Aylık Arşiv: Ocak 2006

Bayram Tatili Neler Yapmışım?

Bayram tatilimiz devam ederken bir kısmını yazmışım zaten neler yaptığıma ilişkin olarak.. Bunlarda sonra yapılanların kısa bir özeti. Resimli özet bunlarrr..

* Her gün geç kalkındı.. Geç dersem, gayet geç benim için (10’dan önce yataktan kalkılamadı mesela..)

* Arkadaşlarla kahvaltı için dışarıda buluşuldu. Genel olarak Köroğlu Mado tercih edildi.

* Bir gün mesela -hava nispeten güzelken- ODTÜ Bağevi’ne gidildi. Eymir Gölü yakınlarındaki bu köhne binanın içinde, otantik kanapelere oturularak sıcak şarap içildi, Ayşegül Sultan’ın bizi keklemesine karşın ağzımız bir karış açık halde kendisi dinlendi, tavsiye lerde bulunuldu. Keklendiğimiz anlaşılınca hiç ama hiç kızılmadı!

* Oradan Eğmir kıyısında bir araba turu yapıldı.

* Mesela bir gün kızlar eve çağrıldı; DVD’de film seyredildi.. Kızlar geliyor diye muffinler ve limonlu kek yapıldı. (Muffinlere link verilemedi, çünkü hazır karışım kullanılarak yapıldı)

 

* Güzel bir pideci keşfedildi. Menüsüne bayılındı. Sadece 4 çeşit pide vardı çünkü: Mevlana (kıyma+peynir), Börek (sade peynirli), Bıçak arası (Etli) ve Etli Ekmek (Kıymalı). Adı Konyalı Hacı Usta gibi birşeydi. Dikmen taraflarında. hem de çok ucuzdu..

* Özsüt‘te her daim tercih edilen Çikolatalı Fondü’nün yokluğunda, Tiramisu keşfedildi ve gayet başarılı bulundu. Öyleki 2 akşam üstüste akşam yemeği niyetine kahve ve Tiramisu yenildi. (Aman ne sağlık ne sağlık Dilara..)

* Sonunda ! Organize İşler adlı filme gidildi. Tolga Çevik, Cem Yılmaz ve Özgü Namal’ın oyunculukları; İstanbul manzaraları beğenildi.

* Battaniye altı, kanapeüstü modlarda sıklıkla DVD (Bkn. En Son Seyrettiğim DVD’ler Köşesi) seyredildi, kitap okundu (Bkn. En Son Okuduğum Kitaplar Köşesi) veee en nihayetinde bu ayın okumalarına başlandı…

Daha ne olsun? İyi ki Roma’ya gidemedim:))

Kitap Mimi İçin Sobelenmişim..

..can arkadaşım Bezen tarafından hem de.. Şimdi arkadaşım beni sobeleyeli bayağı olmuş, onu daha fazla bekletmeden cevaplarımı vereyim dedim:

*Kaç Kitabım Var?

Bence fazla değil diye düşünüyorum.. Daha fazla kitabım olmasını isterdim. Benim bir alışkanlığım var: Öyleki, ben kitapları elime para geçtikçe ya da fırsat buldukça almak ve onları depolayıp bir zaman okumaktan öte, gidip okumak istediğim kitabı alıp, okuyup sonra yenisini alanlardanım. Dolayısıyla kütüphanemde okumadığım kitap sayısı 1-2’yi geçmiyor.. Bezen sorunca saydım, 310 kitabım varmış! (Dosyalanmış makaleler ve dergiler hariç..)

*En Son Aldığım Kitaplar?

Siyasi tarih konusunda ilgili olduğum için almış olduğum bir kitap var: 20. yy’ın önemli tarihçilerinden sayılan Arnold J. Toynbee‘nin anılarını anlattığı “Hatıralar: Tanıdıklarım” kitabı. Henüz okunmayı bekleyen kitaplardan..

Hasan Cemal‘in Cumhuriyet Gazetesi’ndeki iç savaşın perde arkasını anlattığı şeklinde tanımlanan kitabı “Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim” var.

* En Son Okumakta Olduğum kitap?

Şubat ayının assignment’ı (Human Resources) kendisiyle birebir ilgili olduğu için okumam gereken Jim Collins‘in “Good To Great” adlı kitabı.

