
Bu yaz tatilimin 4 koca gününü yine, yeniden, cennetime, Kaş’a ayırdım. Uzun kalmak istemekle birlikte -ki 40 gün civarında bir iznim mevcut hala!- 2 yakın dostumla birlikte planladığımız için bu tatili anca bu ortak 4 günü bulabildik! Sonuçta Tolu, Ayşegül Sultan ve ben, nam-ı diğer 3 Silahşörler, soluğu Kaş’ta, her zamanki tercihimiz yarımadada bir otelde aldık bir Cuma sabahı.
Kaş, üçümüz için de “En iyi tatil mekanı” sıralamasında 1. sırada uzun yıllardır. (İkinciliği ben Mavi Tur seyahatine, üçüncülüğü ise sadece birkaç yıl önce bulunduğum ve sevdiğim Datça ve büklerine veririm sanırım.) Kaş’ı benim için özel yapan şey öncelikle tertemiz denizi, sonrasında ise insanı bunaltmayan havası, suküneti, begonvilleri ve küçük ama sevimli restoranları.. KAŞ=AŞK demek benim için. Yani çok da kolay değil tarifi:)

Otelimiz, yarımada da Korsan Ada Butik Oteli. Oldukça memnun kaldık. Çocuklarıyla gelen aileler de vardı otelde, herkes hayatından memnundu. Odalar temiz, yemekler ve kahvaltı orta karar olmakla birlikte bizim için çeşitleri yeterliydi. Sayfasında yaptığımız sanal gezinti sebebiyle neyle karşılacağımıza hazırlıklı olsak da, otele adım atar atmaz çok etkilendik. İşletmecileri sıcak kanlı ve yardımcı insanlar. Orada bulunduğumuz süre boyunca karınca gibi çalışan, her isteğimizi kısa sürede yerine getirmek için çırpınan Gökhan ve Menderes’e ise özellikle çok teşekkür ederiz:) Gencecik 2 otel elemanı onlar. Güleryüzlü, dozunda esprili, saygılı.
Otelin en güzel tarafı aşağıya, denize inen begonvillerle kaplı merdivenleriydi. Merdivenler, inmesi ve çıkması kesinlikle yorucu olmayacak şekilde tasarlanmış, taştan. Sizi bir solukta aşağıya, kayalıkların üzerindeki mini-plaja götürüveriyor. Plaj özenli, düzenli, yeterli sayıda şezlong ve şemsiye ile; hemen yanı başındaki mini-bar ile sizi bekliyor. Deniz, öğleden sonra bir miktar dalgalı ama sabah ve akşam üstü saatlerinde mis!


Sabahları kahvaltı öncesi 1 saati denizde, derin-mavide geçirdik. Kahvaltı sonrası kitap-dergi okuduk, gözlerimizi dinlendirdik, hayal kurduk:) Sonra yine denize girdik, en az 1 saat. Çıkınca buzz soda-vişne ya da kola içtik. Bir süre sonra acıkınca ya otelde güzel hazırlanmış salatalardan ya da eski dostumuz Guru’nun Yeri‘ndeki harika çiğ börek ve sarmalardan yedik. Az yedik, abartmadık, bol bol su tükettik. Az içki içtik aslına bakarsanız. İlk iki gece 2’şer duble rakı ve birkaç bira ile tatili sonlandırmış olduğuma inanmıyorum mesela! Akşam yemeği için Kaş’ta sevilen Bahçe Restoran‘ı denedik. Mezeleri meşhur olduğundan dolayı meze-rakı şeklinde geçirdik geceyi. Özellikle patlıcan salatası, lahana dolması (yeni baharlı, hafif tatlı), cevizli Ege ezmesi ve kremamsı tattaki yoğurtlu ıspanağına bayıldık. Ara sıcak olarak tadına baktığımız balık köfteleri ise tek kelimeyle pek lezizdi. Mezeler taze, ortam hoş, bahçenin içinde, ağaçların altında çok da büyük olmayan bir mekan Bahçe. Kaş’a gidenler mutlaka uğrayın.


Kaş’ta gün batımları da ayrı bir güzeldi.
Kaş’ta hayat güzeldi:)







