Aylık Arşiv: Aralık 2006

Cuma Hikayesi..

Gecen gun sabah erken kalktim yine.

Hafta sonu, Pazar gunu olmasina ragmen bir turlu miskinlik yapip, miril miril yatagimda donup durmayi, ya da ne bileyim battaniyeyi bogazima, ayaklarimi gogsume kadar cekip cenin pozisyonunda soguk bir gunu karsilamayi beceremedim. Yine!

Kalktim ve ilk is olarak radyomu actim. Sonra sirasiyla kahve suyu koydum, banyoya suruklenen ayaklarimla lavabomun onunde aynaya baktim: Kendime! Sabah sabah ne kadar da daginik gorunuyordum. Saclarimin zaten bir avuc kopuksuz sekil alma olasiligi azaldikca azalmis, ve gozlerimin alti biraz kararmis mi ne? Bir gece oncesi sarap-peynir muhabbetinden olsa gerek; yine sarap fazla kacmis. Sabah uyaninca o fazla kacan saraplari gozlerimden fiskirirken buluyorum: Siyahkirmizi!

“Ask eski bir yalan, Adem ve Havva’dan kalan..”

Ne seker bir ses, Kamuran Akkor. Bu kanali seviyorum. Eski sarkilar calarlar her Pazar sabahi. Sanirim altmisli yillardan bir sarki bu. Sezen Cumhur Onal sozleriyle. O donem aranjmanlarindan sadece bir tanesi. O yillardan baslamis yabanci sarkilara Turkce soz yazarak okuma ruzgari. Bu sarki icin “Gururunun ardindan bakan bir kadinin sozleri” derlerdi, hatirliyorum. Yok canim, oyle degil.. Bir gun bir kanalda eski zaman sarkilarini ve seslendirenlerini konusuyorlardi. Orada soylemisti roportaj yapan kisi, yoksa ben o kadar da “genc” degilim. “Aranjmanlar, Turkcelestirilmis hafif muzik parcalaridir” diyordu roportaj yapan duzgun giyimli, bogazinda fulari, baygin bakisli bey!

Kamuran Akkor’u, Gonul Yazar ve Ajda Pekkan’i konuk ediyorlardi o programda. Aranjmanlara Turkce soz yazma rekoru Sezen Cumhur Onal ve Fecri Ebicioglu’nun elinde. Benim de bayila bayila dinledigim, hatta en son albumunu anneme armagan ettigim, Enrico Macias’in bestelerine Turkce soz yazmak moda. Rekor Enrico’da o yillarda. Sonra galiba Luigi Tenco denen bir adamdan bahsetmislerdi. Nasil mi hatirliyorum? Cunku Semiramis Pekkan’in sesini ilk duydugum sarki olan ” O karanlik gecelerde” adli parcanin bestecisiydi de oradan. Sozleri soyleydi saniyorum:

“O karanlik gecelerde. Senin icin agladim hic durmadan. Yalvaririm duy da gel sesimi artik. Senin icin carpan bu kalbim durmadan. O yabanci sevgilerde sen teselli bulamazsin ne yapsan. Dunya yepyeni bir dunya olacak. Tekrar bana doner benim olursan. Cok yalnizim..”

Sesi guzeldir Semiramis Pekkan’in. Hatta Ajda’ya benzer, ama Ajda Pekkan’dan bile iyiymis bence o zamanlar. Annem bana bir kaset vermisti, cok eski, cok yiprandi simdilerde ve ne yazik ki artik dinlenebilecek durumda bile degil! O kasette vardi bu parca. Ilk dinledigimde tam da yalniz ve uzgundum. Elimde yine, en sadik tek eslikcim sarap kadehim vardi. Universite yillari. Babamla kotuyum, sevgilimle kotuyum. Devamli didisiyorum cevremdekilerle, hayatla kotuyum. Tek yaptigim muzik dinlemek ve icmek. Bir de aglamak.. O zamanlar sabahlari aynanin karsisina gecen kadinin gozlerinden bir gece onceki siyahkirmizi sarap disinda, tuzlu ve renksiz yaslar da fiskiriyor. Kaseti basa sariyorum dinliyorum. Agliyorum, dinliyorum. “Cok yalnizim” diye nakarata eslik ediyorum, iciyorum. Ne yillardi yarabbim!

