Aylık Arşiv: Kasım 2008

Az Biraz Şikayet?

Waterway

JTB’yi sık güncelleme hayallerim sele kapıldı gitti!

Geçtiğimiz hafta Pazartesi akşamı sınavım vardı. Bu hafta Çarşamba akşamı yine sınavım vardı. Ve haftaya Salı akşamı.. Evet, yine bir sınavım var. Sınavların hepsi de klasik aksi gibi. (En sevdiğim!) Ben gerçi alışkınım ODTÜ Sosyoloji yıllarımdan klasik sınavlara. O zamanlar 3-5 soru arası sorardı hocalarımız ve yazardık 9-10 sayfa destan gibi kağıtlar. İngilizce hemde. Ya şimdi? Sıkılıyorum yaz babam yaz. Bir de beni bilen biliyor ben biraz sabırsızımdır. Hemen bitsin gidelim modunda olduğumdan, uzun uzun yazıtlara hiç gelemiyorum. Ama el mahkum şu anda. Dayanacağız 1 sene daha:)

Akşam iş çıkışı okula gittiğim için eve dönüş saatim en iyi ihtimal ile 20:45-21:00 oluyor. Öyle özlüyorum ki evimi. O kadar çok şey yaparmışım ki meğer ben işten çıkınca, şimdi herşey birikti de birikti. Hiç zamanımın yokmuş gibi geliyor. Misal, 2 haftada bir defa kesin manikür-pedikür olayım vardı. İş çıkışı gider Fatoş Abla’ma, orta şekerli bir türk kahvesi eşliğinde işimi gördürürdüm.

Sonra kızlarla buluşurduk en az 2 akşam. **Not: (Cafe Lins‘i özledim.)** Terziye gidecekler, ayakkabı tamircisine verilecekler hep yanımda olur, akşam iş çıkışı veriverir, sonra birkaç akşam sonra yine iş çıkışı alıverirdim! Şimdi, 3 tane pantolonum belleri daralsın diye bekliyor evde. Sınavdı falan derken terzideki daha önceki haftalarda bıraktığım eteğimi bile alamadım mesela. Deli olacağım. Yemek düzenimiz şaştı. Sevgilim yiyor ben gelen kadar, ben de bir çanak salatayla avunuyorum, ki beraber kurulu bir sofrada yemek yemek ben en sevdiklerimden! Avuntu olacak mı bilemem, ama bir sonraki dönem o da yarım kalan masterını tamamlamak adına tekrar başlamaya karar verdi! Şahdık şahbaz olacağız yani:) İkimizde evde olmayacağımızdan tümden işler kalıverecek! İyi ki Fatoş var. (Bu arada hayatımı kurtaran can simidi kadınlarımın adı niye hep Fatoş??) Ev temizliğinde ve düzeninde harikalar yaratıyor da evimizi b.k götürmüyor allahtan:)

**

Bir de madalyonun diğer yüzünü anlatmak istiyorum.

Yani şimdi şikayet ediyordum ya yukarıda, azıcık, birazcık böyle hani. Aslında memnuniyet duyduğum, ya da kafama dank eden başka şeyler de olmuyor değil. Şöyle ki sıkılıyorum, bunalıyorum ders çalışmaktan, yoruluyorum hatta, ama bir taraftan da beynimin tekrar yoğun şekilde çarklarını işletmeye başladığını da hissediyorum. Bildiğim konular için çok olmasa da yeni kavramlar, yeni argümanlar beni araştırmaya, okumaya itiyor. Beynimin en son bu kadar -akademik anlamda- yoğun çalıştığı dönemin üzerinden 11 sene geçtiğini de göz önünde bulundurursak bu iş elbette ki kolay olmuyor.

Tekrar alışmam, beynimin bilgileri özümseyebilmesi, yerleştirebilmesi için ona biraz zaman tanımam lazım sanırım. Ona yeni bilgileri nasıl yüklerdik, o bilgilerin orada kalmasını nasıl sağlardık, nasıl o bilgiler başka bilgileri de çekme ihtiyacı hissettirirdi, o tetiklenme nasıl olurdu bunları hatırlamam lazım!

Öğrenmeyi seviyorum. Okumayı da.

Tüm bu yaptıklarımın kişisel bilgeliğime büyük katkısı olacaktır elbet. Ama umuyorum ki kariyerime de bir tarafından -artık!- faydası olur. (Evet, farkedildiği üzere iş hayatımda mutsuzum, motivasyonum yerlerde sürünüyor ve hala bir işim olduğu için böyle bir kriz ortamında hamdolsun demekten başka birşey elimden gelmiyor ne yazık ki.)

**

O en sevdiğim ikili güne azıcık kaldı: Cumartesi-Pazar’a yani:) İple çektiğim, kendimi dağıttığım o iki güne. Ne yapacağımı şaşırıyorum, ama yine de yapıyorum azimle. Spor, sonrası uzun kahvaltı, Sevgili ile evde haftalık yemek yapma seansı, aileyle kaynaşma-akşam drinkleri, yemekleri, arkadaşlarla kahve-buluşup yemek yeme, dışarıda içki-eğlence, evde DVD-romantizm, mum ışığı-şarap, ders çalışma-dergi-kitap okuma… Bu hafta sonu bu listeye, başarabilirsem, geçen hafta sonu yapmaya vakit bulamadığım vişneli-çikolatalı keki sığdırmak istiyorum. Deli gibi tatlı istiyor canım. Çok enerji harcıyorum lazım oluyor herhalde:)

Süper bir hafta sonu diliyorum.

**Yazı, iş yerinde yazıldığı için, foto akşama!!**

**Otuz4**

Dilara 34

~Photo by Başak Çankayalı, Mavi Tur’dan..

Geçen yıl yazdığım şeylere bakıyorum, ya da bir önceki yıl.

Söylenecek çoğu şeyi söylemişim zaten:)

Tek bildiğim; her yıl bir öncekinden daha iyi oluyor, hiç korkmuyorum ve 35’i heyecanla bekliyorum:)

* Hepinize çok teşekkür ediyorum. Beni ve JTB’yi yalnız, habersiz, iltifatsız, eleştrisiz bırakmadığınız için. Hayatımı paylaşırken, kendinizden bulduklarınızı bana anlattığınız için. Sadece içinizi döktüğünüz, sadece “merhaba” dediğiniz için. Sağolun. Sevgiyle kalın:) *

Dua

In the Church

Bu aralar bolca dua eder oldum!

34. yas kapida. Insan dogum gunu yaklastikca bazi seylerin biraz fazla farkinda olmaya basliyor nedense.

Bu yasim guzel gecsin. Dostlarim, sevdigim insanlar hep yanimda, yakinimda olsunlar. Basladigim isleri yuzumun akiyla bitirebileyim.

Daha cok yer gorebileyim. Insanlari ve kendimi daha cok mutlueden seyler yapabileyim. Saglikli olayim, huzurlu ve tabi ki mutlu olabileyim. Daha anlamli izler birakabileyim bu hayatta.

Daha cok yazabileyim. Daha cok fotograf cekebileyim. Daha cok gulumseyebileyim yanimdakilere, sokaktakilere. Kiymet bileyim, kiymetimi bilenlerin. Kiymet vereyim, kiymet verilmeyi hakeden kimselere.

Daha az kirici olmayi basarabileyim. Kendimi daha cok kontrol edebileyim gereksiz cikislarimi engelleyebilip. Daha ”yasanilabilir” bir kadin olabileyim bir aradayken. Daha yasanilabilir kilayim hayatimi.

Daha cok arayip sorabileyim annemi, babami, kardesimi. Kardeslerimi..Dostlarimi, uzaktaki sevdigim insanlari. Yanimdaki sevdigim insanlari..

Ve bu liste uzayip gidiveriyor boyle iste bu aralar..

~

Issiz Adam’i seyrettik Cumartesi aksami. Ne sicak bir filmdi. Ne detayli yazilmis -bence- muhtesem diyaloglara sahipti. Muziklere ne demeli? Ozellikle final sahnesinde de tekrar yer alan Ayla Dikmen’in 1976 yilinda seslendirdigi ve benim bu yasimda ilk defa duydugum ”Anlamazdin” parcasi.

Final sahnesi.

Modern hayatin yalnizlastirdigi, muhtesem yemekler yapan, yaparken inanilmaz keyif alan, eski 45’likler dinleyen, koleksiyon yapan, onlari dinlediginde kendinden gecen; kendine guveni sonsuz gorunen ama aslinda guvensiz Alper’in issiz yasami.

Ada’nin o sevimli ve zeki halleri.

Su diyalog beni bitirdi mesela: ”Karların üstündesin. Donmak üzeresin ve tatlı bir uykuya kapılıyorsun. Oldüğünün farkında değilsin.”

Film bitene kadar duygulanarak ama bir damla yas akitmadan gozlerimden izledim. Ta ki final sahnesine kadar. Orada herseyi biraktim. Isiklar yandi. Herkesden hickirik sesleri, bilimum burunlari mendille temizleme hadisesi. Sevgili ile birbirimize baktik, sonra sarildik sikica. Kalktik, elele ciktik sinemadan. Gittik ictik:)

Istemedim final sahnesini yasamak. Hemde hic. Sevmeyi, sevilmeyi bilen hakeden kimse de yasamasin. Dilegim gercekten de budur. Kimse bu hayatta ne kadar iyi yasasa da issizligi, sevgisizligi haketmiyor -bence-.

Belkide o yuzden bu kadar dua ediyorum bu aralar:)

~

Sinavlar, sunumlar, hazirliklar, is-guc. Devam yani. Havalarda bozdu zaten. Gelecek guzel gunlere inanmak ve psikolojimi saglam tutmaya calisiyorum:)

34. dogum gunu postunda gorusmek uzere..

