Aylık Arşiv: Eylül 2005

Yaşayan Bir Cumhuriyet Bestecisi

Havalar gittikçe soğuyor Ankara’da. Tüm akşam resmen donduk dışarıda, saat 20:30 civarlarında!! Pastırma yazını dört gözle bekliyorum, alışamadım gitti soğuklara..

Dün kardeşim güzel bir haber verdi. Askere gitmesi gerekliliği nedeniyle Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi’ndeki eğitmini de bırakmıştı yıllar önce. Şimdi geri dönüş yasasından(!) yararlanarak tekrar başlıyormuş.. “Annemden sonra almam lazım bu diplomayı artık” diyordu.. Annem de bu yaz Açıköğretim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu zira 51 yaşında! Eh, benim de kendi çapımda bir eğitim serüveninin içine girdiğimi göz önünde bulundurursak bir babam kaldı bu işlere bulaşmayan:))

Bu aralar yine koordinasyon sorunu yaşamaktayım..! Tatil dönüşü böyle olur hep. İşlerimi, derslerimi ve beni bekleyen diğer şeyleri bir türlü programlayamıyorum.. 4 adet DVD’im var yeni gelen ve seyretmeyi çok istediğim.. Sevgili eniştem’e sözüm vardı kendisinin adına çıkarılmış, imzalayarak bana verdiği kitabı okuyacaktım.. (Besteci Faik CANSELEN olur kendileri.. Sevda Cenap And Vakfı tarafından Altın Hizmet Madalya’sı ile ödüllendirilmişti. Linkte onunla ilgili yazdığım bir haber var.. 126. Sayı-Kültür Sanat başlığı altında: “Yaşayan bir Cumhuriyet Bestecisi”) Bu hafta sonu bir bağbozumu gezisine katılma niyetim var.. Bu ayki okumalarıma başlamam gerek.. Bana ciddi bir motivasyon gerek..Hadi Dilo, toparlan artık!!!

10 Küçük Mutluluk…

Duygu tarafından bu oyunu oynamak üzere sobelenmiş bulunuyorum! İşte benim 10 küçük mutluluğum;

1-Uçsuz bucaksız denize karşı içilen bir kadeh kırmızı şarap,

2-Çıplak ayakla üzerinde dolaşılan yemyeşil ve henüz ıslanmış çimenler,

3- Kokusunu içime çekerken beni resmen sarhoş eden hoş kokulu rengarenk çiçekler,

4- Mum ışıkları altında ve tütsü kokulu salonumda minderlerime uzanarak, elimde bir kadeh içkimle beraber keyif içinde dinlediğim en sevdiğim jazz albümlerimden bir demet,

5- Hoşça vakit geçirilen, hepsi kendi şahsına münasır, değerli arkadaş grubum,

6- Alınır alınmaz tenime ilk sıktığım parfüm,

7- Günlerce uğraşıp son halini verdikten ve bittiğine kanaat getirdikten sonra bir fincan vanilyalı kahve eşliğinde baştan sona bir nefeste okuduğum yazılarım,

8- Yazları Kuğulu Park’ta ellerimle beslediğim kuğularım,

9- Telefon açtığımda neşeli, cıvıl cıvıl ve mutlu sesini duyduğum zaman annem,

10- Hiç beklemediğim bir zamanda aldığım ya da hiç beklemediği bir zamanda birine verdiğim minik hediyelerim…

.. Benim 10 küçük mutluluğum olabilirler..

Ben kiminkileri mi duymak isterim? Sanırım Zeynep‘in, Didem‘in ve tabiki sevgili Hatice ve ablası’nın 10 küçük mutluluklarını benimle paylaşmalarını isterdim. Evet Hatice’cim, eğer kabul ederse o güzel tariflerin sahibi ve şirin Meryem’in anneciği olan ablanın mutlulukları:))

Döndüm…

Eylül 3 itibariyle… Tolu&Selam, Hakan ve Ayşegül ve son günlerimizde aramıza katılan Altay ile beraber keyifli, bol kahkahalı, bol tıkınmalı, yemeli-içmeli, yüzmeli harika 1 hafta geçirdik. Kaldığımız yer sevgili Toprak’ın oteli AA idi.. Geçen yılda Ayşegül Sultan ile burada birkaç gün geçirmiş ve memnun kalmıştık.. Şirin bungalovları, güzel bir iskelesi olan bu otel diğer arkadaşlarımızın da beğenisini kazandı..

Selam bol bol hikaye yazdı her sabah bize.. Ayşegül Sultan bu hikayelerin baş rolündeydi.. Tolu’nun tatildeki lakabı “Speddy Gonzales”, benimkiyse “Deniz Kızı Eftelya” oldu:)) Hidayet’in Koyu’nu, Lütfiye Teyze’nin incecik açılmış gözlemelerini keşfettik.. Bol bol buzlu badem, midye yedik; Kuru’nun yerinde mantı ve höşmerim ziyafeti çektik.. Güzel bir tekne gezisi yapıp çupra ve palamutları afiyetle mideye indirdik..

Her tatilde olduğu üzere bu tatilde de bir şarkımız ve bir kasetimiz oldu durmadan dinlediğimiz.. Her dinlediğimizde bize bu yılki tatili hatırlatacak olan: Işın Karaca’nın “Ana Dilim Aşk”. Bir de tabi buraya yazamayacağım kadar uzun, arkası yarın hikayelerine dönen Selam’ın hikayelerinden bir kaç komik-ama bize-şahsiyet: Hürrem, Necati Abi, filmi yatan Faruk vs..:))