Yazar arşivleri: dilayra

Fotografi Ile Alakasiz, Ama..

“Sometimes I wonder if God ever forgive us for what we’ve done to each other…

Than I look around and I realize… God left this place a long time ago..”

~

Bu alinti.. Beynime kazinan ve film boyunca beni dusunduren bu alinti.. Kanli Elmaslar filminden..

Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya ve Sierra Leone gibi ülkelerdeki kanlı elmas ticaretinin maliyeti ülkelerin harap olmasına ve milyonlarca kişinin hayatına mal olmus.

Ihtilaf elmasları ya da daha vurucu ismiyle kanlı elmaslar, hükümet karşıtı güçlerin denetimindeki bölgelerden çıkartılan ve çeşitli yollardan yasal mücevher piyasasına dahil edilen ham elmaslar. Ve bu pazara giren kanlı elmasların izini bulmak, özellikle işlendikten sonra neredeyse imkansız bir hal aliyor. Kanlı elmaslara ismini veren ise, bu elmaslardan edinilen gelirin silah alımında kullanılması ve iç savaşın böylece sürmesi. Sierra Leone örneğinde iç savaşın bedelinin onbinlerce ölü, eli-kolu kesilmiş 20 bin insan olması, durumun vehametini gösteriyor. Filmde de hikayesini izledigimiz Sierra Leone iç savaşını başlatan Revolutionary United Front/Birleşik Devrim Cephesi’nin hükümete isyan yöntemleri ise dudak uçuklatıcı. On-on iki yasindaki yaşlarındaki çocukları, kollarında açtıkları kesiklere/savaş yaralarına kokain basarak ve farklı uyarıcılar enjekte ederek birer ölüm makinesine dönüştüruyorlar. Siyah insanlar, birbirlerini acimasizca olduruyorlar. Ve filmin acilis sahnesinde de goruldugu uzere, olen insanlarin hic biri hayatlarinda elmas gormemis kisiler..

Sevgililer gunu oncesi cuk oturan ve 23 ay boyunca ulkemizin guzide mucevher firmalarindan birinde calismis olmamdan sebep bu konuya istinaden sunu soylemek istiyorum: “Eger elmas satın alacaksaniz, dükkanların sattıkları elmasların savaş bölgelerinden olmadığını, yani insan hakları ihlallerine destek olmadığını gösteren yazılı garanti talep edin!” Once filme gidin, sonra yazdiklarimi dusunun derim!

** Bu hafta sonu hic fotograf makinama gitmedi elim, fotografsiz bir haftaya da baslamak istedim. Idare edin diyecegim, yine de siz bilirsiniz..**

Masum Degiliz Hicbirimiz!

~ Kalbini bir mektup gibi burusturulmus firlatilmis….

~ Kendini kimsesiz ve erken unutulmus hissediyorsan..

~ Icindeki cocuga saril sana insani anlatir…

Hafta sonu geldi iste.. Ben bunaldim bu ara biraz.. Bunaldigini bildigim baskalari da var.. O yuzden dedim ki kendime ve onlara ” Hadi, bu hafta sonu icimizdeki cocuklari ortaya cikaralim teker teker. Onlara sarilalim, onlari dinleyelim bir defa olsun.. Kocaman kadinlar ve adamlar olsak da, arada hepimizin bir kacisa ihtiyaci oluyor. En guzel kacis yollarini da hep cocuklar bulurlar, onlar bilirler. Rengarenk lolipoplar elimizde kosturup duralim bakalim, cocuklarimiz bizi nereye goturecekler”?

Dilara, NYC 2 IST’da:)

Evet, bir başlangıcıma daha şahit olmak üzeresiniz arkadaşlar.. NYC 2 IST bünyesinde 15 günde bir “Şehir Günlüğü” köşesinde yazılarım yayınlanacak:) Şehirli bir kadın olarak yaşadıklarım, güldüren veya beni ağlatan şeyler, olaylar ve insanlar, keyif ve lezzet duraklarım ve daha niceleri ile Sevgili Rana Solaker‘in editörlüğünde köşe yazıları yazmaya gayret edeceğim. Daha çok çalışmam, emek harcamam gerektiğini biliyorum. Lütfen bu konudaki her türlü olumlu ve olumsuz eleştrinizi benimle paylaşın. Her zaman “İyileştirmeye Açık Alanlar” vardır, unutmayın:)

*** Sevgili müzisyen arkadaşım Ceyda Pirali ve ortağı Hande Okçu’nun stüdyoları güzel bir vesile ile buraya konuk olmuş:) Vallaha sevgilim olsaydı, böyle bir hediye çok orjinal olabilirdi.. Değişiklik isteyenlere duyurulur:)) ***

Sobelendim ve 2. Yılımı Doldurdum!

Ezop’cum, Parizyen’cim, tatlimiz kiymetlimiz sobelemis beni bu konuda: Hakkimda Bilinmeyenler!! En son sobeden sonra bayagi zaman gecmis bu arada… Boyle ha deyince insanin aklina gelmez bu tur seyler bilirsiniz. Kaldi ki hayatimi neredeyse gunbe gun paylastigim icin hala bilinmeyen ne kaldi diye de dusunmekteyim.. Ilk aklimiza gelenleri siralayalim fazla kasmadan:

~ Evet, ben de evin icinde ayakkabi ile dolasanlardanim. Kendi evimde ayakkabi ile yataga girmisligim bile vardir. Evde terlik giymekten nefret ederim.. Bir yere gittigimde onume terlik koyacaklar diye odum kopar. Eger bir evde ayakkabimin onune bir bez koyar ve ” Aaa sekerim, cikarma lutfen. Sil gec” diyen bir ev sahibi varsa +1 puani kapar benden:)

~ My Best Friend’s Wedding ve Must Love Dogs filmlerini canim her eglenceli ve keyifli bir seyler izlemek istediginde tekrar tekrar izlerim. Hala ayni yerlerde guler, replikleri icimden soylerim.. Tabi ki bir suru klasik filmim var evde, ama bu ikisine takintiliyim nedendir bilinmez:)

~ Hemen hemen herkesin basina gelmistir gerci, ama ben nerede “asla” desem yanibasimda bitivermistir: Misal, ” Hayatta devlet sektorunde calismam ayol, ne oyle memur mu olacagim ben” Hacettepe Universitesi Hastanelerinde 22 Subat’ta doldurulacak 5. yil!