Elif Şafak‘ın Med Cezir‘i ve bir gazetenin ek olarak verdiği Can Dündar‘ın Kırmızı Bisikleti‘ni ise bayram tatilinde okuyup bitirdim.

* Benim İçin Anlamlı 4 Kitap?

Kendileri ile annem sayesinde henüz 10-11 yaşlarnda iken tanışmış olduğum, Michel Zevaco‘nun meşhur “Pardayanlar” Serisi.. Benim için çok özel bir kitaptır. Yanlış hatırlamıyorsam 10 kitaplık bir seriydi bu, ve ben annem bizden ayrılana kadar 4 kitabını okumuş ve bayılmıştım. Şimdi bu kitapların yeniden basıldığını öğrendim. Tek tek toplayıp, kalanları da bitirmek istiyorum. Şövalye Pardayan kahramanımdı benim:)

Dan Brown‘ın “Da Vinci Şifresi” kitabı gerçekten beğenerek okuduğum, bende izi kalan bir kitaptır. Aynı şekilde son dönem kitaplarım arasında, okuması çok uzun süren “Şu Çılgın Türkler”i de unutmamam lazım herhalde!

Bir de Amin Maalouf, benim için önemli bir yazardır. Tüm Kitapları var bende. Sadece “Ölümcül Kimlikler” kitabını okurken, o aralar başka şeylerle de fazlasıyla meşgul olduğumdan belki de, biraz zorlanmıştım. Kendisinin “Semerkant” ve “Afrikalı Leo” kitapları da benim için önemli sayılan kitaplardır.

….

İşte böyle sevgili Bezen. Sanırım sobeleyecek kimse kalmamıştır kitap konusunda blog sahipleri arasından.. Ben de o halde bu yazıyı okuyan, yorum bırakmak isteyen arkadaşlarıma sorayım? Sizin için en önemli, değerli kitaplarınız hangileridir?

Neler Yapıyorum?

Tam olarak yan gelip yatıyorum! Son 3 günkü durumumu bundan daha iyi ifade eden bir cümle olamaz. Cumartesi günü 3 film birden kuşağı yaparak kendi çapımda ufak bir rekora imza attım… Aralıklarla olmak kaydıyla, tam 3 tane film seyrettim evde. Yanında capuccino’m, bir de sigaram! Seyrettiğim ilk film, genuis Coen kardeşlerin 2001 yapımı filmleri The man Who was Not There‘di. Billy Bob Thornton adlı şahsiyete ben bayıldım. Film boyunca ağzından düşürmediği sigarası, genel olarak ruhsuz bakışları, illet eden derecede sakin tavırlarıyla ile rolünün hakkını vermiş. Filmin bir önemli özelliği de siyah-beyaz çekilmiş olması. Thornton, Ed Crane adlı bir berber rolünde. Daha doğrusu 2. berber. Eniştesi -ki o da 1. berber- ile beraber çalışıyor. Karısının patronu ile ilşkisi olduğundan şüphelenerek ona bir şantaj mektubu yollayarak bir miktar para istiyor. Ama sonra olaylar umulmayan biçimde gelişiyor.

Bir miktar ara verdikten sonra 2 kişinin diyalogları üzerine kurulu, gerçek zamanlı çekilen ve benim son zamanlarda en keyif alarak seyrettiğim bir film olan Before Sunset‘e geçtim. Bence bu filmi seyredin. Bir kere film Paris’te geçiyor.. 2 kişi yaklaşık 9 yıl önce tanışıp, beraber 1 gün geçirmişler. (Filmin öncesi Before Sunrise adı ile gösterime girmiş..)Şimdi 9 yıl sonra tekrar karşılaşıyorlar.. Filmin tamamı 1 saat içinde olup bitenlerden ibaret. Seine nehri’ndeki gezinti sahnesi, kızın arabanın içinde kendini kaybederek ağladığı sahne, kızın adama şarkı söylediği sahne benim en beğendiklerim oldu. Ben bu filme gayet iyi puan verdim. Çok hoş, sıcak, güzel bir sonu var. Tam da istediğim gibi:)

Son filmim ise 2003 Fransız yapımı Jeux d’enfants adlı filmdi. Enteresan kurgusu ile bazı bazı Ameli’yi çağrıştırsa da, eline su dökemez bence. Garip bir aşkın, 2 kişinin oyuna dönüştürdükleri hayatları içinde nasıl da ellerinden kaybolup gittiğini anlatan bir film. Orta karar diyebilirim.

