Aylık Arşiv: Temmuz 2006

Haydi Diyorum…

Renklere Yolculuk Yapalım Diyorum… Bugün 5 Temmuz, Look&Relax resmen doğdu diyorum… Merak ediyorsanız da buyrun hemen sağ üst köşedeki logoya tıklayın diyorum:))

Konular ortaya çıktıkça takip edin bizleri, belki bir gün siz de fotoğraflarınızdan birini Look&Relax’de paylaşma olanağı bulursunuz, kim bilir??

:))

Lezzet Durağı – “Gar Lokantası”

JTB’de Çarşamba günlerini ayırdığım “Keyif/Lezzet Durakları” yazı dizimize  (:), benim Ankara’nın en sevdiğim ve yıllardır gitmekten vaz geçmediğim bir lokantası olan GAR LOKANTASI ile başlamak sanırım doğru olacak. Gar lokantası yaklaşık 15 yıllık, Ankara’nın eski, gerek ortamı, gerekse verdiği kaliteli servis hizmeti; cana yakın ve işini bilen-dikkatli servis ekibi ve pek tabi ki benim bir türlü vazgeçemediğim leziz zeytinyağlıları ile tanınan ve ara ara götürdüğümüz hiç bir misafirimizden negatif tek kelime duymadığımız bir yer.

 

Tabi ki ben zeytinyağlılarına takıldım kaldım; ama Gar Lokantası’nda çok güzel ızgara ve balık çeşitleri ile Türk Mutfağına özgü sayısız sıcak yemek alternatifi de var. (Ayşegül Sultan ile kış aylarında hamsi tava-salata ikilisine az ziyarete gelmedik buraya:) Gar’ın yemeklerinin lezzetli ve çeşitli oluşu yanında daha bir çok olumlu yanı da var: Örneğin harika ve yemyeşil bir bahçeye sahip olması. Sahibinin elleriyle diktiği begonyalar, güller ve gül saksılarının içine dikilen çilekler(!)siz yemeğinizi yerken misler gibi kokuyor. Özellikle esintili yaz akşamlarında bu kokular daha da hissediliyor, işte bu sebeple yaz akşamlarında Gar Lokantası daha da bir güzel oluyor:)

 

Ortam güzel, mekan temiz ve özenli, yemeklerin ise lezzetine tek laf yok! Ama bizi ya da bizim gibi müdavimleri buraya bağlayan en önemli şey servis ekibinin itinalı ve güler yüzlü hizmeti.. Başta şefleri Eray bey ve bizim masamıza ağırlıklı servis hizmeti veren neşeli garsonumuz Ercan, bir müşteri nasıl kendini ayrıcalıklı hisseder ve hatta hiç “müşteri” gibi hissetmez sorusuna karşı en şaşırtıcı cevapları öğrenmenize de arada yardımcı oluyorlar:) Örneğin ben her gittiğimde Gar Lokantasına mutlaka rakı içiyorum, nedendir bilinmez? :)) İlk gittiğim gün rakı servisi yaparlarken duble rakı, az su ve bol buz şeklinde içtiğimi öğrendiler ve o gün bu gün ben bir defa daha ne içeceğimi ya da nasıl içeceğimi tekrarlamadım. Benim için bu önemli, sizi bilmem ama:)

 

Bahsettiğim gibi ben zeytinyağlı tabağım ve rakı’m ile çok mutluyum Gar’da.. Ayşegül Sultan çoğu zaman farklı sıcak yemekler tercih eder. Selam mesela, her zaman ızgara et yer!  Ne yersek yiyelim, yemeğinizin sonunda mutlaka mevsime göre hazırlanmış şık ve kocaman bir tabakta meyva gelir. Ardından da kahveniz, ya da çayınız. Fiyatlar mı? İşte cazip kılan bir yönü daha: Fiyatlar çok makul. Burada gül ve begonya kokularına karışan rakınız eşliğinde, güzelce vakit geçirip karnınızı doyurmanızın, dostlarınız ya da sevdiklerinizle yaptığınız keyifli sohbetlerin karşılığından bahsediyoruz..

 

İşte burası ilk lezzet durağımız GAR LOKANTASI. Ankara’da Filistin Sokak Numara 35’de. Telefonu: 447 29 96. Umarım ziyaret eder ve benim kadar iyi vakit geçirirsiniz. Bence vaz geçemeyeceğiniz mekanlardan biri olabilir, benden söylemesi:)))

Aslan Sütü, Kahve Falı!

 

Rakınızı nasıl alırdınız acaba? Bir duble, 3 duble? Vallaha bir dubleden de keyif alınabilir pek tabi.. Ama benim gibi “ihtiyacım var” modundaysanız sizi bir 20’lik anca paklar! Hele de tüm Cumartesinizi evde sunum hazırlayarak geçirmişseniz, hala yapacak 1 ton şeyiniz, hazırlığınız olduğunu düşünüyorsanız, biletinizi bile gidip almamışsanız, panik panik üstüne bir durumdaysanız yani; kesinlikle 2. dubleden sonra sinirleriniz gevşemeye, kan damarlarınızda daha sakin dolaşmaya, kalbiniz daha az hızlı atmaya başlar.. Yüzünüze stresiniz ve gerginliğinizin yerleştirdiği sert ifade kaybolmaya başlar; rahatlamış ve daha az umursar bir ifade ile, oturmak yerine yerinizde hafif kaykılmış, ayaklarınızı ileri doğru uzatmış bir vaziyette yancağızınızdan yayılan mangal kokuları ile dans eder halde bulursunuz kendiniz..

Bu aralar hafta sonu deyince aklımıza mangal, mangal ve et ikilisi düşünüldüğünde ise kesinlikle rakı geliyor! Ayşegül Sultan’la beraber Pazar günümüzün büyük bir kısmını 2 hatun göl başında mangal yapıp, rakı içerek, hayata kadeh kaldırarak ve kahve falları bakarak geçirdik:) Ayşegül falımda Amerika kıtasını gördü, sonra kocaman bir kalp ve bol bol kısmet gördü:)

 

Akrep burcu olmamdan sebep öngörülerim yüksekmiş benim, diyenlerin yalancısıyım. Dolayısıyla son zamanlarda kendimi elimde kahve fincanı içini okumaya çalışarak geçiririken buluyorum sık sık. İnsanlar benden bekliyorlar vallaha fal bakmamaı ciddi ciddi.. “Cık, cık.. Sen bakamazsan biz artık toplayıp eşyaları gidelim şekerim” diyen bile var!! Bu sebeple kendimi sorumlu hissediyorum kahve içilip, fincanlar ters kapanınca:)) Ben de Ayşegül Sultan’a baktım tabi haliyle.. Bir 20’lik rakı üzerine, 2 köfte-3 pirzola, yoğurt-kavun-peynir şenliği sonrası bayağı da iyi baktım bence:)) Ocak ayında hayatında patlama olacak bak söylemedi demeyin:)

Güzel bir hafta diliyorum dostlar size.. Hava güzel olur umarım, işlerimiz yolunda gider.. Sevdiğimiz insanlarla güzel ve eğlenceli sohbetler edebiliriz bu hafta umuyorum ki… Çok güler, göz kenarlarımızdaki -benim o en sevdiğim- kırışıklıklarımıza yenilerini katarız.! Ben elimden geldiğince bu hafta burayı boş bırakmamaya çalışacağım.

Bu arada “Countdown just started” diyebiliriz. Pazar sabahı yolcuyum!Geçen yıl da aynı hislerle bunları yazmışım! Flasback yapalım:)