Yazar arşivleri: dilayra

Kullerimden Dogarim!

~ Belki de hepimizin boyle hissiyati oluyordur arada. Hosgorseniz olmaz mi beni.. ~

“Kullerinden Dogmak”, benim cok sevdigim bir argumandir. Kendimde var olduguna inandigim bir ozelliktir bu kullerinden doguverme yetisi! Kesinlikle cok sonradan kazanilmis, zamanla daha da iyi oldugumu dusundugum, tecrube ettikce, oyle pratiklestigim bir yeti iste:)

Kaf Daginda yasayan efsanevi Anka Kusu’nun kullerinden tekrar tekrar dogdugunu okumustum yillar yillar once. Taoizmde ise olumsuzluk sembolu oldugunu.. Asil enteresani Sufi inancina gore “kendini bulma” sembolu olarak tanimlanmasiydi: Yani bir nevi yeniden dogus, aydinlanma ve belki de.. Kurtulus: Salvation yani:) Iste aslen en cok bunu sevmistim!

Cunku, bazi an’lar vardir. Iste o an’larda boyle kafa ustu dusmus gibi paralize olurum ben. Nedensiz bazen. Saglikli, isi-gucu olan, cevresindekiler tarafindan sevilen biriyim cogu zaman. Hayata da mumkun oldugunca pozitif bakarim. Cevremdeki insanlari da olumlu yonde etkilemeyi severim, isterim. Benden hep mutluluk, olumlu enerji dalgalari alsinlar; hayatlarindaki -bir anligina da olsa- “iyi taraf” oldugumu gorsunler isterim.

Yasadigim olumsuzluklari cok az insanla, dostlarimla paylastim bunca yil. Cunku bir cikis yolu bulmak icin bazen yapayalniz kalmamaniz gerekli. Ben, cok yalniz kaldim bu yasima kadar: Mecazi ve gercek anlamda. Cok mucadele ettim, ama her dibi gorusum sonrasi da gayet guzel yuzeye cikabildim. Zaten yillardir bunu anlatmiyor muyum burada, JTB’de:)

Sonra sonra, yani biraz yaslandikca sunun farkina vardim: Sanirim, ve ne yazik ki su an itibariyle eminim!, ben bu dibe vuruslarla besleniyorum! Arada acilarimi, sikintilaarimi, ihanetleri, ayriliklari, gozyaslarini hatirlamak istiyorum ben! Onlari unutmak istememem gayet bilincli yaptigim bir hareket! Mazoist falan da degilim, ama.. Iste oyle:) Ben her bu dibi gormeler sonunda daha guclu bir sekilde yeniden hayatta olma sebeplerimi, kurtulus yolumun hangi yonde oldugunu hatirliyorum..

Kullerimden dogdum yine!

Kurtulusum icin cevreme bakmam yeterli su an. Gidecegim yonu biliyorum. Artik gitmek icin hazirliklari tamamlamak ve yola koyulma vaktidir.

Gelecek misiniz benimle oraya da?

* Fotograf cekemiyorum:( Eski fotograflarimia az bucuk ogrenmeye calistigim PhotoShop programinda kenar susu yapip ortaya cikariyorum:( *

** Nasil yagmur yagiyor su anda, inanamazsiniz!! Camlara vuran damlalarin sesleri beni korkutuyor, o kadar yani! **

*** Cok sigara iciyorum ben ya! Birakmak gibi bir niyetim de yok. Zira cigerlerim doktorumunkilerden daha saglam!  ***

**** Hafta sonu Hammam keyfi ile bir defa daha dogdum, eklemeden gecemeyecegim:) Tabi bundan bana ne diyeniniz olabilir. Iyi geldi sadece:) ****

Toi, Tu Es Mon Autre…

“Toi, tu es mon autre
La force de ma foi
Ma faiblesse et ma loi
Mon insolence et mon droit..

“Moi, je suis ton autre
Si nous n’étions pas d’ici
Nous serions l’infini..”

diyor bu parcada..

Sozlerini anliyorum ama tam olarak cevirebilecegimden emin degilim! Fransizca bilenler gulmesin.. Aradan 9 yil gecti, buna da sukur:)

“Sen, benim diger yarimsin.. Kaderimin kuvvetisin! Zayifligim.. ve kustahligimsin.. ve dogru tarafim..

Ben, senin diger yaninim.. Burada olmasak bile, sonsuz olacagiz..” gibi birsey:)

Severek ve takintili olarak dinliyorum, paylasmak istedim. Fransizca sevgime ve askima ithafen, sizlere guzel bir hafta sonu hediyesi olsun. Ben, karanlik ve puslu-daginik bu havamdan kurtulmaya calisiyorum..

Ankara’min havasi pek musade etmiyor, ama dostlarim bana siki sikiya yapismis bir halde sarsarak beni kendime getirmeye calisiyorlar.. Onlari da kendimi de daha fazla uzmek istemiyorum.. Ama ne yapayim? Sanirim bu havalar mahvetti beni son donem.. Ve hayatin anlamsizligini fazla sorgulamam.. Ve sanirim fazlaca kendimle basbasa kalmam bu aralar.. Bu puslu ve karanlik Aralik ayi beni boyle yapti sanirim.. Buyuyor muyum ne?? Ne mi diyorum: Lanet!! (Aslinda F..’li kelimeyi kullandim burada..)

“Aralık” Kapımdan İçeri..

… girmesini beklediğim şey’lerin dışında her şey misafir bana son birkaç gündür:

Fazlasıyla hüzün! Böyle mavi mavi hem de.. Adı gibi “blue”, adı gibi “soluk”! Baş köşelerde ben ne yaparsam yapayım, nerede olursam olayım. Gözlerimin içinde, kalbimin derininde.. Tüm damarlarımda dolaşmakta. Böyle zamanlarda kanımın mavi akacağından emin oluyorum neredeyse!

Sonra bir de soğuk var kapıdan içeri davet edilmediği halde geliveren! Ben nasıl Kasım kadınıyım bazen anlamakta zorluk çekmekteyim? Haz etmediğim şeylerin başında gelir soğuk. Sonbahar, dökülen yapraklar, sarılar-kızıllar genelde bana ait değillerdir! Bana ait değildir sağnak yağmur, kar, fırtına, (-) derecelerde dolaşan hava sıcaklıkları.. Mevsimsel tercihlerim ilkbahar-yaz’dır benim!

Eski hesaplar da geldiler yine, artık istenmediklerini, ödenmiş olduklarını bile bile. O tarihlerde kesilen faturalar bile tarih oldu, ama arada saklandıkları yerden karşıma dikiliverme cüretini gösteriveriyorlar işte bu eski hesaplar! Bol sıfırlı olanların önceliği var nedense. Hatırlıyorum o sıfırların hepsine hıçkırıklarla ağlayan, içi kanayan suratlar çizmiştim! Neyse dertleri önüme çıkıverdiler yine, sanki çok ihtiyacım varmış gibi!

Yalnızlık da geldi oturdu baş köşeye, tam oldu! Eksik kaldıklarını anlayınca bu hüzün-soğuk-eski hesaplar üçgeni; kareyi tamamlama derdine de düşmüşler. Benim böyle “kalabalıkta yalnızlık” anlarım mevcuttur çoğunlukla. Bu defaki, hem öyle hem fiili yalnızlık olarak çift karakterle geldi evime!

Hayır kapıyı “Aralık” buldunuz madem geldiniz anladım da, ERKEKSENİZ TEKER TEKER GELİN YAHU!

Kara Kis Misafirlige Geliyor?

Sevgili K.I.S.D‘in sobesine cevap vereyim once:

Ve sen gidiyorsun ….
Hayal kutun acildi, Pandora’ninki gibi aynen. Ortaliga sacilan hayallerinin pesinden ciktin yola iste. Cok fazla esyan yok yaninda; bir sen, bir guzel anilarin ve de goren gozlerin, seven kalbin, inancin.. Gidiyorsun Dilara.. Donmemek uzere..

Söylenmesi en zor sözcükler?
“Başınız sağolsun” sozcukleri gercekten benim icin de kullanmasi en zor olanlari. Caresiz kaldigimda karsimdakine soyleyemeyecegim hersey!

