Aylık Arşiv: Haziran 2010

~Haziran~

Pd

~Photo by Patrick Demarchelier. Edited by me. “En sevdiğim albümünden”..~

 

Bahar geçti, yaz geldi bile.

Hüzün yine oturdu yüreğime, gözlerime. Sırtıma ağrı saplanıyor, nedendir bilemiyorum! Gidenleri uğurlayamıyor, “kal” diyemiyorum. Sabahları çok, ama çok erken kalkmaya devam ediyorum. Ezanı dinliyorum, o derece yani! Yürüyerek işe geliyor, yaptığım tek spor bu aralar “bu” olsun diyorum. Zaten kilomla sorunumu ortadan kaldıralı çok oldu! O sebeple sadece nefes açma egzersizi yapmış oldum diyerek kendimi avutuyorum.

İnsanları anlamak için çabalamayı bıraktım ya. “Rahat”a alışmaya çalışıyorum:) Söylediğim her şeyi içimden gelerek söylüyorum. Pişman değilim, olmayacağım da. Pişmanlık faydalı bir alet değil bilirsiniz! İçi-dışı bir insanları daha çok seviyorum bu dönem. “Özür dilemeyi” bileni, söyleyecek sözü olanı kollarımı açarak kabul ediyorum. Geçmişle derdim yok, gelecekle de. Anıma bakıyorum. Onu şekillendirmeye çalışıyor, “huzur” benim göbek adım olsun diye uğraşıyorum.

Sigaradan uzaklaştım, ama nasıl ben bile bilmiyorum! Son 10 gündür 3, bilemedin 4 tane “piç” olmuş sigara var bakınca elimizde! Mutlu oluyorum. Yalnız alerjik bünyemin neye ve nasıl tepki verdiğini bir rutine oturtamadığımdan sebep şişen sinüslerle nefes alamayan bir kadın olarak, geniz akıntılarımla mücadele ediyor, en son “klor” alerjimin hortlamasıyla 35 yaşında kapalı havuzda yüzme antremanlarına elveda diyorum! Evet, çok komik ama klora alerjim çıktı benim. Her havuz sonrası boğmaca geçiriyor gibi olmamın sebebini de bulmuş olduk, hayırlı uğurlu olsun! E peki havuza gitmiyoruz, uçuşan tüylerle haşır neşir değiliz, nefes açan ilaçlarla dolaşıyoruz da hala niye rahatsızız bir türlü bulamıyoruz!

Teyze kuşu ve damadını yemeklere götürüyorum her akşam. Hala en favori yerimin Balıkçıköy olduğunu görüyorum. Hem de yeni yeri:) Hem yeni, hem çiçekli, hem mis gibi, hem mavi, hem sıcak, hem teras. Hem.. Gidin de görün işte daha ne diyeyim. Ege Ezmesi yiyin karışık otlarla yapılan. Patlıcanı hala onlar gibi yapanına rastlamadım, bir de onu deneyin balıktan önce derim. Levreği ya ızgara ya da Dil’i şişte yiyin. Bana teşekkür edin. Üzerine sıcak helva birde en Maraş usulü dondurmalısından.

..

Bahar geçti, yaz geldi bile ya..

Gelin bu Haziranı kırmızısız, rakısız, kahkahasız geçirmeyelim.

2 güne sığdırılmış mini kaçamaklarla, amazona dönmüş balkonlarda keyifli, tatlı, kavunlu-karpuzlu, kirazlı bir de konserlerle dolu geçirelim. Nasıl ama?