Aylık Arşiv: Eylül 2008

Eylül Derken..

Canal From London

Sonbaharın ilk ayıdır Eylül..

Giderek serinleyen havanın sebebi belki de.

Bir sürü arkadaşımın dünyaya geldiği ay.

Yaprakların yavaşça sarı-kahverengi-kızıl renklere dönüşmeye başlayıp kendilerini kocaman bir bahar ve yazdan beridir ikamet ettikleri ağaçların kollarından aşağıya bırakmaya başladıkları bir ay.

Güzel bir adı vardır ayrıca, güzel ve hüzünlü: Eylül.

Roman ismine de uygun hem.

Kimileri için başlangıçlar, kimileri içinse bitişleri ifade eder; ama çoğunlukla ümit edilen, özlem duyulanı getirmesi istenen, önünden andlar içilen, kendi kendimize sözler verdiğimiz bir aydır Eylül nedense!

Yalnız, az biraz solgun, hafif serin, ama keyifli bir aydır benim gözümde.

Hristiyanlar için “İstavroz ayı”, Karadenizliler içinse “İstavrit ayı” imiş:)

~

Şaka maka tam  4 Eylüldür buralarda birlikteyiz hep beraber biliyor muydunuz? Ne güzel:)

~

Eylülü karşılarken siz, günlük hayatımızda yuvarlanıp gitmeye devam ediyoruz biz. ( “O” ve ben yani) Sevgili ile koca bir Cumartesi öğleden sonrasını haftalık yemeğimizi yapmak için mutfakta beraber geçirdik. Sonra da hazıladığımız yemeklerden azar azar soframıza taşıyarak resmen bir ziyafet alanı yarattık kendimize. Yemeğe katılan oldu, sonrası içki-meyva kısmına katılan oldu. Sonra da “O” ve ben kendimizi Dib Sahne‘de buluverdik. Üniversite yıllarımdan dinlediğim FLU performansını, aralarda DJ hatunun başarılı müzik seçimlerini, yüksek yüksek tavanlarını ve özellikle kırmızı klozetli tuvaletlerini ben çok beğendim. Ankara’da iyi müzik dinlerken, dans ederken telef olmayacağınız bir yer. Giriş için 15 YeTeLe verdik sanırsam. Tunalı Hilmi’nin hemen başında.

~

Liva Pastanelerini biliyorsunuzdur. Bizim sokaktakinden her hafta sonu envaye çeşit börekler ve poğaçalar almadan kahvaltı masasına yerleşemiyoruz biz:) Orada yediğim her türlü tatlının da benzerini başka bir yerde tatmadım ben. Özellikle profiterolü çok güzeldir. Şimdi ise bu güzel tatlarının daha hafif kalorili olarak sunulabileceği yeni bir mekan açtılar Farabi Sok.da: LivaLight! Bence fikir süper. En kısa zamanda bir tatmak lazım der, buralarda olanlara duyururum.

~

Birkaç hafta sonra yıllık iznimizin kalanını geçirmek üzere yine yollara düşeceğiz:) Bu defa “Ömrü Hayatımda Yapmayı Arzuladıklarım” listemden bir maddenin daha üzerini fosforlu bir kalemle çiziktireceğim kızmetse:) Yine ucunda “mavi” olacak, yine motorsikletimizle düşeceğiz yollara. Bu defa yol daha uzun, velakin hazırlığım daha iyi olacak;) Bu tatil uzun olacak, malum bayramla birleşecek. Oldukça maceralı olacağı hissiyatındayım, ve eğlenceli, ve bol yemeli-içmeli. Dolayısıyla birkaç kilo versem fena olmaz sanki triplerindeyim:) Bakalım, göreceğiz. Sevgili‘m, her ne kadar göbeklendim ben desede hala beraber yaptığımız ve beraber keyifle yediğimiz tüm yemeklerin sadece bana yaradığını düşünmekteyim!

~

Bu hafta sonu ise yine Efes/Selçuk yolları taştan bize. (Sevgili’m atlamaya gittiği en az senenin bu sene olduğunu söyleyip duruyor. Geçtiğimiz yıl her hafta sonunu orada geçirmiş de!) Bu bizim 4. gidişimiz olacak. Cumartesi tüm günü sevgili arkadaşlarım Tolu ve Ayşegül Sultan ile geçireceğim bir aksilik olmazsa. Onlar şu an itibariyle Datça’da birlikte tatil yapmaktalar! (Sondaki ünleme dikkat çekerim!) Eskiden “biz” olurduk her yerlerde, şimdi evlenip barklanınca beni dışında bırakıyor alçaklar planların. Neyse artık, 1 günlüğüne de olsa yine “biz” olabileceğiz. Onları Yedi Uyuyanlar’a ve Şirince’ye götüreceğim. Bol bol otlu gözleme, şarap yedirip içireceğim. Sadece ben mi kilo alayım yahu, yaşasın kötülük:)

~

Eylül ayının en sevdiğim taraflarından biri de Amerika Açık‘ın her daim ulaşılabilir bir kanalda benimle olmasıdır:) Hafta sonu ve tüm akşam sadece EuroSport’ta tenis maçı izliyorum. Ve ne mutlu ki bana “O” da bundan büyük keyif alıyor:) Seyrettiklerimizin uygulamasını yaptık bu Cumartesi sabahı. Velakin Pazar sabahı Dib çarptı beni yataktan kalkmam 10.00’u buldu! Haliyle sabah sporu hayal oldu..

Neyse, diyeceğim güzel bir Eylül olacak bu Eylül.. Kulağıma öyle fısıldadılar benim:)