E bu kadar film sonrası, Pazar günü kendimi dışarı attım tabi. Selam-Tolu ikilisi’nde Hakan’la beraber kahvaltı yaptık. Sonra Selam’ın menajerliğini yaptığı Ankara Basketbol Klubü’nün maçına gittik. Oradan da T.Telekom-Ülker Basketbol karşılaşmasının 2. yarısına yetiştik. Biz gelmeden önce 11 sayı farkla yenilen Ankara’nın gururu Telekom, 2. yarının başlarında Tutku ile harekete geçip 14 sayı kaydediverdi. Öne de geçtik bir arar, ama yetmedi:( Yenildik ne yazık ki.. Ertesi gün Tolu yolculuğa çıkacağı için akşamımızı hep beraber 01 Adana’da (İsmail Usta’nın Yeri’nde) yemek yiyerek, bayram öncesi 2 duble rakı içerek geçirdik.. Böyle ortamlarda rakı’nın keyfi başka oluyor. Uzun zamandır yapmamıştık, iyi oldu.

Bu arada dün akşam evdeki bilgisayarım çöktü galiba:( Garip sesler çıkardıktan sonra ekran karardı.. Dolayısıyla evden bilgisayarımla ilgili bir şey yapmam mümkün olmayacak bu ara.. Umarım içindekileri kaybetmeden kurtarırız. Elimdeki fotoğraf sayısı saymakla bitmez, makalelerim de cabası…

Bakalım sonraki günler hangi filmler izlenecek..?

Şimdiden İyi Bayramlar..

Biliyorum bayramın başlamasına daha var birkaç gün.. Ama bizler-Kamu Kurumu çalışanları- için bu bayram, bu akşam mesai saati bitimi başlıyor:) Benim için bayramların pek iyi anıları olmadı ne yazık ki.. Küçükken annem ve babam bir şekilde huzursuzluk yaşarlardı kayınvalideye gidilecek olmasından, ya da evde kalınacak olmasından dolayı… Akrabalarımızla ne yazık ki, çevremdeki sıkı aile bağlarına baktığımda gıpta ettiğim türden bir ilişkimiz hiç olmadı. Çoğu zaman zoraki birraya gelinirdi bayramlarda ve tüm zoraki olan şeylerin sonunda görüleceği üzere bir tatsızlık, bir gerginlik her zaman olurdu!!

Ailemden ayrı yaşamaya başladığım yıllardan itibaren bayramlar benim için tatil gününden başka birşey ifade etmemeye başladı. Üniversitede iken her bayram bir yerlere düzenlenen turlara katılarak, çoğunlukla da Bodrum’da, geçirdim bayramlarımı.. Zaten ailem de dağılıp, başka halkalarla bütünleşip yeniden “aile” olunca biz, 2 aile, 2 baba ve 2 anne ile hayat daha da zorlaştı:)) Şaka bir yana, bayramlarda ailemin yanına gitmemek için nedenim olmuş oldu bir bakıma. Bütün üniversite hayatımın bayramlarını tatillerde geçirdim ben.. Ta ki, birkaç yıl öncesine kadar! Babam rahatsızlandı, anneannemi kaybettim.. Annemin de sağlığı artık eskisi gibi değil.. (Yaşlandıklarına her ne kadar inanmasam da.. Ben annemi mesela, hala o upuzun saçları, gülen gözleri, makyajlı güzel yüzü, ojeli ve bakımlı tırnakları, incecik hali ile hatırlıyorum. Yaşının 51 olduğuna inanasım gelmiyor!) Artık iki önemli bayramdan bir tanesini onların yanında geçiriyorum. Eskisi kadar da zor olmuyor biraradayken. Hepimiz olgunlaştık sanırım, artık bazı şeyleri görmezden gelebiliyoruz az biraz çabayla!

