Kız Kardeşler İle Sicilya! Bölüm III

Fotoğraf: Ayşegül Ergin

Syracusa’da Fratelli Burgio sonrası 🙂 Fotoğraf: Ayşegül Ergin

Evet, geldik mi –genelde bizim için– seyahatlerin en heyecanlı ve keyifli tarafına; yani Yeme-İçme/Lezzet Duraklarına 😉 Sürekli belirttiğim üzere her seyahat öncesi bir güzel araştırarak liste hazırlıyor; son dönemde hem Google Maps, hem de Foursquare uygulamalarında işaretliyorum ziyaret etmeyi planladığımız restoran, kahve dükkanı, pub, bar vs türü mekanları. Bu defa Trip Advisor‘dan da bayağı yararlandım, hatta bazı mekanlar için, kendi web sayfaları olmayanları özellikle, Trip Advisor’a link verdim aşağıda. Hadi bakalım mı nerelere gitmiş, ne yiyip-içmiş, nerede mutlu, nerede mutsuz olmuşuz?

Otelimize vardıktan hemen sonra, açlıktan bitap halde lobiye inmiş ve tatlı Grace’den bize yakınlarda, yerel halkın gittiği, bir nevi esnaf lokantası, bir yer önermesini istemiştik. Bu mekanı Grace “Salaş bir yerdir, ama burada yaşayanlar genelde öğlen atıştırmak için oraya giderler. Hem de makul fiyatlıdır” diyerek anlattı bize. Otelden çıktıktan hemen sonra sola döndük ve toplamda attığımız 40-50 adım sonrası ulaştık şipşirin mekana. Kırmızı-beyaz pötikare masaları ve saksılarından taşan sardunyaları görünce zaten ben bayıldım buraya 🙂

Hemen sürahide yarım litrelik ilk beyaz şaraplarımızı söyledik. Ortaya bir salata ve yanına iki değişik makarna isteyip paylaştık. Açıkçası makarnalara ölmedik, ama ben güneşin altında buzz ve inanılmaz lezzetli beyaz şarabım, güzel dostlarımla birlikte çok keyifli bir yemek yedim.

frombambar

İşte ilk “mutlaka” geliyor 🙂 Mutlaka bu mekanda, Sicilya’ya gidince olmazsa olmaz denenecekler listesindeki milli tatlıları cannoliyi deneyin! Tartışmasız en hafif, leziz ve taze cannoliyi buradan başka bir yerde yiyemezsiniz. Ha biz başka yerde yedik de mi bu kadar emin konuşuyoruz, hayır! İlk gün burada bu mis gibi cannolileri tadınca takdir edersiniz ki başka bir yerde yemeye tenezzül bile etmedik 🙂 Girdiğimiz diğer pastanelerde özellikle cannoli sorduk ve niye Roberto’dan başka bir yerde bu kadar iyisini yiyemeyeceğimizi de anladık. Zira sorduğumuz pastanelerde bize vitrinden hazır ve kocaman boyutlu, dışarıdan bakınca biblo gibi görünen, hamuru gayet sert cannolimsiler uzattılar.

Roberto çok şeker ve esprili bir adam. Cannoli almak istediğimizi söylediğimizde pufidik külah gibi olan kısmı alarak, buzdolabında kocaman bir metal kase içerisinde bulunan ricottalı kremadan doldurdu ve taze taze servis etti bize. Fiyatı da 3 euro! Biz iki defa gittik ve cannolinin yanı sıra badem ezmeli tatlılarından da aldık denemek için. Bize ağır gelmiş olmalarına rağmen onların da gayet güzel ve taze olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

cannoli

Taormina halkı tarafından da çok sevilen ve bizim de kalbimizi kazanan; bu sebeple sürekli gittiğimiz bir diğer “mutlaka” mekanı daha! Bu mekana ister kahvaltı, ister bir kadeh şarap, ama en çok da en iyi granitayı denemek adına gidin, ama mutlaka gidin 🙂 Mekanı Türkler arasında popüler bir yer yapan, Sevgili Ayhan Sicimoğlu’nun bir programında buraya uğraması olmuş. Mekanın garsonlarından biri Türk olduğumuzu öğrenince hem bize denememiz için granita ikram etti (zira biz Tolu ile şarap içmekteydik), hem de telefonundan kendisiyle de röportaj yapılan programı buldu ve izletti 🙂

Granita, yine Sicilya ve yöresine seyahat ettiğinizde buraya özgü ve denenmesi gereken bir içecek. Bildiğin sorbe. İlginç olan ise yerli halkın kahvaltısına eşlik etmesi! Sabah ya da öğlen saatlerinde bu granita ve yanında brioche ekmeği birlikte geliyor ve brioche ekmeğini parça parça bardaktaki granitaya batırarak ıslatıp yiyorlar 🙂 Biz bu işi bisküvi ve çay ile yapardık çocukken 🙂 Ayşegül çilekli denedi, bize ikram edilen de limonlu idi sanırım.

Mekanı granitasının yanı sıra inanılmaz güzel ambiyansı ve dış mekan dekoru için de mutlaka öneriyorum 😉 Bu arada unutmadan, granitayı sade içebildiğiniz gibi üzerine dondurmalı olarak da isteyebiliyorsunuz.

bambarwine

Fotoğraf: Ayşegül Ergin

Fotoğraf: Ayşegül Ergin

Ayşegül’e önerilmiş bu mekanda deniz ürünlerinin iyi olduğu söylenmiş, lakin biz asıl aklımızda olan mekana gidemeyince, hava buzz gibi soğuyunca ve burasıda bir anda karşımıza çıkıverince girdik içeri, oturduk ve pizza söyledik! Büyük bir mekan, teras kısmı da var. Manzarası güzel. Fakat biz bize verilen hizmet her ne kadar iyi gibi görünse de garson amcanın iğneleyici tavırlarından, pizzadan ve bu tecrübeye ödediğimiz ücretten pek memnun kalmadık. Israrla önermem, ama dediğim gibi burası asıl deniz ürünleri ile meşhurmuş. En azından giderseniz de burada pizza yemeyin ve tonton garson amca ile rokaya, roka salatasına ilişkin muhabbete girmeyin 🙂

labuca

  • Fratelli Burgio (Foursquare puanı henüz yok, Trip Advisor’da Syracuse bölgesindeki 440 mekanda 4. sırada)

En, ama en çok sevdiğim; güneşin alnında birkaç saatimizi bıraktığımız, Tolu ile masadan çakır keyif kalktığımız, tam benlik bir “mutlaka” mekanı daha size. Olur da Syracusa’yı ziyaret edecekseniz bu mekanda mutlaka keyif yapın, sakın es geçip gitmeyin!

Slow Food sertifikasına sahip, inanılmaz lezzetli peynirler, zeytinler, şarküteri ürünleri ve kendi üretimleri marmelat, sos ve turşuları olan; bunları hem satan hem de dışarıdaki masalara servis yaparak anında tatmanıza olanak veren nefis ötesi bir şarküteri/deli burası 🙂 Biz sebze-meyve ve sonrasında balık pazarı olan sokakta dolaşıp pazarı bitirdiğimizde önümüze çıkıverdi mekan ve sonrasında olaylar gelişti; sayesinde Syracusa’nın kalanını kahkahalar eşliğinde dolaştık 🙂

Işıldayan servis elemanı hatun, Alessandra, çok ilgili, esprili ve çok şekerdi. Şaraplar nefisti (Zaten Sicilya’da denediğimiz tüm beyaz şaraplar hep çok güzeldi. Beyaz, sık içmememize rağmen Sicilya seyahatinde ağırlıklı tükettiğimiz şarap oldu). Tadım tabaklarından söyledik biz. İster sadece peynir tabağı, ister şarküteri tabağı, dilerseniz karışık söyleyebileceğiniz gibi, sandviç ve deniz ürünleri de isteyebilirsiniz menüden. Oldukça kalabalık ve yerel halk tarafından bilinen ve tercih edilen bir mekan. Bu tecrübeye ödediğimiz ücret ise gayet makuldü ayrıca. Hayatımın abartmıyorum en keyifli deneyimlerinden birini yaşadım burada ve mutlaka, ama mutlaka öneriyorum 🙂

fratelli-cheeseeplate

fratelli burgio

Fotoğraf: Tolunay Gökçe

Yine otelimize çok yakın bir konumda (Hatta ilk gittiğimiz Tratorria Da Uga’nın çaprazında) bulunan ve bize de önceden önerilmiş bir mekan burası (Trip Advisor’da Taormina’daki 194 restoran içerisinde 7. sırada). Bir “mutlaka” tavsiyesi daha benden size 🙂 İki akşam üst üste gitmemize sebep olacak kadar üstelik! Beyaz örtülü, fine-dining bir iç mekan; iç mekandan daha genişçe bir bahçe-teras alanı, güler yüzlü ve sorduğunuzda güzel öneriler yapabilen servis elemanları, karizmatik ötesi şefi 🙂, hiç bitmesin istediğimiz, özenli sunumu ile gelen, porisyonları ile göz dolduran leziz tabakları ile mutsuz olma ihtimalinizin gayet düşük olacağını düşündüğüm bir mekan Tiramisu!

Burada ilk akşam hepimiz değişik makarnalar yedik, bayıldık! İkinci akşam ben gerçekten güzel yapılmış bir Parmigiana di Melanzane özlemi ile ondan istedim ve tek kelime ile ba-yıl-dım! Uzundur bu kadar güzelini tatmadığımı belirtmek isterim 🙂 İkinci akşam paylaşmak için ortaya aldığımız tiramisunun da oldukça hafif ve leziz olduğunu söylemeliyim. Taormina’da iki tane Tiramisu var. Bizim bu güzel tecrübelerle mest olduğumuz şube, Porta Catania’nın dibinde olanı!

Nino, benim önerimdi ekibe. Ben de sevgili İmge’nin tecrübe etmesi sebebiyle listeme almıştım. Burasının aslen çok güzel bir balkonu var, lakin biz gittiğimiz akşamüstü saatleri yağmur yağıyor ve serindi. Ayrıca henüz yaz sezonuna geçmedikleri için balkon kısmı açık değildi. Haliyle bizde içeride oturduk. Burası Tiramisu’dan bir çıt daha şık, biraz daha ağır bir restoran. Alameti farikası ise taptaze deniz ürünleri.

Biz Tolucumla bir karışık deniz ürünleri tabağı paylaştık, Ayşegül bir tencere dolusu midye istedi. Ortaya da çiğ enginar salatası aldık. Elbette yanına bir şişe Sicilya beyaz şarabı ile birlikte. Servis biraz resmi başladı, ama akşamın ilerleyen saatlerinde bizden, sohbetimizden pek bir hoşlanan orta yaşı geçkin servis elemanı tonton amcalar sayesinde yemekler bitip tatlı, kahve ve likörlere geldiğimizde “Bellissima“lar, çapkın gülüşler, ilgi-ihtimam havada uçuştu 🙂 Yediklerimizin gayet lezzetli olduğunu söyleyebilirim bu arada. Daha çok romantik ve biraz daha resmi bir akşam için tercih edebileceğiniz en doğru yerlerden biri olduğunu da ekleyerek noktayı koyayım.

enginarsalatasi

Pizza yemek için “mutlaka” tercih edeceğiniz ve bizce pişman olmayacağınız bir mekan. Bize yereller tarafından önerilmişti. Son gün güzel bir pizza yiyelim diye burayı tercih ettik. Otelimizin hemen dibindeki bu mekanda ince hamurlu, bol malzemeli, gerçekten benim sevdiğim tarzda pizzalar var. Fiyatları da gayet makul. Bir pizzayı bitirmeniz zor zaten, porsiyonlar da o kadar büyük! 40 çeşidin üzerinde pizza var. Denemeye değer derim 🙂

vecchio

Burası ilk bölümde anlattığım Baba filminin çekim mekanları gezimiz sırasında, Forza D’agro‘da öğlen yemeği yediğimiz pek hoş bir pizza restoranı. Kocaman bir taş fırını var. Çalışanları çok fazla İngilizce bilmiyor, ama şansımıza bizim yanımızda sevgili rehberimiz ve şöförümüz Amerigo vardı. Amerigo bize bu tura başlayacağımız günün sabahında bu mekanda yemek molası vereceğimizden bahsetmiş ve daha iyi pizzayı başka bir yerde kolay kolay yiyemeyeceğimizi de eklemişti; yanılmamış!

Amerigo bizi masalara oturttu ve hemen siparişimizi aldı. Ardından iki sürahi ev şarabı, tarif etmek için sıfatların yetmediği (domatesler inanılmaz kokulu ve lezzetliydi, zeytinyağı içmek isteyeceğiniz kadar güzeldi, vs.) bruschetta tabağı ile geldi. Bizim için bu ikisi bile yeterli olmuştu ki, pizzalarımız da gelince gözümüz döndü resmen 🙂 Bu güzel yemeklere, 1 litre şaraba ödediğimiz ücreti de şuraya bırakmak istiyorum usulca: 42 euro. Üzerine bu beş günlük seyahat boyunca hemen hemen her yerde denediğimiz ve sanıyorum ömrü hayatımda tattığım en lezzetli badem likörünü de içerek olaya noktayı koyduk. Olur da Forza d’Agro’ya yolunuz düşerse, ya da altınızda arabanız var ve biz lezzetin peşinden Taormina’dan buraya bir saat yol yaparız derseniz MUTLAKA, ama MUTLAKA!

bruschetta

pizza

Yeme içmenin yanı sıra bir akşamımızda inanılmaz keyifli bir “Girls Night Out/Kızlar Gecesi” yaptık 🙂 Bayağı dans ettik, eğlendik, bolca kokteyl denedik.. Yemek sonrası iki mekan gezdik bu gecede. İlki canlı müziğin ve itiraf etmem gerekiyor ki, pek hoş, karizmatik, gitar çalıp şarkı söyleyen müzisyeni sebebiyle oturduğumuz Romeo and Juliet Scala Dell Amore, diğeri ise gündüz gözüyle pek fotojenik bulduğumuz ve bolca fotoğrafını çektiğimiz, insanların merdiven basamaklarına koyulmuş minderlere oturarak güzel müzikler eşliğinde eğlendiği bir kokteyl bar olan Daiquiri. Daiquiri (Foursquare puanı 8.6) bir kokteyl bar olarak bizce gayet hakediyor bu puanı. Ayrıca denediğimiz kokteyleri de oldukça iyiydi! Romeo ve Juliet için ise yemek yemeğe değil, canlı müzik dinleyip içmeye gidin diyerek artık bu seyahat notlarına noktayı koyuyorum.

cheers

Son söz:

Sicilya’da tüm şarap alternatifleri enfes, ama ağırlıklı beyaz şarap üzerine yoğunlaşmışlar. Bu sebeple beyazları deneyin pişman olmayacaksınız.

Beyaz şarap ilk sırada ise, içeecek olarak badem likörü ikinci sırada yer alıyor. Hemen hemen her mekanda içtik, hepsi de birbirinden farklı! Hediyelik alternatifi olarak düşünün derim.

Pizza, makarna elbette olmazsa olmaz; lakin taze deniz ürünlerini de affetmeyin. Cannoli tatlısı ve granita içeceği ise listenizde üzeri çizilmesi gereken ana maddeler.

Sicilya’ya özgü güzel peynirler var, mutlaka deneyin. Kocaman, kalamata tarzında yeşil zeytinleri ve zeytinyağı da denk gelirseniz tadına bakmanız gereken Sicilya’ya özgü leziz tatlar.

Minik bir not daha: Umuyorum birilerine faydası olacaktir bu seyahat yazısının. Ben bu seyahate ilişkin araştırma yaparken Türkçe bloglarda çok da kayda değer, tatminkar bir içeriğe rastlamadım zira. Çoğu da gramer hataları ile dolu idi. Lüfen öneri ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşın benimle, sadece okuyup geçmeyin olur mu:)

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir