Aylık Arşiv: Ağustos 2006

Yaşamın İçinden Çocuklar..

Parklarda, bahçelerde oynar çocuklar; ağaçlara tırmanır, ağaçtan düşerler kimi zaman.. !

Hayvanat bahçesine gider, pamuk şeker yerler.. Dönme dolap diye tutturup, atlıkarıncada kendilerinden geçerler.. Üzerinde oturdukları o tahta ve basit at, onların kendilerini bir şövalye gibi hissetmelerine neden olur, başları dik, dizginlere sıkı sıkıya yapışmış, ciddi ciddi otururlar üzerinde..!

Lastik oynar, ip atlar, top oynarlar.. Bazıları şanslı doğar; güzel giyinir, şöförlerle okula giderler.. Bazıları daha şanssız; başı kabak, yalın ayak, burunlarını çeke çeke dolaşırlar sokaklarda..!

Kaydıraktan kayarlar, salıncaklarda sallanırlar.. Küçücükdürler onlar; adı üstünde daha “çocuk”durlar..!

 

Masumdurlar, aslında hiçbirimizin masum olmadığı bu dünyada.. Tam da Sezen’in dediği gibi..!

……

Şimdi bu dünyada bir sürü masum çocuk ne olduğunu anlamadan, sebebini bilemeden, başına geleni telaffuz bile edemediği bir yaşta; gerçek dünyadan kurtularak duygularını rahatça ifade edebildikleri bir ortamda iken (oyun ortamında yani) ÖLÜYORLAR.. Ö-LÜ-YOR-LAR..

Çok üzgünüm..  Hem de çok.. İktidar, din, ticaret, toprak ve hırs çatışmaları arasında olan çocuklara oluyor..! Bir sihirli değnekle bunların hepsini durdurabilme şansımız olsaydı keşke.. Ama bunun olmayacağını biliyorum.. Savaşların sona ermeyeceğini de.. Dünya var oldukça bu devam edecek, yine çocuklar ölecek ilk..

Bugün Look&Relax‘de “Yaşamın İçinden Çocuklar”dı konumuz. Konuya karar verdiğimizde son yaşanan olaylar başlamamıştı bile..! Hepimiz masum ve güzel, heyecanlı, renkli çocuk fotoğrafları çekecektik. Çektik de.. Oraya fotoğrafları koyduk koymasına, ama buraya da içimden geçenleri yazmak istedim. Bu ara her arkadaşım bu konuya değiniyor biliyorum. Sadece benim de bir sözüm olsun, iki satır hislerimi paylaşayım istedim. Korkuyorum ben çok..! Anne olmaktan, teyze-hala olmaktan korkuyorum.. Çok hem de..

Yaz Mevsimi Hangi Ayla Bitiyordu?

 

Herkes başlangıçlardan bahsediyorken, değişiklik olsun ben sondan bahsedeyim istedim..

 

Bir yıl içerisinde en zor geliveren, ama en çabuk bitiveren mevsim yaz; bu kısacık 3 ay içinde ne olduğunu anlamadan sonuna geldiğinizi görüverdiğiniz ay ise- ne yazıktır ki- Ağustos’dur dostlar.. Hızlı olduğu kadar sıcaktır da.. Bunaltır, bayıltır, çiçek soldurur, kediler-köpekler taş zeminlerde, serin yerlerde yatmak için birbirleriyle yarışır en çok da bu ayda.. Yelpaze satışları tavan yapar, elektrik faturaları ikiye katlanır!! Canlar sıkılır çokca, tatil fotoğraflarına en sık bu ay bakılır.. En çok bu ay sıvı tüketilir, vişne ile soda karıştırılarak içilir:) Sinemadan en uzak durulan, Ankara’da Arjantin Caddesi’nde en çok ve geç saatlere kadar dışarıda oturulan aydır Ağustos.. En çok beklenenlerin gelemediği, gelenlerin iç bayılttığı, bayılanların gazoz içip ayılmaya çalıştığı, çalışılan ofislerden en çok nefret edilen, bırakılan sevgililerin en çok özlendiği; bırakanlara en çok küfredilen aydır:) Vallahi!! Bana öyle en azından.. Ne olsun o zaman? Bu ay herkese ve herşeye inat bunların tam tersi olsun.. Hepinize güzel ve eğlenceli bir ay olsun Ağustos.. Şaşırttsın hepimizi.. Hadi bakalım, yapsın kolaysa.. 31 yılda bir defa olsun bari:))