Aylık Arşiv: Mart 2010

Henuz Geldim Ankara’ya..

March

“Evet, biliyorum biraz geciktim. Ama yol cok uzun, cok mesakatliydi. Yolda gelirken bir suru yere ugramam gerekiyordu. Kuslara kucak acmam, dogaya bir ufak dokunusla can vermem; bir suru insani da bu arada gulumsetmem gerekti. Tabi bunlari yapmak o kadar da kolay olmuyor takdir edersinizki! Velhasil Ankara semalarina Cuma gunu gibi ulasabildim.

Cuma aksamustu keyfi yoktu Dilara’nin. Cani ne eve gitmek istiyordu, ne de disariya cikmak. Tabi onun ofisinde bulundugu bolumden disariyi gormesi biraz zor. Dolayisiyla aksam uzeri havaya neler yaptigimi da cok fark edemedi. Hal boyle olunca da mizirdanip durdu durduk yere. Sonra allahtan disari cikinca fark etti benim yakinlarda oldugumu. Bir gayret atti kendini Tunali’ya, o uzunca suredir yurumedigi sokaklara. Ne yapsam derken koseden gordu o en sevdigi mekani, “Hadi” dedi, ” Hadi surada biraz keyif yapayim.” Daldi bahcesine mekanin, oturdu masasina. Aysegul Sultani da geldi tam oldu. Birer kadeh aksam ustu kirmizisi soylediler masaya. Bir sigara yakti derin derin cekti, bir yudum kirmizisindan aldi. Muzikler de pek guzeldi hakkaten. Dilara sever Fransizca bilirsiniz. Havayi da ilittim, misler gibiydi. Muzik, sohbet, dertlesmeler, kirmizi, sigara, ilik estirdigim meltemsi ruzgar keyfine keyif katti. Kendi kendine gulumsedi cok defa, yakaladim ben onu izlerken bir koseden.

Ikinci kirmiziyla iyice keyfe geldi. Aysegul’u de ozlemis belli ki. Bilemiyorum ne yapacak bu kadin Aysegul yokken buralarda? Sonra, kendini baska bir yerde hissettigini gecirdi icinden. “Sanki Ankara’da degilim gibi. Sanki burada hic olmamisim, yasamamisim gibi. Ne guzel.” dedi. Kalktilar eve gitmek icin, saat daha cok gec olmamisti halbuki. Eve mutlu geldi. Mutlu mutlu bir kadeh daha koydu kirmizidan. Puzzle’ina son bir gayret asildi. Ve.. Evet ve bitirdi onu:) 1500 parcalik kocaman bir seydi onumuzde duran. Ben gerci actigi pencereden biraz basimi iceri sokup bakabildim. O sirada o bayildigi Robbie Williams’dan Morning Sun calmaya basladi. Son zamanlarda en sevdigi parca o Dilara’nin. Kocaman gulumsedi. Bu kadin hep gulumsesin bence:)

 

Hala yakinlarinda oldugumu O’na hatirlatmak icin sabah sabah, gunesten yardim istedim, isiklarini gondersin diye. Basarili olduk:) Pencereyi acti mis gibi kokular yolladim odasina. Kuslari da bir durttum ufak bir senfoniyle “Gunaydin” desinler diye! Kalkti kahve makinasinin dugmesine basti, muzigi acti. Klasik sabah rituelleri iste. Sadece kahve icti yalniz. Bu kadina biri bari hafta sonlari kahvalti etmesini soylemeli! Ev temizlemek zamanidir diyip ise koyuldu. Tertemiz evinde koltuga oturdugunda saatler ogleyi biraz gecmisti! “Kalk” dedim pencereden, “hadi kalk da karis sokaklara, mis gibi cek icine havayi. Bak senin icin geldim, getirdim tum bunlari. Uzat elini al sadece”. Dedim. Dinledi. Cikti, yurudu uzun uzun. Oyalandi, kahve icti o en sevdigi bir onceki gece gittigi kosedeki mekanda. Kulaginda yeni kesfettigi bir muzik: Jon Allen-Happy Now. Mirildana mirildana aksama kizlarla sevilen mekanda programi var diye eve geldi aksamustune dogru. Giyindi, makyaj yapti. Pek guzeldi hakkaten. Mutlu olunca baska guzel bu kadin!

Uzandik birlikte sevilen mekana. Yaninda yururken benim kokumla onunki karisti birbirine. Boyle bir guzel olduk iste, anlatamiyorum tam olarak. Sevilen mekan kalabalikti, ben disarida kaldim, pencere kenarina oturdu Dilara. O’nu seyrettim disaridan. Yine bir suru muhabbet etti dostlari gelene kadar mekandakilerle. O’nu ne kadar da seviyor iceridekiler? Sonra rakisini soyledi, az su cok buzlu. Dostlari gelince zaten hic susmadi. Bol bol fotograf cektiler, Gulmekten bir hal oldular. O kadar merak ettim ki neye gulduler bu kadar diye! Hani hep soylenir ya kendisi “Goz kenarlarimdaki cizgilere cizgi katiyorum’ diye. Hah iste, dun bir milyon tane daha katti hayirli olsun!

*

Bugun sabah erkenden uyandirdim yine O’nu. Ne yapayim ozlemle bekliyordu beni biliyorum, getirdiklerimden maksimum faydalansin istiyorum. Kalkti spor giyindi, kulagina muzik yine.. Atti kendini disarilara. Bayagi yurudu. Soluklanmak icin kahve zincirleriyle unlu o mekana oturdu. Gazete okudu, tost yedi -yasasin!- kahvesini icti. Sonra kocaman o magazaya girdi aylik dergilerini aldi, kitap aldi. Sonra tugla dergileriyle evinin yolunu tuttu. Tam koseden gecerken cicekci vardi kosede, kulagina fisildadim: “Hadi sunlardan al bir demet ve gotur evine, misler gibi koksun evin. Ben gibi koksun” dedim. Dinledi. Evine mis gibi ciceklerle dondu. Sonra klasik iste. Dergilerine daldi, dunyayi unuttu bir muddet. Tolu aradi yine cikti, yine kosedeki mekan! 3 gundur ayni yere gidiyor. Boyle bir yere baglandi mi kopamiyor oradan bu kadin.

*

Iste boyle. Bu hafta sonunu O’nunla gecirdim. Hep yanindaydim. Icindeki pir pir ucusan kelebeklerden bahsederken de yanindaydim. Kendi kendine gulumserken de. Cogunlukla kahkahalar atip goz kenarlarindaki cizgilere milyonunculari katarken de. Sarki soyleyip, dans ederken de. Yalniz basina sportif aktivitesini icra ederken de:) Velhasil geciktim, ama telafi etmek icin elimden geleni yaptim.

Sanirim O’na iyi geldim ben. Ne iyi ettim:)”

Imza mi? ~Bahar~ desem:)

Bahar’a Doğru..

Kelimelerim bitti..

Sesim, soluğum kesildi sanki..

İçimden hiç-bir-şey yazmak gelmiyor. Bir süre müsaade bana.

Nisan’da bakarız artık duruma:)

Aysegul Sultanima..

 

Aysegulume

Yillardir dostum.

Hep yanimdaydi; iyi gunde, ama daha cok kotu gunde..

8 koca yili devirdik, hep birlikteydik.

Gezdik; Istanbul’a, Kas’a defalarca beraber gittik. Cok seyahat ettik. Cok eglendik. Ciplak ayak sabahlara kadar dans ettik:)

Birlikte calistik.. Caliskan, hayati havaalanlarinda gecen bir kadin olmasina ragmen bir dolu cilginlik yapmaya firsat yarattik hep.

Birbirimizi bir defa bile kirmadik.

Hayatim boyunca onun kadar sabirli ve olgun birine daha rastlamadim.

Ilk dostum benim.

Vefakar, cefakar, iyi niyetli; iyi niyeti ne yazik ki bazen cok sevdikleri tarafindan suistimale ugratilmis bir kadin.

Hayatimda yeri cok ayri. Ailem benim. 8 yil boyunca beni buyuttu Ankara’da.

Ona ithaf ettigim bir hikayem, sinirsiz postum var JTB’de.

Simdi Moldova’ya gidiyor. Cok guzel bir is teklifi aldi. Basarili olacagina ve harika isler cikartacagina hic suphem yok.

..

Ama..

O’nu ne kadar ozleyecegimi anlatmam imkansiz sanirim.

Bana bu dunyada “adam gibi adam” olmayi ogretenlerden biridir Aysegulum. O’na taktigim ismiyle Aysegul Sultanim:)

Seviyorum seni canim benim. Mutlu ol. Iyi isler yap. Kalpler bir olacak. Bir gun Ege’de, kiyida bir evin bahcesinde sabahtan ben domates, maydonoz, salatalik toplayacagim; sen kahvalti sofrasini hazirlayacaksin. Tolu’cum omletleri yapacak. Taze sikilmis portakal sularimizla kahvalti edecegiz kahkahalarla.

Sen gidiyorsun, ama Tolu burada. Ailemin ikinci uyesi. Kulaklarini cok cinlatacagiz birlikte. Bana dunyada sunulmus en iyi iki armagansiniz. Tanidigim en guzel iki kadin.

Sakin aglama bak! Agla diye degil, anla ne kadar onemli oldugunu birinin hayatinda diye yaziyorum. Ve tabi hep hatirlamak icin:)

Gule gule git. Ama dur. Daha sana hayatinin partisini yapacagim temelli gitmeden:)

Muckkha:)

Hayat ve Anlamı

Kaan Sezyum’u mizah yazarı olarak biliriz. Bugün (aslen 2 gün önce yazmış olduğu) Radikal’deki şu yazısıyla beni an itibariyle mahvetmiş bulunmakta!

Fırtınaya Kapıldım! (MİM Fırtınasına:)

 

Kapadokyada Ben

Sevgili Ayşem sormuş, “2009 neden iyi geçti? İlk 5’inde neler var” diye:) İlk önce düşününce çok da iyi bir yıl değildi dedim kendi kendime. Zira çok sıkıntı doluydu benim adıma. Çok karmaşık ruh hallerinde ve ikilemlerde geçirmiştim. Ama birden birşey hatırladım gülümsedim. Sonra başka bir şey.. Derken aslında çok da kötü bir yıl olmamış, hatta hiç unutamayacağım güzelliklerde barındırmış içerisinde benim için dedim. Neler mi onlar?

Buyrunuz:

1- Radyo programlarına konuk oldum ben 2009 yılında. Hem de 2 defa, ikisi de Selim‘in programıydı. İlkinde 5 konuktuk yanlış hatırlamıyorsam. Blogları, blog sahibi olmayı, blog dostluğunu falan anlatmıştık. (TRT Ankara Kent Radyosu’nda “Haftaya Paydos” programı) İkinci defa da Sevgili arkadaşım Selim beni 1 saat boyunca (TRT Ankara Radyosu’nda “Bize Göre” programı) tek başıma konuk etmişti. Çok eğlendiğim bir program bana yadigar kaldı 2009 yılından. Tam kaydına hala şuradan ulaşabilirsiniz:)

2- Çok güzel gezmişim ben yine. Her zamanki gibi:) Yaz tatilinde KOS Adası, Bodrum, Kaş, Fethiye ve “o hep merak ettiğim” Kelebekler Vadisi’ni de içine alan 2 haftalık bir tatil. Hem de motorsiklet üzerinde. Daha sonra da İspanya’da Madrid-Barselona seyahatine annekuşum, kardeşim ve can dostum Tolu ile çıkmışız:) Bir de yine motorsikletlerle hafta sonu Nevşehir-Ürgüp yapmıştık. Genel olarak yine bayağı gezmişim anlayacağınız:)

 

3- Canım Tubi’ye harika bir Bekarlığa Veda Partisi organize etmişim geçtiğimiz yıl. Fotoğraflara her baktığımda hala beni o anki gibi gülümseten bir gece yaşadık bir sürü hatun kişi. Hazırlık aşamasında en eğlendiğim işlerden biriydi:) Ayrıca evlendirdik kendisini ve çok mutlu şimdi:) Bu ayrıntı da benim geçtiğimiz yıla ait mutlu hissettiğim anlardan biridir.

Bachelor Party

4- Hala olacağım haberini aldım bir de:) O kadar heyecanla bekliyorum ki minik kızımızı. Sanırsınız ben doğuracağım:) Bir sürü minik minik şey alıyorum Nisan’da gidince vermek üzere. En büyüğü 1 karış:) Kardeşimle her konuştuğumda karşımda inanılmaz olgun ve heyecanla bebeğini bekleyen bir baba hissediyorum. Halbuki o benim ufaklığım hala:( Geçtiğimiz yılın benim aklımda kalan en mutlu anlarından bir diğeri de bu haberi aldığım ana ait.

5- Sonuncu olarak da yeni bir evim oldu benim 2009 yılının sonlarına doğru:) İçerisinde kendimi güvende, mutlu ve keyifte hissettiğim, sıfırdan tek başıma yarattığım, taşındığımdan beri dostlarla dolup dolup taşan, pozitif enerjinin hiç eksik olmadığı çok güzel bir evim oldu benim:)

**

Sevgili Burcu ise Yaratıcı Bloglar Kategorisinde kendisine verilen ödülün bir parçasını da bana uzatmış:) Ve hakkımda 7 bilinmeyeni yazmamı istemiş. Daha önce (E 5 yıl blog yazarsan:) buna benzer 2 mim cevabı yayınlamıştım JTB’de ben. Onlara bir daha link vermektense, aralarından seçtiğim 7 tanesini aşağıya ekliyorum:)

Buyrunuz hakkımdaki 7 bilinmeyen (artık bazılarınız tarafından bilinen) ya da ilginç şeye:

1- Hapşırığımı tutarım. Her ne kadar bunun sağlığıma oldukça zararlı olduğu söylense de, bu alışkanlığımdan bir türlü vaz geçemedim.!

2-Takıntı yaptığım müzik CD’lerimi yerinden hiç çıkarmadan 1 ay dinleyebilirim.

3-Tatlı sosları çok severim. Et ve tavukla yemeğe bayılırım.

4- Günde 3 litreye yakın su içerim. Bu sebeple gün içinde tuvalete taşınmaktan sebep egzersiz yapmaya gerek görmüyorum. Öğlene kadar neredeyse 4-5 defa gider gelirim:) Bazen tuvalete gitmekten bitap düşerim!

5- Kuaförlerde vakit geçirmekten her zaman nefret ettim. Her daim rapunzel gibi uzun saçlarla dolaşınca kuaförde geçirdiğim vakit de takdir edersiniz ki hiç kısa sürmüyor! Nefret ederek saç boyatmaya gidiyorum şimdilerde. Artık bioform yaptırdığımdan beri saçlarıma şekil vermek ya da fön çektirmek için kuaförlere ihtiyacım kalmadı:)

6- İçki içerken bir limitim yok! Açılmış şişeler bitmek zorunda diye bir kural varmışcasına şişeyi bitirmeden yatamıyorum! Birçok erkek arkadaşıma göre iyi içerim.

7- Spora ve müziğe oldukça kabiliyetliyimdir. Eğer ufakken beni yönlendirselermiş iyi bir sporcu ya da müzisyen olabilirmişim.

**

My Angels
Ve son olarak sevgili K.I.S.D‘in mimine cevap vermem gerekiyor sanirim:) Evden bir köşe demiş, gösterin, anlatın; bir de müziğinizi lütfen ekleyin demiş:)

Evde en sevdigim iki kose var. Birincisi Aysegulum Sultanimla birlikte yer aldigimiz fotografin onunde duran meleklerim:)

Bir digeri de tabi ki uzun saatleri uzerinde kitap okuyup, not alarak gecirdigim oranj-krem kanapem:)

Okuma Koltugum

Ekledigim muzikse iki turkce parca olsun. Goksel’den biri, biri de Manga’dan: Mektubumu Buldun mu? ve Cevapsiz Sorular.