Aylık Arşiv: Ekim 2009

Kediler & Insanlar

 

Cat 1

Kedi sever bir suru dostum var. Cevremde kedi seven bir suru aile, insan var. Bende denemistim zamaninda, belki hatirlayanlariniz olacaktir. Bir kediye sahip olmak, yalnizligima ortak bir figur istemistim evimde. Ki anlasildi daha ilk andan itibaren bir kedi ve ben aslinda ayni evde olmamasi gereken 2 canliydik!

Dinlence

 

Ben kediyi sevmek istedigimde, onu kucagima aldigimda kedim benden kacti. Onun cani benimle oynamak istediginde ya da uzerimde uyumak istediginde ben kactim. Cunku benim onu istedigim anla onun beni istedigi an tutmuyordu bir turlu!

Cat 2

 

Ben sessizlik istedim evimde. Huzur, sukunet.. Eve geldigimde aksamlari sakince ayaklarimi uzatip bir kadeh icki icmek, biraz guzel muzik dinlemek ve sevdigim seylerle oyalanmak istedim. Kedim -yavruydu tabi o zamanlar- bir asagi bir yukari kosturur, tirmanir, atlar, evde buldugu butun gazete, dergi ve karton parcalarini dagitir, onlarin hisir hisir sesleriyle resmen hipnotize olurdu. Ben sukunet isterdim, o sebeple o evin icindeki hengameye alisamadim.

Dinlence 2

 

Ben yalniz yatmaya alisiktim, kedim benle uyumak istedi. Hatta boynuma tirmanmaya calisir, ben onu uzaklastirmaya calisirken boynuma tirnaklari ile izler birakirdi. Kapimi kapattigimde tir tir tirmalar, miyav miyav miyavlardi sabaha kadar. Inattim ben. (O zamanlar kendimin inat oldugunu saniyordum ya da. Beterleri de varmis.) Ben almadikca o miyavladi.

Cat 3

 

Bir yere giderken -ki bu yerler genelde uzak mesafeler- kedim yalniz kalabilir sanmistim. Ben yokken de hayatini surdurur, bir hafta 10 gun yemegini veren cis kabini degistiren biri olursa sakin sakin evde bekler sanmistim. Uzak yolculuklarimdan her dondugumde evi berbat bir halde bulurdum. Ne var ne yoksa bahceden evin icine tasir, ortaligi cop tenekesine cevirirdi. Evet bahcede dolasmasina izin vermistim. Ama ben onu tutamamistim ki evin icinde uzun sure. Pencerenin onunde miyavladikca, disaridaki kedilere bakip bakip onlari takip etmekten pencere pencere dolasinca kiyamamistim. Arkadaslariyla olmak sitiyor diye. Benle olamiyordu ya.

Handsome

Sonunda bir gun seyahatten dondum ve kedim gitmisti. Bir daha da donmedi. Uzuldum biraz once, cunku ufakti daha. Onu sonuna kadar sevmek, bir yuva vermek, can yoldasim yapmak icin almistim. Ama karakterlerimizin ne kadar zit oldugunu gorunce o yavru kedi bile dayanamamisti benimle olmaya.

Insanlar ve kediler birbirlerine benzerler. Canlari aciyinca canini yakandan uzak dururlar. Sevildiklerini anlarlarsa severler. Keske dilleri olsaydi birde. Bizim var. Ama cogu zaman dilimizi birbirimizin canini acitmak icin kullanmamayi tercih ediyoruz! Susuyoruz. Susuyoruz ve bir seyler olmasini bekliyoruz. Korkuyoruz.

Neden?

Neden korkuyorsunuz bana soyler misiniz? O zaman bende soyleyecegim neden korktugumu. Aciklik ve durustlukle. Merak eden icin. Merak etmeyen okumuyor biliyorsunuz. Ben ozellikle sizlerin korkularini merak ediyorum.

Eskiden karanliktan korkardim. Simdi aydinliktan daha cok korkuyorum!