Radyodan simdi de “Oh olsun” diyen Fusun Onal’in sesi yankilaniyor ta banyoya. Sevimli Emel Sayin filmlerimin vazgecilmez muzigi.. Munir Ozkul’lu, Tarik Akan’li, Zeki Alasya-Metin Akpinar’li.. Banyodan dans ederek cikiyorum balikli bonuklarimi siyirarak.. Bir anda yalniz, aglayan, bekleyen bir kadin degil; karsisindakine meydan okuyan, onunla alay eden bir kadin oluveriyorum:

“Duydum ki seni terk etmis, oh olsun. Yalniz birakip gitmis, oh olsun. Dizine kapanmissin, yalvarip yakarmissin, gunlerce aglamissin oh olsun. Oyununa gelmemis, sana hic yuz vermemis, sirtini donup gitmis oh olsun. Herkesle dalga gectin, oh olsun. Ektiklerini bictin, oh olsun. Az mi cektirdin bana, kul oldum yana yana sira geliyor sana oh olsun. Acimdan zevk alirdin, gururumla oynardin, sonunda yaya kaldin oh olsun. Duymaz oldum sesini, dov bakalim dizini, ah bir gorsem yuzunu oh olsun. Capkinligin durulsun, biraz kalbin yorulsun, gozlerine yas dolsun oh olsun..”

Bu kanali seviyorum ben ya:)

O keyifle hemen icimden dilek tutma oyunu oynuyorum. Bu, benim cocuklugumdan beri farkli sekillerde denedigim bir oyun. Cok kucukken Istanbul’daki evimizin bahce duvari uzerine oturur; bilmem kacinci gececek olan araba benim olsun, sonraki bilmem kacinci senin olsun diye oyun oynardik. Biraz buyuyunce okul kafeteryasinin kapisindan giren ilk adam benim olsun, besinci senin olsun oyunu oynadik. Sonra, elimizdeki biletlerin son numaralarini tuttuk, kimin sinema sonrasi icecek ismarlayacagini bulmakti bu defa niyet. Bir donem geldi ki sarkilardan fal tutmaya basladik. Bir klupte calan ucuncu benim oldu, besinci X’in. Begendik, begenmedik kaderimize razi olduk. Cok mutluyuz, keyifliyiz, daha cosacagiz mesela ben tutmusum uc numarali parcayi. Hazir beklerken geliyor mu sana aglak birsey! Hadi bakalim, kaderde bu mu varmis Tanrim deyip gardi dusuruyor, ayaktaysak oturuyor, icki bitmisse tazeliyor, ve X’le kafa kafaya verip saga sola sallanmaca moduna geciyoruz! O kadar onemsiyoruz ki bu sarkilari biz, sarkilardan fal-dilek tutmaca oyununu.. Iste ben yine tutuyorum icimden siradaki parcayi, pur dikkat nefes bile almadan bekliyorum soguk bir pazar sabahi daginik bir kadin olarak kaderimin parcasini.. Veee:

“Uzun zamandir hasret kaldim yuzune, muhtacim inan senin bir tek sozune. Yalvarsam aglasam kapansam dizine, doner miyiz yine eski gunlere. Soyle buldun mu aradigin aski soyle. Yoksa yalniz misin sen yine, benim gibi gozu yasli boynu bukuk tek basina. Yine eskisi gibi beraber olsak, ne olur sanki gecenleri unutsak. Hayat bitse, dunya dursa, olum bile olsa biz hic ayrilmasak..”

Ben size soylemis miydim biraz bahti eksik oldugumu?

Yetmisli yillarin bence en inanilmaz seslerinden Ayten Alpman soyler. Bu da aranjman sarkilardan..

“Neyse”, diyorum kendi kendime.. Aglamak, zirlamak yok bu pazar. “Toparla kendini bakiyim.” Saclarimi tepede toplamisim, yuzume yuz gerici kremlerimden surmusum, bir iki damla parfum dokundurmusum boynuma. Hic de fena degilim.. “Hadi kahve suyun buz oldu, tekrar bas isiticinin dugmesine. Ha, istersen kanali da degistir. Ya da hatta televizyonu ac. Bu hafta Justine Timberlake  haftasi. Sexy Back lazim bana kahvenin yaninda simdi”

~ Music ~

Music makes the people come together / Music makes the bourgeoisie and the rebel / Hey Mister D.J. Put a record on / I wanna dance with my baby /And when the music starts /I never wanna stop
It’s gonna drive me crazy

~Madonna

Iste bu hesap.. Muzigin benim icin ne denli onemli oldugunu artik bilmeyen kalmadi sanirim:) Bu sebepten dedim ki, en sevdiklerimden bir demet sunayim. YouTube denen sey ortaya ciktigindan beridir, en sevdigim eskileri arayip buluyorum, pek mutluyum.. Hadi birkac dakika ayirin ve benimle, benim hitlerime dogru yola cikalim..

~ Mary J. Blidge favori R&B sarkicilarimdan.. George Michael’in hic yalansiz tum albumleri var neredeyse ben de.. Bu ikisini bulusturan en guzel parcalardan biridir “As

~ Robert Downey JR‘a bir bayginligim mevcuttur yillar yili:) Eh, Elton John bir tanemiz: Iste size “I want Love

~ Ve Moloko!! Bilmiyorum bileniniz var midir? En bildigim, en begendigim.. Iste karsinizda: “Time is Now

~ Cok cok eskiye gidelim.. 1967 falan.. Daha sonralari bircok filmde de soundtrack parcasi olarak yer alir ve cok guzeldir. Bazen bagira bagira soylerim elimde sac fircam:)) Marvin Gaye ve Tammi Tarrel’den “Ain’t No Mountain High Enough

~ Aslen Belcika kokenli bir gruptur Hooverphonic. 2000 yilinda cikardiklari albumlerinden enteresan klipli bir parcadir: “Mad About You” Simdilerde ODTU Radyo’da sikca calan baska bir parcalari daha var. (You Hurt Me)

Iste boyle.. Aslen videocliplerle blog yazma isini en iyi Hain Adamimiz bilir; ama bu defalik cok icimden geldi. Kendi yasagimi deldim:) Ama yine video koymadim, link verdim:) Muzikle dolu bir hafta diliyorum.. Hafta sonuna az kala…

Guzel Seyler..

 

~ Kazara olusturdugum, keyifli bir likor: Kirmizi Sarap ve Kirmizi Uzum Suyu karisimi.. Bulusuma istinaden kaldirdigim kadeh sayisinin nerdeyse 2 sise 1 lt.lik saraba mal olusu:)

~ Rakili-mezeli, hos sohbetli bir masa, Cuma aksamindan..  O kadar hos ve alkollu bir muhabbet sonrasi, kendi yatagim ya da evim yerine Tolu’larda “evlatlik” muamelesi gorusum:)

~ Gayet agir ve disiplinli sabah sporu.. Esnemek hic bu kadar aci vermemisti:)

~ Simitli-kasarli sabah kahvaltilari.. Babamin ziyaretinden kalan bal ve kaymagin hafif sekilde eslik etmesiyle birlikte tabi..

~ Klasiklesmesine ragmen bana keyif vermeye devam eden basketbol macina seyircilige gidisim:) Ankara takimimizin macini kazanmasi..

~ Uzun zamandir yazamadigim icin duydugum vicdan azabinin, en sonunda beni calisma masama tasimasiyla bir anda yazip bitiriverdigim “Cuma Hikaye”m:)

~ Gar Lokantasi’nda 6 kisilik, rakili (yine, evet:)) hamsi tavali, kavunlu-keci peynirli, arnavut cigerli, inanilmaz keyifli bir aksam yemegi.. Sohbetin odak noktasi Turk Basketboluydu! Masada bir birinci lig takimi antrenoru, iki genc ve yildiz takim antrenoru, ve bir de eski birinci lig takimi antrenoru yeni ikincli lig takimi menajeri olunca bu konu kacinilmaz oldu haliyle:)

~ Pazar gunu canli yayinlanan Nobel Odulleri Toreni.. Evet gozlerim doldu, evet gurur duydum, evet bazen cok takintili olabiliyoruz arada kalmisligimizin bir gostergesi olarak ve yine evet bence hayatim boyunca belki de sahit olabilecegim tek Nobel toreniydi bir Turk okur olarak..

~ Yilbasi tatilimizi degerlendirmek icin sectigimiz Istanbul’a gidis-donus biletimizin alinarak isin kesinlestirilmesi:) 5 gun Istanbul’a dagilmaya gidiyoruz. Istanbul’u dagitmak zor nitekim:)

Super bir hafta gecirin.. Aman dikkat havalar soguyacak, kar gelecek.. Nereden, bilin bakalim? Tabi ki Balkanlardan. Bu yasima kadar oralardan baska bir sey geldigine sahit olamadim henuz: Soguk ve yagisli hava disinda:) Sizin havaniz hep guzel olsun anacim:) Aralik ugurlu bir ay. Cook ugurlu..

Babam ve Ben…

Babam bu sabah bana supriz yapti:))

Beni ziyaret etmeyeli temizinden bir 10 yil olmustur herhalde:(( Evet, cok aci ama babam beni gormeye hic gelmemisti bu gune kadar.

Ona kahvalti hazirladim (tabi once alis-veris yaptim acele tarafindan) balli-kaymakli, ezine peynrli:)) Sahanda yumurta bile yaptim.. Usta ahcilar gibi yumurtalari dusurmeden teflon tavada ters-yuz ettim hatta:)

Konustuk bol bol, uzun uzun, gozyaslariyla bazen.. Bana eskisi gibi “Benim guzeller guzeli ceylanim” da dedi.. Sonra ben onu “Gar Lokantasi“nda ogle yemegine de goturdum.. Br izzet, bir ikram Eray sagolsun:) Babamin cok hosuna gitti.. Evimi de begendi hem babam.. “Aferin benim ceylanima, neler de yapmis yillardir tek basina kendi hayatina, bu eve” de dedi.. Sarildi da siki siki bana.. Sonra istemeden de olsa ugurladim onu ben, gitti hemen:((

Yine gel babacim. Ben 32’lik koca bir kadin olsam da seni ozluyorum. O kadar uzun suredir ayriyiz ki.. Seninle konusmak, dertlesmek istiyorum. Sen uzulme, seni uzmesinler istiyorum. Ve yine diyorum ki… SENIN VE BIZIM hakkimizda dusunen herkese o dusundugunun 2 katini versin tanri.. Veriyor zaten ben biliyorum, ben yasadim cunku, cok gordum.. Inaniyorum buna ve bu yuzden boyle dusunmekten de vaz gecmeyecegim. Iyi dusunceler iyi dusunceleri getirir.. Kotu dusunceler kotu dusunceleri getirir.. Ben hep iyi dusunce tasiyicisi olacagim..

~Foto, 1975 yilina ait.. Babacim 28, bendeniz 1 yasindayim~

Tango, House, Darbuka, Elektronik…

Hayat temponuzun dusmeye basladigi bir anda, tam da o anda iste, bir telefon aliverirsiniz mesela bir arkadasinizdan uzun zamandir gormediginiz, oyle her an gorusemediginiz.. Uzakta, mesela Istanbul’dadir kendisi. Der ki mesela ” Dilara hafta sonu bomba bir programla geliyorum. Muzige, dansa, keyife doyacaksin. Var misin?” Bu soruya hic bir sekilde ” Bakariz, hele bir gel de” seklinde bir cevap verilmez haliyle.. (Ben espri olsun diye yapiyorum arada ciddi ciddi, sinir ediyorum gelmeden o ayri:)

Toprak buradaydi bu hafta sonu. Once Cuma aksami Ankara Neva Palas Oteli’nde duzenlenen bir Tango Gecesine katildik.. Yaklasik 1,5-2 yildir tango ile ugrastigi icin, Tango Turk grubunun Ankara’daki bu gecesine de katilmak boynumuzun borcu oldu tabi. Otelin lobisine gelen normal kiyafetli ve ayaklarinda botlari, cizmeleri olan insanlar ellerindeki torbalardan cikardiklari zarif ve gicir gicir tango ayakkabilarini ayaklarina gecirip oyle girdiler salona:) Muzik acisindan ziyafet oldu bana.. Aslen gozlerim de bayram etti tabi. Oncelikle Ankara’da bu kadar cok tango meraklisi oldugundan bir haberdim. Her yas grubundan, degisik sosyal siniflardan bir suru insanin biraraya gelerek paylastiklari bu tutku dolu dans gecesine ben bayildim. Ortamda dans etmeden oturan bir ben vardim sanirim:( Anne ve babasi tango yapan, ve onlari sadece seyrederek bu dansi bu yasinda (sadece 12) bu kadar guzel yapabilen bir kiz cocugunun sahnede degisen partnerlarla ettigi tango dansina karsin bendeniz, tabir yerindeyse elimde ickimle “saksi” gibi oturdum! Neyseki gecem boyle sona ermedi..

Ardindan Ankara’nin en iyi kluplerinden biri olan (DJ’yi arkadasim diye degil vallahi) Gate 66‘e gectik. Tangodan anlamam, ama clup muziklerinde fena degilimdir. Kurtlar dokuldu, rahata erildi:)

Ertesi gun “Haydi basketbol macina” seklindeki seslenisime yanit veren 3 arkadsimla beraber Ataturk Spor Salonundaydik yine. Turk Telekom yine yendi. 9 haftadir seyrettigim en uyuz macti. Zaten skordanda belli durum: 85-50! Aksam icin arkadasima verdigim yemek sozumu tutmak uzere onu Sushi-Co‘ya goturdum. Tabir yerinde ise sushiye doyduk. Her ogun, her zaman yemekten hic bikmayacagim bir sey bu sushi benim:)

Yemekte, yillar once adini ilk defa bir radyoda duydugum ve yaptigi muzigi gercekten begendigim bir DJ ile tanisma firsatim da oldu: DJ Funk C. Hilton Oteli’nde duzenlenen Burhan Ocal&DJ Funk C etkinligi icin Ankara’ya gelmis.. Tabi ne yapildi? Hemen solugu Hilton Oteli Balo Salonunda aldik.. Ben bu adama bayildigimi daha once soylemis miydim? Bosuna ona “Master of  Percussion” demiyorlar.. Ha-Ri-Kay-Di!! Sahnede o kadar karizmatik gorunuyor ki.. O kadar uzun sure zarfinda, ellerini darbukasinin ritmine o kadar guzel ortak ediyor ki.. Kalabaligi o kadar guzel motive ediyor ki.. DJ Funky C’nin yaptigi elektronik muzige o kadar uyumlu bir performansti ki.. Sizin oralara da gelirse gidin lutfen, ben susayim, siz karar verin:) Ikisi cok eglendirdi bizi, cok da eglendiler beraber sahnede. Iste buna bakarak islerini ne kadar keyifle yaptiklarini anliyorsunuz..

Velhasil muzik muhtesem bir olgu bence. Iyi ki var hayatimda. Onsuz nefes almayi dusunmek bile imkansiz geliyor..

Muzik dolu, super bir hafta diliyorum yine tum iyi insanlara.. Dostlarima..