Aylık Arşiv: Şubat 2007

Masum Degiliz Hicbirimiz!

~ Kalbini bir mektup gibi burusturulmus firlatilmis….

~ Kendini kimsesiz ve erken unutulmus hissediyorsan..

~ Icindeki cocuga saril sana insani anlatir…

Hafta sonu geldi iste.. Ben bunaldim bu ara biraz.. Bunaldigini bildigim baskalari da var.. O yuzden dedim ki kendime ve onlara ” Hadi, bu hafta sonu icimizdeki cocuklari ortaya cikaralim teker teker. Onlara sarilalim, onlari dinleyelim bir defa olsun.. Kocaman kadinlar ve adamlar olsak da, arada hepimizin bir kacisa ihtiyaci oluyor. En guzel kacis yollarini da hep cocuklar bulurlar, onlar bilirler. Rengarenk lolipoplar elimizde kosturup duralim bakalim, cocuklarimiz bizi nereye goturecekler”?

Dilara, NYC 2 IST’da:)

Evet, bir başlangıcıma daha şahit olmak üzeresiniz arkadaşlar.. NYC 2 IST bünyesinde 15 günde bir “Şehir Günlüğü” köşesinde yazılarım yayınlanacak:) Şehirli bir kadın olarak yaşadıklarım, güldüren veya beni ağlatan şeyler, olaylar ve insanlar, keyif ve lezzet duraklarım ve daha niceleri ile Sevgili Rana Solaker‘in editörlüğünde köşe yazıları yazmaya gayret edeceğim. Daha çok çalışmam, emek harcamam gerektiğini biliyorum. Lütfen bu konudaki her türlü olumlu ve olumsuz eleştrinizi benimle paylaşın. Her zaman “İyileştirmeye Açık Alanlar” vardır, unutmayın:)

*** Sevgili müzisyen arkadaşım Ceyda Pirali ve ortağı Hande Okçu’nun stüdyoları güzel bir vesile ile buraya konuk olmuş:) Vallaha sevgilim olsaydı, böyle bir hediye çok orjinal olabilirdi.. Değişiklik isteyenlere duyurulur:)) ***

Sobelendim ve 2. Yılımı Doldurdum!

Ezop’cum, Parizyen’cim, tatlimiz kiymetlimiz sobelemis beni bu konuda: Hakkimda Bilinmeyenler!! En son sobeden sonra bayagi zaman gecmis bu arada… Boyle ha deyince insanin aklina gelmez bu tur seyler bilirsiniz. Kaldi ki hayatimi neredeyse gunbe gun paylastigim icin hala bilinmeyen ne kaldi diye de dusunmekteyim.. Ilk aklimiza gelenleri siralayalim fazla kasmadan:

~ Evet, ben de evin icinde ayakkabi ile dolasanlardanim. Kendi evimde ayakkabi ile yataga girmisligim bile vardir. Evde terlik giymekten nefret ederim.. Bir yere gittigimde onume terlik koyacaklar diye odum kopar. Eger bir evde ayakkabimin onune bir bez koyar ve ” Aaa sekerim, cikarma lutfen. Sil gec” diyen bir ev sahibi varsa +1 puani kapar benden:)

~ My Best Friend’s Wedding ve Must Love Dogs filmlerini canim her eglenceli ve keyifli bir seyler izlemek istediginde tekrar tekrar izlerim. Hala ayni yerlerde guler, replikleri icimden soylerim.. Tabi ki bir suru klasik filmim var evde, ama bu ikisine takintiliyim nedendir bilinmez:)

~ Hemen hemen herkesin basina gelmistir gerci, ama ben nerede “asla” desem yanibasimda bitivermistir: Misal, ” Hayatta devlet sektorunde calismam ayol, ne oyle memur mu olacagim ben” Hacettepe Universitesi Hastanelerinde 22 Subat’ta doldurulacak 5. yil!

“Hayatta bu evde-simdi oturdugum ev oluyor- uzun uzadiya oturmam. Ust kata mumkunse teras katina tasinacagim” 1993 yilinda girdigim kapidan, yil 2007 olmus hala cikamadim:) Tabi burada beni yanlis anlamayin. Evim oldugu icin her zaman sukretmisimdir, ama artik ben de balkonda terasta kahvalti keyfi istiyorum ama.vs.. vs.. bu liste uzun bosverin!

~ Evde bulundugum ilk dakikadan itibaren ses yapacak bir seyleri acarim; televizyon, radyo, CD farketmez.. Ofiste de ayni sekilde sessizlige hic tahammulum yoktur. Biri sorsa ne dinledigimi soyleyemem, cunku dikkat etmem. Benim icin onemli olan evde ya da ofiste sessizligi bastiran bir seyler olmasidir. Bunun saniyorum uzuunn yillardir yanliz yasamamla bir alakasi var:) Hayir korkak da degilimdir ama..

~ Sporu kucuk yaslardan beridir sevmeme, hemen hemen her turlusunu (voleybol, basketbol, tenis, yuzme, kayak, squash, scuba diving, trekking) degisik yaslarda severek yapmama ragmen dayanamadigim ve anlayamadigim tek spor hentboldur! Boks maci, futbol maci, halter musabakasi bile seyretmisligim olmasina ragmen, hentbol maci falan varsa TV’de 1 dk. bile seyretmem! Nedendir bilmem hentbola bir gicikligim var. Ama ilginctir son 5 yilda tanidigim 3 arkadasim da hentbolcu!!

~ Karsi cinste beni hayran birakan seylerin en basinda bicimli, uzun parmaklar gelir! Bir erkekle tanistigimda once ellerine bakarim, aliskanlik bu oyle boyle degil. Hatta bir defasinda disaridan ilk baktiginizda “Aman yarabbim” dedirtecek kadar hos bir adamla tanismistim, ama parmaklari kisaydi. Ikinci sans bile veremedim:( Sanirim annem bana ” Dusur artik su standartlarini, baslayacagim senin seciciligine” demekte hakli:) Ne yapayim, can cikiyor huy cikmiyor malumunuz!

~ Cocuklugumda cok hayal kurardim, hala da severim hayal kurmayi. Benim cocukluk hayallerimde hep 2 cocuk ve “hic” es olurdu!! O zamanlar cok cok mutlu bir aile hayatim ve bizimle ilgilenen, sevecen annem-babam olmasina ragmen neden boyle hayaller kurdugumu hic bir zaman anlayamadim! Isin ilginci simdi de cocuk istemedigime karar verdigim bir donem… Bu ne ironidir allahim!

Aklima gelenler bunlar.. Cok bilinmeyen ya da merak edilenler miydi bilemem.. Ama bu maddeler tamamiyle ben.. Sobeleme sirasi bana gectigine gore Hikayeler Zynep‘i, artik bir ses versin lutfen diyeyerek Prenses Chido‘cumu ve Hindistan Cevizleri’den hatun kisi Bezen hanimi sobeliyorum.. Cevap vermek isterlerse tabi:)

Bu arada… Yil 2005, aylardan Subat, gunlerden 02 iken.. Bu satirlarla baslamisim yolculuguma burada.. Nasil da atlamisim bu tarihi ben, kacirdik blogun 2. dogum gununu iyi mi??

“Every journey in our life, sometimes is the expression of beginning or end.

Or both of them..

“Journey to BLUE” is the name of my beginning journey which is going to show my little happiness, thoughts and beauties of my life.

Welcome to my world.! “

Sabah…

Dunya o kadar buyuk ki;

Bir noktayim ortasinda ne yapsam.

Bazen de o kadar kuculuyor ki dunya,

Devrilecek saniyorum, kimildarsam

Hayat o kadar uzun ki,

Oyle bitmz geliyor ki bir an..

Bir de bakiyorum, o kadar kisaliyor ki;

“Ne cikar” diyorum bu hayattan.

Saadet o kadar lazim ki yasayana;

Billahi can verir ugrunda insan.

Hem o kadar bos ki mesud olmak,

Gun yuzu gormeden olenlerin arkasindan.

Ben o kadar onemli kisiyim ki,

O kadar iyiyim ki aklim ve dusuncelerimle.

O kadar da fenayim ki ben

Delice niyetlerimle.

Gece; ne kadar karanlik ve sessizsin..

Oyle kapliyorsun ki evleri, yollari, denizleri.

Hem o kadar aydinlik ve seslisin ki;

Cilginca costuruyorsun bizleri.

Sabah; bir yeni dunya gibi geliyorsun;

Oylesine suslu, oylesine sadesin ki..

Sen o kadar guzelsin ki sabah,

O KADAR GUZELSIN KI.

~Ozdemir ASAF

Guzel sabahlara.. Guzel ve aydinlik sabahlara.. Benim gibi ihtiyaci olanlara, ya da oylesine yataktan kalkip gune baslayanlara..

Mavi mi Mavi:)

Aynen baliklarim gibi..

Mavi olsa perdelerim.. Belki de duvarlarim.. Halilarim gibi, bornozum ve havlularim gibi.. Saclarimi topladigim tokalarim, o en sevdigim kupem gibi.. Bayildigim deniz gibi, gecen gunku tekne gibi,ilk askimin gozleri gibi.. Anilarimda hatirladigim o en guzel gunler gibi mavi olsa herseyim..

Boyle masmavi ciceklerle dolu bir yatakta yatmak istiyorum.. Mavi elbiseler giyip, safir tasli kolyeler istiyorum.. Mavi cicekler ellerinde bir suru arkadasim gelsin istiyorum.. Mavi punch kasesinden kadeh kadeh icki icmek istiyorum.. Mavi balonlar ucuralim beraber ve mavi kanatli kuslar olsun gokyuzunde istiyorum.. Mavi kurdeleler sarkan dallarindan, kocaman agaclar altinda olalim istiyorum.. Sarki soyleyelim, dans edelim ve yasadigimiz bu mavilige sukredelim istiyorum..

Mavi, masmavi bir hafta sonu sizinle olsun diyorum.. Hey, ben kime diyorum? Suratinizin asik olmasini degil, gulen gozlerinizde masmavi isiltilar olsun istiyorum.. Umutlarimiz mavi olsun. Sevgimiz, sadakatimiz, askimiz mavi olsun istiyorum.

Ben bana bu sarkiyi boyle icten soyleyecek biri olsun istiyorum. Cok mu sey istiyorum???

:))