 

Hafta Sonundan Özet

 

Art Seller

Tuba ve Cem evlendiler Cumartesi akşamı:)

Sevgilim, uzun zamandır göremediği paraşütten dostlarıyla hasret giderdi. Erkek tarafı, kız tarafı, dostlar, eğlence, dans derken geceyi tamamladık. Bu arada “Hayatta Yapmam” dediğim bir şeyi daha yaptım: Üzerimde upuzun gece elbisesi ile Manhattan‘a gidip elimde bira dans ettim. Evet, yaptım!

Şu sıralarda Antalya’da yerleşecekleri evlerini dekore etmekle meşguller. Sanırım:) Kocaman mutlu, huzurlu ve elele bir hayat diliyorum arkadaşlarıma.

 

La Sagrada Familia

Cumartesi sabahı antioksidan almaya başladım.

En sonunda Tolunay “Yeter” dedi ve olaya el attı. Beni zorla GNC’ye yolladı ve görevli ile konuştuktan sonra elimde bir kutu antioksidanla dışarı çıkarken buldum kendimi Karum’dan. Uzun süreli ilaç kullanmakta pek de başarılı sayılmam doğrusu. Durumum da bence gayet iyi. Yani halsizliğim ortadan kalktı gibi ve 1,5 kg. bile aldım. Ama nedense çevrmdeki herkes bu durumun bana pek yakışmadığı görüşündeler! Üniversitede son yılımdı, o zamanki sevgilim acemi birliğinden Ankara’ya dönmüştü. Bense 58 kg.ya düşmüş halimden memnundum. Beni görünce mutlu olur, beğenir diye düşünürken ben adamın ilk lafı “Ne oldu sana böyle?” olmuştu! “Bir deri bir kemik kalmışsın..” Hiç beğenmemişti anlayacağınız. Şimdi o halimden de zayıfım, ama ben memnunum. Yinede dostlarımı kırmamak ve biraz daha güçlenebilmek için vitamin almaya başladım bakalım..

 

Park from Spain

Dersler başlayalı nerdeyse 1 ayı geçti, ama ben henüz konstanre olmayı başaramadım! (Neden şaşırmadınız acaba? Aynı nakarat diyorsunuz değil mi:) Bu defa haftanın 3 günü dersim var. En sevdiğim ders İnsan Kaynakları. Müthiş şeyler öğreniyoruz. Ayrıca dersi inanılmaz bir adam veriyor. Kendisi bir nevi performans sanatçısı gibi. Derse ve konuya dikkatinizi vermekten başka şansınız yok yani:) Pazarlama idare ediyor. Gelgelelim Finansal Yönetim dersinde adamın karşısında -diğerleri gibi- bakakalıyorum! Finans terimlerini de, işlerini de, matematiği de, hesabı da sevmiyorum. Yakında Finansal Tablolar ve Mali Analiz konusuna geldiğimde hissiyatımı daha derin ifade edeceğim sizlere!

Inside the Church

From La Sagrada Familia

Tolu’cum da artık fotoğrafla yakından ilgilenme kararı aldı. İspanya’da kendisini gaza getirdik ve dönüşünde hemen AFSAD’a üye yaptık. Şimdi hepimizin geçtiği yoldan geçmek için hazır ve nazır:) Sevgili eşi de kendisine çok hoş bir süpriz yaparak, doğum gününde CANON EOS 450 D hediye etmiş. Sabırsızlıkla bana eşlik edeceği, hatta beni kolumdan sürükleyerek fotoğraf çekmeye götüreceği günlerin gelmesini bekliyorum:)

 

Tüm bunlar olup biterken, Ankara’nın havası şaştı dostlar! 26 Ekim itibariyle dışarıda günlük, güneşlik bir hava vardı. Kışlıkları çıkarıp yazlıkları kaldırdığımızdan sebep bir türlü dışarıdaki havaya uygun giyinebilmeyi beceremiyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin. Bu sene de kar-kış-soğuk çok fazla göremeyeceğiz gibi.

Biraz daha İspanya fotoğrafları eşlik ediyor size. Gözlerimin görebildiği güzellikleri paylaşmaya bayılıyorum:)

 

 

Tuba Bekarlığa Veda Ediyor:)

 

Tuba

Tuba, güzel ve akıllı arkadaşımdı benim:)

Cem, yakışıklı ve esprili arkadaşıydı Sevgilimin:)

Biz tanıştık, sanırım 1,5-2 ay sonra bir akşam da ikisini tanıştırdık. O günden beri beraberler işte ve 24 Ekim’de evleniyorlar:) Düğünden 1 hafta önce Tuba için bir “Bekarlığa Veda Partisi” düzenlemek istedim. Beni Tuba’nın arkadaşı yapan Natali ile birlikte elimizden geldiğince keyifli bir organizasyona imza atabilmek için uğraştık. Başta bayağı bir araştırdım ve elimdekileri paylaşayım da dedim, benim gibi ne yapılır nasıl yapılır diye insanlar stres olmasın:)

From Bachelor Party

 

Buyrun yaptıklarımız:

1- Geline ve partiye katılan herkese t-shirtler yaptırdık:) Gelininki beyaz oldu ve üzerinde BRIDE yazdı. Bizimkilerde de TEAM BRIDE yazıyordu:) Gelinin yeni soyadını da çağrıştırdığı için herkesin sırtına birer melek kanadı kondurttuk. GJK

2- Adettenmiş, gelin kızımız için bir kısa duvak yaptırttık partide takması için. Amma velakin renkli olsun duvağı şenlenelim diye “mor duvak” taktık kendisine:) GJK

 

 

Tuba's Notebook

3- Hepimiz kendisi için esprili hediyeler aldık ve bunları önce bir sepette süsleyip kendisine veririz demiştik, ama sonradan sepeti bıraktık ve made in GOJEKO çantası yaptırttık. Harika da oldu. Zaten yanında GJK işareti gördüğünüz tüm ayrıntılarla bizzat GOJEKO’dan Gökçe Hanım ilgilendi. Çantanın üzerine hepimizin isimlerini de eklettik, hatırası olsun kullandıkça bizi ansın diye. GJK

4- Hediyelerin ayrıntılarına girmek ne kadar doğru olacak bilemiyorum. Hani sonradan sansür yemeyelim diye:) Romantik bir akşam için jartiyerli siyah çorap, dantelli zarif iç çamaşırı, tasma-kırbaç gibi gayet masum ve eğlencelikli aletler, eğitici-öğretici bir kitap:) vs.. Bir cift de kanat kondurduk soyadina ithaf olsun diye:)

Angel

 

5- Yaka etiketleri yaptırttık hepimiz ve üzerine son dakika yazıları yazdık. Bu fikri Defneyle Yaşamak’ın şu postundan aldım:) Gelin ne zaman birimize baksa bu son dakika uyarıları ile göz göze geldi:) Gerçi işe yaramadılar, ama eğlenceli oldu:)

6- Güzel bir anı defteri yaptırttık gelin için. İçine partisine katılan herkes onunla ilgili duygularını yazdı. Defterin üzerine “Tuba Bekarlığa Veda Ediyor” yazdırdık. GJK

 

 

All of Us

7- Partiye katılan herkese birer davetiye hazırladık. Fazladan bir tane de gelinin hediyelerini koyduğumuz çantaya bıraktık. Davetiyemiz çok güzel oldu:) GJK

8- Gelinimize taki toreni yaptik, kollarini altin bileziklerle donattik:)

New Bride

 

9- Gelinin müstakbel damadına 12 soru sorduk. Sonra gelinden bu soruları cevaplamasını istedik. Amaç, gelinin müstakbel kocasını ne kadar iyi tanıdığını öğrenmekti. Verdiği her yanlış cevap için bir shut içmek zorunda kalacaktı gelin. Yanlızca 2 soruya cevap veremedi:) Verdiği her doğru cevap için bizler birer shut içecektik. Baktık hatun gayet iyi belli sayıda shutlarla terkettik masayı:)

10- Bekarlığa veda pastası için canım arkadaşım, yetenekli, maharetli Tarçınım’dan yardım aldık. Harika bir pasta hazırladı bizim için Aslı’cım. Herkes, gelin başta olmak üzere bayıldı, bayıldı pastaya. Pastamızın konseptini Natali’nin yardımıyla hazırlattım. Zira gelinimizin lakabının “inek” olduğunu kendisinden öğrendim:) Jartiyerli, duvaklı, koca memeli, şaşkın bir inek vardı pastamızın orta yerinde bekarlığa veda eden:) Tarçının Mutfağı

 

 

Cake

11- Parti mekanımız Minna’s Cafe&Bistro oldu. Önceden gidip balonlarla süsledik bize ayrılan mekanı.

Veeee….. Tüm gece çılgınlar gibi karaöke yaptık:)

Çok mutlu ol arkadaşım..

Hep böyle gül yüzünde güller açmış misali..

Seni seviyorum..

All of Us 2

 

 

Yorgun. Ve Hasta. Ve Halsiz. Ve 54 Kg.

 

From Madrid

Benim işte o:(

Antibiyotiklerde artık işe yaramıyor. Üzerimden kamyon geçmiş gibi. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Hiçbir şey çekmiyor içim yemek için.

~

Havalar iyice soğuyor Ankara’da. Bir yağmur yağıyor, şakır şakır değil ama. Sanırsınız tufan çıkmış, biraz sonra pencereden Nuh’u ahalisi ile birlikte geçerken göreceksiniz! Sabahları buzz. Akşamları buzz. Öğlen vakti garip bir sıcak?

~

İspanya’dan kadrajımıza giren fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum sizi. Biraz dolaşalım mı benim gözümden oralarda? Madrid’deki sokak ve cadde isimlerinin yer aldigi tabelalara ozellikle dikkat:)

From Madrid

From Madrid

From Madrid

From Madrid

 

 

 

 

 

İspanya Seyahatimizden: Volume(III) BARSELONA

Dilara

İspanya’nın en güzel, en turistlik şehri Barselona. Ünlü mimar Antoni Gaudi‘nin şehri. Şehrin her tarafında izleri var ve eserlerine baktığınızda bir insan bunları nasıl düşünmüş de yapmış 100 yıl önce dedirtiyor insana. Doğaya ve hayvanlara aşık Gaudi ve eserlerinde onlardan esinlendiği formlara ve şekillere çokca yer vermiş. Rehberimizin anlattığına göre de oldukça trajik bir biçimde hayatını kaybetmiş: Şöyle ki, 16 yılını en büyük eseri olan La Sagrada Famillia‘nın inşaatında yatıp kalkarak ve bir işci gibi orada tozun toprağın içinde çalışarak geçirmiş. Bir gece şarabı bittiği için şarap almak için dışarıya çıkmış ve sokaktan geçen bir at arabasının altında kalmış. Onu bulanlar berduş görüntüsü ile onu tanıyamamış ve yanındaki içki şişesi sebebiyle de bir ayyaş olduğuna karar verip yardım etmemişler. Ve Gaudi orada kıvranarak ölmüş! Rehberimizin söylediğine göre halen La Sagrada Famillia’nın bulunduğu bölgede yaşayanlar dedelerinin dedelerinden kendilerine anlatılan bu hikaye sebebiyle vicdan azabı duyarlarmış! 100 yıldır bitemeyen bir kilise Sagrada Famillia. Muazzam bir eser.

Kristoph Colomb Statue

 

Casa Batlló aynı cadde üzerinde bulunan Gaudi’nin iki önemli eserinden bir tanesi. Esere dışarıdan baktığınızda balkonların kafatasına, destek blokların da kemiklere benzediğini görüyorsunuz. Burasını zengin bir aristokrat için inşa etmiş Gaudi. Bir diğer eseri ise Casa Mila (La Pedrera). 8 katlı bu binada hiç düz duvar formu kullanılmamış, dalgalı dış yüzeyi ve süslü bacalarıyla inanılmaz bir bina. Gauidi’ye ait bir de Park Güell var ki.. Burayı gezerken çok keyif aldım. Güelller oldukça aristokrat ve varlıklı bir aile imiş Barselona’da ve yaşadıkları süre boyunca da Gaudi’ye oldukça destek olmuşlar. Bir gün kendileri için stili olan bir büyük park inşa etmesini istediklerinde Gaudi onlara Park Güell’i yaratmış:) Parkı çevreleyen duvarlarda ve içeride girişte sizi havuzun üzerinde karşılayan o meşhur kertenkeleye kadar hemenm hemen her yerde süsleme için kırık mozaik ve seramikler var. Rengarenk. Çok güzel ve iştah açıcı:) Bu park UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine eklenerek koruma altına alınmış.

Casa Mia

 

Meşhur caddesi La Ramblas ise bizim en çok zaman geçirdiğimiz yerlerden biri oldu Barselona’da. Tüm restoranlar, tapas (meze) barlar, barlar, alış-veriş için dükkanlar falan hep bu yaklaşık 1,5 km.lik cadde üzerinde. Caddenin sonunda sizi 2. fotoğraftaki Colombus Heykeli karşılıyor. Ve hemen 20 m. ilerisinde ise deniz ve liman:) Christopher Colombus eliyle batıyı işaret ediyor heykelde, yani Yeni Dünya’yı. Yeni Dünya’ya yaptığı seyahatten dönen Colomb İsabella ve Ferdinand tarafından bu heykelin bulunduğu yerde huzura kabul edilerek, karaya ayak basmış.

From Gaudi

 

İspanyol Köyü‘nü de görmeyi çok istiyordum ben. Bu sebeple akşam vakti de olsa gidelim dememe itiraz etmeyen yorgun bünyeler, beni kırmayarak bu meşhur köyü akşam karanlığında görmeye razı oldular! Aslında akşam bile güzeldi, ama alışveriş mekezleri ve restolar açık olmadığından aktivite ve hareketlilik yoktu göze çarpan. Biz de sükunet içerisinde gezdik sokaklarını bu köyün. “Pablo Espanyol”, nam-ı diğer İspanyol Köyü 1929’da bir inşaat fuarı için yapılmış. Sonrasında yıkılmak üzere. İçerisinde birbirinden farklı mimariye sahip 116 ev var. Bu evler İspanya’nın değişik bölgelerine özel ve bu evlerin inşası için çalışan mimar ve mühendisler buraya kuracakları evleri belirlerken 1600 kasaba ve köyü gezmişler. Etkileyici bir yer. Sanki tüm İspanya’da dolaşmışsınız gibi hissediyorsunuz turunuz bittiğinde.

La Sagrada Familia

 

Yediğimiz içtiğimiz şeyleri Madrid yazısında anlatmaya çalışmıştım, burada da çok farklı bir şey olmadı. Yine ben TAPAS Barlardan vazgeçemedim. 2 tabak bana fazlasıyla yetti de arttı bile. İçilen içkiler hep şarap oldu. Birkaç öğlen vakti soluklanışlarımızda bira içtik diyebilirim. Oradan dönerken kendime aldığım bir kitap ve bir kolye, Sevgiliye bir t-shirt dışında şarap ve peynir getirdim:) Peynirler burada market fiyatlarının en az yarısı idiler. Şaraplarında henüz iki şişesini tattık pek beğendik:) İlk defa-hayatımda- bu tatile boş bir valiz ve sayılı malzeme ile gittim ve bir sürü şişe ve peynire rağmen hala boş bir valizle dönebildim! İnanılmazdı!

Sagrada Familia

 

Fotoğrafları yayınlamaya devam edeceğim. Elimden geldiği kadar çekmeye çalıştım, ama bu konuda sanırım asla Zeynebim gibi olamayacağım:) O şahsına münasır bu konuda. Kulaklarını çınlattım Zeynebim. Nasıl çekiyorsun sen 1 haftada 7000 küsür fotoğraf yaw? Benim toplam 700 anca oldu:( Böhüüü:(

Sagrada Familia Front