Sizin için yağmurdan sonrası, ne ifade ediyor?
Mis gibi toprak kokusu. Temizlik, arinmislik, hafif bir serinlik. Keyifli bir kahve icme ortami:)

Burçak Çerezcioğlu?
Mavi saçlı kız kitabi.

Seni sobeleyeni nasıl bilirsin ?
Durusu olan, icten. Kucuk bir kiz cocugu gibi ayni zamanda.. Ilkin bana yazdigi uzun e-mailleriyle tanidim onu. Bana guc verdi, beni kolladi kendince. Bence o bir sui generis🙂 Sahsina munasir yani:) Arkadasim.

Oldu mu?

:))

 

Ankara’ya buzz gibi soguguyla geldi sonunda sonbahar. Bunu da ozlemistik, pek iyi oldu tabi. O kadar uzun bir zaman yagmurdan ve serinlikten uzak kalmisiz ki, unutuvermisiz sadece uzerimizdeki, iliklerimizdeki etkisini. Usumekten nefret eden ben, icimden “Usumuyorsun, usumuyoruz, usumuyorlar” diyerek avutur oldum son 1 haftadir kendimi. Atkilar-bereler cikti meydana. Her iki paltomu da cikardim dolaptaki koselerinden. Duruma ve kiyafetlerime gore bir onu, bir oburunu giyiyorum. Eldivenler her daim elde, semsiyemiz ‘bavul’ tabir ettigimiz cantamizin icinde, her daim bize yakin! Sinuzitimiz kendini her sabah ve aksam hatirlatmakta, ilaclar icilmekte, fazladan -bana ait olmayan bir davranisdir bu- cikolatalar yenmekte aksamustu kahvesinin yaninda. Sicacik corba askina her oglen yemekhaneye kosturmakta, kah ‘Hasta Corbasi’, kah ‘Sebze ya da Mantar Corbasi’ icmekteyiz.

Sabahlari vaktinde uyanmakta, ve fakat sicacik yataktan cikmakta bir hayli zorlanmaktayiz. Haliyle ise gec kalmakta, sabah sabah Ankara’da nasil bu kadar trafik ve korna calmaya bu kadar duskun sofor oldugunu anlamakta zorluk cekmeye devam etmekteyiz! Is yerimiz sicak oldugu icin sukretmekte, disarida buzz tutmus su birikintilerini gordugumuzde sokakta kalan evsizlere dua etmekteyiz..

Sonbahar anca geldi boylece, ama gidiverecek 2 gun sonra. Tum bunlara bakarak misafirlik sirasi gelen Kis’in gayet kara olacagini tahmin etmekteyiz:)

Hafta sonuna bol plan yaptim tum bu soguga ragmen: Cuma aksami favori mekan Balikcikoy’deyiz yine. Uzun soluklu muhabbete kah kahkaha, kah kalamar tava, kah raki eslik edecek. Bugu yapan camlardan disariya bakarken bir ara kar taneleriyle goz goze gelmeyi bekliyorum artik.

Cumartesi yine spor, ardindan basketbol macina konsantrasyon olacak. Telekom bu hafta Pinar Karsiyaka’yi agirliyor evinde. Sonbaharin gelisini birde bu yuzden seviyorum: Sanirim ben iflah olmaz bir basketbol fanatigiyim!

Cumartesi aksami ise ilginc bir konseptli partiye davetliyim: Sosyal Hayati Guclendirme ve Gelistirme Dernegi’nin geleneksel Yilbasi Yemegi:) Iki sartimiz var: Bir, sapkasiz gelmeyeceksiniz ve eger mumkunse tasarladiginiz, emek verdiginiz bir sapka olacak bu. Iki, kirmizi-beyaz giyineceksiniz. Bakalim, bu benim ilk olacak bu yil 7. duzenlenen bu partideki arz-i endamim. Bendeniz merak icindeyim, fotograf makinamiz ise sonunda tekrar ise yarayacagi icin mutlu mutlu oturuyor kosesinde cantasinin icerisinde:)

Pazar gunumu ise yine spora, guzel ve bol cesitli bir kahvaltiya, bir suru gazeteye, bir DVD’ye ve bir tanisilacak blog arkadasina ayirdim:) Hafta sonu dinlenmek mi? O da ne??