Aylık Arşiv: Nisan 2009

Güzel Haber!

 

Donmedolap

~Fotoğraf Jessica Claire’in bloğundan alınmıştır.~

Sabahları ilk işim sevdiğim blogları dolaşmak oluyor. Bugün de saat 08:10 itibariyle işimin başında olduğum için bolca vaktim oldu dolaşmak için sanal dostlarımın evlerinde.. Zira 2 gündür bloglara değil, bilgisayara bile dokunamadım!

Güzel bir haber gördüm, mutlu oldum:)

Onu bulduğumdan beridir her çektiği fotoğraf karesi beni büyülemiştir. Gerçi fotoğraflarının üzerinde çok fazla oynuyor, ama artık tüm profesyonel fotoğrafçılar da bu şekilde çalışmıyor mu ki?

Neyse, yıllar önce çok sevdiğim ve takip ettiğim Stephanie’Nin bebeği olduğunda, yine bir sabah onun bu dünyaya merhaba dediği fotoğrafı ile mutlu olmuştum..

Sonra ilham perim JenGray’in o kadar kötü olaydan sonra bulduğu aşkını anlattığı bir yazı beni çok mutlu etmiş, duygulandırmıştı.

Şimdi de Jessica Claire! Harika bir yer şu NewPort ayrıca, görmek lazım gelir:)

Harika bir hafta diliyorum. Ben mutlu olmaya odaklandım, zira ANNEKUŞUM geliyor Cuma sabahı:)) Bu hayatta bana iyi gelen, beni anlayan, yargılamayan tek arkadaşım, dostum, sırdaşım, dayanağım, canım, GÜZELLER GÜZELİ ANNEM geliyor:)

Cuma Hikayesi:)

Uzun zamandır “Cuma Hikayesi”ne yer vermiyordum sayfalarımda. Bunun en önemli nedeni tabi ki artık “yazmıyor” oluşum! Bir dönem Sevgili arkadaşım Rana Solaker‘in ricasıyla NYC2IST‘da bu tarz şeyler çiziktirmiştim. Oradan okuyamayanlar için, ayrıca kendi bloğumda da arşivlensin diyerek oradaki yazılarımı burada zaman zaman bu başlık altında yayınlayacağım. İşte ilki geliyor:

~ Anytime You Need A Friend, There She Goes..~

Kızların kızlarla arkadaşlığı hep ilginç bir konudur bence. İlginçliği zorluğundan ve hatta zaman zaman da imkansızlığından sebeptir. Dönüp şöyle bir bakarsak kızlar arası ittifaklar ya çok güçlü olur, bağları sıkı olur, düğümleri gemici düğümünden beter olur; ya da olmaz! Evet, ittifak mittifak olmaz, çünkü kızlar diğer kızlardan nefret edebilme potansiyeline sahiptirler çoğunlukla. Aralarındaki bağı incecik ipliklerden örerler ki istendiğinde çözülmesi kolay olsun! Bazılarının hayatla ilişkisine benzer yani kızlar arası ilişkiler: Ya siyah, ya beyaz! Griye yer kalmaz.. Tabi bu dediklerim “harbi” kızlar için geçerli şeyler. “Harbi” kızlar rol kesmez, “-mış” gibi yapmaz, dürüstçe yaşarlar ilişkilerini, özgürce söyleyebilirler hissettiklerini, asla korkak dövüşmezler. Beğenmezlerse yemezler, istemezlerse gitmezler, yakışmamışsa söylerler: “Yok şekerim, bu pantolon poponu iyice kocaman gösterdi, bakma sen tezgahtar “kız”ın söylediklerine. Alırsan bu pantolonu sokakta giyemeyeceksin, giymek istiyorsan da sabah pişirdiğin çikolatalı keki döner dönmez çöpe atman gerekecek, benden söylemesi..”

Tabi gerçekleri ne kadar duymak istediğinizle de doğru orantılı kız arkadaş ittifakı kurma potansiyeliniz. Zaman zaman onuncu köy muamelesi de görebilir arkadaşlık ortamınız! Neyse diyeceğim benim bir onuncu köyüm var, bir ittifakım. Sadece 2-3 üyesi var bu ittifakın, ama ne demişler “Az olsun öz olsun!” ya da “Azı karar, çoğu zarar!”

Mariah Carey’nin bir şarkısı vardır: “Anytime You Need a Friend” diye. Orada der ki “Ne zaman bir arkadaşa, dosta ihtiyacın olursa, ben orada olacağım..” Bunu bir kız size söyleyebiliyorsa, ve söylemekten öte bir gün bu durumda kaldığınızda, nerede olursa olsun yanıbaşınızda bitiveriyorsa işte bence dünyanın şanslı kadınlarından birisiniz demektir. Tabi bazılarımız “Dotluğun ve dostların cinsiyeti yoktur” da diyebilirler bana. Haklıdırlar kendilerince, saygı duyarım. Ama ben de onlara Emre Yılmaz’dan alıntı şöyle veciz bir söz söylemek isterim: “Erkekler birbirlerinin sadece rakipleri, kadınlar ise birbirlerinin düşmanlarıdır.”

