Yazar arşivleri: dilayra

10 Küçük Mutluluk…

Duygu tarafından bu oyunu oynamak üzere sobelenmiş bulunuyorum! İşte benim 10 küçük mutluluğum;

1-Uçsuz bucaksız denize karşı içilen bir kadeh kırmızı şarap,

2-Çıplak ayakla üzerinde dolaşılan yemyeşil ve henüz ıslanmış çimenler,

3- Kokusunu içime çekerken beni resmen sarhoş eden hoş kokulu rengarenk çiçekler,

4- Mum ışıkları altında ve tütsü kokulu salonumda minderlerime uzanarak, elimde bir kadeh içkimle beraber keyif içinde dinlediğim en sevdiğim jazz albümlerimden bir demet,

5- Hoşça vakit geçirilen, hepsi kendi şahsına münasır, değerli arkadaş grubum,

6- Alınır alınmaz tenime ilk sıktığım parfüm,

7- Günlerce uğraşıp son halini verdikten ve bittiğine kanaat getirdikten sonra bir fincan vanilyalı kahve eşliğinde baştan sona bir nefeste okuduğum yazılarım,

8- Yazları Kuğulu Park’ta ellerimle beslediğim kuğularım,

9- Telefon açtığımda neşeli, cıvıl cıvıl ve mutlu sesini duyduğum zaman annem,

10- Hiç beklemediğim bir zamanda aldığım ya da hiç beklemediği bir zamanda birine verdiğim minik hediyelerim…

.. Benim 10 küçük mutluluğum olabilirler..

Ben kiminkileri mi duymak isterim? Sanırım Zeynep‘in, Didem‘in ve tabiki sevgili Hatice ve ablası’nın 10 küçük mutluluklarını benimle paylaşmalarını isterdim. Evet Hatice’cim, eğer kabul ederse o güzel tariflerin sahibi ve şirin Meryem’in anneciği olan ablanın mutlulukları:))

Döndüm…

Eylül 3 itibariyle… Tolu&Selam, Hakan ve Ayşegül ve son günlerimizde aramıza katılan Altay ile beraber keyifli, bol kahkahalı, bol tıkınmalı, yemeli-içmeli, yüzmeli harika 1 hafta geçirdik. Kaldığımız yer sevgili Toprak’ın oteli AA idi.. Geçen yılda Ayşegül Sultan ile burada birkaç gün geçirmiş ve memnun kalmıştık.. Şirin bungalovları, güzel bir iskelesi olan bu otel diğer arkadaşlarımızın da beğenisini kazandı..

Selam bol bol hikaye yazdı her sabah bize.. Ayşegül Sultan bu hikayelerin baş rolündeydi.. Tolu’nun tatildeki lakabı “Speddy Gonzales”, benimkiyse “Deniz Kızı Eftelya” oldu:)) Hidayet’in Koyu’nu, Lütfiye Teyze’nin incecik açılmış gözlemelerini keşfettik.. Bol bol buzlu badem, midye yedik; Kuru’nun yerinde mantı ve höşmerim ziyafeti çektik.. Güzel bir tekne gezisi yapıp çupra ve palamutları afiyetle mideye indirdik..

Her tatilde olduğu üzere bu tatilde de bir şarkımız ve bir kasetimiz oldu durmadan dinlediğimiz.. Her dinlediğimizde bize bu yılki tatili hatırlatacak olan: Işın Karaca’nın “Ana Dilim Aşk”. Bir de tabi buraya yazamayacağım kadar uzun, arkası yarın hikayelerine dönen Selam’ın hikayelerinden bir kaç komik-ama bize-şahsiyet: Hürrem, Necati Abi, filmi yatan Faruk vs..:))

Biraz Ara Verelim…

Düşündüm de yoruldum bu yaz ben.! Dün akşam saatler 21:10’u gösterdiğinde ben assignment’ımı tamamlamış olmanın verdiği huzur ve hafiflemiş bir şekilde ofisten anca ayrıldım. Henüz güneş ve deniz tatili yapamamış bir deniz tutkunu olarak, yarın bu saatlerde Kaş yolunda olacağım.. Bu sebeptendir ki bir mikta teknoloji ile bağımı koparmaya kararlıyım. Yapmak istediğim şeyler; sabahın kör kökünde temiz ve buzz gibi Kaş denizine dalmak, bol bol yüzmek, deniz yatağında güneşlenmek, bol bol yeşil çaylı ice-tea içmek (Onlar da mümkünse hem buzzlu hem de buzz gibi olacaklar. Bu aralar favorim bu!), 2 ay kadar önce satın alıp kapaklarını bile kaldıramadığım 2 kitabımı okumak, bir yarışmaya göndermeyi planladığım yazım üzerinde biraz sakin kafayla düşünmek, Aydın’a söz verdiğim mektubu yazmak, Kuru’nun yerinde çiğ börek yiyip üzüm salkımlarının altında yan gelip yatmak, tekne gezisine çıkıp bu defa daha profesyonelce fotoğraflar çekmek, Saklıken’te buzz gibi sularda yürümeden önce en sevdiğim şey olan gözleme-ayran ikilisi için malum yerde mola vermek:)) Baktım da bu liste uzar gidere benziyor. Biraz ara verelim dedim, ama bu defa da düşük çenemin; pardan klavyemin kurbanı olacaksınız gibi!

