolata tadında bir hafta sonu diliyorum o zaman. Kimbilir ne zaman görüşeceğiz bakalım. Özlenenlerin fotoğrafları ile başbaşa bırakıyorum bir süre sizi. Vaktim olduğu an yine buradayım.

**Sevgili Başak, bana modellik yaptığın için teşekkür ediyorum.**

Günler Geçerken Ekim’den Kasım’a..

Begonvilles

Bendeniz çok, ama çok yorgun hissediyorum kendimi bu aralar. Öyle böyle değil hemde. Normal şartlar altında – hatta kendimi bildim bileli – öyle yatakta keyif yapmalar, uzun saatler boyunca kalmalar falan bilmedim hiç ben. Hafta içi-hafta sonu farketmez, erkenden kalkar; günü yakalamak için güne erkenden başlamak gerektiğini savunurdum. Uykuda geçirdiğimiz zamana acırdım falan.. Gelin görün ki tatilden sonra tam tersi olmakta: Sabahları sürünerek işte olmam gereken saatten bir saat önce anca kalkabiliyorum. Evden çıkınca Sevgili‘nin işte olması tam 10 dakika sürerken (yürüyerek gidiyoruz hemde), benim işe ulaşmam en iyi ihtimalle 45-50 dakikayı buluyor. 20 dakika yürüyorum, sonra dolmuşa biniyorum. Ve tabi duştu, makyajdı, saç kurrutmaydı, kıyafet seçme ve akabinde giyinmeydi derken her gün geç kalıyorum işe! Duş almassam da uyanamıyorum:( Akşamları deseniz en iyi ihtimal ile saat 21.30’a doğru evde anca olabiliyorum. Birşeyler atıştır, iki çift laf et, bir şeyler oku falan oluyor saat geceyarısına yakın bir rakam! Bu ara “Leyla” modundayım yani. Sanırım yaşlanıyorum:( JTB ile yakın istişarelerde bulunamama sebebim de budur.

Ama bugün -yine- bazı kararlar aldım. O sebeple -yine- güzel bir begonvil fotoğrafı ile biraz laflayayım dedim sizlerle:) JTB’yi begonvilsiz düşünemiyorum. Her yazdan, her farklı kentden mutlaka bir begonvil fotoğrafı koyuyorum buraya:) Alınan kararlar hiç bitmiyor ne yazık ki.. Ne zaman hiçbir şey için karar vermem gerekmeyecek acaba çok merak ediyorum!

Dersler başladı, akabinde ödev konularımızı da aldık. Sınav tarihleri de belli oldu. Ben kaliteciyim diye kalite dersinde 2 ödev birden verildi bana! Tüm bu okul ve iş ikilisinin arasında, her kadının yaptığı şeyleri de yapıyorum tabi. Hafta sonları çamaşır yıkamak, o hiç sevilmeyen kışlıkların kaldırılıp, yazlıkların çıkarılması, yemek-mutfak temizliği vs.. gibi. Arada sporu ihmal etmeyelim, aman hava da ne güzel dışarıya mutlaka çıkıp, yürüyüş falan yapalım, akşamları birkaç kadeh içelim, müzik dinleyelim bir yerlerde… Hiçbir şeyden vazgeçemeyince de haliyle yorulup bitiveriyorum:(

Dalyan Turkey

Misal, Canım arkadaşım, güzel kadın Tolunay’ın doğum gününü kutladık 10 kadın Akdeniz Akdeniz‘de Cumartesi akşamı. Biz Sevgili ile de burayı pek seviyoruz. (Evimize 2 dk. 🙂 Biliyorsunuz bir zamanlar Balıkçıköy’den bahis edip dururdum, oldukça uzunca bir süre neredeyse haftada en az 2 gün oradaydık. Ama ne yazık ki çok nahoş, beni ve dostlarımı çok üzen bir durum meydana geldi birkaç ay önce:( Balıkçıköy’ün şen, neşeli, tonton, dedemden bile neredeyse bana daha yakın, aramızda farklı bir enerjinin var olduğu şefi, mekanın herşeyi Burhan Amca’mız vefat etti:( Dolayısıyla oraya gitmek artık hiç birimizin içinden gelmez oldu. Hatta ilk akşam elde rakılar hüngür hüngür ağlıyorduk bir doğum günü yemeği olması beklenen yemekte! Bu sebepten yeni bir mekan arayışından şanslı çıktık ve bu güzel, keyifli, eğlenceli, lezzetli menüsüyle bizden geçer not alan mekanı bulduk. Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müzik var. Aslen dermatolog olduğunu öğrendiğimiz, hoş bir hekim hatun solist. Fransızcası harika, Edith Piaf’dan giriyor, Patricia’dan çıkıyor. Ardından Yunan müziklerini başarıyla icra ettikten sonra, programının ikinci yarısında Sezen Aksu, Candan Erçetin’den dolu dolu bir müzik ziyafeti sunuyor. Bu arada bizlerde hem sohbet-dedikodu yapıyor, hem de hangisinden yiyeceğimize bir türlü karar veremeyip hepsinden azar azarla oluşturduğumuz tabağımızdan küçük lokmalarla, rakımızı huşu içinde yudumluyoruz. Çok eğlendik tabi her zamanki gibi. Yalnız masadaki her kadından aldığım toplam iltifat sayısını bunca hayatımda hiçbir erkekten almadım desem! Zayıflığıma takıldılar çokca.. Hiç yemek yemediğimi sandılar, ama allahtan Ayşegül Sultan ve Tolu biliyorda nasıl yediğimi, anoreksik kadın damgası yemekten son dakikada kurtuldum:) 5. dublemi masaya koyduğumda saatlerimiz 23:30’u göstermekteydi, program bitti. Biz de daha azalan bir ekiple Dib Sahne‘de Anonim’i dinlemeye gittik. Pek güzeldi o da, dans ettik topuklularla, pek deşarj olduk. Üniversite yıllarımın, o zamanki A BaR’ımın en favori grubuydu Anonim. Hey gidi hey dedik..

Dalyan 1 Turkey

Cumartesi akşamı da canımız sıkılmıştı evde bir saate kadar. Gündüz acayip çalışıyoruz evde ikimiz. Tüm haftaya yetecek yemek yapıyoruz örneğin. İnsanın eşi, sevgilisi böyle mutfaktan falan anlayınca, hatta anlamakla kalmayıp siz mutfağa girdiğinizde işin bir ucundan da ben tutayım yorulmasın kadıncağız diye düşünüp elinde ne varsa bırakıp gelip 2 kap yemek de o pişiriyorsa.. Ben o zaman o adamı sevmem de ne yaparım:) Çok keyifli mutfak saatlerimiz. Bayılıyorum. Zaten yemek yapmayı severim, böyle olunca duble keyifli oluyorum. Akşamın bir körü hadi dedik, dışarı çıkalım biraz. Manhattan da eve yakın. Evin böyle her tarafa yakın olmasına da bayılıyorum ben:) Bonus Track çalıyormuş. Eh klavyeci ile basçı eski arkadaş Sevgili ile benim. Dedik tanıdıklar var, kafa dağıtmaya birebir yaptıkları müzik, eğlenceli. Çokda iyi yapmışız, eve geldiğimizde tabanlarım ağrıyordu dans etmekten gerçi. Diyorum ya ne yardan ne serden hesabı. Herşeyi yapacağım, her yerde olacağım, her işin altından kalkacağım ya. Acaba önceki yaşantımda Biyonik Kadın falan mıydım da, şimdilerde de öyle hala bir şeyler dürtüyorda o hissiyatla kendimi telef ediyorum?

Pazar günü sakindi ama allah için:) Uzunca zamandır gitmediğimiz Papazın Bağı’na gittik kahvaltıya, sonra paso evdeydik. Annem ve babamın Papazın Bağın’da nişanlılıklarında çekilmiş bir fotoğrafı var:) O kadar eski bir yer yani. Ama tabi ortam güzeldi de ben yine yurdum insanının terbiyesizliğinden, çevresindekilere saygısızlığından sinirlenecek bir şeyler bulmayı başardım: Kardeşim sabahın erken bir saati, kuş sesleri, su şırıltıları arasında semaverde çay, güzelce kahvaltı etmeye, huzura gelmişsin. Ne diye bas bas bağırarak konuşursun ki karşındaki kadınla sanki kadın 2 sokak yukarıdaki mahallede yaşıyor gibi! Ne huzur kaldı, ne keyif gelince bu iki gerzek. Bir aile kalktı gitti zaten. Yanlarında çocukları olmasına rağmen normal ses tonuyla konuşan, normal, terbiyeli bir aileydiler yazık. Ben zaten semaveri adamın kafasına geçirmeye ramak kala kalktık! Deli oluyorum saygısız, adapsız insanlara. Sanki çoğalıyorlar mı ne? Ya bunun çocuğu olursa? Bundan bir tane daha, düşünün.. Kabus!

