Aylık Arşiv: Ağustos 2006

Şimdi Aldığımız Bir Haberi Bildiriyoruz…

Journey To Blue Cafe Net Programı’nda…!

Programın yapımcısı ve sunucusu Sn. Ayşe Yazıcıoğlu’ndan bir mail aldım.. Programının bu haftaki bölümlerinde benim “Mavi Dünyam”dan da bahsedecekmiş..

Yayın saatleri:

Cuma 22:40 / Cumartesi 09:40 – 20:40 ve Pazar 08:40 – 15:40

Çok mutlu oldum çok. Teşekkürler Ayşe Yazıcıoğlu.. Teşekkürler tebrik maili atan, arayan dostlar..

Haydi Bakalım, Bilenler El Kaldırsın:)

Biraz sıcaklık düşecekmiş… Yağmur serpiştirecekmiş.. Hafta sonu yine sıcak, ama parçalı bulutlu olacakmış..

Dilara havuza gidecek, elindeki kitabı -artık!- bitirmek için okuyacak, biraz güneşlenecek, biraz buzz bira içecek, güzel müzikler dinleyecek, kendine ciciler bakacak ve Look&Relax‘in yeni konusu KIRMIZI için fotoğraf çekecekmiş..

Peki… Daha Sonra….

1 Eylül’de İstanbul’da olacak, bir düğüne katılacak, uzun zamandır görmediği ve özlediği arkadaşlarını görecek, belki yeni yüzlerle tanışacak; 9 Eylül’de -en nihayetinde- ufaklığının nikahına katılacak, ailesini görecek, belki de gözyaşı dökecek; ve dostlar kısmetse de 15 Eylül’de maviye, dinginliğe, huzura, yeşile, çakıl taşlarına, bembeyaz kumlara kaçacak 1 hafta..

İşte bu yıl son 4 yıldır yaptığım üzere KAŞ’a değil, daha önce hiç görmediğim DATÇA’ya uzanmak isteği içindeyim.. Şimdi sizden yardım alsam; daha önce DATÇA’da bulunanınız, tatilini orada geçirmiş olanınız varsa bana alternatifler sunabilir mi acaba? Bir de DATÇA’ya gidince ne yapmadan dönmek lazım?

Süper bir hafta sonu geçirin, geçen hafta sonunundan daha güzel!

Kuğulu Park’ımı Rahat Bırakın!!! **UPDATED**

Çok kızgınım.. Ve çok üzgünüm… Ve inanamıyorum.. Ve hala anlamıyorum.. Günlerdir okuyorum, ama hala anlayabilmiş değilim! Neyi mi?

Büyükşehir Belediyesi tarafından birinci derecede doğal sit alanı olarak kabul edilen ve zaten Ferhan Şensoy’vari bir söylemle “Damat Mendili” kadar olan KUĞULU PARK’ın bir bölümünün Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun izniyle TAŞIT yolu olarak düzenleneceğinin açıklanması olayına…!

Yıllar önce de yine böyle bir nedenle ortaya çıkıp sesini duyurmaya çalışan binlerce Ankaralı’nın arasına dahil olup imza atmıştım KUĞULU PARK yol olmasın diye.! Bu çırpınışımızın sonucundaki bu rahatlık, ancak birkaç sene sürecekmiş demek..

Trafik rahatlatma bahanesiyle; zaten güzelim yeşilliğinin oldukça büyük bir kısmını zamanında Polonya Büyükelçiliğine kaptıran, Ankara’daki her 3 küçük çocuktan bir tanesinin buradaki kuğu ya da ördeklerle bir anısının mutlaka olduğu, benim kaçış noktam, sığınağım, serin ve güzel KUĞULU PARK’ımın bir metrekaresinin bile TAŞIT yolu olarak düzenlenemesini şiddetle kınıyorum..

Lütfen Ankara’lı arkadaşlarım, siz de sesime kulak verin ve bu saçmalığı durduralım..Ben bıktım artık her gün gittikçe çoğalan arabalardan, taksilerden, dumandan, kornaların yarattığı gürültü kirliliğinden..!

Bugün herkes saat 12:00’de KUĞULU PARK’a.. Basın açıklaması yapılacak.. Biliyorum, sadece açıklama yapmak yetmiyor ama başlangıç. Buna da şükür. Bildiğim kadarıyla Ankara’daki birçok sivil toplum örgütü bu açıklamanın altına imza atacak.. Kavaklıderm Derneği başta olmak üzere..

