Yazar arşivleri: dilayra

Crazy Weekend!

Crazy Weekend

Biraz yogun bir hafta icinin ardindan dinlence hayalleri kurmus muydum? Evet. Yapabildim mi peki? Hayir tabi ki:) Her zamanki gibi, yine evimde oturmayi ve evimle ilgilenmeyi basaramadim. Hani hayat akip gidiyor ve ben onu yakalamak degil, ama siki takipcisi olmak icin ugrasip duruyorum ya. Hani “acik ara” olmadan.. Gerci pisman miyim? Hayir! Ama artik yoruluyor muyum? Evet:( Velhasil hareketli, bol aksiyonlu bir hafta sonunun ardindan yapabildiklerimize bakalim bir..

Cuma gecesi Tuba’nin gelisi onuruna artik klasik mekanimiz Quick China‘da ozlem giderdik. Dekor degisikliginden pek hoslanmadigimi da gecenin sonunda iletilen anket formuna yazdim. Sevgililer gunune mi ozel diye dusunduk, ama bir gun icin bu kadar zahmete girilemeyecegine karar verip aslinda cok sevdigim ikili olan siyah-kirmizi renklerle bezeli bence ultra modern dekora eksi puan verdik! Eski hali daha bir Uzakdogu restorani resmi cizmekteydi ve biz O’na alismistik haliyle.

Yemek sonrasi 5 hatun Tolu’lara uzandik. O aksam Selam poker partisinde oldugundan sebep ev bos olunca once kahve ve fal, ardindan da bir konken seansi duzenledik:) Ben ODTU’de okurken-belki anlatmisimdir bir yerlerde- kagit oynamadigimiz bir tek gun bile olmadi ozellikle hazirlik yilimda. ODTU’de kagit oynamadan kimseyi mezun etmedikleri sehir efsanesi ile universiteye baslayan bir genc ogrenci olarak “o halde hepsini ogrenelim”den hareketle poker, king, pisti, vs.. tum kagit oyunlarina gayet hakim olmus; hatta defalarca kahve-kek kazanmistim:) Bizim konken seansi sabaha karsi 03:00 sularina dek surdu. Eve gelip yatmam 04:00’u buldu ve ben yaklasik 4 saat sonra tekrar ayaga dikildim. Malum o gun Cumartesi idi ve benim bir suru planim olusmustu bile!

Basak‘la Cafes des Cafes’de bulusup hafif bir kahvalti, ardindan bir Tunali turu yaptik ve sonrasinda kahve molasi icin Italic’de karar kildik. Italic, 2.5 hafta kadar once acilmis, oldukca hos bir mekan. Bestekar Sokakta eski Subway’in yerinde. Saat 12:30’dan itibaren sampanyali, sarapli yemekler yiyip icen bir suru insana ev sahipligi yapti. Biz kahvemizi icip kurabiyelerimizi yerken calan muzikler, atmosfer, personelin ilgisi ve ortamin sicakligindan memnun ayrildik mekandan. Menuye goz attigimizda carpaccio, pasta, pizza, bruschetta gibi Italyan agirlikli lezzetlerin sunuldugu bir yer oldugu, Italyan lezzetlerine tutkun ikili olarak buraya bir aksamustu yemek saati gelmenin uygun olacagi dusuncesinde hem fikir olduk Basak’la. Yakin zamanda saniyorum yeni bir lezzet mekani tanitimi olacak JTB’de. (Yemekler lezzetli ise tabi ki:) Gece saat 01:00’e kadar acikmis mekan.

Sonrasinda Besiktas Cola Turka basketbol takimini sahasinda misafir eden Turk Telekom maci icin Ataturk Spor Salonu’na gittik ayri bir ekiple. Yalniz ben haftalardir Turk Telekom’a gicik olmam sebebiyle Besiktas taraftari olarak maca gitmistim. Evet, cunku ne de olsa Telekom’da benim degerli buldugum iki oyuncu Haluk ve MuratCan’da artik Besiktas’liydilar. E Engin Atsur hayrani baska bir arkadasim da olunca ekipte Besiktas tarafinda oturmak farz oldu. Ve fakat iyi yapmamisiz sanirim, zira ilk yari sonunda taraftarlar arasi cikan arbedenin arasinda kaldik! Yillardir o sahaya giden ve mac izleyen biri olarak hic boyle bir olayla karsilasmamistim. TV’den seyredenlere nasil gorundu bilemiyorum, ama bir kabustu! Ankaraguclu taraftarlar Besiktaslilara resmen saldirdi arada. Ortalik savas alani gibi oldu. Mac anca yarim saat duraklamadan sonra tekrar basladi ve Besiktas 20 sayi farkla maci kazandi. Ozel Guvenlik adi altinda sahada bulunan onlarca insanin kavga sirasinda hicbir sey yapmamalari da ayri bir hikayeydi. Ne kadar da dovusmeye, siddete merakli bir ulke oldugumuzun en guzel kaniti, masum ve guzel baslayan bir macin ortasinda bircok insanin yaralanmasi bircogunun da disariya atilmasiyla, koltuklarin parcalanmasi ve polislerin taraftarlarin oldugu yerlere yerlesmeleri ile bir defa daha anlasilmis oldu. Cocuklar aglayip durdular yazik korkudan. Bircok kadin ve cocugun niye maclara gidemedigini de boylece bir defa daha kanitlamis olduk! Isin kotusu bizimle hayatinda ilk defa basketbol macina gelmis bir arkadasimizin bulunmasiydi! Sanirim bir daha zor gidecek maca..

Mac sonrasi kendimizi Tunali’ya attik. Gozunu sevdigimin semti diyorum ben Tunali’ya. Ankara’da yasamaya basladigim 1993 yilindan beridir hep yakinlarinda yasamam ve her turlu isimi burada halletmemden sebeptir kendisi benim icin baska bir yerlerde:) Cafe Bien’de 7 kisiye ulastik. Oldukca sicak bir yer Bien. Ama hakkaten sicak! Yani terim terim terletiyor adami icerisinin sicakligi. Havalandirma da calismiyordu sanirim. Yine de 3 saat gecirdik orada da sohbet-muhabbetle. Enteresandir canim hic icki istemedi ve aylardir ilk defa sadece 1 tane bira ictim 3 saat boyunca! (Yani birayi aylardir ilk defa ictim:)

Eve erken geldim ve kendimi yataga nasil attim bilemiyorum. Bugun (Pazar) saat 12:30’da annekusumun telefonu ile uyandim, o kadar yani! Beni bilen dostlarim zaten cok sasirdilar, zira ben hafta sonu da hep erken kalkarim gunu yakalamak ugruna:) Kahvalti, kitap derken -ki bahsetmem lazim Coelho’nun son kitabi elimde. Ve sanirim ben bu kitabi hic, ama hic sevmedim. Biran once Asli‘cigimin hediyesi Muz Sesleri’ne baslamak istiyorum- blogu yazayim dedim ve iste saat neredeyse 16:00 olmus bile:( Birazdan yola cikip Efes Pilsen-Fenerbahce Ulker maci icin dostlarimin evine gidecegim. (Malum halen TV’im yok:) Lazanya-Salata-Sarap gecesini takiben Mor ve Otesi Dip Sahne Konseri’ne uzanmayi; sonrasinda ise harika bir uyku cekip bomba gibi haftaya baslamayi umut ediyorum.

Kolajda yer alan atlar, yeni ve uzerinde calismakta oldugum puzzle’a ait. Yavastan da olsa ilerliyor ve bittiginde calisma odamda harika olacak. Diger fotolar calisma odamdan detaylar. Hani renklerdeki uyumu anlayin diye:)

Harika bir haftaya baslamaniz dilegimle, kocaman sevgiler yolluyorum her birinize. Zengin gonlumde hepiniz icin yer var zira:)

An’lar.. Tavsiyeler :)

Bazı An’lar vardır. Belki birkaç saniye sürer sürmez. Unutamazsınız!

Birinin gözünüzün içine bakışı da olabilir bu, sizin gördüğünüz bir şey de olabilir: Bir kişi, bir olay, bir renk -ki size başka bir şey hatırlatır unutamadığınız..

Bir parça çalar bir yerde mesela, nakaratına takılırsınız bir An. O nakaratı birlikte söylediğiniz o zamanlar canınız olanı hatırlatan. Bir koku duyarsınız size sizin için değerli, belki geçmişte belki de 2 adım geride kalmış birini hatırlatan.

Bir yazı bulursunuz defterlerinizin ya da kitabınızın arasından, karalanmış el yazınızla 2 satır. Size o yazıyı karalarken ki ruh halinizi, içinizde yaşattığınız duyguları; belki de karalanırken düşünüleni hatırlatan.

Bir yerden geçersiniz hızlıca yürürken sizi yavaşlatan, sizin için bazı An’ları geri çağıran bir yerden. Hatırlarsınız. Kim bilir kimi? Kim bilir hangi olayı?

Bu An’larda kah hüzünlenirsiniz, gözleriniz dolar, belki ağlarsınız bile birkaç dakika. Belki öylece burulur içiniz, geçmez yüreğinizin üzerine oturan sızı. Belki de gülümser geçersiniz. Dudaklarınızın kenarlarındaki kıvrımlar yukarı doğru yükseliverir bir An’lığına.

..

An’lar biriktiriyoruz hayatımız boyunca.

Ben mesela unutamadığım milyonlarca An’a sahibim. Dün onları çıkartttım biriktirdiğim yerden öylesine, sırasız, elimi daldırdım ne geldiyse elime.

Bir müzik parçası, bir kitap cümlesi altı fosforlu kalemle çizilmiş, bir yemek kokusu, bir şarap kadehi kenarı çatlak. Bir görüntü, bir kahkaha, bir gözyaşı, bir gözyaşı, bir tane daha..

Onlar benim kıymetlim. Ne olursa olsun. Ne olacaksa olsun.

An’larınızın değerini bilebilmeniz, ve sayısız An’lar biriktirebilmiş olmanız dileğimle.

~

 

1 hafta once yazip bir turlu post edemedgim yazinin yanina, yeri gelmisken bir de tavsiye ilistirmek istedim:)

Benim cok tatli bir arkadasim var. Blog camiasindan tanis olup, sonra kendisini de dostlugunu da cok sevdigim, cok keyif aldigim: Tarcinin Mutfagi‘ndan Asli.

Siklikla bulusuruz, bana harika kahveler yapar. Daha dogrusu kahveleri ben yaparim, onun harika elmali kurabiyelerinden tadarim:) Asli bizim butun “ozel gunler” pastalarimizin da yaraticisidir. Arkadasim diye soylemiyorum (hakkaten:) onun yaptigi cikolatali pastanin tadini daha ne Liva’dan, ne Elizin’den ne de Funda Pastanesi’nden tattim!!

Aslicim fazlasiyla hakediyor emeginin karsiligini. Hikayesini dinlemek, onu tanimak ve harika pastalarina goz atmak isterseniz eger Carsamba gunu Kanal A’da “Kadina Dair” programinda olacak saat tam 14.30’da.

Ankara’da Bir Lezzet Duragi!

Makkarna Cuccina
Cucina MaKKarna, bizim yeni lezzet duragimiz. Yaklasik 1 aydir.

Ankara’daki ilk ve tek Italyan restorani ve ayni zamanda yine Ankara’daki sinirli sayida bulunan Chaîne des Rôtisseurs uyesi restoran. 5 Subat 2006 tarihinde acilmis. Italyan lezzetleri dedigimizde aklimiza ilk gelen 2 sey: Makarna ve pizza oluyor haliyle. Makarnalar, taptaze ve kendileri tarafindan yapiliyor. Pizza ise incecik hamurlu ve inanilmaz lezzetli. Ben ve dostlarim burada makarna yedikten sonra, diger mekanlarda yedigimiz makarnalarin marketten alinan paket makarnalar oldugunun ayirdina vardik! Ben deniz urunlerini ozellikle sevdigim icin tattigim kırmızı soslu, deniz mahsullü, kağıt içinde kendi buharında pişen makarna: “Şefin Sunumu” ve “Deniz Mahsullü Risotto”nun mudavimi oldum.

 

Makkarna-Cucina

Sanirim tum dostlarim burada yemek yeme serefine nail oldular. Hepsinin de ortak fikri ayniydi: Ha-ri-ka. Servis kalitesi, calisanlarin ilgi-alakasi, icerideki atmosfer, calan muzikler, sececeginiz saraplar.. Hersey ama hersey sizi ozel bir yerde bulundugunuz ve ozel bir hizmet aldiginiz fikri konusunda tatmin ediyor:)

5 Subat Cuma aksami, 5. yilini kutlamasi sebebiyle yemek sonrasi yenecek tatlilar MaKKarna’nin ikrami olacakmis. Ayrica 14 Subat Sevgililer Gununde de saat 12:00-17:00 arasi yemek yediginizde sevgilinizle % 15 indirim alacakmissiniz:) Bence MaKKarna ile tanismak icin ideal 2 gun. Yeni bir yer deneyelim diyorsaniz gidin, ve de lutfen benimle yorumlarinizi paylasin. Zira damak tadima da, sarap zevkime de, mekan keyfime de guvenirim:)

Yalnız ufak bir not: Gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın: 436 8088

Makkarna Cucina

 

Bu arada tatlilara gelince:) MaKKarna Special, mekan sahibinin icadi:) Biz bayilarak yedik ve bu kadar basit bir seyi biz niye dusunemedik dedik durduk mutemadiyen. E oyle olsaydi mekan bizim olurdu O’nun olacagina degil mi:)

Birde fiyatlar hakkinda bilgi vereyim: Makarnalar ve Pizzalar 13-20 TL, Salatalar 13-18 TL arasi. Kadeh sarap 11 TL.

Her zamanki gibi, sikilmadan, bikmadan diyorum ki: Super bir hafta sonu gecirin:) Ben, as usual, yine oyle yapacagim zira:)

*Fotoğraflar mekanın web sayfasından alınarak kullanılmıştır.*

Happy Anniversary My JTB:)

 

Me in Mask

Tam 5 yıl önceydi.

Ofisimde oturup günler önce keşfettiğim JEN GRAY‘in bloğuna benzer bir blog oluşturma kararını çoktan vermiş, uygulamaya o an koyulmuştum. Bloğun ilk banner’ı, benim Chicago yolculuğum sırasında uçaktan çekmiş olduğum bol bulutlu, mavi gökyüzüne ait bir fotoğrafın üzerine amatörce yazdığım Journey To Blue yazısından ibaretti. Kısa cümlelerle ve İngilizce yazıyordum o zamanlar!

İlk yıl içerisinde yapılan yorum sayısı da, bloğun okunma sıklığı da, ulaştığı kişi sayısı da yok denecek kadar azdı! Kendim için yapmıştım ki zaten ben JTB’yi. İşlerin bu denli dallanıp budaklanacağından, günde 500 ila 1000 kişinin -duruma göre- kendisine “tık tık” edeceğinden henüz habersizdim!

Zaman geçtikçe insanlar okumaya başladılar bizi: JTB’yi ve beni. Yorumlar getirmeye başladılar yazdıklarıma. İyi geldiğimi söyleyen de oldu, zaman zaman eleştiren de. (Hiç acımasızca eleştirilmedim çok şükür. Sadece bir kişi “ne kadar çok içiyorsun, ne çok geziyorsun. Onlara harcadığın para ile aç doyursana” demişti:) Ben de o dönem yaptığım bir “hayır” işiyle ilgili maili kendisine göndermiştim, hani nereden biliyorsun bir şeyler yapmadığımı diyerekten. (Gerçi yapmıyor da olabilirdim hakkaten, tesadüfe bak:) Sonra bir daha ne öven ne yeren bir mail almadım kendisinden.

Bloğun yanı sıra bana e-maillerle ulaşmaya başladı okuyanlar. İlginçtir ki hepsi de kadındı:) Değişik bir sürü hayat, bir dolu hikaye, genç, orta yaşlı, yaşıtım farklı farklı kadınlar.. Bana yazdılar, içlerini döktüler. Anlattıkça belki onlarda rahatladılar. Kim bilir?

Hepimiz içini sadece birilerine hesapsızca dökebilmenin bile bir insanı nasıl rahatlattığını biliyoruz değil mi?

