Aylık Arşiv: Ağustos 2010

~Istanbul* Sevdiklerim~

Seagulls

Arkadaslarimla gorusmedigim her animi evde kitap okuyup, bol bol film izleyerek gecirdim Istanbul’da. Bol Bol derken hakkaten de tanimina uygun sayida film izledim dersem yanlis olmaz! “Son Donem Izlediklerim” bolumune eklediklerim sadece bir kismi. Bir bakalim:

– Harry Potter’in 6 DVD’den olusan serisini tamamlamam tam 3 gunumu aldi! Birkac “spell” hala ezberimde:) Film kahramanlarinin ilk filimden sonuncusuna kadar gecen suredeki buyumelerine sahit olmak ilgincti:) 7. ve sonuncuyu da heyecanla bekler oldum. Bu arada ben Severus‘u seviyorum:) O iyi bir adam bence:)

– Pixar tarafindan neredeyse son yillardaki tum yapilmis animasyon filmlerini izledim. Hepsini de keyifle seyrettim. En son izledigim ise UP adli yapimdi. Bir tek Wall-E kaldi listede. Onu da siraya aldim.

Cadillac Records‘u begendim ben. Muzikleri icin bile deger izlemeye. Salt, kesinlikle 2,3, ve belki de 4 seklinde uzayacak bir serinin ilk filmi olacagini sonunda gayet net ifade etmis. Angelina aksiyon filmlerinden baska filmde oynamasin bence. Bir de herkesler yazdi ben de ifade edeyim, sari sac olmamis:) Film mi? I-ih, bence o da olmamis. Sex and the City 2 icinse twitter‘a sunu yazdim:”Fairy Tale Love Story tadinda film izlemek iyi gelmedi. Goz gorunce gonul ic cekiyor!” Puanlayamayacagim bile. Sadece Carry Bradshow karakterinin bastan ayaga tum kiyafet ve aksesuarlarini istedim. Evet, ben bir kadinim ne yapayim?

Filmler disinda yakalayabildigim tenis turnuvalarindan maclara da goz atmayi ihmal etmedim.

Burgaz

Ilk defa gittigim yerler:

– Kadikoy’de Shaft‘a gittik bir gece. Gur Akad Band’de Deniz caliyordu, hemde o aksam dogum gunuymus dedik bir tasla iki kus vuralim. (Tam da bir suru yildizin kayacagi gece:) Bu arada ben gordum bir suru. Sahiden:) Hafif bir Manhattan ile If karisimiydi mekan. Guzeldi gece. Rock muzige doyduk.

– Taksim Siraselviler’de yer alan Kiki adli mekanin methini bir cok yerden duyup, sabaha dek suren partilerini okuyup listeme eklemistim. Hafta ici is cikis saatlerinde barin uzerine koyduklari cesitli Tapas’lardan bir tabak yapiyorsunuz, ickinizin yaninda bedavaya geliyor. Ben Mohito’sunu denedim ve cok basarili buldum.

– Nisantasinda yer alan Kirinti ise yillardir adini duydugum, onunden gectigim ama hic icine girmedigim bir mekandi. 3 arkadas guzel bir gece gecirmemize vesile olmasi icin bu defa tercih ettik burayi. Hamburgerleri meshurmus birimiz onu denedik. Bendeniz klasik salataciyim, salata yedim deniz urunlu. Disarida oturabildik sansimiza ve hem servisten, hem yemeklerden hem de muziklerden memnun kaldik.

Icmekten keyif aldigimi artik beni takip eden herkes biliyor. Bu yaz tercihim agirlikli Rose’ler ve raki oldu yine.

Casal Mendes ve Doluca’nin Verona Blush iki favori rose sarabimdi. Fazlasiyla gerek dostlarla, gerekse tek basima tukettim keyifle serin serin sicak havaya inat!

– Bir baska takintim da Bloody Mary oldu! Nedendir bilinmez, sanirim fazlaca Hazal takibinden:), tum malzemeleri -ki buna worchister sos falan da dahil- edinip neredeyse gun asiri yemek oncesi kokteyl keyfi yaptim:) Fena da olmadi bence, basardim sanki lezzeti tutturmayi.

Flying

Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar uzun kaldim Istanbul’da ve uzun geceler gunler boyunca uzun uzun dusunme imkani da buldum tum bu yukarida uzunca listeledigim maddelerin arasinda. Uzun lafin kisasi…

Yaziyorum ben haberiniz ola!

~İstanbul*Yakın Yerler~

Hamak

İstanbul’da kaldığım süre boyunca Polonezköy, Maşukiye gibi yakın yörelerde gün geçirmenin yanı sıra; Ayşegül Sultan, Tolu ve Natali ile -olmazsa olmaz- bir Adalar Turu yaparak Büyük Ada‘da pek güzelce vakit geçirdik. Kısa kısa notlar, olabildiğince eğlenceli fotoğraflar ile buyurun lütfen:

*Polonezköy*

– İstanbul’un Beykoz ilçesinin beldesi, bir nevi “Arka Bahçesi” Polonezköy.

– Yukarıdaki “Hamak Tarlası” adını verdiğim çalışma bu yöreden fotoğraflanmıştır. Polonezköy’de en sevdiğim mekan olan Polina‘nın bahçesidir.

– Polina’ya gidince yapılacaklar: Hamaklarda yayılmaca.

Myself

-Mutlaka ama mutlaka Karpat Pasta yemece. (Bknz. Aşağıdaki foto) Bu pasta şu hamurunun içinde beyaz pasta kreması ve kremaya bulanmış dut, yaban mersini ve böğürtlenden ibaret. daha ne diyebilirim ki. Enfesti!

– Polina’da kesin yenilecekler listesine bir de Puf Böreğini ekleyin gözünüzü seveyim. Pişman olmazsınız.

– Mangal muhabbeti meşhurmuş. Mutlaka salata ile deneyin. Biz çok aç olmadığımız ve hava da müthiş sıcak olduğu için hafif bir şeyler atıştırdık. (Hafif bir şeyler:Börek ve pasta:)))

Karpat Pie

– Polonezköy’ün hemen girişinde bulunan Leonardo‘nun bahçesi ve havuzu da nefisti. Malum sebeplerden havuz olayı yatınca bari gelmişken e biraz keyif yapalım, ne bileyim bir limonata içelim diyip gazetelerimizi burada okuduk. Kesinlikle tavsiye edilir. Ağırlıklı kır düğünü organizasyonları için sıklıkla tercih edilen bir mekanmış.

– Polonezköy’e ilişkin çocukluk anılarımda çok güzel günler, güzel hafta sonu tatilleri var. Ailecek ayda en az 1 defa gider, şimdi de yerinde durmakta olan Gülay Otel’de konaklardık. Biz çocuklar çimenlerde yuvarlanır, ata binerdik. Sanıyorum 7-8 yaşlarında falandım. Tekrar 20 küsür sene sonra görmek nasip oldu. Gerçi kısa kaldık ve sadece 2 mekanda yayıldık. Zira hava müthiş sıcaktı. Ama ileride diğer mekanları ve ilerisinde bulunan köyü de ziyaret etmek istiyorum.

Masukiye

*Maşukiye*

– Yukarıda görülen yemyeşil yer Maşukiye. İstanbuldan evden çıktık, 1,5 saat sonra buradaydık.

– Ormanın içinden geçen deresi, derenin aktığı Alabalık Vadisi, vadi üzerinde kurulu piknik alanları ve restoranları ile tam hafta sonu sayfiye merkezi Maşukiye.

– Kahvaltı etmek ve yürüyüş yapmak için gittik. Kahvaltı için yan yana 7-8 tane restorandan birini, en kalabalık olanını -zira hafta içi Perşembe günü gittik- Vadi Restoranı tercih ettik.

– Serpme Kahvaltı aldık. Ben bir de meraktan -biraz da peynir kolikliğimden sebep- meşhur Kiremitte Peynir aldım sofraya. Enfesti! Kahvaltı oldukça bol çeşitliydi: 3 çeşit reçel, bal, pekmezin yanı sıra 2 çeşit peynir, sarelle:), fındık ezmesi, bol domates-salatalık ve zeytin ve sucuklu yumurta ve sınırsız kızarmış ekmek ile demlikte çay:) Bu da kahvaltı fotosu sevgili dostlar.

 

*Büyük Ada*

– Bilmiyorum bir şey dememe gerek var mı Büyük Ada’ya ilişkin. Ben yıllardır her İstanbul seyahatimin bir gününü buraya ayırıyorum. Bu defa Ayşegül Sultanla benim kadar çok vakit geçirmemiş 2 dostumla 4’lü ada turu yaptık:)

– Adalar’a giderken malum bir sürü martı peşinizde oluyor. Bol bol fotoğrafladık, allahın emri:)

– Önce yürüyerek sahilden, sonra faytonla bir ada turu yaptık. Faytoncu çocuk pek tatlıydı. 17-18 yaşlarında taş çatlasın. Maraş’tan gelmişler 4 kardeş. 6 tane faytonları varmış! Bize bayağı anlattı hangi ünlü nerede oturuyor, hangi dizi nerede çekildi diye. Yazları iş güzel, ama kışları ne yapıyorsunuz dedim. “Araplar sağ olsun abla, bol bol buradalar kışın, bol bol para bırakıyorlar. Onlar da olmasa ada esnafı ölür” dedi!

Adada Bisiklet

– Tur sonrası buzz bira ve midye tava için klasik yerimizde oturduk. Derinleşti sohbetimiz. 2 bira ile bir güzel oldum ki sormayın:)

– Ne yazık ki daha da kalabalıklaşıyor her gelişimde Büyük Ada. Diğer adaları hiç gezmedim, oralarda gün geçirmedim. Plajlarında denize giren bir sürü insan vardı. Bir daha ki sefere onları da görelim diye sözleştik..

İşte böyle dostlar. Bir sonraki ve Ağustos ayının son yazısında da yine İstanbul’da kendimle ilgili notlarıma yer vereceğim. Ne okudum, ne dinledim, ne seyrettim, ne keşfettim vs..

Sağlıcakla kalın ve süper bir hafta sonu geçirin. Malum bu hafta sonumuz 30 Ağustos Zafer Bayramının Pazartesi gününe denk gelmesi sebebiyle 3 gün olacak.

Kutlu olsun Zafer Bayramımız. Bize bağımsızlığımızı kazandıran Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü bir defa daha anacağız.

Us

 

~İstanbul*Dostlar~

Begonviller

Tam 10 gün İstanbul’da..

Bir bakalım:

Fevziye ile birbirimizi sanırım 4-5 yıldır tanıyoruz. JTB sayesinde hayatımda. Her görüştüğümüzde sanki 40 yıllık arkadaşlar gibiyiz. Kızı serpildi, kocaman oldu. Minicikti biz annesi ile tanış olduğumuzda. Rituel gerçekleşti. Reasürans AşşK Kahve’de bir öğle yemeği için buluştuk.

Ardından tam 13 yıl önce nikahında son defa yüz yüze geldiğim, sonra birbirimizi kaybedip facebook sayesinde tekrar görüşmeye başladığım, ortaokuldaki en yakın arkadaşım Mutlu ile buluştuk Kanyon’da. 13 yılın acısı 5 koca saatte çıktı mı bilinmez. Ama aramızda hiç kaybolmayan o bağ, o enerji gerçek dostlukların, iyi kalpleri hiç bırakmayacağı gerçeğini gösterdi bir defa daha bana. Yemek öncesi Verona Blush ile başlayıp, güzel bir kaç kadeh kırmızı ile devam ettik yemeğe. Bitişi biralarla yaptık ki, sanırım en çok alkol aldığım akşam o akşam oldu!

Ve Zeynebim. Ayşegül Sultanımla birlikte Zeynebimle buluştuk, hoş bir kaç saat geçirdik. Naif, hassas, şeker mi şekerdir Zeynep. JTB sayesinde tanıştım onunla da. İyi ki tanıyorum böyle bir kadın. Onun gözünden gördüğüm her yüz, her yeni yer büyülüyor beni. Onun da bu dünyaya ait olmadığını düşünüyorum.

Ve Rana. Rana ile tanışıklığımız da bir nevi JTB sayesinde oldu. NYC2IST için yazılar yazmamı istemişti benden. O zamanlar kendisi NYC’de yaşıyordu, artık İstanbul’da. Sonunda tanıştık. İnanılmaz bir elektrik! İkimizde akrep olduğumuz için mi bilinmez:) Hayatımda olmasından mutluluk duyacağım ve görmek, sohbet etmek, fikir alış verişinde bulunmak; kısaca bir şeyleri paylaşmak isteyeceğim bir kadın Rana. Harika bir öğle kahvesi muhabbeti gerçekleştirdik. Ve ikimizin de emin olduğu bir şey varsa, o da o günün sadece bir başlangıç olduğuydu:)

Ortanca Flo

Bir akşamüstü AlıpBaşınıGidenKadın‘la beraberdik. Onunla da bloglarımız sayesinde tanışmış, yazışmıştık. Kendisiyle inanılmaz paralel bir müzik zevkimiz olduğu için, birbirimize CD’ler bile yapıp göndermişliğimiz var. Çok tatlı, kıpır kıpır, enerjik bir kadın o da. Sıraselviler KiKi’de kocaman bir Elmalı Mohito içtik. (KiKi:Mohitoları gayet başarılı, söylemeden geçmeyelim!)

Ayşegül Sultanımla da elimizden geldiğince birlikteydik. Noodle yaptım bir akşam ona evinde. Amma velakin o akşam içki içmeyen Sultanım sebebiyle bir şişe Verona Blush’ı kendim içmek durumunda kaldım. Pek üzüldüğümü söyleyemeyeceğim hani:) Sonrasında eve dönüşüm harikaydı fakat:) Çok eğlendim uyuyana dek:)

Geçtiğimiz hafta sonu Tolu ve Natali de geldiler, bize katıldılar İstanbul’da. Voltran’ı oluşturduk:) Birlikte önce karşıda Beylerbeyi İskele Balıkçısında felekten bir gece çaldık. Sonraki gün Taksim’den Tünel’e, oradan da Karaköy’e, Sultanahmet’e dek uzanan bir gezinti yaptık. Akşamına Ali Baba’ya köfte yemeğe gittik Arnavutköy’e. Pazar oldu Adalar sefası yaptık. Büyük Ada’da o kadar gezinti sonrası üzerine içtiğimiz 2 bira ile çakır olduk Natali ile:) Vapurda martıları besledik, fotoğrafladık. Çok güldük, çok eğlendik ve şükrettik. İyi ki birbirimizin yanındayız, dostuz diye.

İstanbul’da neler yaptım diye baktığımda en çok arkadaşlarımla, dostlarımla vakit geçirmişim. Çok da iyi ettim. Daha göremediğim, bir şekilde programlarımızı uyduramadığımız o kadar insan oldu ki!! Bir daha ki sefere demekten başka elden bir şey gelmiyor. Çünkü biliyorum ki nasılsa, bir şekilde “bir daha ki sefer” oluyor işte:)

Gidiyorum Ben..

Nilly

Yıllık iznimden bir süre kullanmak üzere Ankara’dan ayrılıyorum yarın akşam.

Klasiğin aksine Ege-Akdeniz kıyılarına gitmiyorum bu defa. Ama bir şekilde deniz kenarında olacağım:)

Görülecek bir sürü arkadaş..

Buzz gibi içilecek aslan sütleri..

Bu sezonun ve benim gözdemiz, ruha da sohbete de serinlik katan roseleri..

Ta çocuklukta gidilmiş, sonra hiç uğranmamış; yeşile doyacağımdan emin olduğum beldeleri..

Anlatacak hikayelerimle gidiyorum.

Döndüğümde anlatacaklarımı biriktirebilmek umuduyla hoşçakalayım ben:)

~August Rush~

Orchids

* Benim guzel orkidelerim. Bu yil 2. yillari:)*

Ağustos,

aynı gün içerisinde değişik hissiyatlar yaşatarak bana,

geldi oturdu dizimin dibine!

Yapıştı sanki hatta ayak bileğime.

“Bırakmam hayatta seni” der gibi!

Ve,

“Benimle enteresan ve bir dolu maceraya hazır mısın? der gibi!

Hatta,

“Çok sakin ve tutarlı bir hayat sürmekteydin, yok o kadar rahata alışkın değilsin sen, biraz harekete ne dersin?” der gibi. Falan.

Öncelikle, yine-yeniden, evden erkenden ayrılmaya karar veren sevgili kiracım için alkış rica edeyim!

Kiracı arıyorum.

Kiracıdan aldığı kiranın üzerine bir miktar daha ekleyerek kendi kirasını ödeyen bir kadınım sonuçta. Ve bilmem bahsetmiş miydim ama, birikimim falan da kalmadı geçen Kasım fırtınası sonrası! Ama inanılmaz bir şekilde metanetle, evimi en kısa sürede harika birine kiraya vereceğim hayali ile mütemadiyen evrene pozitif sinyaller gönderiyorum. Yalan değil. Hakikat bu:) Gerçekleşince “Dilara demişti be” dersiniz:)

Sevgili Selim geçtiğimiz hafta içi benden, yine eşlikçisi olmamı rica etti programında. Kırmak ne mümkün kendisini. Biraz da pıt pıt atan kalbimin sesinin arka plan efektinde “Tabi Selimcim, seve seve” dedim. Ve fakat hain Selim “Hafta içi öğlen saatlerinde müsait olduğum 3 günüm var” deyince ben, “Bir yerine iki gün program eşlikçimsin o halde” deyiverdi. Durum mu nedir? 03 ve 04 Ağustos Salı ve Çarşamba günleri saat 12:00-13:00 arasında, TRT Ankara Kent Radyosu, Bize Göre programı, FM 105.6 frekansında birlikte sohbet edeceğiz. İsteyen İnternet üzerinden şuraya tıklayarak dinleyebilir.

Orchids 1

Flas haberlerden sonra normal durum raporuna gecebiliriz sayin izleyiciler:)

Hafta sonu Ankara’da gordugumuz 39-40 derece vesilesiyle yapilacak tek bir sey vardi, Dilara kulunuz da onu yapti. Yani yatti!

Evet yattim tum hafta sonu. (1 saat tenis oynadim yalniz, sporumu yaptim, lutfen:) Bir arkadasimin odunc verdigi TV’im, henuz baglatmayi dusunmedigim Kablo TV ve Digiturk zama zingolarindan sebep seyredemedigim bir arac olunca yapilacak sey gidip surusuyle DVD almak oldu haliyle. Sanirim elimin altinda 20’den fazla film vardi. Onumde kuruyemislerim, arkamda bir suru taze meyve ile film izledim. Ay evet tabi ki vantilatorum de vardi kosede kocaman. Yoksa dayanmak ne mumkun!

“Sinemada seyredilmesi gereken filmler” listesine girebilecek Inception icin sinemaya gittim yalniz. Film hakkinda surusuyle yazilmis yorum var gerek imdb.com’da gerekse Eksi Sozluk’de. Dolayisiyla film hakkinda soylemek istedigim tek bir sey var: Fantastikti! O en sevdigim, 10 uzerinden 10 verdigim tek film olan The Prestige’in muazzam yonetmeni Christopher Nolan’in yeni filmi. Leonardo DiCaprio muthisti. The Aviator‘den beri yaptigi her filmle beraber inanilmayacak bir gelisme ve basari gosterdigini dusundugum aktor bu filmde de nefis bir oyunculuk ortaya koydu. Bir tek Shutter Island kaldi izlemedigim, o da sirada. Kadro, zaten oldukca basarili bir sekilde bir araya getirilmis hepsi de rolune tam oturan oyunculardan olusuyor. Bence kacirmayin. Birakin kim ne demis, ne yorumlar yapilmis. Konsantre olarak kendinizi filme verin ve sonuca bakin. Derim ben yani nacizane:)

Henuz yaz tatili yapmadim. 4 gunluk Bodrum olayini saymaz isek. Bu ay planliyorum, ama hala ne zaman olacak ve nereye gidecegim bilemiyorum. Ama Kasim ayinda 9 koca gunu icine sigdiran Kurban Bayrami icin cok guzel ve beni heyecanlandiran bir yurt disi seyahati hazir gibi:) Yapamasam da dert etmeyecegim bu yaz tatil. Zira her sey olacagina variyor eninde sonunda ve ben yasadigim her guzel sey icin kocaman tesekkur ediyorum evrene.

Bir bildigi vardir, yaniliyor muyum?

Hepinize guzellikler getirsin ama, dilediginiz, gonulden istediginiz her sey gercek olsun bu Agustos. Ve lutfen guzel enerjilerinizi bana da gonderin de su evim kiraci bulsun lutfen:) Zaten bu yili da cikarirsam saniyorum yeni bir ev satin alacagim kendisine veda edip..

Kismet:)