KUĞULU PARK’ımı rahat bırakın, yoksa sizi rahat bırakmayacaklar öbür tarafta:((

… *GeLiŞMeleR* …

** Bu akşam KUĞULU PARK’ta ŞENLİK var! “Ankaralılar KUĞULU PARK’ı KORUYOR Şenliğinde buluşalım**

** Ankaralılar park buluşmalarına devam etme kararı aldı dün akşam: Bu akşam (17 Ağustos 2006) Alper Fidaner tarafından eski 45’likler dinletisi yapılacak saat 18:30’da.. **

** Kuğu Gölü Kalesi. Bugünkü Milliyet’te, Sevgili Can Dündar’dan..**

** 17 Ağustos’ta alınan Yürütmeyi Durdurma Kararı sonrası şimdilik ortalık sakin gibi.. Bakalım ne zamana kadar! KUĞULU PARK’ı yalnız bırakmayanlara teşekkürler.**

YE Etkinlikleri #13: Salata-YE

 

En sevdiğimdir salata. Yemek niyetine yerim ben onu:) Düzenli yemek yapmayı ve evde akşam öğünlerini yemeyi bırakalı yaklaşık 3 yıl olmuş.. Ama ben salatalarıma ne bulursam koyduğum için beslenme anlamında bir şeylerden eksik kalmıyorum sanırım.. (Her ne kadar annem aynı fikirde olmasa da:)

Aslen ben yukarıda fotoğraflayıp, dün akşam da afiyetle yediğim salatanın değil; Minnesota-St. Paul’de güzel bahçeli, serin bir cafede ilk defa tattığım bir salatanın tarifini vermek istiyorum. “Aslen çok basitmiş, ama ben nasıl akıl edememişim” diye de hayıflandımdı hatta..!

Salatanın adını hatırlamıyorum, ama biz ona Çilekli-Roka Salatası diyelim:) Ben çilekle rokanın bu kadar güzel uyacağını hiç aklıma getirmezdim..

* Taze ve iyi durumdaki yaklaşık 10-12 roka yaprağını iyice yıkayıp bir servis tabağına alın. Üzerine 2 adet olgun çilek koyacağız, ama çilekleri dilimleyerek:) Daha sonra da karamelize edilmiş ceviz, ya da antep fıstığını ekleyelim. O da ne kadar olsun? Bir avuçtan az mesela.. Sos olarak ise bir miktar balsamic sirke vardı o kadar. Salatamız hazır; hem görüntü hem de tat olarak tavsiye ederim *

Salataya gelince; içinde roka, taze nane, salatalık, domates, konserve mısır, ceviz ve ızgara sosis var. Üzerine sos olarak limon ve zeytinyağı ile dışarıdan gelirken getirdiğim bir salata sosunu “dressing” yaptım:)

Afiyet olsun mu? Olsun:)))

İyimserlik…

“Şiirler yazarım, basılmaz. / Basılacaklar ama
Bir mektup beklerim müjdeli / Belki de öldüğüm gün gelir / Mutlaka gelir ama..

Ne devlet ne para, insanın emrinde dünya. / Belki yüz yıl sonra, olsun..
Mutlaka bu böyle olacak ama.”

Sevgili Nazım Hikmet böyle buyurmuş ya dedim haftaya “iyimserlik” dou hislerle, güzel sözlerle, inançlı başlayalım bizde..

Hafta sonu sıcak geçmiş, terlemişiz, bunalmışız..

Havuza gitmiş, biran için serinlemiş; 50 faktörlü koruyucularla ya-na-ma-mı-şız!

Evde 1,5 kilogram gelen gazetelerle Pazar keyfi yapmış, kedimizle top oynamış, “MIA topu tut, at Dilo at..” şeklinde tekerlemeler söylemiş, hayretler içerisinde kedimizin attığımız topu ağzına alıp bana getirişini izlemişiz..

Bu sıcakta, bu havada çikolata soslu browni yapmış, dostlara ikram etmişiz..

Yeni CD’ler dinlemiş, bayılmışda bayılmışız..

Siz ne yaptınız hafta sonu? tek kelime, tek cümle ile?