Bizim bu kızlar ittifakımız en çok üç, en az iki üyeden oluşmaktadır. Pek sevgili, hayatla kavgalarını fazla dışarı taşımayan, ilişkilerinde denge kurabilen, seslerini asla yükselttiklerine bir defa bile şahit olmadığım, zaman zaman “Acaba bu kızların sinirleri mi alınmış ki?” diye düşünmekten kendimi alamadığım, zerre kadar kıskançlık iksirinden tatmamış; tattıysa bile hiç çaktırmamış, genelde hayata olumlu tarafından bakabilen, gerektiğinde benimle beraber “tatlı krizi”ni bastırmak için soluğu bir tatlıcıda alabilen, sabah ya da akşam sporum esnasında bana partner olabilen, kompleks denen o bela kelimenin anlamından bir haber, gayet güzel gayet bakımlı, anlayışlı, gülümsemekten dolayı göz kenarlarında minik çizgileri oluşmuş 2 üyesi var bizim onuncu köyün benden başka!

Tüm bunların yanı sıra birbirimizde hiç mi beğenmediğimiz yön yok acaba? Hiç mi dayanılmaz bulduğumuz anlar olmuyor birbirimizi? Olmaz olur mu hiç? Hep mi aynı düşünüyor ve aynı şeyleri yapıyoruz acaba? Yok canım, o kadar da değil! Birimiz çok alış-veriş yapar mesela. Diğerlerimiz onun peşinde dükkan dükkan sürükleniriz. Birimiz pek inatçıdır, diğerimiz pek kararlı. Birimiz kızdığı zaman bir şeye ya da birine açar ağzını yumar gözünü; diğerimizse içinden küfür etmeyi tercih eder, dışarı vermez iç sesinin volümünü.. Birimiz sırt çantalı gezgin, diğerimiz beş yıldızlı konformist modundadır. Birimiz et yer, döner yer, bayılır; diğerimiz yemese aklına bile getirmez kırk yıl! Birimiz bağırırken, diğerlerimiz susar; hepimiz susarken birimiz ağlar. Hepimiz gülerken birimiz yere yuvarlanır; diğerimiz onunla sürüklenir, sona kalan da diğerlerinin üzerine atlayıverir.

Bu hayatta tüm kızların en az bir ittifakı olmalı derim ben; zoru başarmanın farkındalığında bir kadın olarak hem de. “İyi ki varsınız” diyebilmek, “İyi ki burada, yanımdasın, arkadaşım, dostumsun; benim kız kardeşimsin” diyebilmek sahip olabileceğimiz en güzel ve değerli mücevherden; ya da Manolo Blahnik ayakkabıdan daha değerlidir benim gözümde! Ayakkabı severim tabi, Manolo’ya taparım. Ama düşünün bir “İhtiyacım var sana, imdat” diye telefon etseniz, hangi Manolo 12 km. öteden gecenin bir vakti atlayıp arabaya, elinde bir kutu mendil ve bir şişe şarapla kapınızda bitebilir ki?

(DLR- Mart 2007)

**Dip Not:Sevgili Rana burada harika işler yapmaya başladı. İlgilenenler için mutlaka göz atın derim. Ben, heyecanla kendisinin ve ekibinin en kısa zamanda Ankara’ya da gelmesini bekliyorum bu değişik ve ilginç Workshoplar için.

İşte KARAKTERA **

Nisan’a…

 

Toys

~ Prag’da Bir Galeri Vitrininden. 2008 Aralık ~

Hos geldin demek istiyorum sana.

Kalbimin en icten ve derininden, koskocaman acarak yuregimin gozunu mutlulukla, tum pozitifligimle ve umutlarimla sana Hos geldin diyorum Sevgili Nisan:)

Mis gibi kokan, tomurcuklu-cicekli sabahlara uyanmak istiyorum seninle.. Sarhos olmak istiyorum kokladikca seni derin derin..

Bana guzel baska Nisan’larimi hatirlat istiyorum, o keyifli ve bol gulucuklu gecirdigim donemleri mesela..

Renkli, cicekli, desenli, civil civil elbiseler giymek istiyorum seninle gecirecegim ilik aksamustlerinde yemege giderken.. Sevgilimin elinden tutmus, onun o bayildigim yemyesil gozlerine bakarken..

Biraz o ozledigim ‘mavi’ye kavusmak kiyisindan kosesinden, birkac gun miskinlik etmek istiyorum..

Bize guzel kapilar, olmadi pencereler arala istiyorum.. Umutlanmak, heyecanlanmak, suprizler yasamak istiyorum, cilginca seyler duymak istiyorum senden..

Bana iyi gel istiyorum..

Sevdigim; tanidik-tanimadik yuregi iyi seylerle dopdolu herkese de iyi gel istiyorum..

..

Cok mu sey istiyorum dersin Sevgili Nisan?