Aylık Arşiv: Şubat 2010

An’lar.. Tavsiyeler :)

Bazı An’lar vardır. Belki birkaç saniye sürer sürmez. Unutamazsınız!

Birinin gözünüzün içine bakışı da olabilir bu, sizin gördüğünüz bir şey de olabilir: Bir kişi, bir olay, bir renk -ki size başka bir şey hatırlatır unutamadığınız..

Bir parça çalar bir yerde mesela, nakaratına takılırsınız bir An. O nakaratı birlikte söylediğiniz o zamanlar canınız olanı hatırlatan. Bir koku duyarsınız size sizin için değerli, belki geçmişte belki de 2 adım geride kalmış birini hatırlatan.

Bir yazı bulursunuz defterlerinizin ya da kitabınızın arasından, karalanmış el yazınızla 2 satır. Size o yazıyı karalarken ki ruh halinizi, içinizde yaşattığınız duyguları; belki de karalanırken düşünüleni hatırlatan.

Bir yerden geçersiniz hızlıca yürürken sizi yavaşlatan, sizin için bazı An’ları geri çağıran bir yerden. Hatırlarsınız. Kim bilir kimi? Kim bilir hangi olayı?

Bu An’larda kah hüzünlenirsiniz, gözleriniz dolar, belki ağlarsınız bile birkaç dakika. Belki öylece burulur içiniz, geçmez yüreğinizin üzerine oturan sızı. Belki de gülümser geçersiniz. Dudaklarınızın kenarlarındaki kıvrımlar yukarı doğru yükseliverir bir An’lığına.

..

An’lar biriktiriyoruz hayatımız boyunca.

Ben mesela unutamadığım milyonlarca An’a sahibim. Dün onları çıkartttım biriktirdiğim yerden öylesine, sırasız, elimi daldırdım ne geldiyse elime.

Bir müzik parçası, bir kitap cümlesi altı fosforlu kalemle çizilmiş, bir yemek kokusu, bir şarap kadehi kenarı çatlak. Bir görüntü, bir kahkaha, bir gözyaşı, bir gözyaşı, bir tane daha..

Onlar benim kıymetlim. Ne olursa olsun. Ne olacaksa olsun.

An’larınızın değerini bilebilmeniz, ve sayısız An’lar biriktirebilmiş olmanız dileğimle.

~

 

1 hafta once yazip bir turlu post edemedgim yazinin yanina, yeri gelmisken bir de tavsiye ilistirmek istedim:)

Benim cok tatli bir arkadasim var. Blog camiasindan tanis olup, sonra kendisini de dostlugunu da cok sevdigim, cok keyif aldigim: Tarcinin Mutfagi‘ndan Asli.

Siklikla bulusuruz, bana harika kahveler yapar. Daha dogrusu kahveleri ben yaparim, onun harika elmali kurabiyelerinden tadarim:) Asli bizim butun “ozel gunler” pastalarimizin da yaraticisidir. Arkadasim diye soylemiyorum (hakkaten:) onun yaptigi cikolatali pastanin tadini daha ne Liva’dan, ne Elizin’den ne de Funda Pastanesi’nden tattim!!

Aslicim fazlasiyla hakediyor emeginin karsiligini. Hikayesini dinlemek, onu tanimak ve harika pastalarina goz atmak isterseniz eger Carsamba gunu Kanal A’da “Kadina Dair” programinda olacak saat tam 14.30’da.

Ankara’da Bir Lezzet Duragi!

Makkarna Cuccina
Cucina MaKKarna, bizim yeni lezzet duragimiz. Yaklasik 1 aydir.

Ankara’daki ilk ve tek Italyan restorani ve ayni zamanda yine Ankara’daki sinirli sayida bulunan Chaîne des Rôtisseurs uyesi restoran. 5 Subat 2006 tarihinde acilmis. Italyan lezzetleri dedigimizde aklimiza ilk gelen 2 sey: Makarna ve pizza oluyor haliyle. Makarnalar, taptaze ve kendileri tarafindan yapiliyor. Pizza ise incecik hamurlu ve inanilmaz lezzetli. Ben ve dostlarim burada makarna yedikten sonra, diger mekanlarda yedigimiz makarnalarin marketten alinan paket makarnalar oldugunun ayirdina vardik! Ben deniz urunlerini ozellikle sevdigim icin tattigim kırmızı soslu, deniz mahsullü, kağıt içinde kendi buharında pişen makarna: “Şefin Sunumu” ve “Deniz Mahsullü Risotto”nun mudavimi oldum.