Her sabah en az birkaç mail almaya başladım. Gözlerim dolu dolu mesaiye başlamam da tam bu dönemlere denk gelir!

Yıllar geçtikçe takip edenlerimden tanış olduklarım oldu. Resmen ve fiilen tanıştık. Hatta bazılarıyla yetmedi, ailecek tanıştık; hala da görüşürüz. Bebelerine hamile kaldılar, doğurdular, bebeler kocaman oldu nerdeyse düşünün artık!

Güzel dostluklar kattım hayatıma JTB ile. Çok mutlu ve minnettarım bu sebepten kendisine:)

Çok şey öğrendim sayesinde, azıcık ucundan da olsa “celeb” oldum. Televizyonda programa ciktim, Sky Turk’te. Radyoda programa çıktım, TRT Ankara Radyosu’nda. Gazeteye haber oldum, STAR’dı yanlış hatırlamıyorsam.

Büyüdük beraber JTB ile. Ben kocaman olgun bir kadın oldum, o ise zıpır bir çocuk su anda.

Çok şey söylemek istiyorum aslında. Benim 5 yıl süren bir beraberliğim bile olmamışken bu hayatta, kendisi ile bu kadar süre birbirimizden kopmadan, birbirimizi kırmadan, üzmeden bir birlikteliliğimiz olduğu için pek mutlu, pek müsterihim:)

Nice yıllara diyorum. Nice 10’lara, 15’lere:)

Okuma sabrı gösteren, göz atan, yorum yazarak düşündüklerini paylaşma inceliği gösterecek olan sizlere çok, ama çok teşekkür ederim.

Bir de

bu parcayi

sizlere armagan ederim:)

İyi Ki Varlar!

Balikcikoyden
Hatun dostlar:)

Iyi ki varlar.

Enteresan bir sekilde blog dunyasindan tanistigim hic bir kadinla daha ilk dakikasinda kuramadigim bir iletisimim olmadi! Bu kadar mi ortak nokta, bu kadar mi gulunecek, paylasacak sey bulunur?

Cuma aksami Tarcinim, Duygucum, Cigdem ve Zeynep ile beraber balikcikoy’deydik:) Hepsinin ortak noktasi bendim, gurur duydum:) Hepsiyle tanisik olan bendim yani. 3 saat nasil gecti anlamadik. Gulduk, yedik, ictik, gozlerimiz doldu zaman zaman, anlatilan hikayelere “Bu cok tanidik nedense” dedik sikca:)

Balikcikoyden

Biz Balikcikoyde

Oradan ciktik benim favori klubume gittik birlikte: Ankara Jazz Klubune. Sibel’i ve Jazzip’i dinledik. Onlar da benim kadar mest oldular. Sali yine gidiyoruz mesela:)

Sibel

Blogumun yakinda 5. senesi olacak inanamiyorum. 5 senedir tum hayatimi buradan anlattim. Arada nostalji olsun diye girip arsive eski yazilarima bakiyorum. Arada benim bile unuttugum seyler var mesela, hatirlayinca gulumsedigim hala:) Ya da hatirlamak istemedigim! Ama iste gunluk tutmanin bedeli de bu!

Cumartesi gunu de yine bir suru kadin dostumla birlikte keyifli vakit gecirdim Sardunya Cafe’de. Hani daha once de bahsetmistim. Saat 13:00’de bir oturduk, ben arada gidip baska bir arkadasimla 2 saat vakit gecirdim, sonra dondum. Kalktigimizda saat 19:00’a geliyordu:) Basak’cim, sultanim, Nerzan.. Kaynastik, dertlestik, kadin olmanin tadina vardik bir defa daha:)

Cumartesi aksamini ise hos baska bir mekanda baska arkadaslarimla gecirdim. O mekana ilisikin reklam kokan yazimi ise hafta ici bulabilirsiniz burada:) Sevdim, gidiyorum; Ankara’da olupda lezzetli yemek isteyenler icin ayrica tavsiye ediyorum:)

Hava buzz gibiydi burada hafta sonu.

Bense yeni gelmis kisa inat, benim mevsimi bekliyorum arsiz cocuklar gibi: Bahar’i!