Aylık Arşiv: Temmuz 2008

Tatilin Kötüsü Olur Mu A Dostlar?

Beach From Alacati

~ 1.500 km

1 haftada motorsikletle yapılan yol mesafesi. Bence fena bir rakam değil ne dersiniz? Gerçi bunlar kadar olamayız, ama böyle giderse benimde taş gibi bir popoya sahip olmam an meselesi:)

Sabah 05:00’de yola çıktığımızda Cumartesi sabahı, tam 3 saat sonra Afyon Varan Tesislerindeydik. Arada sadece 1defa mola verdik. O da gayet sıkı ve temkinli giyinmemize rağmen sabah soğuğu etkisiyle donmamıza ramak kalmasından sebep! Binicilik yapanınız var mı bilmem, ama ilk defa uzun süre at üzerinde kalırsanız hani aşağıya indiğinizde bacaklarınız parantez kıvamında kalır ve sünnet olmuş bebeler modunda yürürsünüz.. İşte tam da öyle oldu bana.. 2 saat motor üzerinde, saatte ortalama 130-140 km. hızla gidip aşağıya inince bacaklarımın bu aldığı şekilden sonra açılması biraz zaman aldı. Ama Varan’ın süper kahvaltısı, kocaman tostları sonrası kendime geldim:) Seferihisar’a ulaştığımızda saat öğlen 14:00’dı.

Uzun yol motorsiklet yolcularına ufak birkaç tavsiyem var aslında iki paragraf arası:

Birincisi, mutlaka saat başı mola verdirin kullanan arkadaşınıza! Dönüş yolunda biz böyle yaptık, çok daha rahat geldik. 5-10 dakika bile yetiyor.

İkincisi, sabah erkenden yola çıkacaksanız mutlaka içinize uzun kollu birşeyler, ayağınıza kalın-uzun çorap giyin. Eldiveni de eksik etmeyin. Bizim üstümüzde gayet kalın montlar, içimizde t-shirtler vardı! Diğer taraflar tamamdı..

Sonuncu tavsiyem ise, mümkünse eğer poponuzun nazik kısımları için birer çift vatka edinin yola çıkmadan önce:) Ben Eylül ayındaki 2. tatilim için böyle yapmayı planlıyorum zira:) Sevgili çok gülüyor ben böyle söyleyince, beni popomda vatkalarla düşünemiyormuş:)

Cat

Seferihisar’da yazlıkta 1.5 gün kaldık. Balıklar mangalda, rakılar kadehlerde, sohbet-muhabbet, buzz gibi deniz, buzz gibi bira, hamaktı-salıncaktı derken Pazartesi sabahı ayrıldık mutlu mesut Alaçatı’ya otelimize doğru.

Yukarıdaki sevimli kedi, ailenin emektar kedisi Boncuk. Çok şeker, fazla hareket ederken göremediğim bir canlıydı kendisi. Bahçede salına salına dolaşıp, milletin ayaklarının dibinde yatıyordu mütemadiyen.

Breakfast

Otelimizden memnun kaldık. Bir kere çok temizdi, bembeyazdı odaları, duvarları, kullanılan mefruşatı. Misler gibi çarşafları, havluları her gün değiştiriyordu Sevda Hanım. Otelin sahibi doğma büyüme Alaçatı’lı Ümit beyin Ankara’lı eşi Sevda Hanım. Köy Kahvaltısı olarak sundukları serideki tüm reçeller bizzat kendisinin elinden çıkma. Kahvaltı, en sevdiğim öğün bilindiği üzere, özellikle tatillerde. Köy Kahvaltısında 3 çeşit ev yapımı reçel, 3 çeşit zeytin, 3 çeşit peynir, 3 çeşit tazecik ekmek, bol zeytinyağında yüzen kekikli domatesler ve yeşillikler tabağı bulunmaktaydı. Oda + kahvaltı şeklinde çalışan otelimiz, şehir merkezindeydi. Kocaman bir bahçesi, bahçesinde domatesler, biberler, patlıcanlar, salatalıklar vardı. Kahvaltı ettiğimiz bahçenin diğer kısmı ise incir ağaçları ve asmalar altındaydı. Motorla 5-6 dakikada Liman’a, sörf cennetine ulaşıyorduk her gün.

Otel ararken bayağı bir alternatife bakmıştım. Çok güzel, çok şık, çok elegan, çok romantik oteller var Alaçatı’da. Ama ne yazık ki yatmak için uğrayıp, sabah kahvaltısını tadacağımız bir yer için dünyanın parasını vermeye de gönlüm razı olmadı hiç. Ne yaptık? Otellere dökeceğimiz parayla sörf yaptık, yedik ve içtik. Pişman mıyız? HAYIR:) Otelimizi tavsiye eder miyim? Kesinlikle EVET:)

İlk gün, daha önce defalarca burada sörf yapan arkadaşlarımın da tavsiyesiyle kendimize kaldığımız 4 gün boyunca konuçlanacak mekanı bularak buraya alışmakla geçti. Bunları da sonraki yazıya saklayayım: Sörf maceralarımızı, Alaçatı’da tattığımız hoşumuza giden tatları, gittiğimiz mekanları, gördüğümüz ünlüleri, en yeni dedikoduları falan yani:)

Yuh Artık!!

Acaba temiz su konusu mu moralini bozdu takacak yer arıyor..

 

Yoksa Atatürk Orman Çifliginin arazisini tirtiklamaya doymadığı ve hayvanat bahcesini yeniden duzenleme yetkisini de ustune aldigi halde gozu hala ODTÜ Ormanında kaldığı için mi tüm bunlar..

 

Benim fakülte de mühürlenen binalar arasında. İster misiniz diplomalarıda geçersiz saysınlar!!

 

http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/453270.asp

Geçmiş Hafta Sonundan Gelecek Haftaya Bakış!

Me With Helmet

Harika bir hafta sonu geçirdim, sizinkinden iyi olmasın:)

~ Cuma akşamı Ankara’da yeni açılan Siddhartha adlı mekanda (Büklüm Sokak’ta, Gordion Otel’in yanında) Mayıs ayında tamamlanmış bir expedisyonun video sunumunu izledikten sonra, Eylül sonunda gerçekleştirmeyi planladığımız –Hiçbir suretle bu expedisyonla bir alakası olmayan– bir yolculuğun üyeleri olacak, daha önce tanışmadığımız bir çift ile tanış olduk. (Herşey ayarlandı gibi, heyecanla o tarihi bekliyorum. “Hayallerim Listesi”nde yer alan bir maddenin yanına daha tik atacağım:) Süpriz:)

~ Cuma akşamı uygun bir saatte yattıktan sonra sabah 06:30’da kalkarak Spor Okulu’na, saat 07:00-09:00 arası rezerve ettirdiğimiz tenis kortuna uzadık. Bizim evden Spor Okulu’na, o saatte motorumuzla varış süremiz tam olarak 3 dakika:))

Oldukça iyi performans gösterdiğimiz oyunumuz sonrası klasikleşen çift kaşarlı tost ve ayran muhabbetinden sonra soluğu evde aldık ve birkaç saat dinlence yaptık:) Benim et-dürüm-kebap ile arası çok nadir düzgün olan Sevgili ile tantunicide ufak çaplı bir ziyafet çektikten sonra da alış-veriş turumuza startı vermiş olduk! Ben şimdiye kadar hiçbir suretle bulunmadığım bir mağazadan, muhtemelen –Sevgili ile tanışamasaydım– yüz yıl geçse de aklıma kolay kolay gelmeyecek bir alış-veriş yaptım! Evet, yukarıdaki fotoğrafta görülen ekipmanlar benim! (Neredeyse kaskımla beraber yatacaktım gece:) Ne yapayım çok güzel 🙂

Cumartesi akşamı alış-veriş sonrası artık diğer adreslerimizden biri haline gelen James Cook‘da yemek ve alkol sonrası, yine hayret verici bir şekilde uygun bir zamanda eve ulaşıp bir DVD eksiltmeyi başardık yaptığımız 10 küsürlük DVD alış-veriş sepetinden:)

~ Pazar sabahı aynı saatte kalkıp, aynı saatteki kort rezervasyonumuza yetiştik. Eve dönüp bu defa süper bir hafta sonu kahvaltısı yaptık: Menemenli, su börekli, ballı, bostan bitkileri tabaklı.. DVD sepetinden ikinci bir DVD daha seyredip, alış-verişin bu defa Sevgili‘yi ilgilendiren kısmı için tekrar dışarı attık kendimizi. Alış-veriş sonrası guruldayan midelere bayram ettirmek amacıyla benim kampüsteki Park Restourant’a uğradık. Güzel ve keyifli, bol sohbetli bir yemek sonrası eve -Şaşırtıcı bir biçimde– yine makul bir saatte ulaşarak mis gibi yatıp uyuduk.

Bu haftaya baktığımda ise gördüğüm manzara şu şekilde haftalık ajandamda:)

~ Pazartesi akşamı, saat 20:00-21:00 arası Spor Okulunda tenis!

~ Salı akşamı, saat 19:15’de YoGaShala’da yoga!

~ Çarşamba akşamı, saat 20:00-21:00 arası Spor Okulunda yine tenis!

~ Perşembe akşamı, iş çıkışı kuaföre uğranıp saçların hakkından gelinecek!

~ Cuma akşamı, iş çıkışı Fatoş Abla’ya uğranıp mani&pedi olayı halledilecek!

~ Cumartesi sabaha karşı 04:00’da İzmir-Seferihisar-Alaçatı-İzmir rotası için motora atlanıp yola çıkılacak:)))

Hayatımın ilk motorla uzun yol seyahati olacak bu. Bu sebeple kalbimin gümbürtüsünün çevreye vereceği rahatsızlıktan dolayı şimdiden özür dilerim:)

**”Olasılıksız” bitti sonunda. Şimdi darısı “Ye, Sev, Dua Et”in başına:)**

Geri Dönüş!

Sunset in My Finger

Hava serin mi serin bu aralar Ankara’da. Geceleri uyurken hafif bir ürperti yaşıyor, kendimi pikeme biraz daha sarıyor; sabahları işe giderken ise diken diken olmuş tüylerime bakıp inanamıyorum Temmuz ayının ilk haftasını devirdiğimize!

…….

Ankara’da geçirilen bu hafta sonunda çok özlediğim şeylerden birini yapma imkanı yarattım kendime: Kitap okudum:)

Eskiden her gece yatmadan önce kitap okumassa içi rahat etmeyen, sabahları bir saat erken kalkıp kitap okuyup sonra işe giden ben, neredeyse aylardır elimi kitaplarıma sürmüyordum! Bu konuda kendimi çok ayıplıyordum gerçi, ama ben kendimi ayıpladığım birçok konuda ara ara basiretsiz davranışlar sergileyen biri olduğumdan sebep nasıl olsa düzelir bir gün diyerek çok da kasmamıştım kendimi! Cumartesi günü ne oldu bilemiyorum, ama o boynuzlu, kuyruklu, eli çatallı varlığın* bacağını kırarak aylardır kütüphanemde beni bekleyen kitabımla özlem giderme seansına bıraktım kendimi. Seansın gerçekleştiği yer, balkon-bahçemdi takdir edersiniz. Seans koltuğu her ne kadar deri kaplı ve kleopatra tipinde olmasa da idare ederdi. Elimde buzz ötesi hafif alkollü bir cooler** ile yaklaşık birkaç saatimi kitabımla başbaşa geçirdiğim için çok, ama çok mutlu oldum. Şimdi hedefim;

~ Hafta sonuna kadar bu kitaptan her akşam bir parça okuyarak bitirmek,

~ Daha sonra, neredeyse 2 ay önce getirttiğim anda okumaya başladığım ve yarısına geldiğim şu kitabı bitirebilmek ve,

~ Bu adamın makalelerini okurken yaşadığım hazza istinaden edindiğim kendisinin bu meşhur kitabını da Temmuz sonuna kadar okuyup bitirebilmek hayırlısıyla!!

Yukarıdaki hedeflerimi gerçekleştirirken başka bir hedefime doğru gayet azimli koşmakta olduğumu da bildirmek isterim. Dikkat! Emin adımlarla yürüyorum demiyorum, yekten koşuyorum! Emin adımlarla yürüdüğüm yaklaşık bir 4-5 sene öncesiydi. 6 ay kadar oldukça düzenli bir şekilde haşır-neşir olduğum bu spordan neden sonra ortamından mı, beraber pratik yapmak zorunda olduğum kişilerden mi sebep bilemiyorum tam olarak, kopmuştum. Evde 1 DVD, 2 kitabım mevcut, ama dokunamamıştım onlara da hiç. İşte geçtiğimiz hafta tekrardan başladım, bence şimdilik düzgün imajıyla sempatimi kazanmış şu mekanda. O dönemde Hatha Yoga yapıyordum, şimdi ise Hatha’yı hatırlayıp Ashtanga Yoga’ya ilerlemek niyetindeyim. Bilmeyenler için, bu yoganın binbir türlü çeşidi mevcut: Kundalini Yoga, Bikram Yoga, Jivamutki Yoga, vs.. Merak edeniniz için buyrun buradan okuyun:) Bir de İstanbul’a falan yerleşirsem bir gün, Yoga Merkezim burası olsun. (İki takdir ettiğim hatunun ortaklığıyla kurulmuş.

Serinleyen havaya rağmen, eski heyecanlarla tekrar tanış olmaya başladığım şu günlerde özlediğim başka bir şeyin ne olduğunu tahmin etmek ister misiniz? Ona ulaşmama bir miktar var gerçi. Hani o bir renk aynı zamanda… Hani benim kaçışlarım genelde onda son buluyor bir şekilde.. Hani içinde de dışında da ben kendimi bir başka güzel hissederim hep.. Hani benim göbek adım olan:)

* Şeytan.

** Bkz: Şu post.