Aylık Arşiv: Eylül 2005

Yarın İçin Bugünden Kutlamalar…

2 Kutlamayı da bugünden yapıyorum.. Niye? Çünkü yarın çok yoğun bir gün, arada atlayabilirim.. Ki, ben özel günleri asla atlamam, hatırlamak ve hatırlatmak hoşuma gider:))

Evet, yarın ki ilk kutlama bir doğum günü kutlaması. 30’lu yaşlarını bitirmeye az kalan birinin doğum  günü.. Hakan Ayçenk’in.. Mutlu olmayı hak eden, başarılı ve sevdiğim biridir Hakan. Tanışıklığımız 12. yılına girmek üzere. E o zaman “HAPPY BIRTHDAY” Hakan’cım..

İkinci kutlama ise, yarın gece benim de dahil olacağım, Burcu’nun “Bekarlığa Veda Akşamı”na ilişkin olan! Burcu ve Çağrı uzun süren birlikteliklerini 24 Eylül 2005’de evlenerek sonsuz kılmak niyetindeler:)) Öncesinde kız kıza eğlenmek ve felekten bir gece çalmak için kalabalık bir grup halinde eğlencedeyiz.. Burcu’cum, birlikteliğiniz daim olsun:))

 

Bir Süre Sonra…

Bir süre sonra

Bir süre sonra

bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrenirsin.!

Ve aşkın yaslanmak, birlikte olmanın da güvende olmak

anlamına gelmediğini öğrenirsin,

ve öpücüklerin sözleşme

ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın.

Bir çocuğun üzüntüsü ile değil

bir yetişkinin zarafeti ile

ve herşeyi, bugünü düşünerek yapmayı öğrenirsin

çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.

Bir süre sonra

güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin,

eğer fazla maruz kalırsan.

Bu yüzden

başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden

kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle.

Ve göreceksin ki dayanıklısın..

ve kuvvetlisin…

ve değerlisin…

Veronica Shoffstall

                                    

After a While

After a while

you learn the subtle difference between

holding a hand and chaining a soul

And you learn that

love doesn’t mean leaning and

company doesn’t mean security

And you begin to learn that

kisses aren’t contracts and presents aren’t promises

And you begin to accept your defeat with your head up

and your eyes open

with the grace of an adult,

not the grief of a child

And you learn to build all you roads on today

because tomorrow ground is to uncertain for plans

After a while you learn that even sunshine burns

if you get to much

So you plant your own garden and decorate your own soul

instead of waiting for someone else to bring you flowers

And you learn that you can really endure

That you are really strong

And you really do have worth.

Veronica Shoffstall

 

Güzel Şeyler Buldum Yine!

Üyesi olduğum Odtü Mezunlar Derneği‘nden 2 güzel etkinlik izlencesine ilişkin haber geldi dün. İlki benim de çok beğendiğim hatunlardan biri olan-belki de kendi nesli arasında tektir!- Şebnem Ferah’ın konser haberi. 24 Eylül 2005 tarihinde ODTÜ Mezunlar Derneği’nin Vişnelik’te bulunan tesisindeki Çim Anfi’de konser verecekmiş Şebnem. 3 tane de ön grubu olacakmış kendisi sahneye çıkana kadar: İz, Foreplay ve Pin Up. Konser 21:00’da.  Ön grupların sahne alma saati ise 17:45’de başlıyor.

İkinci etkinlik izlence haberi yine ODTÜ MD’den..  Duygu‘nun sayfasında bahsettiği ve çok beğendiğini söylediği “Hotel Rwanda” filmi, 22 Eylül 2005 Perşembe günü Burs Fonu yararina Armada Tuze Sinemalarinda gosterime girecekmiş.

Başka etkinlik haberleri de üyesi olduğum gruplardan birinden geldi dün..  Biz Ankara’lılar, İstanbul’lular kadar şanslı olanıyoruz bazen. Gösteri veya konserlerin turneye çıkmalarını beklemek zorunda kalıyoruz.! İşte yine böyle bir gösteri gelmiş Ankara’ya. Sevgili Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ’ın baş rollerini paylaştıkları “Haybeden Gerçeküstü Aşk”. 22-23 Eylül 2005 tarihlerinde Ankara Anatolia Sahnesi’nde 2 gösterileri olacakmış saat 21:00 de başlaayacak olan.!

Bir de çok alakasızca bir şey ararken Google’da, sevgili Bezen&Adil’in üyesi oldukları Netflix ‘e benzer bir uygulamanın (Türkiye’deki) internet adresini buluverdim: “Evde İzle“! Mantık şu: İstediğiniz DVD’leri listeden seçiyor ve eve postayla gönderilmelerini bekliyorsunuz. Ayda 2 film, 5 film, sınırsız film gibi seçenekleri var ve sadece onlar için ödediğiniz standart bir ücret var. Posta ile ilgili bir şey ödemiyorsunuz. Netflix’de, filmler bir zarf içinde geliyor. Filmi izleyip zarfın içindeki ikinci zarfı -ki bunun üzerinde Netflix’in adresi var- alıyor ve filmi bununla geri gönderiyorsunuz.. Bence fena bir uygulama olmamış..

Yapacak bayağı bir şey varmış Eylül’de Ankara’da:))

 

İyi Haftalar:)

Sabah sabah işe gelmek için binmiş bulunduğum -keşke binmeseydim dedim durdum- dolmuşun şoförü sayesinde haftama pek keyifli başladığım söylenemez! Kendini yolların hakimi olarak gören, elini kornanın üzerinden hiç çekmeyen, devamlı suretle herkese bağırıp çağırıp bolca küfür eden bu arkadaşa 2 çift laf ettik; amma velakin bize de saldırdı! Yapılacak tek şey kalmıştı: Plakasını almak.! (Akşam üstü eve dönerken polise vereceğim.) Sayesinde haftaya gergin başladığımız yetmiyormuş gibi, gergin de olsa başlayabildiğimiz için şükrettik bir taraftan da. (Can korkusu bu olsa gerek dedim kendime..)

Her neyse.. Dolmuş şoförü arkadaşla karşılaşmadan önce iyi başlamıştım sabahıma. Cuma ve Cumartesi akşamları çok geç saate kadar dışarıdaydım. İlk gün bizim ekiple eğlendik. Kaş tatilinin fotoğraflarından oluşan, araya orada hepimizin güldüğü bir sürü espriyi de katarak bir sunum hazırlamıştım. Onu seyrettik dev ekranda:) Sonra da Kızılay’da bulunan ve çok eski bir mekan olan Göksu‘ya gidip yemek yedik.!

Cumartesi sabahı Ayşegül Sultan’la kahvaltı yapmak için Tunalı’da bulunan Mado‘yu tercih ettik. Hava çok güzel, etraf cıvıl cıvıldı.. Uzun zamandır Ankara’ya bir serinlik hakim olduğundan dolayı, o sabah havanın güzel ve ılık olması çok keyif vericiydi. İyi ki de çıkmışım o saatte. Eve döndükten sonra temizlikti, çamaşırdı derken bir daha güneş tepedeyken dışarı çıkmayı beceremedim:( Akşam saatlerinde de uzun zamandır yapmadığımız bir şey yaptık ve Ankara Kalesi‘nde bulunan, zamanında Mezuniyet yemeğimiz de dahil olmak üzere bir sürü etkinlik için tercih ettiğimiz Boyacızade Konağı‘na yemek yemeğe gittik. Fasılcı amcalar yeni başlamıştı, hemen isteklerimiz yaptık. Güzel bir yemek oldu. Oradan da çıkınca neredeyse en son Aydın buradayken beraber gittiğimiz -ki, bu da 3-4 ay öncesi demek oluyor- Ankara Laila‘ya gittik biraz dans etmek için. Açık hava mekanı da çok güzeldi, ama havalar serinlediği için kapalı mekanı da açtıklarından dolayı burada kalmayı tercih ettik. Eğlendiğim ve bir miktar yorgun düştüğüm bir gece oldu.

Ertesi sabah öğlene doğru kendime geldim ve klasik pazar ritüelim olan yaklaşık 1 kg. gelen gazetelerimi okumaya başladım. Pazar günleri evden çıkmayı çok tercih etmiyorum. Bir de televizyonda Belçika Grand Prix’si vardı. Onu seyrettim. Raikonnen kazandı onu da. Bu yıl ilk defa düzenlenen Grand Prix’leri alıyor Fin’li pilot: Türkiye ve Belçika.

Bu arada dün babamın doğum günüydü.. İnanması zor geliyor, ama dün tam 58 yaşına basmış babam.. Mutlu Yıllar Baba!

Yaşıyorum Demek…

Çok merak ediyorum kendimi

Başıma bir şey mi geldi?

Öldüm mü kaldım mı?

Hiçbir haber yok kendimden.!

Bu sabah kapımı çaldım

Kapıyı açan kendim.

Bir süre kendime baktım

Bu güleç yüz bendim.

Oh ne güzel bir sabah

Bugün de yaşıyorum demek

Benden başka yok kimsem

Beni merak edecek…

                                                                                Aziz NESİN