Geçtiğimiz bayram tatilini onlarla geçirdiğim için de bu bayram tatili (!) bana kaldı:)) Amacım birikmiş millerimle şöyle keyifli bir Roma-Floransa-Venedik turu yapmaktı. Amma velakin son dakikacı Dilara olarak adım çıkmış bir kere.. Bu lakabın boşuna bana yapışmadığını bir defa daha kanıtlamış oldum. Vize için geç kaldım.. Hadi turlarla takılayım dedim, tüm turlar İstanbul çıkışlı (makul olanları..) Aradım, vizenizi kendiniz halledersiniz yalnız dediler.!! Peki o zaman destinasyonu değiştireyim, miller cepte nasılsa.. Bari vize istemeyen bir ülkeyi göreyim dedim. Onun için de hep yüksek milli uçuşlar için yer kalmış!!

Evet, bu bayram evimdeyim. Kitap okuyacak, birikmiş DVD’lerii seyredecek, her sabah spor yapacak ve en önemlisi bana bu hayatı yaşatan herkese ve herşeye  “hamdolsun” diyeceğim.. Her sabah kalkar kalmaz ve her akşam yatmadan önce.. Hayatımdaki tüm iyi insanlar, sevdiğim, bana emek vermiş, içten içe de olsa beni desteklemiş, bana güvenmiş, beni tanımadığı halde benim için iyi dileklerde bulunan herkesin bayramını kutluyorum ben!

Best Of 2005

Photo Friday, 2005 yılının en iyi fotoğraflarını seçiyor bu hafta.. Fotoğraf, her ne kadar bu aralar hiç elimi dokunmasam da fotoğraf makinama, benim en keyif aldığım hobilerimden birisi bilirsiniz. Nette olduğum zaman, ya da bir kitapçıda hemen fotoğrafla ilgili yazılar, ondan da önce değişik, hoş ve “işte budur!” dedirten fotoğraflar bularak bunları arşivlemeye çalışırım. Bende zaman içerisinde kendi arşivime katmış olduğum bazı fotoğrafları burada sizinle paylaşmak istedim. Umuyorum seneye bu zamanlar kendi fotoğraflarım arasından Best Of yapabilirim.. Ama daha 40 fırın ekmek yemem lazım herhalde.. İşte bunlar da benim Best Of’larım…

Her gün takip ettiğim Chromasia‘nın çocuklarının fotoğraflarına hayranım tek kelime ile.. Hatta bazen messenger’da onları görüntüm olarak kullanıyorum. Sanırım içten içe böyle bir kız çocuğum olsun istiyorum:)) AMİN..

http://www.chromasia.com/iblog/galleries/0509142120_gallery.php

http://www.chromasia.com/iblog/galleries/0504132117_gallery.php

http://www.chromasia.com/iblog/galleries/0312290005_gallery.php

Chromogenic‘in bu fotoğrafını görür görmez favorilerim arasına almamın en büyük nedenlerinden biri siyah-beyaz olması, daha da önemlisi ben bu bahçede aynen buna benzer bir pozisyonda saatlerce kalarak kitap okumuştum. Deja vu oldu yani 🙂

http://chromogenic.net/archives/041013.html

Ve ah Paris ahh…

http://chromogenic.net/archives/041031.html

Kathleen‘den bahsetmessem olmaz! O da benim, doğa-manzara fotoğraflarını beğenerek takip ettiğim hatunlardan biri.

http://www.durhamtownship.com/portfolio/archives/001600.php

http://www.durhamtownship.com/portfolio/archives/001365.php

http://www.durhamtownship.com/portfolio/archives/001783.php

David’in kız arkadaşının bu fotoğrafı da bence çok hoş.

http://www.flickr.com/photos/davidhelan/54706179/in/set-451322/

Cuellar ise aşağıdaki bu Praque fotoğrafları ile benimkileri çektiğime beni pişman etmişti:((

http://www.flickr.com/photo_zoom.gne?id=50292137&context=set-1057012&size=l

http://www.flickr.com/photo_zoom.gne?id=74212073&context=set-1057012&size=o

http://www.flickr.com/photo_zoom.gne?id=52219704&context=set-1057012&size=o

Aslına bakarsanız daha burada paylaşmak istediğim bir çok best of’a aday fotoğraf var.. Ama şimdilik bu kadar olsun. Siz hangisini beğendiniz?