
Küçük kız çocukları gibiyimdir ben bazen. Bir süslü, şımarık böyle, bir hop hop yerinde duramayan. Deli dolu, komik.
Ya da kocaman sorumluluk sahibi her kadın gibi böyle bir ağlak, bir -gereksiz- endişeli, pireleri DEV yapan, çokca kızgın. (Hayata, kocaya, çocuğa, patrona, sokaktaki adama, dolmuştaki şöföre..)
Hem pireleri DEV yaparım, hem ufacık şeylerden KOCAMAN mutluluklar yaratırım kendime. Bir demet kır papatyasından taç yapar, eve gelen çelenklere burun kıvırırım! Salaş balıkçıda 2 duble rakıyı Bebek Balıkçısı’nda en lüks balık ızgaraya tercih ederim.
Optimistin allahıyım, ama bazen en pessimistlerle bile boyuma posuma bakmadan yarışırım!
Sevecen, sakin, hani DERVİŞ ya da PEYGAMBER denen insanları bile çileden çıkarabilir, boğabilir; en gergin, sert ve asabi insanları anında yatıştırabilirm. Prozac gibiyimdir bazen:)
Biraz renkliyim sanırım ben. Şimdi yukarıdaki anlattıklarıma bakınca. Böyle siyahlar, sarılar, kırmızlar, pembeler geldi gözümün önüne.
Deli dolu ruhuma bazen “dur” demek çok zor oluyor, alıp başını gitmek isteyince böyle “şşşttt, sakin ol” demem lazım geliyor. İçimde fırtınalar koparken, sakin bir Ölüdeniz edasıyla arz-ı endam etmem, Dev’lerle boğuşurken Pamuk Prenses masumluğunda gülümsemem, kirpiklerimi hızlı hızlı kırpıştırarak elim belimde kırıtmam gerekiyor. “Her şey Yolunda Anne” demem gerekiyor bazen aslında yolunda gitmese de bir şeyler.
En önemlisi ise zamanla artık tüm bu lazım gelenleri benimsemiş, bir özümsemiş, başka alternatifler olamayacağını artık daha bir kabul ederek YAŞIYOR buluyorum kendimi. “Daha iyiye gidebilirim, iyiye götürebilirim hayatımı bu mevcut dönence içinde” diye telkinlerde bulunuyorum kendime de, anneme de!
Bildiğim tek şey yaşamıma sıkı sıkıya bağlı olduğum. Kendi rızamla buradan ayrılmak niyetinde değilim, her ne kadar üniversitede bunu düşünmüş olsam bile! (Ah Durkheim ah! Neydi o dersimizin konusu kitabının adı: Suicide mıydı??)
Sanıyorum ki bana benzeyen bir sürü kadın var bu dünyada. Bu bizim tipimizdeki kadınlara ya “Zor Kadın” deniyor, ya da DELİ:)
Hayatımı paylaştığım adam bana “KOMİKSİN SEN!” diyor. Böyle rollercoaster gibiymişim. “Seninle hayatın ne getireceği hiç belli olmuyor, hiç sıkılmayacağız sanırım” diyor. Geçenlerde “5 tane çocuk yapacağız, hepsi de süper olacaklar” dedi. Ama sadece “gözleri ve dudakları sana benzesin” demeyi de ihmal etmedi:(
Bu söylemden acaba nasıl bir çıkarım yapmam gerekiyor dersiniz? Hangi ben olarak ele alsam acaba bu cevabı: Optimist pamuk prenses olarak mı yoksa pessimist deli kadın olarak mı:)



