
Yaklaşık bir yıldır, hayal ettiğim düzene oturtmayı başaramasam da koştuğumu biliyorsunuz. Bu yıl bitmeden bir yarı maratonu tamamlamak gibi bir hedefim olduğunu da şurada belirtmiştim en son. Koşu, ortalama haftanın en az iki günü koşu bandı üzerinde en az 5K tamamlanacak şekilde yaptığım bir rutine dönüşmüş durumda. Koştuğum günler sadece çok iyi esnemeye ve on beş dakikayı geçmeyecek temel karın hareketleri yapmaya gayret ediyorum.
Bunlara ek olarak, yazın San Fransisco’dayken keşfettiğimiz ve benim için merak edilesi bir hal alan P90X programını da hayatıma almış bulunuyorum artık. Bu program Tony Horton tarafından geliştirilmiş bir egzersiz programı. Programı yapabilmek için bir spor salonuna gitmeye ihtiyacınız yok. Evinizde, sizin için uygun ağırlıklar, yere sereceğiniz bir yoga matı ve DVD oynatıcınız yeterli. Hiç sporla ilgilenmediyseniz ilk başlarda size oldukça ağır gelebilir. Ben yıllardır bir şekilde spor yapıyor ve koşuyorum, buna rağmen ilk hafta canım çıktı resmen, çok zorlandım. Ama, bırakmadım! Uzak kaldığım tek zaman aralığı yılbaşı tatili için Ankara’da olduğumuz dört gündü diyebilirim. Yaklaşık üç haftadır düzenli olarak -koştuğum günler hariç- haftada en az üç ya da dört gün yapmaya gayret ediyorum.
P90X DVD setinde tam 12 değişik antrenman-egzersiz programı var. Programların her biri farklı bölgeler için hazırlanmış. P90X’in amacı “muscle confusion”. Yani her gün farklı bölgelerdeki kaslarınızı çalıştırarak onları rutinden çıkartıp devamlı şaşırtarak gelişmelerini sağlamak 🙂 Örneğin karın-mide hareketleri on beş dakikalık bir DVD. Yoga ise yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Benim bayıldığım bir Kenpo X programı var ki, elli dakika boyunca dövüş-karate hareketleriyle hem yağ yakıyor hem de denge ve dayanıklılık kazanıyorsunuz. Bunların dışında yine yaklaşık bir saat gelen bacak-baldır, sırt-omuz-kollar gibi vücudunuzun her tarafını çalıştıracağınız egzersiz programları var. Her gün farklı bir programı uyguluyorsunuz. Tabi ki kaslanma-zayıflama-sağlıklı yaşama ihtiyaçlarımızdaki diğer önemli ve unutulmaması gereken şey düzenli ve programlı hareketin yanı sıra doğru beslenebilmek! Beslenmeyle ilgili tüyoları da yine bu programda bulabiliyorsunuz.
Benim bu programdaki amacım vücudumdaki yağ oranını düşürebilmek ve kaslanmak. Üç haftadır sadece bir kilo verdim, ama gözle görülür bir toparlanma ve sıkılaşma mevcut bedenimde. Bu da beni daha da motive ediyor 🙂 Bu programın ne kadar işe yaradığının kanıtına bu linkteki başarı hikayelerini seyrederek ve dinleyerek siz de şahit olabilirsiniz. Hepsi gerçek ve inanılmaz gibi gelse de doğru 🙂 Beslenme kısmında ise açıkçası çok katı bir diyet uygulamıyorum. Uygulamak da istemiyorum zaten. Uzun zamandır hayatımızda beyaz un, beyaz şeker ve tuz yok. Aşırı yağlı ve hamur işi yiyecek tüketmiyoruz. Sadece haftanın bir günü kahvaltıda bir dilim böreğimiz var, o da her zaman değil. Protein bakımından ağırlıklı olarak beyaz et, balık ve son dönemde zorlayarak (kendim için bu, yoksa sevgilim zaten etçil 🙂 kırmızı et hayatımızda. Bakliyatları çok tüketiyoruz; yeşil-kırmızı mercimek, nohut, bakla. Salatalarımıza haşlanmış buğday ekliyorum mesela. Ekmek sadece kahvaltıda, o da tam buğday ekmeği olarak tüketiliyor evimizde. Haftada bir defa kek yapıyorum ki, onu da yulaf kepeği-tam buğday ununu karıştırarak ve esmer şeker ya da üzüm pekmezi ekleyerek hazırlıyorum. İçki tüketimim eski zamanlara oranla azaldı gayetten. Ama haftada bir balık tüketince yanına mutlaka rakı içiyorum hala 🙂 İki dubleyi geçirmemeye çalışıyorum. Zaten asitli, gazlı içecekler ya da meyve suyu tüketmiyorum. O sebeple bol bol içtiğim su dışında haftada 2-3 kadeh içkim oluyor.
Eskiden çok tatlı sever ve yerdim. Otuz beşimden sonra tatlı tüketimim bir anda azaldı! Dikkat de ediyorum, ama eskisi gibi istemiyor canım. Ve ilginçtir, eğer tatlıyı fazla kaçırıyorsam ertesi gün yataktan kalmak, hareket etmek zulüm haline geliyor. Kendimi çok şişkin ve hantal hissediyorum. Ve yine ilginçtir ki tatlı-şeker tüketmeyi azaltınca canım da istemiyor! Çevremdeki herkesle paylaştığım üzere katı bir diyet yapmak istemiyorum. Sevdiğim her şeyi, ölçüler dahilinde tüketmeye ve dengeli beslenmeye gayret ediyorum sadece.
Instagram’da, kas yapmak ve sağlıklı beslenmek üzerine dirayetli davranan ve her gününü fotoğraflarla paylaşan insanları takibe aldım. Orada gördüklerim bana hem motivasyon oluyor, hem de mesela “ne yapsam bu akşam yemek için?” derdime de çare oluyorlar 🙂 Bu insanların ve onları takip edenlerin birbirlerini nasıl gaza getirip, desteklediklerini görünce gözlerim yaşarıyor resmen! Belirli aralıklarla tayt-spor sütyeni ile fotoğraflarını paylaşarak bir önceki fotoğraflarına göre katettikleri gelişmeleri gösteriyorlar. O fotoğrafların altında yüzlerce yorum yapılıyor ve bir tanesi bile o fotoğraftaki kişinin “çıplaklığına!!” laf edecek, laf sokacak, eleştirecek kelimeler içermiyor! Ben de öncesi fotoğraflarımı çektim, ama bizim insanımızın henüz bu olgunluğa eriştiğinden emin olamadığım için yayınlar mıyım bir öncesi-sonrası fotoğrafı bilemiyorum.
İşte böyle benim hikayem. Bu aralar bu anlattıklarımdan başka, haftanın iki günü danışmanlığını yürüttüğüm proje için sahaya gidiyor, kalan günler evden çalışıyorum. iPad sağolsun, dijital ortamdan kitap okumaya alışmaya çalışıyor, güzel dostlarımızın güzel sofralarına konuk oluyoruz. Yani sakin-tekdüze hayatımıza devam 🙂 Unutmadan, Adım Adım Organizasyonu ile Belgrad Ormanları’nda koşmaya da başladım. Benim katıldığım ilk koşu, düzenledikleri 24. koşuydu. Patikada koşmak, koşu bandında koşmaktan kesinlikle daha iyi hissettirdi, yine! (215 kişinin katıldığı koşuda 6K’yı 139., kadınlarda da 27. tamamladım. Zamanıma bakınca, bir sonraki koşu için 35 dakika ve altını hedefledim).
P90X ile ilgili sormak istediğiniz her soruyu seve seve yanıtlarım. Bence ilgilendiyseniz internetten iyice araştırın ve öyle edinin derim. ONE LIFE LIVE IT mottom hep aklımın bir köşesinde! Yakında aklımdan başka bir yerde de olacak.. Bu da sonraki yazımın konusu olsun 😉 Harika bir hafta geçirin.