Cay Ritueli:)

Jasmin Tea Rituel

Londra’da iken Evren ile birlikte bircok sushi mekani gezdigimizden bahsetmistim hatirlarsiniz. Ankara’da da Evren’le birlikte Quick China’da bulusur, once sushi denizinde gonlumuzce yuzer, daha sonra misler gibi yasemin caylarimizi iceriz. Bu bizim 2 yildir degismeyen rituelimiz. Yine bir gun Evren beni bir restorana goturdu Londra’da ve once yasemin cayi istedi. Garson kadin elinde 2 buyuk su bardagi, bir kettle’da sicak su ve 2 tohumla cikageldi! Once bardaklarimiza suyu doldurdu ardindan da tohumlari bardaklarimiza ativerdi.

Jasmin Tea Rituel 1

Ben saskinlik icinde ne oldugunu anlamaya calisirken arkadasim bana ‘su anda farkli bir rituele tanik olacaksin’ dedi. O da bu mekani ve bu sekilde sunulan yasemin cayini kesfettikten sonra buraya gelir olmus. Tohumun icinde inanilmaz guzellikte, sikistirilmis yasemin cicegi var. Suya atildiktan sonra tohum, sicaginda etkisi ile yavas yavas acilmaya basliyor:)

Jasmin Tea Rituel 2

Gozlerimi dikmis bir halde saskinlikla izledim yasemin cayimin demlenmesini:) Icindeki cicegin suzulerek disariya dogru cikmasi harika bir goruntuydu. Ankara’ya donerken Cin’li bir arkadasinin ona getirdigi bir kutu tohum halindeki yasemin cayindan birkac tane de bana verdi. Gecenlerde Sevgilim‘e yaptim, o da bayildi. Ayni zamanda kendisini konu mankeni olarak kullanarak sizin icin fotograflamayi basardim asama asama bir tohumun misler gibi yasemin cicegi esliginde caya donusmesi rituelini:) Su bittikce kaynar su ilave ederek 2-3 porsiyon cikariyorsunuz bir tohumdan.

Jasmin Tea Rituel 3

Yasemin cayinin kokusunu, iciminin rahatligini ve tadini cok seviyorum ben. Uzakdogu’dan bir seyler isteyecekseniz eger bence bu tohum-cay denemeye deger..

*

Hepinize super bir hafta sonu diliyorum.

Benim bu hafta sonu yapilacaklar listemde Cagan Irmak’in Issiz Adam filmini gormek, kalan DVD’lerden en az birini seyretmek, bir aksam disarida icmek, sinava calismak ve visneli-cikolatali kek yapmak var:)

Donuste paylasalim hafta sonumuzu. Paylasmaya deger anlarimiz olacagina hic suphem yok benim:)

Bahardan Bir Gun Caldik!

Spring Time in Abant

Pazar sabahi motora atladik..

Harika bir hava, tepemizde gunes bizimle, Bolu Dagi’na dogru yola ciktik. Ilk istikameti dagdaki kahvalti edilecek mekanlardan herhangi biri olarak belirlemistik; Arslan’in Yeri’nde karar kildik.

Son fotograftaki dag cilekli yogurdun, sucuklu yumurtanin, kizarmis ekmekler ve bal-kaymak-tereyag uclusunun eslik ettigi super bir kahvalti yaptik. Gunes hala tepede!

Sprin Time in Abant

Kahvalti sonrasi Abant’a dogru cevirdik rotayi ve yesiller-sarilar arasinda guzel bir seyir yaparak durak noktamiza vardik.

Hava misler gibi, oyleki uzerimizdeki hemen hemen herseyi attik ve uyku tulumumuzu cimenlerin uzerine seriverdik..

Once biraz fotograf..

Sonra 1 sise kirmizi sarap:)

Sohbet, keyif, huzur.. Iyi ki gelmisiz dedik, iyi ki Ankara’da kalmamisiz bu bahardan caldigimiz gunde!

Iyi ki variz dedik, iyi ki bir arada beraberiz. Iyi ki boyle ayni seylerden ortak keyif alabiliyor, iyi ki kirmizi sarap seviyoruz:)

Iyi ki hayattan -olumsuz her seye ragmen- guzel seyler almak icin caba sarfediyor, tadindan yenmez anlar yaratabiliyoruz.

Umuyorum ki sizlerde tadindan yenmez anlar calabildiniz bu hafta sonu.

Olmadiysa da pes etmek yok. Ama ertelemeyin sakin, lutfen ertelemeyin hayatinizi. Kucuk seyler icin buyuk, kocaman planlara gerek yok. Tek ihtiyac.. Kendiniz, hayalleriniz, inanciniz. Ben de bunlar var zira, ise yariyorlar:)

Super bir hafta diliyorum:)

Dessert