Evet, çene nasıl düşüyormuş görüyorsunuz. Halbuki daha anlatacak bir sürü şeyim var. Misal; artık kredi kartı kullanmıyorum. Para biriktiriyorum. Evet ben:) Onuda bir sonrakinde anlatayım bari. Evet sonraki yazıda konum biraz bu olacak. Hayır evde tasarruf konulu dersi verecek biri değilim biliyorum, ama hiç olmayacakmış gibi gördüğüm bazı şeyleri nasıl yoluna koyduğumu ve durum sonrası şaşkınlığımı paylaşmak istiyorum müsadenizle. Şimdi gidip sunumuma çalışayım biraz. Yarın sabah Asistan Oryantasyon Programı için yıllardır gidip bir salonda asistanların bizatihi kendilerine anlattığım Hasta Güvenliği konulu dersi, oturarak ve kameralar karşısında anlatmam gerekecek de.. Teknolojiden yararlanıyoruz bizde artık. Asistanlarımızın zamanı yok oryantasyona gelmeye diye, CD’ler yapıp ellerine veriyoruz:) Umuyorum ki merak edipte bakarlar. Çünkü 1 hafta boyunca her gün en az 4 konuşmacı onlar için 2 saatlerini bu çekim işi neticesinde bir odada ışıklar, spotlar ve kameralar altında gergin geçirmekteler. Hadi bakalım görüşmek üzere. Bugün ne ile uğraşıyorsanız işleriniz hep yolunda gitsin:)

!#%!$%

Allah aşkına biri bana bu haberin sadece bir “ŞAKA”dan ibaret olduğunu söylesin!

Gerekçesi Toplum Gerçeğiymiş. Yesinler sizin gerçeğinizi! Acayip sinirliyim.

“Tekrar” Okullu Olduk!

Merhaba:)

Oncelikle soylemeliyim ki Maceranin 1. anlamina bir yolculuk yaptik yaklasik 12 gun boyunca:) Endiselerim yersiz cikmadi degil gerci. Gidis ve donus yolunda hic yagmurla karsilasmadik, ve fakat hem teknede hem de daha sonra birkac defa yagmurla kucaklastik!

Serin de oldu hava bolca. Ama bunlarin hicbiri keyfimi bozmadi. Guzel notlar var paylasmak istedigim, eger aranizdan birileri bizim rotamiza seyahat edecek olurlarsa diye belki birgun:) Birkac hos fotografim da var tabi.. Ama gelir gelmez beni bekleyen isler ve yogun programim neticesinde bunlari bu hafta icerisinde, ama bir miktar gec yayinlayabilecegim.

Yogun programimin en onemli basamagi “tekrar” okullu bir kadin olmamdir diyebiliriz. Biliyorsunuz belki, ben University of Minnesota’da ISP Programina dahil oldum 3 yil once. Normalde 3 yillik bir programdi bu ve neticesinde elimde isimle ilgilli bir alanda bir derecem olacakti. Fakat 2008 yili bircok acidan dalgali gecti ve ben 2. yil derslerimi tamamlayamadim. Ilk yil 11, ikinci yil 9, son yilimizda ise 3 ders ve bir projemiz var. Ben 2. yildan 3 ders birakmis durumdayim. Bunlardan ikisi finans dersleri:(

Sevgili beni derslerimi gecikmeli de olsa tamamlamam, hatta buradan da bir derecem olmasi konusunda oldukca destekleyici davrandi. Sonunda arastirdik nasil yapabiliriz diye, birkac universiteden programlara baktik ve en uygun oldugunu dusundugumuz bir universitenin programinda karar kildik! Artik haftanin 4 gunu aksam 18:30-21:30 arasi derste olacagim! Bugun ilk dersim vardi: Sayisal Yontemler. Yani bilinen adiyla Istatistlik:)

Birde programin tezli kismina kayit yaptirdim:) Ileride akademik bir hayatin icinde olmak isteyebilecegimden sebep:)

Her neyse, durum bu sekilde. Bakalim 35 yasina geldigimde her iki okuldan da derecesini almis, 8 yildir bu alanda calisan bir kadin olabilecek miyim? Bu araya bir cocuk sikisir mi? En samimi dostlarimin ilk sordugu soru bu sekilde zira:)