“Hayatta bu evde-simdi oturdugum ev oluyor- uzun uzadiya oturmam. Ust kata mumkunse teras katina tasinacagim” 1993 yilinda girdigim kapidan, yil 2007 olmus hala cikamadim:) Tabi burada beni yanlis anlamayin. Evim oldugu icin her zaman sukretmisimdir, ama artik ben de balkonda terasta kahvalti keyfi istiyorum ama.vs.. vs.. bu liste uzun bosverin!

~ Evde bulundugum ilk dakikadan itibaren ses yapacak bir seyleri acarim; televizyon, radyo, CD farketmez.. Ofiste de ayni sekilde sessizlige hic tahammulum yoktur. Biri sorsa ne dinledigimi soyleyemem, cunku dikkat etmem. Benim icin onemli olan evde ya da ofiste sessizligi bastiran bir seyler olmasidir. Bunun saniyorum uzuunn yillardir yanliz yasamamla bir alakasi var:) Hayir korkak da degilimdir ama..

~ Sporu kucuk yaslardan beridir sevmeme, hemen hemen her turlusunu (voleybol, basketbol, tenis, yuzme, kayak, squash, scuba diving, trekking) degisik yaslarda severek yapmama ragmen dayanamadigim ve anlayamadigim tek spor hentboldur! Boks maci, futbol maci, halter musabakasi bile seyretmisligim olmasina ragmen, hentbol maci falan varsa TV’de 1 dk. bile seyretmem! Nedendir bilmem hentbola bir gicikligim var. Ama ilginctir son 5 yilda tanidigim 3 arkadasim da hentbolcu!!

~ Karsi cinste beni hayran birakan seylerin en basinda bicimli, uzun parmaklar gelir! Bir erkekle tanistigimda once ellerine bakarim, aliskanlik bu oyle boyle degil. Hatta bir defasinda disaridan ilk baktiginizda “Aman yarabbim” dedirtecek kadar hos bir adamla tanismistim, ama parmaklari kisaydi. Ikinci sans bile veremedim:( Sanirim annem bana ” Dusur artik su standartlarini, baslayacagim senin seciciligine” demekte hakli:) Ne yapayim, can cikiyor huy cikmiyor malumunuz!

~ Cocuklugumda cok hayal kurardim, hala da severim hayal kurmayi. Benim cocukluk hayallerimde hep 2 cocuk ve “hic” es olurdu!! O zamanlar cok cok mutlu bir aile hayatim ve bizimle ilgilenen, sevecen annem-babam olmasina ragmen neden boyle hayaller kurdugumu hic bir zaman anlayamadim! Isin ilginci simdi de cocuk istemedigime karar verdigim bir donem… Bu ne ironidir allahim!

Aklima gelenler bunlar.. Cok bilinmeyen ya da merak edilenler miydi bilemem.. Ama bu maddeler tamamiyle ben.. Sobeleme sirasi bana gectigine gore Hikayeler Zynep‘i, artik bir ses versin lutfen diyeyerek Prenses Chido‘cumu ve Hindistan Cevizleri’den hatun kisi Bezen hanimi sobeliyorum.. Cevap vermek isterlerse tabi:)

Bu arada… Yil 2005, aylardan Subat, gunlerden 02 iken.. Bu satirlarla baslamisim yolculuguma burada.. Nasil da atlamisim bu tarihi ben, kacirdik blogun 2. dogum gununu iyi mi??

“Every journey in our life, sometimes is the expression of beginning or end.

Or both of them..

“Journey to BLUE” is the name of my beginning journey which is going to show my little happiness, thoughts and beauties of my life.

Welcome to my world.! “

Sabah…

Dunya o kadar buyuk ki;

Bir noktayim ortasinda ne yapsam.

Bazen de o kadar kuculuyor ki dunya,

Devrilecek saniyorum, kimildarsam

Hayat o kadar uzun ki,

Oyle bitmz geliyor ki bir an..

Bir de bakiyorum, o kadar kisaliyor ki;

“Ne cikar” diyorum bu hayattan.

Saadet o kadar lazim ki yasayana;

Billahi can verir ugrunda insan.

Hem o kadar bos ki mesud olmak,

Gun yuzu gormeden olenlerin arkasindan.

Ben o kadar onemli kisiyim ki,

O kadar iyiyim ki aklim ve dusuncelerimle.

O kadar da fenayim ki ben

Delice niyetlerimle.

Gece; ne kadar karanlik ve sessizsin..

Oyle kapliyorsun ki evleri, yollari, denizleri.

Hem o kadar aydinlik ve seslisin ki;

Cilginca costuruyorsun bizleri.

Sabah; bir yeni dunya gibi geliyorsun;

Oylesine suslu, oylesine sadesin ki..

Sen o kadar guzelsin ki sabah,

O KADAR GUZELSIN KI.

~Ozdemir ASAF

Guzel sabahlara.. Guzel ve aydinlik sabahlara.. Benim gibi ihtiyaci olanlara, ya da oylesine yataktan kalkip gune baslayanlara..