“Alice Was In Wonderland” – Prag Günlüğü I

**Yazı Dizisi boyunca tavsiye ettiğim, dikkat çektiğim her şey bu renkte ve bold olarak belirtilmiştir**

Prague

“Yaşım oldu 52, ben hala bir seyahate çıkamadım şöyle ağız tadıyla”.

Sevgili anne kuşum bu sözleri söylediğinde yıl 2006 idi. Ben sürekli gezip duruyorum ya, bir taraftan benim adıma mutlu oluyor; benim yapamadıklarımı kızm yapıyor diyor ama bir taraftan da hep içinde olan o yurt dışında ülke görme, özgürce seyahat edebilme dürtüsünü de yenik düşüyor:) Bir gün tam yine o böyle söylenirken:

– “Emekli maaşım var, çocuklar kazık kadar oldu büyüdüler. Ben olmadan 1 hafta idare edebilirler. Zaten kocadan da hayır yok, varsa yoksa çalış çalış.. (Malum kocanın kendi işi var, bırakıp gidebilmek pek mümkün olmuyor:)) Ben de gezmek istiyorummmmm artık.”

İşte anne kuşun bu feryatları bendenize pek bir dokundu, hedefi koydum: Süpriz bir İtalya seyahati. Ve fakat şansımız yaver gitmedi, olamadı bir türlü. 4 gün geceden konsolosluk kapısındaki sabahlamalarımız sonucu ben vize alıp İtalya’ya giderken, anne kuşum Antalya’ya geri döndü:(( Yaşadığım en sıkıntılı günlerden biriydi. Sözümü yerine getirememek beni çok üzdü.

İşte bu yıl ki Prag geçen yılki İtalya’nın telafisi oldu:) Peki neden Prag’ı seçtik? Bir kere ben çok beğenmiş ve hakkında uzunca bir yazı yazıp yayınlatmıştım. Anne kuşum dergideki yazımı okuduğu günden beridir görmek isterdi orayı. İlaveten Ayşegül Sultan’da Prag’ı çok görmek istiyordu. Böylece bu yılki rotayı bu rüyalar şehri olarak belirledik.

Prague

Gezigen Turizm aracılığıyla 3 gece 4 günlük “private” bir tur aldık:) Turun katılımcısı bizdik: 4 kişi. Tüm uçak ve otel rezervasyonlarımız, vize başvurusu ve diğer işlemlerimiz tıkır tıkır ve bizi üzmeden halloldu. Benim İtalya seyahatim sırasındaki Pronto Tur’la yaşadığım kötü ötesi tecrübeden eser yoktu bu defa. (Zaten kendilerine bir teşekkür maili yolladım.. Bu acentayı tavsiye eder miyim, Evet:)

Anne kuşumun yolculuğumuzdan tam 2 gün önce Ankara’ya gelmesiyle ben de kanatlandım resmen. Gelir gelmez hemen evimi baştan aşağıya temizledi annelerin sultanı. Akşam eve gelince evim pırıl pırıl parlıyordu vallahi:) Ben ne yapsam onun yaptığı gibi olmuyor! Perdelerim, malum, sigaradan dolayı simsiyah olmuşlar. (Bir Utanç ikonu yerleştirmeli buraya!) “2 defa yıkamak zorunda kaldım” dedi, mahvetti beni anne kuş:) Hepi topu 3 tane tül perdeden bahsediyoruz:)

Neyse efendim, giriş kısmı uzadı bayağı, 31 Mayıs Perşembe sabahı erkenden İstanbul’a hareket ettik. Kendimizi Atatürk Havalimanın’da bir cafede oturuken bulduk. Anne kuşumun gözleri ışıl ışıl:

– “Ay hala inanamıyorum ben” diyip durmakta.

Uçağa attık kendimizi. Kazasız belasız, 2 saatlik bir yolculuk sonrası Ruzyň Havaalanına indik akşam üstü yerel saatle 17:00 civarlarında. (Saatler ayarlansın, unutmayın aman: Prag’a inince saatler 1 saat geriye!) Rehberimiz Levent bey bizi karşıladı özel bir mini-van ile vaktinden bir 10 dk. sonra. Önce hemen bir mini tur yaptırdı araba ile Kaleye, (Prazsky Hrad) doğru.

