Aylık Arşiv: Aralık 2006

Güle Güle 2006

Kısaca toparlamak gerekirse:

Bu yılki “En” Keşiflerim;

Özsüt’ün Çikolatalı Fondüsü ve Tiramisusu:) / Rus şairi Mayakovski /John Legend ve Corinna Bailey Rae / Fransız Sokağındaki Chez Vous / Toscana Bölgesi Chianti Şarabı / Sambuca / St. Paul’de yediğim Çilekli-Roka salatası / YouTube / Kırmızı Şarap-Kırmızı Üzüm Suyu karışımı / Cirque Du Soleil’in Varekai Gösterisi / Yetkin Dikinciler ve Halit Ergenç 🙂

Sonunda 2006’da;

Şarap seminerlerine ve bağbozumu gezilerine katılabildim / Yabancı bir sevgilim olmustu, kendisini kaybettim bu yıl içinde / Benim de havaalanında valizim kayboldu sonunda / Bloglarından tanıdığım Zeynep, Zynep, Yıldız, Osslem, Ela, Pino, U-B-P ve New York’ta da sevgili New York Muhtari Dido’cum ile yüz yüze tanışabildim / 1 aylığına da olsa sigarayı bıraktım / Tek bir seans bile olsa dans kursuna gittim / Babam beni ziyaret etti / Kardeşimin mürüvetini görmek kısmet oldu / Dört göz oldum, gözlük kullanmaya başladım / 1800 mt.’lik bir tepede Güneşin tutulmasına bizzat şahitlik ettim / Bir kedim oldu / Mara‘nın albümü çıktı / Ellerimle toprak eşeledim, kısacık ömürlü de olsa çiçekli-yeşilli bir bahçe yaptım / Dünya gözüyle Ayvalık-Cunda’yı gördüm / Journey To Blue (JTB) Cafe Net Programına konuk oldu / Ellerimle balık yakaladım / Ok attım / Yıllardır o çok istediğim saate kavuştum / Aşk Çeşmesine para atıp dilek diledim / İspanyol Merdivenlerinde sevgilimle öpüşürken fotoğraf çektirdim / Sistine Chapel’e hayran oldum / David Heykelinin fotoğrafını çektim / San Marco Meydanı’nda kuşları besledim / Pisa Kulesini ellerimle itekledim / Annem ile babamı kavgasız-gürültüsüz 15 yıl sonra aynı çatı altında birarada görebildim /  Hızmalı oldum:))

Yeni bir yıl geliyor dostlar.. Ben çok umutluyum kendisinden.. Beni yıkmasına, sendeletmesine, üzmesine, yarı yolda bırakmasına müsade etmemeye de gayet kararlıyım! Bu yıl hem işimde hem de sosyal yaşamımda bir dönüm noktası olacak.. Oldu oldu, olmadı zaten ben terk-i diyar edeceğim gelecek yıl:)

Tanıdığım, tanımadığım tüm güzel kalpli insanların hem yeni yılını hem de bayramını kutluyorum.. Sevdiklerinizi sakın aramamazlık etmeyin. Kimseye de küsmeyin olur mu? Bir tane hayatımız var, hiç birşey ve kimse için onu berbat etmeye değmez!

Dün aldığım bir haber beni biraz sersemletti, ama ne demişler: LIFE GOES ON…

Lezzet Duragi – “Cafe Lins”

 

Tonton amcanin kapisinda sizi karsiladigi seker gibi bir mekandir Lins Cafe. Cok uzun yillardir mevcut yerinde, ama degisik isimleri olmustu. Bu son ismi de, konsepti de kendisine cok yakisti; sevenleri onu cok sevip mudavimler yarattigindan beridir bu isimle hizmet veriyor:)

Cok da buyuk olmayan bir bahcesi var Lins’in. Ozellikle yaz aylarinda bizim vazgecilmez mekanimizdir. Haftanin bir-iki aksami canli muzik yaparlar bu cafede genc ogrenciler. Muthis kaliteli olmaz belki muzigi, ama gencler de gelenler de hep memnun olmustur:)

 

Canli muzik disinda caldiklari parcalari hep keyifle dinleriz biz, muzik seciminde on uzerinden 6-7 puan veririz.. Yalniz bazen kendilerini kaptirip volumu arttiriverirler bahceye yayin yapan hoporlerin! O zaman bir ufak ikaz gerekir kendilerine getirmek icin Lins’in muzikten sorumlu arkadasini..

Ilk oturdugunuzda masaya ickinizin yaninda aperatif bir seyler almak isterseniz mesela, renkli renkli ev yapimi tuzlu cubuklari vardir; oneririm. Inanilmaz guzl ekmekleri vardir. Neli olduklarini bilemedigim, ama bir parca agziniza attiginizda agzinizda aninda parcalara ayrilan, yumusacik ve lezzetli ekmeklerini deneyin derim. (Yuvarlak, ufak olanlari degil; dilim dilim gelenleri)

Yemek konusunda menu gayet zengindir. Cheese-Steak Sandvich harikadir ve doyurucu.. Ana yemeklerden de Mantar Soslu Biftek’i siddetle tavsiye ederim. Yazin bol bol kahve-tatli tuketiriz bahcesinde. Dondurmali Browni ve sicacik Elmali Pie lezzetlidir.

 

Sarap menusu cok zengin degildir, ama ilgileneneler icin birkac yerli alternatif mevcuttur. Iceride Viyana konseptine uygun tahta masalar, los isik ve guzel isiklandirmalarla bizi karsiladi gectigimiz gunlerde Lins. Nathalie ile beraber buzz tutmus burunlarimi ve ellerimizi, hemen yanibisimıza kurulan sobada isitarak kendimize geldik. Zeytinyag-kirmizi pul biber ve kekik uzlusu ile guzel ekmeklerimiz masaya yerlestiginde coktan modumuza girmistik:)

Sicacik, kucuk, kuytu bir kosede, keyif alarak vakit gecirebileceginiz bir mekan Lins. Bestekar Sokak’ta. Ankara’nin ilk sarap evi olan Hayyami’nin hemen yaninda.. Telefon numarasi:428 23 49

Lins Cafe;nin web adresi burada..

Belki de..

..Istediginiz bir seyleri yapmak icin 5 yil beklememeniz gerekiyordur!

*

..Kulaginizi deldirip kupe takmak icin bunca yil beklemediginiz gibi. (Kupelerimi kulagima taktigimda 15 yasindaydim.. Yasitlarima gor o da gecmis bir miktar gerci:)

*

Super bir haftaya baslayin.. Sonrasinda uzuncaa bir tatil bizi bekler. Kendinizi ona gore motive edin:) Kisa surede bircok sey yapma planimizi bu tatilde bakalim ne kadar gerceklestirebilecegiz!

Chris Cornell’den bu aralar sikca dinledigim guzel bir parca size benden.. opuldunuz yanaklarinizdan:))

*

Bu arada ben de saclarimi maviye boyatip geliyorum:)

Nedir?

Dün akşam ofis arkadaşlarımla beraber bu sezonun ilk tiyatro gösterisini izlemek için eski Akün sinemasının yolunu tuttuk. Uzunca bir süredir tiyatro sahnesi olarak hizmet vermekte Akün. Bana da oldukça yakın. Bir diğer Ankara sahnesi olan Şinasi ile sırt sırtalar. Seyretmek için seçtiğimiz oyunun adı: Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi? Biz oyuna bayıldık, özellikle 2. perde çok güzeldi. Oyunun sonunda -ki tam 2,5 saatlik bir oyundu- başrol oyuncuları Mithat Erdemli ve Zerrin Epikmen olmak üzere tüm oyuncular ayakta alkışlandı:) O kadar uzun bir zaman olmuş ki tiyatroya gitmeyeli.. Çok iyi ettik anlayacağınız. Her ay en az 1 oyuna gitme kararı aldık.

…………

Yağmur yağdı Ankara’ya sonunda dün akşam! Aylardır tek bir damla düşmemişti.. Sabahleyin işe gelirken de yağdı biraz. Hala gök gürültüsü sağnak yağış modunda değil, ama olsa iyi olacak.. Yoksa susuz kalmamızın yanı sıra, kış mevsimi de geç gelip geç gidecek:(( Ki, bu benim hiç hoşuma gitmeyen bir olasılık!

Gece gece yağmur yapınca, ben de hemen Rod Stewart albümlerimden bulup “Have You Ever Seen The Rain” parçasını çalıverdim:) Tavsiye ederim, camlardan süzülen yağmur damlaları ve bir fincan yasemin çayı eşliğinde pek güzel gidiyor:)

………

Ödevlerim konusunda bir miktar ilerleme kaydettim. Konsantre olunca gayet güzel yazıyorum:( Bu hafta sonu planladığım, yapmam gereken o kadar çok şey var ki! Ödevlerle ilgilenmek bunların arasında değil tabi yine:( Yıllardır kıvrandığım, yapmak için sonunda kendimi ikna ettiğim bir olayı gerçekleştireceğim.. Gerçekleşince yazacağım, şimdi değil:))

…….

Bloğu yenilemek, ya da fotoğraf çekmek gibi aktivitelere zaman bulamıyorum şu dönem:( Bu hafta içi çok yoğun geçti, hala da yoğunluk devam ediyor.. Mutluyum aslında, çok emek verip elinizde sonucunu görünce keyifle sarılıyorsunuz işinize.. Bir çok emeğimiz bir gün boşa gidecek, hatta şu an bile çok görünmüyor, ya da kabul görmüyor.. Ama olsun, kişisel tatmin tavanlarda. Tanrı kimseyi gerçekten keyif alarak yapmadığı bir işte çalışmak zorunda bırakmasın! AMİN.

…….

Annişim bana yine avakado ve “anne kurabiyesi” göndermiş:)) Bugün öğlen saatlerinde paketin bana ulaşmasını bekliyoruz:) Ruz diyorum, çünkü anne kuşumun kurabiyelerine bizim ofisten talip çok:) Avakado ise benim en bayıldığım sebze-meyvemsi şeylerden biridir. Burada çok pahalı. Annem Antalya’da Narenciye yakınlarında oturduğu için bizim burada tanesine verdiğimiz parayı, kilosuna verip alıveriyor bana da..Ayda 1 defa da gönderiyor. Ben onların olgunlaştırılmasını kafama göre ayarlayabiliyorum. O sebeple de ne zaman istersem o zamana kadar elimde avakado oluyor hali hazırda. Avakadolar sert şekilde değil, yumuşayınca tüketilebilirler. Çabuk yumuşatabilmek için de ya gazete kağıdına saracaksınız dışarıda bekleyecek, ya da elmaların arasına koyacaksınız buzdolabında bekleyecek..

………….

Annemle konuşunca sabah, sağlıkla ilgili hoş olmayan bir haber aldım. İçimi ferah tutuyorum şu an. Haftaya Çarşamba işin aslı ortaya çıkacak.. Canım annem benim. Tüm anneler gibi seni de Tanrı korusun.. LÜTFEN!

……….

İyi haftasonları dilemek istiyorum şimdiden hepinize.. İnşallah bol yağışlı, serin bir hafta sonu geçirim ben:)) Öyle demeyin, yağmur yağması lazım.. Soğuması, kar yağması lazım hatta. Aralık 21’deyiz.. Alooo?? Sonra benim “yaz”ım geç geliyor:(

**ps** typepad fotoğraf eklenmesi konusunda öyle bir sıkıntı yaratıyor ki, son yarım saattir fotoğraf yüklemeye çalışıyorum. zira biliyorsunuz, fotosuz post sevmiyorum:(( bir ara yine deneyeceğim, ne yapıp edip; yağmur yağarken bir bahçede çektiğim rüzgar gülü fotosunu koyacağım!

… YORUM

Heyecanla BekliYORUM.. Hugh Jackman’i seviYORUM🙂

SeyrediYORUM.. Bayagi guzel..

IstiYORUM.. Renklerine bayildim, yilbasi icin guzel bir hediye olabilir evime:))

Aldim geldim, artik okumak IstiYORUM..

Satin almak, dinlemek istiYORUM.. Bu parcasina bayiliYORUM..

Denemek istiyor, merak ediYORUM..

Albumune de kendisinede bayiliYORUM. Iyi ki almisim dinliYORUM..

Bu aralar bundan baska bir sey girmiyor mideme, yiYORUM🙂

Ilk odev gecikti, zorla calisiYORUM🙁

Son donem severek yapiYORUM..

Soylemek istiYORUM!

Bekle beni, geliYORUM..

..

Bir de hepinize guzel bir hafta diliyor, haftaniza motive baslamaniz icin bunu size gonderiYORUM:))