 

Makkarna-Cucina

Sanirim tum dostlarim burada yemek yeme serefine nail oldular. Hepsinin de ortak fikri ayniydi: Ha-ri-ka. Servis kalitesi, calisanlarin ilgi-alakasi, icerideki atmosfer, calan muzikler, sececeginiz saraplar.. Hersey ama hersey sizi ozel bir yerde bulundugunuz ve ozel bir hizmet aldiginiz fikri konusunda tatmin ediyor:)

5 Subat Cuma aksami, 5. yilini kutlamasi sebebiyle yemek sonrasi yenecek tatlilar MaKKarna’nin ikrami olacakmis. Ayrica 14 Subat Sevgililer Gununde de saat 12:00-17:00 arasi yemek yediginizde sevgilinizle % 15 indirim alacakmissiniz:) Bence MaKKarna ile tanismak icin ideal 2 gun. Yeni bir yer deneyelim diyorsaniz gidin, ve de lutfen benimle yorumlarinizi paylasin. Zira damak tadima da, sarap zevkime de, mekan keyfime de guvenirim:)

Yalnız ufak bir not: Gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın: 436 8088

Makkarna Cucina

 

Bu arada tatlilara gelince:) MaKKarna Special, mekan sahibinin icadi:) Biz bayilarak yedik ve bu kadar basit bir seyi biz niye dusunemedik dedik durduk mutemadiyen. E oyle olsaydi mekan bizim olurdu O’nun olacagina degil mi:)

Birde fiyatlar hakkinda bilgi vereyim: Makarnalar ve Pizzalar 13-20 TL, Salatalar 13-18 TL arasi. Kadeh sarap 11 TL.

Her zamanki gibi, sikilmadan, bikmadan diyorum ki: Super bir hafta sonu gecirin:) Ben, as usual, yine oyle yapacagim zira:)

*Fotoğraflar mekanın web sayfasından alınarak kullanılmıştır.*

Happy Anniversary My JTB:)

 

Me in Mask

Tam 5 yıl önceydi.

Ofisimde oturup günler önce keşfettiğim JEN GRAY‘in bloğuna benzer bir blog oluşturma kararını çoktan vermiş, uygulamaya o an koyulmuştum. Bloğun ilk banner’ı, benim Chicago yolculuğum sırasında uçaktan çekmiş olduğum bol bulutlu, mavi gökyüzüne ait bir fotoğrafın üzerine amatörce yazdığım Journey To Blue yazısından ibaretti. Kısa cümlelerle ve İngilizce yazıyordum o zamanlar!

İlk yıl içerisinde yapılan yorum sayısı da, bloğun okunma sıklığı da, ulaştığı kişi sayısı da yok denecek kadar azdı! Kendim için yapmıştım ki zaten ben JTB’yi. İşlerin bu denli dallanıp budaklanacağından, günde 500 ila 1000 kişinin -duruma göre- kendisine “tık tık” edeceğinden henüz habersizdim!

Zaman geçtikçe insanlar okumaya başladılar bizi: JTB’yi ve beni. Yorumlar getirmeye başladılar yazdıklarıma. İyi geldiğimi söyleyen de oldu, zaman zaman eleştiren de. (Hiç acımasızca eleştirilmedim çok şükür. Sadece bir kişi “ne kadar çok içiyorsun, ne çok geziyorsun. Onlara harcadığın para ile aç doyursana” demişti:) Ben de o dönem yaptığım bir “hayır” işiyle ilgili maili kendisine göndermiştim, hani nereden biliyorsun bir şeyler yapmadığımı diyerekten. (Gerçi yapmıyor da olabilirdim hakkaten, tesadüfe bak:) Sonra bir daha ne öven ne yeren bir mail almadım kendisinden.

Bloğun yanı sıra bana e-maillerle ulaşmaya başladı okuyanlar. İlginçtir ki hepsi de kadındı:) Değişik bir sürü hayat, bir dolu hikaye, genç, orta yaşlı, yaşıtım farklı farklı kadınlar.. Bana yazdılar, içlerini döktüler. Anlattıkça belki onlarda rahatladılar. Kim bilir?

Hepimiz içini sadece birilerine hesapsızca dökebilmenin bile bir insanı nasıl rahatlattığını biliyoruz değil mi?

Her sabah en az birkaç mail almaya başladım. Gözlerim dolu dolu mesaiye başlamam da tam bu dönemlere denk gelir!

Yıllar geçtikçe takip edenlerimden tanış olduklarım oldu. Resmen ve fiilen tanıştık. Hatta bazılarıyla yetmedi, ailecek tanıştık; hala da görüşürüz. Bebelerine hamile kaldılar, doğurdular, bebeler kocaman oldu nerdeyse düşünün artık!

Güzel dostluklar kattım hayatıma JTB ile. Çok mutlu ve minnettarım bu sebepten kendisine:)

Çok şey öğrendim sayesinde, azıcık ucundan da olsa “celeb” oldum. Televizyonda programa ciktim, Sky Turk’te. Radyoda programa çıktım, TRT Ankara Radyosu’nda. Gazeteye haber oldum, STAR’dı yanlış hatırlamıyorsam.

Büyüdük beraber JTB ile. Ben kocaman olgun bir kadın oldum, o ise zıpır bir çocuk su anda.

Çok şey söylemek istiyorum aslında. Benim 5 yıl süren bir beraberliğim bile olmamışken bu hayatta, kendisi ile bu kadar süre birbirimizden kopmadan, birbirimizi kırmadan, üzmeden bir birlikteliliğimiz olduğu için pek mutlu, pek müsterihim:)

Nice yıllara diyorum. Nice 10’lara, 15’lere:)

Okuma sabrı gösteren, göz atan, yorum yazarak düşündüklerini paylaşma inceliği gösterecek olan sizlere çok, ama çok teşekkür ederim.

Bir de

bu parcayi

sizlere armagan ederim:)