52 Liste Projesi 22. Hafta Listesi

Merhaba 🙂 1 hafta ve bir liste ara aldım sizin de göreceğiniz gibi. Geçtiğimiz haftanın başını bir miktar yoğun, ortasından sonrasını da yurt dışında geçirdiğim için 21. Hafta Listesi de güme gitti malesef! Olsun varsın diyelim ve kaldığımız yerden, hem de tam yeni bir seyahatten dönmüşken, gezdiğimiz yerler içerisindeki en beğendiklerimizin listesi ile devam edelim.

52 Liste Projesi

22. Hafta: Gezdiğiniz Yerler İçinde En Beğendiklerinizin Listesi

** Öncelikle belirtmem gerekir ki sürekli Amerika ve Avrupa seyahatleri yapmışım. Uzakdoğu, Güney Amerika ve Afrika’ya henüz ayak basmamışım 🙁 Bu da not olarak dursun burada! **

Journeytoblue‘da yıllardır seyahatlerimi yazdığım bir köşem var biliyorsunuz: Seyahatname adında. Oraya şöyle bir göz atan dönüp dolaşıp birden fazla gittiğim şehirleri görecektir. Bunun nedeni elbet öncelikle oralarda bulunmaktan keyif almak, beğenmek, oralarda mutlu ve huzurlu hissetmek. Yalnız bir tanesi var ki işte onu ilk sıradan bu listeye sokalım bence:

San Fransisco! (ve elbet Carmel)

Şaşırmadınız değil mi? Evlendikten hemen sonra tam 3 ayımızı bir ev kiralayarak tam kalbinde geçirdiğimiz San Fransisco‘nun benim için yeri çok başka. Neyini beğendin Dilara derseniz o çok kültürlülüğü, renkliliği huzurla bünyesinde barındırması, herkesin kendi işine bakması ama saygıda/nezakette birbirine kusur etmemesi, hemen hemen her yerden yakaladığınız nefis okyanus manzarası, inanılmaz güzel ve büyük parkları, birbirinden lezzetli ve çeşitli restroranları, peynir ve şarap rotaları, nerdeyse her hafta birine denk geldiğiniz sokak festivalleri, konserler, etkinlikler, çevreye, doğaya verilen önem. Muhtemelen turist olarak gidip 1 hafta 10 gün kalan biri belki bu kadar ruhunu içine çekecek vakit bulamaz, ama içerisinde yaşadığınızda çok farklı ve beni çok etkileyen bir şehir deneyimi yaşatmıştı San Fransisco. Umuyorum yine kollarımı o güzel ağaçlarına sarabileceğim, yeşilinde piknik yapabileceğim, kendi başıma dört bir yanına koşuya çıkabileceğim, Napa’da peynir ve şaraba gömülebileceğim günler yakındır 🙂 Carmel ise kesinlikle bir masal şehri! Sadece 1 gün geçirdik, ama dönüp dönüp tekrar gitmek isteyeceğim yerlerden biri olarak bu listede yerini almasa haksızlık olur. Henüz kendisi ile yarışabilecek estetik güzellikte bir yer görmüş değilim.

Chicago!

2005 yılında bulundum Chicago’da 1 hafta süreyle. Oak Brooke adında merkezden biraz uzak bir yerde idik iş için. Chicago merkezde sadece 2 gün geçirmeme rağmen bir akşam güzel bir jazz klubünde kendimizden geçmiş, gücümüz tükenene dek sokaklarında turlamış, çok güzel akşam yemekleri yemiş, harika şaraplar içmiştik.  Şehir olarak, yaşama potansiyeli anlamında gerçekten benim için New York City’nin falan önündedir. Biraz daha uzun vakit geçirmek, acele etmeden şehri ve insanlarını tanımak için tekrar zamanımız olsun çok isterim bu yüzden.

ITALYA!

Evet tüm İtalya! Görmediğim az yeri kalmıştır bu ülkenin, ama kendimi en “ben” hissettiğim, en hiçbir şeyi umursamadan günlük yaşamın içinde akıp gidebildiğim, havasını, çiçeğini, bağlarını, insanlarını bir ayrı sevdiğim, yaşamak için zamanım olsun istediğim ebedi aşkım kendisi. Toskana’da bir köyde de Roma, Floransa’da merkezde de hissiyatım hep aynı. San Fransisco’da yaptığımız “3 ay ev kirala, yerlisi gibi yaşa” mottomuzun ilk çıkış noktası burasıydı aslında, sonra o fikir evrildi başka bir şey oldu. Çok da iyi oldu elbet, ama ikinci tecrübe burada bir yer olsun en büyük arzum.

Prag!

Yurt dışında gözüm kapalı yer-yön, yol bulabildiğim; avucumun içi gibi bildiğim, her daim kalbimi “pıt pıt” attıran bir şehirdir. 30. yaş günümde kendime bir Prag seyahati armağan etmiştim ve 3 gün bir hostelde tek başıma kalmış, beni götürdüğü her yere gitmiştim bu şehrin peşinden. Klasik ve jazz müzik konserleri, Ortaçağ’da yaşıyormuş hissi veren inanılmaz binaları, eserleri, köprüleri ile seyirlik ve keyiflik bir şehir olduğuna inancım hep baki!

Londra!

Yağmuru ve kapalı havası olmasa bu listede yaşamak istediğim yer olarak adını geçirebileceğim bir şehir Londra. Müzeleri, sanat ve kültürel çeşitliliği, müzikalleri, kocaman parkları, güzel kadın ve erkekleri ile beni mutlu etmeyi başaran, dönüp dönüp gidilesi bir şehir oldu hep.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir