Sevgili Nazlı..
Mutlu doğum günleri… Benim en yeni, en tatlı, en ilginç, en hayatı her an değişikliklerle-havadislerle dolu, en fizikçi arkadaşım..
Seni çookkk seviyorum. Orada olamasam da, kalbim seninle hep. Kocaman kucakladım seni.
Sevgili Nazlı..
Mutlu doğum günleri… Benim en yeni, en tatlı, en ilginç, en hayatı her an değişikliklerle-havadislerle dolu, en fizikçi arkadaşım..
Seni çookkk seviyorum. Orada olamasam da, kalbim seninle hep. Kocaman kucakladım seni.
Zihnin, vücudun ve ruhun!
Mind, body and soul!
Sabahları işe gelirken dolmuşta okuduğum kitaptan, bugün aklımda yer eden 3 kelime..
Kitap diyor ki….
Kaygılarımız, değerli zihinsel enerji ve potansiyelimizin boşalmasına neden olur. Kısa sürede hiç enerjimiz kalmaz geriye ve yaratıcılık, iyimserlik ve motivasyonumuz bizi tükenmiş biçimde bırakarak uzaklaşır.
Eğer kaygılarımızdan uzaklaşabilmeyi öğrenir, hayatımızın ana hedefinin veya kaderinin ne olduğunu keşfedebilirsek yaşamımız boyunca bir tek gün daha çalışmak zorunda kalmayız. İşimiz bize eğlenceli gelir.
Silkelenip, örümcek ağlarından kurtulmanın tam zamanıdır. Üzerinden daha az geçilmiş yolları denemenin.. Hapsolduğumuz kendi güven alanlarının ötesine geçebilmenin..Kendimiz için yapabileceğimiz en iyi şey bu!
Kalıcı kişisel bilgeliğe ve kendi insani yeteneklerimizi anlamaya giden yol: Zihnimiz, vücudumuz ve ruhumuzdur!
Ben de diyorum ki…
Yaşamınızı, kendinizi, sevdiklerinizi, hedeflerinizi, mutluluklarınızi, heyecanlarınızi, hobilerinizi, çocuklarınızi, tonton büyükannenizin gülümsemesini, sevgilinizin iyi taraflarını düşünmek için ZAMAN ayırın! Günde belki bir 10 dakika..
Tek bir olumsuz düşünceye bile sahip olma lüksümüz yok.! Bunu haketmiyoruz.!
Ben, hastalık derecesinde fotoğraf takıntılıyım. Güzel ve içimi açan fotoğraflar bulduğum zaman onları hemen kendi klasörüme taşıma isteği içine giriveriyorum. Bu nedenle, pc’mde bulunan “boş alan” megabaytı gittikçe daralmakta!
Bugün dedim ki kendi kendime, en beğendiklerimden birkaç tanesini burada paylaşayım. Belki sizinde içiniz açlılır benimki gibi:))
İlki David J. Nightingale’den.. Eşi ve çocuğuna ait, siyah-beyaz bir fotoğraf. Aslında her zaman anne-çocuk fotoğraflarından öte, baba-çocuk fotoğrafları bana daha duygusal, dokunaklı gelir. Ama bu da çok hoş bence!
Madem Nightingale’den başladık, devam edelim kendisiyle. Bence son zamanların en kaliteli fotoğraflarını çekiyor adam. Aslında fotoğraflar ham değil; yani Photoshop tarzı programlarla biraz oynuyor üzerinde. Olsun varsın, doğru ya da yanlış diye birşey yok burada. Ne yapıyorsa iyi beceriyor:) Bu adamcağızın bir tatlı kız çocuğu var ki, öyle böyle değil. Şirinlik abidesi. Bu adamla ilk tanıştığımda, işte bu fotoğrafını bulmuştum tesadüfen. Sonra da çocuğum bu tatlı şeye benzeyecekse hemen olsun dediğimi hatırlıyorum kendi kendime:) Şimdi gördüğünüz üzere, “Favourites”lerim arasında..
Yine fotoğraflarıyla bir miktar oynayarak, onları yayınlayan bir kadın var sırada: Kathleen Connaly. Onu da “Favourites”lerim arasına aldım bildiğiniz üzere. Bu fotoğrafı hem renkler, hem de yakaladığı kompozisyon açısından seviyorum. Bir çelik fabrikası bu kadar mı güzel görünür insanın gözüne!
Matt O’Sullivan’da beğendiğim bir sanatçı. Allison’un bu fotoğrafını çok seviyorum, çünkü benim kendim için hayal ettiğim gelin başını kullanmış:)) Ne zaman kendime uygulayacağım konusunda bir fikrim yok ama 🙁
Jon’da aslen IT işleri ile uğraşan ve de çok genç bir fotoğrafçı (28 yaşında!) Sitesinin ismi groundglass. Bu adamın ilk gördüğüm ve hala en sevdiğim fotoğraflarından biri de bu sisli bir günde çektiği gökdelen fotoğrafı! Bu adamın bir de gökyüzü fotoğrafı var ki, kompozisyon harika! Gökyüzü takıntılı biri olarak hemen listemdeki yerini aldı tabi Lights adlı fotoğrafı.
Türklerden de Muammer Yanmaz takıntılıyım.. En sevdiğim fotoğrafları Paris’de çektikleri. Onları sitesinde siyah-beyazlar içinde görebilirsiniz. Eski sitesinde daha çok fotoğrafı vardı ne yazık ki:(( Bir de bu “Günbatımında Çocuklar” fotoğrafını çok severim. (Ters ışık kullanılmış:)) Bilgilerimi kullanıyorum fotoğrafları yotumlarken.. Ne keyif ne keyif. Vallaha ukalalık değil!) Wallpaper’lar arasında o da.
Aslında daha o kadar fotoğraf ve fotoğrafçı var ki paylaşmak istediğim… Onları da başka bir güne bırakayım bari, yoksa işime dönemeyeceğim:)))
Harika bir gün geçirin.. Bu günün sözü, dün akşam seyrettiğim Jerry Maguire filminden bir alıntı: “Positive anything is much better than negative things!”
“Öyle bir hayat yaşıyorum ki, cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de..
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki, okudum okudum anlamadım!
Kendi kendime konuştum bazen evimde; hem kızdım hem güldüm halime..
Sonra dedim ki “Söz ver kendine”;
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin..
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin..
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin..
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin!
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman, hep acele etmem bundan.. ANLADIM!”
Yukarıdaki değerli dizeler, Nietzsche’nin sevgilisi Salome’ye gönderdiği mektuptan alıntı. Yine haftama güzel başladım. Ayşegül Işılak, benim ODTÜ Sosyoloji’den arkadaşım, teşekkür ederim:)
Güzel Şeyler var yine bu hafta sonuna dair bahsetmeden geçemeyeceğim:
Number 1: Çok eğlenceli, keyifli bir kuruluş yıl dönümü kokteylindeydik Cuma akşamı. Tüm ekibe teşekkürler..
Number 2:Tesadüfen, çok güzel ve anlamlı bir kitap seçtim Dost’tan Pazar günü: Ferrari’sini Satan Bilge. Okumaya da hemen Kuğulu Park’taki banklarda başladım hatta. Ara ara bu kitaptan anlamlı ve bana iyi hissettiren şeyleri paylaşmak istiyorum burada.
Number 3: Bu sabahtan Amerikan Elçiliği’nde vize görüşmem vardı: I got it!! Beni tanıyanlar niye bu kadar sevindiğimi, hatta görüşmeye gitmeden önce niye çok kasıldığımı bilirler. İlk denememde başarısız olmuştum: Yıl 2003. İkinci denememde ise iş için gitmeme rağmen zorla ikna olup, sadece 3 aylık vize vermişlerdi bana: Yıl 2004. Vee, işte olumlu düşüncenin pozitif etkisi bir defa kanıtlanmış bulunuyor: Yıl 2005 ve benim 10 yıllık vizem var artık 🙂
Number 4: Bir arkadaşım aşık:))
Number 5: Burcu ve Çağrı, Bizim Çatı’da nişanlandılar Pazar günü:)

İyi ki doğmuşsun Aydın’cım.. İyi ki ODTÜ hazırlıkta tanışmışız seninle.. İyi ki birbirimizi kaybettikten bir süre sonra Koru North’da tekrar karşılaşmışız; iyi ki e-mailini vermişsin bana.. İyi ki bu kadar zamandır yanımdasın, beni kararlarımda destekliyorsun her ne kadar uzakta da olsan.. İyi ki beni anlıyorsun, beni her şeye rağmen bu halimle kabul ediyorsun, iyi ki beni güldürüyorsun, “kime diyorum alooo” dediğinde, sana “hadi len” dememe kızmıyorsun.. İyi ki messenger var, e-mail var.. İyi ki geçen yıl Hoston’a da uğramışım.. İyi ki birbirimize bu kadar yakınlaşmışız..Seni çok özlüyorum; ama iyi ki yılda 1-2 defa da olsa görebiliyorum seni..
Bu hayatta, gerçekten bir insanın sahip olmak için her şeyini verebileceği bir tek dostu olsa, bu ancak sen olurdun diye düşünüyorum..
Seni çok seviyorum..