Prague

Benim inanılmaz etkilendiğim birkaç yapıdan biri burada, Kale’deydi: St. Vitus Kilisesi. Kalenin avlusuna bakan kapılardan birinden içeri girdiğiniz anda sizi büyülüyor bu yapı. Benim nutkum tutulmuştu. Bir fotoğraf makinasının (en azından benimkinin ölçüsünde bir objektifi varsa) kadrajına bir bütün olarak almanız imkansız bu yapıyı! Herkes çok memnun kaldı gördüklerinden:)

Oradan rehberimiz bizi otelimize bıraktı. Eşyaları yerleştirdik ve aşağıda bizi bekleyen tur rehberimiz ile birlikte yemek yemek için şehrin merkezine gitmek üzere tekrar buluştuk. Prag’ı gezmek için tam 5 bölgeye ayırabilirsiniz: Old Town (Eski Şehir), New Town (Yeni Şehir), Lesser Town (Aşşağı Şehir:), Jewish Quarter (Yahudi Bölgesi) ve Prague Castle (Prag Kalesi). Biz ilk olarak Eski Şehir denen bölgeye gittik ve orada rehberimizin önerisi ile ilk akşamki yemeğimiz için Pizzeria Rugantino’yu seçtik. Rehberimizin söylediğine göre Prag’a gelen ya da burada yaşayan tüm İtalyanlar ve Akdenizliler bilirmiş burayı ve pizzası muhteşemmiş. E biz de hemen denedik: Bendeniz peynir seven olmamdan sebep Ricotta Pizza aldım. (Menu kısmından bakabilirsiniz diğer alternatiflere.) Alice ise, anne kuşum Prag’a gelince ismini otomatikman değiştirdi:)), diyette olduğundan güzel görünen bir ızgara sebze tabağı aldı: Ortolana. Buket ve Ayşegül’de tercihlerini pizzadan yana kullandılar. Ama içecek safhasında hepimiz hem fikirdik: BİRA:)) Ben çok içen biriyimdir, ama bira ile aram yoktur pek. Bir defa 1998 yılında Belçika’da kaldığım 4 ay boyunca bira içicisi oldum, bir de 2004’de ilk Prag’a gidişim sırasında. Çünkü bilen bilir Belçika’nın ve Çek’lerin biraları meşhurdur! Hemen verdik siparişleri: Siyah bira, welcome KOZEL:) 2004 yılında Avustralya Uluslararası Bira Yarışmasında Siyah Bira Kategorisinde Altın Madalya almış bu bira. Giden olursa mutlaka denesin..

Prague

Biraları içip, pizzaları yedikten sonra yorgun argın otelimize döndüğümüzde saatlerimiz gece yarısına yaklaşıyordu. Ertesi güne heyecanla başladık. Alice’in gece yatağına yatarkenki gözlerindeki ışıltı herhalde bana bir yıl daha yetecek gibi görünüyordu:)

… Devam edecek…

From-Old-Town

“Alice Was In Wonderland” – Prag Günlüğü I” hakkında 11 yorum bulunuyor:

  1. Mr.TD

    Sevgili Doktorcugum,
    böyle beraber gezercesine anlatan yazilari okumak büyük zevk,benim de yine prag vaktim gelmis galiba hafiften 🙂
    Ikinci bölümü sabirsizlikla bekliyorum,
    sevgiler,
    SINIR komsusu TD 😀

    Cevapla
  2. dilayra

    Muhtarcım sağolasın:)
    o kadar çok foto var ki!! ama benim evden internet bağlantımda problem var:(( bu sebeple paylaşma aralığım gitgide uzamaya başladı..
    Vallaha TD’cim,
    o halde hiç durma git derim:))

    Cevapla
  3. basak doger

    merhaba;ben sizin pronto tur ile ilgili yaşadığınız kötü olayları öğrenebilirmiyim?
    çünkü bu turla yunanistan turuna çıkmayı düşünüyorum:)

    Cevapla
  4. basak döger

    merhaba;
    çok teşekkür edrim ama malesef biz rezervasyonu yaptırmış bulunduk.
    artık şansımıza umarım iyi olur:)genede teşekkürler

    Cevapla
  5. başak döger

    merhaba;
    biraz geç oldu ama ancak vakit bulabildim.bence adalara kesinlikle gitmek lazım.Özellikle Santorini muhteşem. tabi gemi ile gitmek de ayrı bir harika.ben şiddetle tavsiye ediyorum.eğer gitmeye karar verirseniz sizinle rehberlik bilgilerimi paylaşırım:)

    Cevapla
  6. başak döger

    merhaba;
    dalışla ilgilendiğinizi ve kaşı çok sevdiğinizi yeni öğrendim.
    dayımın kaşta dalış okulu var.giderken haber verirseniz yardımcı olabilirim.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir