Yazar arşivleri: dilayra

Keşif…

Dün birkaç arkadaşım, havanın yumuşamasını da fırsat bilerek biraz yürüdük Tunalı’da. Bir yerde oturup, sıcak bir şeyler içelim derken de ben birini keşfettim: “MAYAKOVSKİ“yi.. Ünlü Rus şairini yani.. Oturduğumuz yerde masanın üzerindeki, artık hepimizin her yerde görmeye alıştığı, reklam kartpostallarının bir tanesinin üzerinde okudum bir şiirini. Şiirin adı “Liliciğim”. Şiirin tamamı yoktu, ama okuduğum kısmı şöyleydi:

… Senin aşkından başka güneş yok bana.

Bilmiyorum şimdi nerdesin ve kiminlesin..

Eğer başka bir şair olsaydı böylesine hırpaladığın,

Onarırdı acısını parayla ve ünle.

Fakat sevinç vermiyor bana hiçbir çınıltı

Senin sevgili adının çınıltısından başka…

Sonra şiirin tamamına ulaştım. Sevgili Ataol Behramoğlu’nun çevirisiymiş. Çok sevdiği bu kadına aşkından, Sovyet rejimine yabancılaşmaya başladığından ve basının onu ağır eleştirmesine artık dayanamadığından 37 yaşında intihar etmiş. İntihar mektubundan bir satır da şöyleymiş: ” Anne, kardeşlerim, arkadaşlarım… Beni affedin. Bu yol, her ne kadar diğerlerine önerebileceğim bir yol olmasa da, benim için kaçınılmaz yoldur. Lilly, sev beni.”

Böylece keşfettim kendisini.. Bir kadına bu kadar aşık..

Sonunda…

“Tanrıların içkisi” olarak bilinen şaraba ilişkin bilgilerim 1998 yılından itibaren okumaya başladığım kitaplar, makaleler, araştırmalara dayanır. Tadım konusunda da kendimi pek fena görmem. Amma velakin bir “Şarap Semineri”ne katılma isteğimi bir türlü hayata geçirememişimdir şimdiye kadar.! Neyseki şeytanın bacağını kırmama neden olacak mailli almamla gerçekleştirdiğim bir hamle sonunda Cumartesi günü seminerin ilk hafta programına dahil oldum. Seminer, bizim son dönem favori restorantımız olan Midas‘da verilecekti. Ayşegül Sultan ve Tolu’yu da ekibe dahil ettim ve keyifli bir 2,5 saat geçirdik.. 2 haftada bir düzenlenecek 4 ayrı programdan oluşacakmış bu seminer. Bu linkten ilgilenenler bilgi alabilir. Midas Restorant Şefi İlker Öktem zaten çok kibar, işinin ehli ve bilgili biri. Şarap tadımı sonrası bize ufak da olsa yemekler konusunda biraz tüyo verdi.. Yakında, hafta içi 14:00-16:00 saatleri arasında düzenlenecek yemek kurslarından da bahsetti bize. Sanırım çalışmayan ev hanımları için ideal bir alternatif olacak..

Annenin El Emeği, Göz Nuru Bunlar…

Efendim dün annelerin kraliçesi, en değerlisi, tatlısı, kıymetlisi bana bir paket gönderdi Antalya’dan.. Aslında paketi bekliyordum, içindekileri de biliyordum: Annemden bayramın hemen öncesinde bana örmesini istediğim rengarenk tozluklar! Amma velakin annecim, düşünceli annişim benim her tozlukla takım olarak takabileceğim birer adette şapka örmüş bana. Hepsi değişik modelde tam 5 tane örgü şapkam oldu:)) Paketi açtığımda ağzım kulaklarıma çıktı diyebilirim. Kavuniçi, şeker pembesi, beyaz, alacalı mavi renklerinde birer tozluk ve hepsine uygun değişik modellerde şapkalar… Beyazın bir de ilginç modelde atkısı vardı. (Yukarıdaki resimde üzerimde:)) … Allahım ne hoştular hepsi.. Lale ile resmen çığlık çığlığa hopladık bir müddet. Hayatında bereden başka şapka takmamış biri olarak, güllü-çiçekli şapkalara sahip olmak hoşuma gitti:)) Akşam hemen yemeğe giderken taktım kendilerini. Arkadaşlarım bayıldılar.. Anneme de sevgilerini iletmemi istediler. (Bilmiyorum artık, ne demekse:))

Ayrıca dün ofise Amerika’dan postam geldi. “Problem Solving and Decision Making” üzerine yapmış olduğum çalışmadan 97 ile A+ almışım.. Pek sevindim, pek.. Hastanede gerçekten yaşadığımız bir problemden yola çıkarak çalışmamı yaptığım için çok rahattım zaten. Bu çalışmanın sunumunu da Temmuz’da Minnesota’da yapacağım..

Bu hafta ayrıca evimle uğraştım biraz. Çelik Kapı taktırdım eve sonunda. Çok afilli oldu vallaha.. Amma velakin ustalar kapıyı takarken, bana da bolca toz ve pislik bıraktılar. 2 gündür temizle temizle geçiremedim antrenin uygunsuz halini…! Neyse artık gayet güvendeyim diyebilirim, hayırlı uğurlu olsun!

Bayram Tatili Neler Yapmışım?

Bayram tatilimiz devam ederken bir kısmını yazmışım zaten neler yaptığıma ilişkin olarak.. Bunlarda sonra yapılanların kısa bir özeti. Resimli özet bunlarrr..

* Her gün geç kalkındı.. Geç dersem, gayet geç benim için (10’dan önce yataktan kalkılamadı mesela..)

* Arkadaşlarla kahvaltı için dışarıda buluşuldu. Genel olarak Köroğlu Mado tercih edildi.

* Bir gün mesela -hava nispeten güzelken- ODTÜ Bağevi’ne gidildi. Eymir Gölü yakınlarındaki bu köhne binanın içinde, otantik kanapelere oturularak sıcak şarap içildi, Ayşegül Sultan’ın bizi keklemesine karşın ağzımız bir karış açık halde kendisi dinlendi, tavsiye lerde bulunuldu. Keklendiğimiz anlaşılınca hiç ama hiç kızılmadı!

* Oradan Eğmir kıyısında bir araba turu yapıldı.

* Mesela bir gün kızlar eve çağrıldı; DVD’de film seyredildi.. Kızlar geliyor diye muffinler ve limonlu kek yapıldı. (Muffinlere link verilemedi, çünkü hazır karışım kullanılarak yapıldı)

 

* Güzel bir pideci keşfedildi. Menüsüne bayılındı. Sadece 4 çeşit pide vardı çünkü: Mevlana (kıyma+peynir), Börek (sade peynirli), Bıçak arası (Etli) ve Etli Ekmek (Kıymalı). Adı Konyalı Hacı Usta gibi birşeydi. Dikmen taraflarında. hem de çok ucuzdu..

* Özsüt‘te her daim tercih edilen Çikolatalı Fondü’nün yokluğunda, Tiramisu keşfedildi ve gayet başarılı bulundu. Öyleki 2 akşam üstüste akşam yemeği niyetine kahve ve Tiramisu yenildi. (Aman ne sağlık ne sağlık Dilara..)

* Sonunda ! Organize İşler adlı filme gidildi. Tolga Çevik, Cem Yılmaz ve Özgü Namal’ın oyunculukları; İstanbul manzaraları beğenildi.

* Battaniye altı, kanapeüstü modlarda sıklıkla DVD (Bkn. En Son Seyrettiğim DVD’ler Köşesi) seyredildi, kitap okundu (Bkn. En Son Okuduğum Kitaplar Köşesi) veee en nihayetinde bu ayın okumalarına başlandı…

Daha ne olsun? İyi ki Roma’ya gidemedim:))

Kitap Mimi İçin Sobelenmişim..

..can arkadaşım Bezen tarafından hem de.. Şimdi arkadaşım beni sobeleyeli bayağı olmuş, onu daha fazla bekletmeden cevaplarımı vereyim dedim:

*Kaç Kitabım Var?

Bence fazla değil diye düşünüyorum.. Daha fazla kitabım olmasını isterdim. Benim bir alışkanlığım var: Öyleki, ben kitapları elime para geçtikçe ya da fırsat buldukça almak ve onları depolayıp bir zaman okumaktan öte, gidip okumak istediğim kitabı alıp, okuyup sonra yenisini alanlardanım. Dolayısıyla kütüphanemde okumadığım kitap sayısı 1-2’yi geçmiyor.. Bezen sorunca saydım, 310 kitabım varmış! (Dosyalanmış makaleler ve dergiler hariç..)

*En Son Aldığım Kitaplar?

Siyasi tarih konusunda ilgili olduğum için almış olduğum bir kitap var: 20. yy’ın önemli tarihçilerinden sayılan Arnold J. Toynbee‘nin anılarını anlattığı “Hatıralar: Tanıdıklarım” kitabı. Henüz okunmayı bekleyen kitaplardan..

Hasan Cemal‘in Cumhuriyet Gazetesi’ndeki iç savaşın perde arkasını anlattığı şeklinde tanımlanan kitabı “Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim” var.

* En Son Okumakta Olduğum kitap?

Şubat ayının assignment’ı (Human Resources) kendisiyle birebir ilgili olduğu için okumam gereken Jim Collins‘in “Good To Great” adlı kitabı.

Elif Şafak‘ın Med Cezir‘i ve bir gazetenin ek olarak verdiği Can Dündar‘ın Kırmızı Bisikleti‘ni ise bayram tatilinde okuyup bitirdim.

* Benim İçin Anlamlı 4 Kitap?

Kendileri ile annem sayesinde henüz 10-11 yaşlarnda iken tanışmış olduğum, Michel Zevaco‘nun meşhur “Pardayanlar” Serisi.. Benim için çok özel bir kitaptır. Yanlış hatırlamıyorsam 10 kitaplık bir seriydi bu, ve ben annem bizden ayrılana kadar 4 kitabını okumuş ve bayılmıştım. Şimdi bu kitapların yeniden basıldığını öğrendim. Tek tek toplayıp, kalanları da bitirmek istiyorum. Şövalye Pardayan kahramanımdı benim:)

Dan Brown‘ın “Da Vinci Şifresi” kitabı gerçekten beğenerek okuduğum, bende izi kalan bir kitaptır. Aynı şekilde son dönem kitaplarım arasında, okuması çok uzun süren “Şu Çılgın Türkler”i de unutmamam lazım herhalde!

Bir de Amin Maalouf, benim için önemli bir yazardır. Tüm Kitapları var bende. Sadece “Ölümcül Kimlikler” kitabını okurken, o aralar başka şeylerle de fazlasıyla meşgul olduğumdan belki de, biraz zorlanmıştım. Kendisinin “Semerkant” ve “Afrikalı Leo” kitapları da benim için önemli sayılan kitaplardır.

….

İşte böyle sevgili Bezen. Sanırım sobeleyecek kimse kalmamıştır kitap konusunda blog sahipleri arasından.. Ben de o halde bu yazıyı okuyan, yorum bırakmak isteyen arkadaşlarıma sorayım? Sizin için en önemli, değerli kitaplarınız hangileridir?