İşte böyle.. Tatile gidiyorum, yokum.. Tatil yapabilmiş olan talihliler beni çok iyi anlayacaktır neden ağzımın bu denli kulaklarımda olduğunu.. Henüz yapamamış ya da yapmaya imkanı olmayanlar içinse şimdiden özür diliyorum. Ama söz güzel görüntüler getireceğim onlara da. (Her ne kadar kanlı-canlı bir tatilin yerini tutmasa da!)

Tatlı arkadaşım Demet, bana güzel bir sunum yollamış yine.. Phillip E. Humbert denen bir psikiyatri profesörünün derleyip topladığı ve “Güzel Yaşamın Anahtarları” dediği özlü sözleri sizlerle paylaşayım istedim. Çoğunu eminim biliyorsunuzdur. Benim hiç duymadığım bir tane vardı, öğrenmiş oldum.

Sevdiklerinizle, huzurlu, sağlıklı ve verimli –ama bensiz– 1 hafta geçirin:))

“Güzel Yaşamın Anahtarları”

* Kendini Tanı (Sokrates) İçinde yolculuk yap, günlük tut, kalbin, vicdanın ne diyor dinle!

* Olduğun Gibi Görün Ya da Göründüğün Gibi Ol (Hz. Mevlana)

* En Yukarıda AŞK Var (St. Paul) Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk, sevgi, ihtimam olmazsa hayatın kuru bir dal parçasından farkı kalmaz!

*Dünyayı Hayal Gücü Yönetir (A. Einstein) Herşey hayal etmekle başlar.

* Fazla Güzellik Göz Çıkarmaz (Mae West)

* Fırsatlar Yakaladıkça Çoğalır (Sun Tzu) Başarı cesaret ister. Zamanla başlangıçtaki cesaret inanca dönüşür.

* Ya Yap Ya Yapma (Yoda)  Tereddütte kalma.! Sen üstüne gitmezsen, hayat üstüne gelir.!

* Mükemmellik, Ekleyecek Birşey Kalmadığında Değil, Alınacak Bir Şey Kalmadığında Oluşur. (Antoine de St. Exupery)  Hayatı basitleştirin.! İstek listenizi kısa tutun. Tutun ki, odaklanabilesiniz. Odaklanmaz iseniz hayatı yakalayamazsınız.

* Kabiliyet Yoksa Sanatçı Olmaz, Ama Çalışılmadıkça Kabiliyet İşe Yaramaz. (Emile Zola)

Can Kırıklarım…

Günlerdir motive olmuş bir şekilde yarın akşam göndermem gereken assignment üzerinde çalışıyorum. Yoruldum bir taraftan, ama ilerledikçe de bayağı keyif alıyorum doğrusu.. (Şu an itibariyle 8. sayfamı da bitirdim:)) İşte böyle çalışırken de devamlı bir müzik kanalı açık yanı başımda. Yıllardır keyifle takip ettiğim ve bence Türkiye’deki en iyi kadın rock vokalisti olan Şebnem Ferah‘ın bir şarkısı da hem ruhuma işliyor bunca zamandır, hem de tüm tüylerimi diken diken ediyor..

Ne güzel demiş ama…

“Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense

Dünyanın bir ucunda tek başımayım…

Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun

Korkmaktansa

Bulanıklığın tam içinde bir başımayım..” .. İşte buradan sonrası asıl beni mahveden bölüm.. Eline sağlık Şebnem!

“Benim belki de gizli bir bildiğim var

Elbette ağlarım, benim can kırıklarım var..

Senin gördüğün yanağımdan süzülenler

Asıl içimde, içimde yüzdüğüm bir deniz var..”

Fast & Funny:))

İlk defa düzenlediğim bahçe partime katılan, eğlenceli ve keyifli bir Cumartesi akşamı geçirmemize neden olan, suların kesik olmasına rağmen alalacele yetiştirmeye çalıştığım yemekleri “süper olmuş” diyerek silip süpüren, önceden gelip bana yardımcı olan; kısaca yapımda ve yayında emeği geçen herkese (toplamda 13 çılgına) TEŞEKKÜR EDİYORUM..

Hafta sonum böylece keyifli başladı, keyifli devam etti.. Pazar günü de Formula 1 heyecanı ile bir önceki akşamın parti yorgunluğunu çıkarırcasına evde oturup, koltuğumla bütünleştim.. İlk organizasyon için başarılıydı bence. Ayrıca heyecanlı da oldu diyebilirm. (Benim favorim Weber, tam ataklarına başlamışken yarış dışı kaldı ufak bir kaza sonucu ama..) Yarışın favorisi Fin’li pilot Kimi Raikonen aldı 1. İstanbul Park Türkiye GP’yi..

Yarış sonrası, konsantre olabildiğim ölçüde ders çalışmaya çalıştım.. Başardım da.. 12 sayfalık ödevimin 2 sayfası bitti bile..Kalanını da Perşembe gününe kadar bitirmem gerekiyor, zira tatile kaçacağım..