Londra Keşifleri II

me-myself-london

Londra’daki son günümüzü ve gecemizi efektif bir şekilde geçirme niyetiyle şöyle bir plan yaptık. Sevgilim beni, daha önceki gelişimde görme fırsatı bulamadığım “Camden Town“a götürecek, ben de onun daha önce gidip görme ihtiyacı hissetmediği “Nothing Hill” ve “Portobello Road“a götürecektim onu! Plan güzel başladı ve bir sürprizle taçlandı. Şöyle ki gündüz saatlerinde harika bir operasyonla burnumuzun dibindeki Dominion  Tiyatro’sunda gösterimde olan “We Will Rock You” müzikaline iki biletimiz oluverdi birkaç dakika içerisinde 🙂 Londra’daki ilk müzikalim!

Önce “Camden Town”da “Camden Town Market” gezisi. Pek sevdiğim ve çok erken kaybedişimize üzüldüğüm Amy Winehouse’un da yaşadığı yer olan bu semt inanılmaz enteresan bir yer. Alış veriş ve eğlencenin merkezi. 1000’in üzerinde irili ufaklı dükkan, mağaza ve tezgah var burada. Bir taraftan çok renkli, karışık, marjinal; diğer taraftan sanatçıların, yerli ve yabancı turistlerin göz bebeği. Hiçbir yerde görüp bulamayacağınız enteresanlıkta kıyafetler, aksesuarlar, dövme ve piercing dükkanları var. Bir çok ünlü grup üyesinin buradaki mağazalardan sahne kıyafeti ve aksesuarı aldığını öğreniyoruz.  Sanırım Londra’da yaşasam her dönemi yad edeceğimiz bir kıyafet partisi organizasyonu yapabilirdim evde! Burada bulamayacağınız bir şey olacağını sanmıyorum. Yolda yürürken simsiyah giyinmiş, siyah makyajlı bir rocker da görüyorsunuz, mavi saçlı punk bir genç kız da! Ayrıca kendi yaptığı el emeğini satan bir sürü sanatçının standının başından da ayrılmayacağınızın garantisini veririm. Birbirinden güzel Londra fotoğrafları ile hazırlanmış tablolar, saat ve bilgisayar parçalarından yapılmış kolye ve küpeler, ahşap yontularak ortaya çıkarılmış telefon ve ipad kılıfları ve daha nicesi!

camden-town-market,camden-town-market-01

Bir de kocaman başka bir pazar vardı ki “Camden Town Market” çevresinde burada inanılmaz bir alış veriş yaptım! “Stables Market“, eski ahırlardan bozma bir çarşı. Burada da oldukça fazla sayıda vintage kıyafet ve aksesuar bulabileceğiniz mağazalar var. İçinde ve çevresindeki devasa at heykellerini görünce anlayın ki doğru yerdesiniz 🙂 Sadece vintage dükkanlar değil, aynı zamanda yeme-içme üzerine de çok çeşitli alternatiflere rastlayabilirsiniz. Burada dolaşırken ilgimi çeken ve sadece deri kıyafetler, ceketler satan bir vintage dükkanından hayatımda yaptığım en  iyi alış verişi yaptım ve sadece 10 pound ödeyerek %100 deri, gri-mavi renkte bir ceket aldım 🙂 Aslında deri eteklerin yer aldığı bölümde de kendimi kaybettim, lakin hem ortamın ısısından hem de uygun bedende bir şey bulamadığım için üzülerek ayrıldım dükkandan! Bir sonraki gidişimde burada sadece alış veriş için bir tam gün ayıracağıma kendime söz verdim fakat. (Ceketimi her gün sevip okşadığım doğrudur 🙂 )

stablesstables-01

Buradan zorla ayrılıp “Nothing Hill”e doğru gezimize devam ettik o gün. Bu defa iki katlı, klasik kırmızı otobüsleri kullandık. Böylece bir ilk daha gerçekleştirerek, geçtiğimiz sefer kısmet olmayan otobüs turunu da yapmış oldum. “Nothing Hill”  bölgesi, özellikle “Portobello Road” benim severek, keyifli vakit geçirdiğim başka bir bölge. Her ne kadar özellikle hafta sonları kurulan antika pazarını görememiş olsak da, yol boyunca çok güzel bir meyve-sebze pazarına ve yol kenarındaki dükkanların kapı önlerindeki stantlarında yer alan minik antika eşyalar, taze çiçekler ve çok hoş aksesuarlara ilişkin sergilenen parçalara rast geldik. Semtin adıyla anılan filmdeki park ve kitapçıyı bulmayı da ihmal etmedik. Gösterişli Viktoryen tarzda evleri ile kozmopolit ve prestijli bir yer “Nothing Hill”. Huzurlu, sakin caddeleri, arnavut kaldırımlı sokakları var. O evlerden birkaç tanesini beğendik, hayal kurduk bile “bizim olsaydı acaba…” diyerekten 🙂

nothing-hillnothing-hill-01

portobello-road-o1

Buradan atladık metroya ve ver elini “Little Venice” kanalı, “Warwick Avenue“. Önceki kaldığım semt. Öğleden sonra içkisi için sevdiceğimi elinden tutup zamanında benim vakit geçirmekten çok keyif almış olduğum kanalın hemen yanındaki “The Waterway” adlı mekana götürdüm. (Mekan değerlendirmesini yine yan taraftaki YELP profilim üzerinden görebilirsiniz). Bu mekanın benim için kendisini hep özel kılacak bir tarafı var. Nedir bilemiyorum ama burada terasta oturmaktan, bir kadeh şarap içmekten ve kanal üzerinden gün batımını izlemekten çok keyif alıyorum. Şuraya tıklarsanız eğer, fotoğraf galerisinden mekanın keyif aldığım terası ile siz de tanışabilirsiniz 🙂 Adeta minyatür Venedik kanalı edasıyla bir sürü tekneye ev sahipliği yapan, çevresinde bir koşu-yürüyüş parkuru ve yemyeşil kocaman parkları olan bu kanal aynı zamanda metro istasyonuna iki dakikalık mesafede!

little-venicelittle-venice-o1

Keyifle geçirdiğimiz günümüzü tamamlamak için kaldığımız otelin yolunu tuttuk artık akşamüstü saatlerinde. Saat 19.30’da başlayacak müzikal için yerimizi aldık on dakika öncesinden Dominion‘da. Çok kalabalıktı “We Will Rock You” müzikali o gün. 10 yıldır sahnelenen bir müzikal olması ilgiyi hiç azaltmamış. Ben ki zaten çocukluğumdan beridir her türlü müzikali büyük bir heyecan ve mutlulukla izlerim, müzikal cenneti olan bir şehirde böyle bir tecrübe beni aldı götürdü diyebilirim. Youtube’da bulunan müzikale ait parçaların seslendirildiği videolarda bizim o akşam seyrettiğimiz kadro yok. Ama temin ederim ki, o gece bizim izlediğimiz kadrosu bence diğerinden çok çok daha başarılı. Muhteşem ve unutulmaz grup Queen’in en güzel şarkılarından oluşturulmuş, Ben Elton’ın kitabından uyarlanmış müzikalde müziğin, şarkı söylemenin ve müzik aletlerinin yasaklandığı, herkesin aynı giyinip, aynı düşünmeye zorlandığı, baskının hakim olduğu, Killer Queen karakterinin egemenliği altında sorgulamadan, düşünmeden, bilgisayar odaklı yaşayan topluluğun arasında var olma savaşı veren bir grup bohem gencin hikayesini anlatıyor.

Müzikal Innuendo ile açıldı, I Want to Break Free, Under Pressure, I Want it All, Crazy Little Thing I Love, Who Wants to Live Forever, Don’t Stop Me Now, Another Bites to Dust ile devam edip, We Will Rock You, We Are the Champions gibi muhteşem şarkılarla son buldu. (Bunlar sadece bir kısmıydı tabi). Bazı şarkılarda tempo tutup, çığlık çığlığa söylediğimiz doğrudur 🙂 Kesinlikle görün diyebileceğim, harika bir tecrübeydi. Umuyorum daha bir çok defa Londra’ya gider, diğer birbirinden ihtişamlı müzikal prodüksiyonlardan birkaçını daha görme fırsatım olur.

Ve işte Londra macerası da burada, bu şekilde -şimdilik- sona erer:)

**Bu arada bugün sabah saatlerinde spor yaparken büyük bir talihsizlik sonucu sağ ayak tarak kemiğimi kırarak, ayağımı 3-4 hafta alçıya aldırmış bulunmaktayım! Avrasya Maratonunda koşamayacak olduğum için çok üzgünüm. Umuyorum en kısa zamanda ayağa kalkar, kaldığım yerden antrenmanlarıma devam ederim. Zira benim gibi yerinde duramayan biri için hareket kabiliyetinin kısıta girmesi çok fena 🙁 **

we-will-rock-uus-in-london

Londra Keşifleri II” hakkında 8 yorum bulunuyor:

  1. dilayra

    sevgili nil, sevgili azra
    çok teşekkür ediyorum iyi dileklerinize.
    5 gün geçti bile, sanki daha iyiyim.. kaldı 3 hafta!!

    Cevapla
  2. alpni

    Bir solukta okudum.

    Umarım o çok beğendiğiniz evlerden daha güzellerine sahip olursunuz…Ama londrada yaşamanı istemem yoksa koşmak için Taa londralara gelmek zorunda kalacağız 🙂

    Mekanları değerli kılan orada hissettiklerin ve sende bırakmış olduğu havadır…“The Waterway ile ilgiki nedenini bilemediğin hislerin bence sende bıraktığı o hislerde gizli.

    Müzikal oyunları bende seviyorum. Daha yüzümde tüy bitmemişken daha doğrusu ergenken yaşıtlarım comodore 64 ile ev de atari oynarken ben Taksim AKM de “CARMEN” -“MİDASIN KULAKLARI ” – “KUĞU GÖLÜ ” izliyordum. Ayrıca Cumartesi günleri AKM de klasik müzik konserleri de cabası…Gerçi izlemeyen kalmışmıdır bunları. Londra da Müzikal seyretmek ayrı bir lezzettir eminim.

    Çok imreniyorum böyle gezi notlarına. Sen gez biz okuruz 🙂

    Bacağının mevzusuna ayrı bir post açmalıydın bence .Kötü oldu bu.Avrasya da geçecektim seni 🙂

    Cevapla
  3. Tülay

    1 hafta sonraki ilk Londra maceram için yapılacaklar belli
    1.kırmızı kulübeli resim ve yuvarlak kenarlı şapka
    2.Müzikal izlemeden dönme 😊
    3.bol bol resim çekilecek 😊
    Harikaaaaa

    Cevapla
    1. Dilayra

      Nefis Tülay,
      Keyfini çıkar şehrin. Çok severim Londra’yı.. İlk Londra seyahatimin fotoğrafları daha güzel mesela. Onlara da bak 🙂
      Öpüyorum

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir