Keyif ve Lezzet Durakları Konulu Yazılar

Annekuş İle Mini Avrupa Seyahatimiz (II)

Ile de la cité'den St. Germaine de Pres'e giderken, köprü üstü.

Ile de la cité’den St. Germaine de Pres’e giderken, köprü üstü.

İlk bölümdeki ulaşım ve konaklama hakkında verdiğim bilgiler sonrası geldik ne yaptık-ne gördük ve ne yedik-içtik kısmına. Seyahatimizin ilk durağı Amsterdam’a yaklaşık 6 ay kadar önce sevgili kocamın doğum gününü kutlamak adına gittiğimiz için notları blogda hala sıcak 🙂 İlk defa okuyacaklar için hemen ilgili linklere ulaştırayım sizi:

Yeni Başlayanlar İçin Amsterdam

* Dilara’nın Amsterdam Önerileri (Ne yenir-Ne içilir?)

* Dilara’nın Amsterdam Önerileri (Ne Yapılır- Ne görülür?)

Annem ve Tolu’cumu da hemen hemen tüm sevdiğim yerlere götürmeye gayret ettim. Zamanımız kısıtlı, hava da misler gibi güzel olduğu için müze gezme işlerini başka bir geziye bıraktık.

Devamını oku

Annekuş İle Mini Avrupa Seyahatimiz (I)

Seyahat üçlüsü Paris'te, Eiffel önünde :)

Seyahat üçlüsü Paris’te, Eiffel önünde 🙂

Ağustos ayında biri Yunanistan’a, Thassos Adası‘na, diğeri de Bozcaada‘ya olmak üzere iki kısa süreli seyahatimiz oldu. Diğer seyahatlerimizden farklı tarafı ise her iki seyahatimizi iki teker üzerinde gerçekleştirmiş olmamızdı. İlkinde iki çift iki motor, sonuncuda kocamla ikimiz tek motor şeklindeydik. Bu seyahatlerimiz için ayrı bir platform çalışması olduğu için şimdi tam da Journey To Blue‘da görmeye alışkın olduğunuz bir seyahat yazısı ile karşınızdayım uzun bir ara sonrası 🙂

Annekuşum ile çıkmış olduğumuz önceki yurt dışı seyahatlerimizi de yazmıştım hatırlarsanız. İlk seyahatimizi 2007 yılında Prag‘a (ki yazı dizisinin ilk yazısı burada), ikincisini ise arayı fazla açmadan 2009 yılında İspanya‘ya gerçekleştirmiştik (ki bu yazı dizisinin ilk yazısı da burada). “En az iki yılda bir gezelim birlikte” hayalimizin birazcık (!) fazla ötelenmiş olduğunu farkedince aradaki açığı kapatmanın en iyi yolunun bir batında üç farklı Avrupa şehri görmek olduğuna kanaat getirdik 🙂 İşte böylece aylar öncesinden planlamaya başladım 10 gün sürecek Amsterdam-Brüksel-Paris seyahatimizi (Bu üç şehir ile ilgili tecrübelerim olması açısından planlamanın tamamı benim tarafımdan yapıldı. Programı üçe ayırarak planladım: İlki ulaşım, ikincisi kalacak yer ve sonuncusu da gezilecek-görülecek/mutlaka yenecek-içilecek şeyler üzerine oldu). Seyahatimizin İspanya kısmında da bize eşlik eden, benim en iyi seyahat arkadaşım Tolu da katıldı aramıza ve üç kadın on gün süren yorucu, ama güzel anılarla iz bırakan bir Avrupa seyahati yapmış olduk.

Devamını oku

Dilara’nın Amsterdam Önerileri II

foodhallenentrance-fh

İlkini şurada paylaştığım Amsterdam’ın bence “en”leri adlı yazı dizisinin geldik ikinci ve sonuncusuna (Bir süredir hem nezle hem de alerjilerimle boğuştuğum için iki yazının arası bu kadar açıldı, hani heyecan içerisinde bekleyeniniz vardıysa diye, özür dilerim).

!!! Amsterdam’da “mutlaka” bu enteresan mekana uğrayın.

* FoodHallen (Foursquare puanı:8.6)

Uzun yıllar boyunca emekliye ayrılan tramvaylara ve çevresindeki eskimiş, dökülen binalara yataklık eden kocaman bir alan düşünün. Geçtiğimiz Temmuz ayı, bu alan tramvay mezarlığından inanılmaz keyifli ve canlı bir yaşam alanına dönüştürülerek açılışı yapılmış. Eski binalar onarılarak otel, sinema, kütüphane ve kocaman bir kısmı da örneklerine Londra (Borough Market), New York City (Chelsea Market) ve Madrid’de (Mercado San Miguel) rastladığım bir yeme-içme-sosyalleşme merkezine dönüştürülerek adına da FoodHallen denmiş. Haftanın yedi günü açık bu mekanda birbirinden farklı tatlara ve mutfaklara ev sahipliğini yapan yan yana bir sürü mini dükkan var. İster Vietnam mutfağı, ister Fransız, isterseniz sağlıklı-temiz yiyecekler, dilerseniz hamburger ve tost.

Devamını oku

Dilara’nın Amsterdam Önerileri I

Dilara Erdem

İnternetin hayatımızın ayrılmaz bir parçası olması ile birlikte nereye gitmeli, ne yemeli, neler görmeli konularında sınırsız bir kaynak var önümüzde malum. Amsterdam‘a gitmeden önce ben de faydalandım elbet birçoğundan her seyahatim öncesi yaptığım gibi. Sonunda da yukarıda değindiğim konularda ulaştığım sınırsız seçenekler arasından kendimize uzunca bir liste yaptım. Listemizdeki her bir maddenin üzerini çizebilmek elbet yine mümkün olmadı, fakat olabildiğince zevkimize göre tecrübe ettiklerimizin yer aldığı bu listeden sizler için seçtiğim benim için “mutlaka” ve “en”lerle baş başa bırakıyorum şimdi sizi.

Devamını oku

Kahvaltı İçin Farklı Adres Arayanlar

İstanbul kocaman bir şehir. Her türlü öğün için gidilebilecek sayısız, birbirinden değişik, renkli, Avrupai, yöresel, iyi ya da kötü mekana ev sahipliği yapmakta… Her gün neredeyse yeni bir mekan açılıyor bu şehirde ve her gün birine gitseniz bile tümüne yetişmeniz, tecrübe etmeniz mümkün değil! Haliyle ben de yemek ile ilgili bir davet aldığım zaman mümkün olduğunca değerlendirmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz gün hafta içi Akdeniz Hatay Sofrası‘nda bir kahvaltıya davet edilince de tereddüt etmeden kabul ettim. Yeni bir mekan denemenin yanı sıra; hem en sevdiğim öğün kahvaltı idi, hem de çevremde Hataylı ya da orada uzun yıllar yaşamış, mutfak kültüründen etkilenmiş ve bize bu konuda nefis örnekler sunan arkadaşlarım vardı ve ben Hatay’a çok gitmek, görmek istiyordum.

Devamını oku